Evliliği yük olarak görmeyin


Evliligi yuk olarak gormeyin

Son zamanlarda evlilik birçok kişinin gözünde yük gibi algılanmaya başlandı. Bu yanlış! Evlilik, birlikte zorlukların üstesinden gelme ilişkisidir ve insana iyi gelir.

“Evliliği kolaylaştıracak bir şeyler yok mu? Evlenmekten korkuyorum. Evliliğin bana yük olmasından da. Kısmetlerim çıkıyor; ama bir türlü karar verip evlenemiyorum. Net cümlelerle pratik öneriler yazsanız ne iyi olurdu Mehtap Hanım.” diye sormuş bir okuyucum.

Siz sorarsınız da ben cevap vermez miyim? Hemen sıralayayım size. Bayram şekeri gibi hayatınızı tatlandırmasını umduğum pratik önerileri yazayım ki; evlilik “yük” olmaktan çıkıp “birlikte kalkındırılan” bir süreç haline gelebilsin.

Öncelikle evliliği “yük” olarak görmeyin. Bu çok tehlikeli bir bakış açısı. Niye biliyor musunuz? Siz evliliğin yükünden bahsedince, “yük” kelimesinin anlamı tam olarak ne acaba diye düşündüm. Öyle çok anlamı var ki (tamamı için bakınız; Türk Dil Kurumu, Büyük Türkçe Sözlük). Evlilikle ve evliliğin yük olmasıyla buluşan anlamları açısından şunlar dikkatimi çekti… Bir şeyin ağırlığı… Birinin üzerine almak zorunda kaldığı ağır görev… Tedirginlik veren şey, engel… Bir cismin yüzeyinde biriken elektrik miktarı… Çevresinde kıvıl alan yaratan, artı ya da eksi alabilen temel tanecik özelliği, niceliği…

Evlilik yük olarak algılanırsa neler hissedersiniz düşünün hızlıca. Ve akıl süzgecinize takılanları sıralayın kendinizce. Tahmin ediyorum ki zihin pencerenizde yeni kapılar açılıverecek bir çırpıda…

Söylediğim gibi öncelikle ilk öneri! Tanımlardan yola çıkarak söylemek gerekirse size tedirginlik veren şey, aynı anda üzerinde artı/eksi bir yığın duyguyu da size yaşatıyordur. Bu nedenle lütfen “evlilik yükü” ağırlığıyla yola çıkmayın. Doğru kişiyle yapılmış evlilik “yaşamı kolaylaştırıcı” bir özelliğe bürünür. Evinizi cennetten bir bahçeye çevirir. Tekken yalnızken, bir anlamda duygusal olarak çıplakken bir bütünün parçası olursunuz. Duygusal olarak sarılıp sarmalanırsınız. Eşinizle elele verip zorlukların üstesinden gelirsiniz.

Hepimiz insanız. İnsanın olduğu yerde midesi var, böbrekleri var, kalbi var…vs. Bunlar varsa, organlarına ait rahatsızlıkları da olabilecektir zaman içinde! Ayrıca acıları var… hüzünleri… neşeleri… isyanları… zorlukları… canlı olmak için çaba sarfetmediğimiz gibi; ani karşılaşabileceğimiz stresli durumlar için de çaba sarfetmiyoruz. İnsan olmanın sorumluluklarıyla bezenmiş ağırlıklarımız var. Tüm bunların farkında olarak, başımıza gelenleri, eş olarak seçtiğimiz kişiyle atlatabileceğimizi düşünerek evliliklere başlamalıyız. Çünkü evlilik, kendi ritmik gelişimi içinde tüm güzelliklerinin yanında, doğal sıkıntıları olan bir süreç. Ama kesinlikle yük ilişkisi değil!

Evlendiğinizde evliliğin nimetlerine aday olduğunuz gibi, külfetlerine de aday olduğunuzu bilmek zorundasınız. 4X4 peri masalı evlilik diye bir şey yok! İyi gün/kötü günün, hastalığın/sağlığın birbirinin içinde eridiği uyumlu evlilikler var!

Eşinizle ilişkinizde “dil”inizi kullanmaya çalışın. Dil, akışla ve yaşamla ilgilidir. İnsanlar konuşarak birbiriyle koordinasyon sağlar. İletişimin ve duygularınızın çakışmasıyla sohbet ortamı oluşur. Sohbet edin. Sohbet, bir anlamda kelimelerle dans etmektir. Eşinizle sohbet dansı edin! Birbirinizin lafını kesmeden, kelimeleri ayağınıza dolandırmadan, karşı tarafı dinleyerek, onun cümlelerinin arkasındaki duyguyu ve ruhu hissetmeye çalışarak kelimelerinizle dans edin. Terapide, terapistin danışanlarıyla yaptığı gibi. Çok işe yaradığını göreceksiniz. “İyi de nasıl? Bilmiyorum ki” diyorsanız, eğitim programlarına katılarak öğrenin. Ehliyet almak için sürücü kursuna gidebiliyorsak, eş olabilmek için de eğitim gruplarına katılmalıyız sevgili okurlar!

Evliliğinizin, ailenizin, ilişkinizin farkında olmaya çalışın. Ve evliliğinizin tadına varmaya çalışın.

Evlilikte 10 alanınız var ve bunların 7 tanesinde mutlu, 3 tanesinde mutsuzsanız, mutlusunuz. Bu 10 alanın 7 tanesinde mutsuz, 3 tanesinde mutluysanız, mutsuzsunuz. Bu formülasyonu değerlendirin. Ve mutsuzluk alanlarınız 3 taneyi geçmeye başladıysa mutlaka ama mutlaka Aile ve Çift Terapistlerinden yardım alın.

Yaşadığımız dünya maalesef önyargılarla dolu. Bunu hiç olmazsa eşinize yapmayın. Eşinize karşı, şartlar ne olursa olsun, ön yargılı davranmayın. Çünkü önyargı “öteki”ni görmeyi engeller. İletişimin önündeki en önemli engeldir. Önyargılarınızdan arındırdığınız ilişki paternleri sizi mutlu çiftler haline getirir.

Evleneceğiniz kişiye “Benimle evlendikten sonra hayatındaki neyi muhafaza etmek istersin?” diye sorun. Ve cevabı iyi dinleyin. Korumaya çalışmak istediği konuda ona destek olabilecekseniz evlenin. Yok eğer size uymazsa evlenmeyin. Çünkü her insan, kendi iç dünyasında bir şeyleri muhafaza etmek ister. Ve hatta kollamaya çalıştıklarını daha sağlam temellere oturtmak için evlenir. Ama evlendiği kişi, muhafaza etmek bir yana, yıkıcı davranıyorsa, kişi yaşayamaz. Hayatta kalsa bile yaşam sevincini yitirir! Diyelim… başka zamanlarda anlatmaya devam edelim…

Sevgiyle kalın…

Mehtap Kayaoğlu
Psikolojik Danışman & Psikoterapist

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s