Erkekler Kadının Emanet Olduğunu Unuttu!


11052452_401455430053637_4803016330435323966_n

Kadınların erkeklere nasıl davranması gerektiğinden, unutmak istenen erkeğe itaat kavramından bahsettik. Bu konunun bir yüzüydü. Diğer yüzü ise erkeğin kadına nasıl muamele etmesi gerektiğidir.

Öncelikle bugüne değin gözlemlediğim acı bir gerçeği paylaşmak isterim. Bir ailede baskın karakter kimse onun sözü geçiyor. Onun sesi daha çok çıkıyor ve diğer taraf sönük kalıyor. Bu açıdan toptancı bir yaklaşımla erkekler şöyle, kadınlar böyle demenin yanlış olduğunu düşünüyorum. Her aile ayrı bir dünyadır. Her zaman dışardan göründüğü gibi olmayabilirler.

Eşlerden hangisi uysal bir yapıdaysa diğeri evde egemenliği eline alıyor, bütün söz hakkını kendinde görüyor sanki. Bir kadın sabırlı, sessiz sakin bir yapıya sahipse genelde kullanılabilir görülüp, gereken saygı kadına gösterilmiyor. Ve aynı şekilde erkekte her şeye susan, her konuda fikir beyan etmeyen, sabırlı bir karakterdeyse bu kez kadın erkeğe yükleniyor, evde tek otorite oluveriyor.

Görselliğin ön plana çıkarıldığı günümüz toplumunda kadın olmak da, erkek olmak da güçleşti. Özellikle erkeklerin kadınlardan görüntü olarak beklentisi arttı. Uyaranlar, dayatılan kadın modelleri, bütün albenisiyle sokaklarda arzı endam eden kadınlar erkeklerin eşlerine olan ilgisini azalttı.

Ne acıdır ki, kadının her zaman namuslu edepli olması beklenirken, erkeğin yaptığı zina “elinin kiri”, “erkektir yapar” gibi bayağı sözlerle basitleştirildi.

Kadınlardan itaat beklenirken, acaba erkekler üzerlerine düşen vazifelerini ne kadar yapabiliyorlar? İzleyici yorum ve maillerinden yola çıkarak erkeklerin yaptığı yanlışlardan ve haksızlıklardan örnekler verelim:

1- Kadın bir ev hanımıysa, akşama kadar evinde uğraşmış didinmişse, erkeği tarafından sanki hiçbir iş yapmamış gibi görülmesi;

2- Kendi ailesine saygı sevgi gösterilmesini beklerken, kadının ailesinin önemsenmemesi;

3- Kadının hassas bir yapıda olduğunu unutup ısrarla ve inciterek değiştirmeye çalışması. Vücudunda azıcık kilosu, biraz sarkması olan kadına iğrenç muamelesi yapılması ne kadar onur kırıcı;

4- Kişisel bakımına ve edepli olmaya özen göstermemesi. Bir izleyicim eşinin kesinlikle dişini fırçalamadığını, istemediği halde yanında hoş olmayan, saygısız ve edepsiz tavırlar sergilediğini yazmıştı;

5-  Özel hallerde kadının mutlu olması önemsenmeden, sadece kendi mutluluğuna odaklanması. Kaba davranması;

6- Kadını rahatsız eden özel problemleri varsa önemsemeyip, karısının bir ömür boyu ızdırap çekmesini, mutsuz olmasını sağlaması;

7- Tv veya internette karısını hiçe sayarak edepsiz yayınlar seyretmesi veya devamlı maç izlemesi;

8- Karısını başka kadınlarla kıyaslaması. Başka kadınların güzelliğinden eşine bahsetmesi;

9- Eşine haber vermeden veya danışmadan eve arkadaşlarını davet etmesi. Ya da hiç eşinin fikrini almadan sık sık arkadaşlarıyla buluşması;

10- Çocukların bakımı ve eğitimi konusunda eşine yardımcı olmaması. Ki, bazı akşamlar ve tatil günlerinde pekâla yardımcı olabilirler;

11- Ailesinin yanındayken hanımına değer vermemesi, hakkını savunmaması. Evde gayet iyi davranırken ailesinin yanında eşini sıklıkla azarlaması;

12- Dışarıda gayet güler yüzlü, beyefendi ve kibarken, evinde eşine ve çocuklarına karşı özensiz ve kaba davranması;

13- Evin temizliğinden, köftelerin şekline kadar laf etmesi, bahaneler arayıp kusur bulması;

14- “Seni anlıyorum”, “seni seviyorum” gibi rahatlatıcı sözleri söyleyememesi;

15- Her tartışma ortamında “boşanabiliriz” iması yapması, “kapı orada” demesi, eskiden yaşananları sık sık başa kalkması;

16- Karısı söylediğinde umursamadığı bir fikri, arkadaşı söylediğinde ilk kez duyuyormuş gibi davranıp hayata geçirmek istemesi;

İnsaniyet ve İslamiyet birbirinden ayrılmaması gereken iki unsur olsa da, islami bilinçteki pek çok erkeğin insani değerlerinin zayıf olduğu, eşine karşı nasıl davranması gerektiğini bilmediği bir gerçektir. Bu saydığım maddelerin çoğunu bilinçli müslüman denilebilecek erkekler de yapıyor malesef. İslami bilinçte değilse başka bir kadınla açıkça zina işler, aksi halde göz zinası, kulak zinası ve düşünce dünyasında büyüttüğü hayasızlıklarla farkettirmeden aldatır.

