Prematüre bebek annesi olmak…


insirah

Bismillah
5- Muhakkak ki güçlükle beraber bir kolaylık vardır.
6- Elbette güçlükle beraber bir kolaylık vardır.
| İnşirah sûresi

İki ay kadar önce, altı aylık hamile iken, oğlum doğdu. Herşey o kadar ânî oldu ki, korkulu gözlerle ve kontrol edemediğim bir çene titremesiyle, herşeyi uzaktan izlediğimi hatırlıyorum. Acil bir sezaryenle, 15 dakika kadar bir süre içinde bebeğim benden alınıp ilk müdahaleler için uzaklaştırıldı. Elhamdulillah hayattaydı, ilk ağlamasını duymuştum. İnce fikirli bir hemşire, oğlumun fotoğrafını çekip bana göstermişti. Ama ameliyat masasında dikiş atılırken, hâlâ olayları kavramaya çalışıyordum.

Birkaç gün önce sancılarla başlayan bu serüven, hastanede müşahade altında ve sancıları durdurmaya yönelik verilen ağır ilaçlarla sonuçlanmıştı. Hastanede kaldığım üç gün boyunca, oğlum için hayırlı olanı diledim Allah’tan. Aynı zamanda sürekli verilen ilaçlardan dolayı, oğlum için oldukça endişeliydim, kana karışan herşeyden onunda nasiplendiğini biliyordum…

Gerekli müdahale yapıldıktan ve tedbir olarak oğlumun akciğer gelişimi için iki iğneden sonra, doktorlar ertesi gün beni taburcu edeceklerini söylediler. Fakat bedenimi dinleyip, oğlumun doğacağını hissedince eşimden acilen hastaneye gelmesini istemiştim. Hislerim beni yanıltmadı, eşim hastane odasına girdiğinde üç jinekologla karşılaştı. Doğmaya hazırlanan bebeğimin zarara uğramadan nasıl doğması gerektiği konusunda fikir alışverişinde bulunuyorlardı. Eşim de şaşkındı ve gözlerindeki korkuyu sezebiliyordum.

Eşimin yanımda olması hem benim için, hem de oğlumuz için bir avantajdı. Doğduğunda oğlumuzun yanında olup neonatal yoğun bakım servisine gitmesinde eşlik etti. Ben ise, sezaryenden dolayı, ancak ertesi gün tekerlekli sandalyede gidebilmiştim oğlumun yanına. Elhamdulillah, bulunduğumuz hastanede böyle bir servis vardı, aksi halde doğduğunda ambulansla farklı bir hastaneye sevk edeceklerdi…

Oğlumu kucağıma aldığımda, mutluluk ile hüzün arasında bir his yaşadım. Sıcaklığını hissetmek bana iyi geliyordu, ancak zayıf bedeninin nefes desteği aparatı, gıda borusu ve farklı elektrotlarla donatılmış olması içimi burkuyordu.

Hastane odasında diğer odalardaki çocuk seslerini duymak hayli zordu. Hem karnımdaki bebeğin erken alınması, hem de yanımda olmayışı içimde büyük bir boşluğa sebep olmuştu. Üç saatte bir sütümü sağıp oğluma götürmem (veya eşimin götürmesi) bu boşluğu bir nebze dolduruyordu. Oğlum için faydalı birşey yaptığımı hissediyordum. Ayrıca onun iyi olabilmesi için benim dimdik ayakta durabilmem gerektiği kendime telkin etmeye gayret ediyordum.