Hani Kur’an’da geçer, erkeğe dört kadına kadar evlenme hakkı verilmiştir. Erkekler bu 4 kadın meselesini gerçekleştiremese de her fırsatta kadına hatırlatır, şaka yollu, ima yollu bahsederek hazırda tutar. En ufak bir hatasını görse “yok senden kadınlık geçmiş”, “nasıl olsa haklarım var” deyip başa kalkmayı bir marifet sayar. Ve bunu en çok güya İslami bilince sahip erkekler yapar. Başka bir kadınla eşini aldatamamanın verdiği iç acısının dışa vurumudur sanki bu tavırlar.

İslamda şartları yerine getirildiği takdirde – ki bu çok zordur – erkeğe dört kadına kadar hak verilmiştir evet. Fakat buna mukabil kadının da bir çok hakları vardır. Bir kadın istemezse ev işi bile yapmaz, hizmetçi tutma hakkı vardır. Çocuğunu emzirmek istemezse zorlanamaz. Eğer erkek kocalık vazifelerini yapamıyorsa kadının boşanma hakkı vardır.

Sevgili Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi Ve Sellem,Veda Hutbesinde; “Kadınlar size Allah’ın bir emanetidir.” buyurmuştur. Yazık ki çoğu erkek kadının emanet olduğunu unutuyor, bu emaneti zayi ediyor. Tertemiz eşlerinin kıymetini bilmeden, her fırsatta ezerek, aşağılayarak bir ömrü heba ediyor. Oysa erkekler kadınların zayıf ve çocuksu karakterlerini anlayıp ona göre muamele etseler belki bir çok anlaşmazlık ortadan kalkacak.

Kadınlar güzel sözden hoşlanır. Eve gelen erkeğin eşine muhabbetle hal hatır sorması, gün içerisinde yaptığı temizlik, yemek gibi işleri küçümsemeyip dillendirerek takdir etmesi, ara sıra onu sevdiğini söylemesi kadını rahatlatır mutlu eder.

Kadın zariftir, zerafetten hoşlanır: Erkek bilmelidir ki kadınlar kabalıktan asla anlamaz. Kaba tavırlar erkekliğin bir göstergesi değildir. Kabalık, karşısında saygı beklemek yanlıştır. Özel hallerde eşine karşı kaba davranan onu anlamaya, rahatlatmaya çalışmayan erkekler de karşılarında çoğunlukla gergin kadınlar bulurlar. Bir izleyicim eşi kendisini rahatlatamadığı için kalp hastası olduğunu yazmıştı. Ve şöyle devam ediyordu mailine: “Yıllarca yalvardım ama tedavi olmadı, doktora gitmedi. Kimselere anlatamadım, hep rol yaptım, çok geceler, o rahatlayıp arkasını dönüp yattığında ben gizli gizli ağladım. Herkes iki çocuğum var diye bizim hiç bir problemimiz yok sanıyordu. Eşimin yoktu evet, ama benim vardı. Hiç mutlu olamadım…” Açılsa ne dertler çıkar mutlu gibi görünen evlerden. Her ev bir başka alem…

Kadınlar anlaşılmak isterler. Kadının bir isteği varsa ve erkek buna karşı çıkıyorsa, karşıt görüşünü sert bir dille değil de “seni anlıyorum ama” diye başlayan sabırlı ve kararlı cümlelerle devam etse, sebeplerini sıralasa eminim pek çok kadın isteğinde ısrarcı olmayacaktır. Bir konuda “hayır” deyip sebebini söylemeyen erkekler kadını hasta ediyor…

Kadınlar çocuk gibidir: Ne kadar dominant gözükürse gözüksün, her kadın içinde bir çocuk taşır. İki tatlı söz duyup, bir güler yüz görseler herşeyi unutuverirler. Kadının gönlünü almak, sakinleştirmek sanıldığından çok daha kolaydır.

Susmak en çok erkeğe yakışır: Dırdırcı erkekler, dırdırcı kadınlardan çok daha iticidir. Bir tartışma esnasında mütemadiyen konuşan, her şeye dırdır eden bir erkek, zamanla saygınlığını yitirir, değerini düşürür.

Dünyayı cennete çevirmek isteyen, hurileri daha cennete gitmeden isteyen, dışarda gördüğü her güzelle eşini kıyaslayan erkekler biyolojik olarak dışardaki kadınla, evdekinin bir farkının olmadığını bilmelidir. Bir kadının aldatması ne kadar aşağılık ve kabul edilemezse, erkeğin aldatması da en az onun kadar aşağılık ve kabul edilemez bir durumdur.

Hiç bir eş her ne sebepten olursa olsun aşağılanmayı hak etmez. İstemeyen çekemeyen boşanmak isterse boşanır. Fakat aynı evde yaşadığı eşini her fırsatta ezip onur kırıcı hareketler yapmak, ne erkekliğe, ne insanlığa, ne de İslamlığa yakışmaz.

“Mü’minlerin îmân bakımından en mükemmeli, huyu en iyi olanıdır. Hayırlınız, kadınlarına karşı hayırlı olanlardır.” (Tirmizî, Radâ`, 11 (III, 466); İbni Mâce, Nikâh, 50 (I, 636))

Allah düşünebilen akıl sahipleri için: ”Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.” (Rûm, 30/21.) buyurmuştur.

Erkek ve kadın savaşmak için değil, birbirlerine üstünlük sağlamak için değil, birbirlerinde huzur bulmak için evlenmelidirler. İki kırık kalp, birbirine örtü olamamış, ruhları aç kalan iki yalnız insan mutlu bir evliliğin sahipleri olamazlar.

Bu toplumun erkeğine itaat edecek, engin yürekli kadınlar kadar, itaat edilmeye değer, saygın karakterde erkeklere de fazlasıyla ihtiyacı var.

Cahide Sultan
Cahidejibek.com

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s