Hastanede üç gün kaldıktan sonra taburcu edildim. O an hayatımın en zor anlarındandı. Hastanede bir üst katta bulunduğu için, bir nebze olsun oğlumun yakınımda olduğunu düşünüp kendimi rahatlatmaya çalışıyordum. Ama hastaneden ayrılmak, eti tırnaktan ayırmak gibiydi, içim yandı, gözyaşlarımı saatler boyunca tutamadım. Bu durumu kızıma anlatmak da zordu, neden sürekli ağladığıma anlam veremiyordu. Kardeşini özlediğim için ağladığımı, ama yakında eve gelince herşeyin daha iyi olacağını söyleyince bir daha soru sormadı. Ama onun da etkilendiği belliydi…

***

Oğlum bir kilo doğdu; kıpkırmızı, nefes almayı tam olarak bilmeyen, midesine giden bir boruyla beslenen zayıf bir bebekti. Ancak her gün doğduğu ve yaşadığı için duâ ettim. 26 haftalık doğduğu için ölüm riskinin olduğunu da biliyordum, bu yüzden korku ile ümit arasında uzun haftalar geçirdim.

İkinci çocuğum olmasına rağmen, ben en çok anneliği oğlumla tattım. Sezaryen dikişlerim henüz taze iken ve her adım attığımda şiddetli ağrı hissetmeme rağmen, tram durağına 5 dakikalık mesafeyi 20 dakikada yürüdüm. Hastaneye vardığımda ise, bir o kadar yürümem gerekti. İlaçların da etkisiyle ter içinde kalıyordum, ama sabahın erken saatlerinde hiç aksatmadan oğluma sütümü götürüyordum. Anne merhametini daha önce hiç bu kadar yoğun hissetmemiştim.

Her gün özlemle aynı yolu kat edip, oğluma kavuşmak için büyük bir hevesle hastaneye doğru ilerliyordum. Kızıma bakmam gerektiği için, maalesef oğlumun yanında 2-3 saatten fazla kalamıyordum. Onun yanından ayrılmalarım ise çok zordu. Oğlumla ilgilenen hemşirelerden biri oğlumdan ayrılamadığımı farketmişti. Önce çıkış kapısına doğru ilerleyip, tekrar tekrar oğlumun yanına gelip öpüp kokladığım olmuştur…

***

Oğlumun 36. haftası dolduğunda, yoğun bakım servisindeki anne-çocuk odalarından birinde üç gün kaldım. Artık oğlum iki haftadır kendi nefes alabiliyor, biberondan gıdasını alabiliyordu ve 2,5 kilo olmuştu. Doktorlarla görüştükten sonra, biraz da benim ısrarımla, oğlumu eve getirebildim elhamdulillah. Bu defa hastaneden oğlumla çıktım, benim için ikinci bir doğum gibiydi.

***

Hayat sürprizlerle dolu, Allah’ın bizim için belirlediği çizgiyi önceden bilemiyoruz. Yaz tatilinin bu şekilde geçeceği aklımın ucundan geçmezdi. Beni olgunlaştıran bu süreçten belki de daha güçlü çıktım. Hayat toz pembe değil, olamaz ve olmamalı, aksi halde kim cenneti arzulardı?

On haftaya yakın süren bu süreci oğlum eve geldikten sonra unutmuş gibiyim. Sanki oğlum her zaman evdeymiş, sanki hiç ayrılmamışız, sanki ondan mahrum uykusuz geceler hiç yaşanmamış gibi. Allah’a şükürler olsun ki, bu denli ağır hatıralar aklımızda sürekli canlı kalmıyor. Yoksa hayata devam etmek çok zor olurdu.

Hâlâ dikkat etmemiz gereken noktalar var elbet. Çocuklu veya kalabalık  ve kapalı ortamlardan uzak durmamız gerekiyor. Ayrıca hijyen kurallarına dikkat etmemiz ve gelişim sürecini vaktinde doğmuş bir bebekten daha sıkı takip etmemiz gerekiyor. Fakat oğluma olan hasretim sona erdi ve bu dünyadaki herşeyden daha değerli.

Ve, öğrendim ki, vaktinde doğan her çocuk için, sırf zamanında doğduğu için şükretmemiz gerekiyor…

Nilgün ERYILMAZ

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s