Eşinize sevginizi belli edin, evliliğinizi kuvvetlendirin


Eşinize sevginizi belli edin, evliliğinizi kuvvetlendirin

Sevmek insan olarak hepimizin fıtratına yerleştirilmiş en temel özelliklerden biri. Gönlümüz öyle engindir ki sevgi hususunda; sevdikçe daha çok sevmek isteriz. Anne baba sevgisi, evlat sevgisi, kardeş sevgisi, arkadaş, dost, komşu, eş… Her birinin sevgisi ayrı bir yer tutar yüreğimizde. Sevmek insanlar arasındaki mesafeleri kısaltır, güzellikleri ortaya çıkarır, engellerin aşılmasına vesile olur. Bu sebepledir ki evlilikte sevginin yeri apayrıdır. Saygı ile taçlandırılmış bir sevgi yuvayı huzur dolu bir hale getirir ve ömür boyu sürecek birlikteliklerin temelini oluşturur.

İlgi eksikliği sevgi eksikliği gibi algılanır

Evlilikte sevgi de ilgi de yadsınamaz bir ihtiyaçtır; ve birbirine bağlıdır. İlgi azalmaya başladığında sevgiden şüpheye düşülür hemen. Sonrasında ise çatırtılar oluşmaya başlar. Çatırtılar başladıktan sonra ise gerisi çorap söküğü gibi gelir çoğu zaman. Belki hiçbir şey değişmemiş olsa dahi, ilgisizlik ya da sevgisizlik hissi, olduğundan farklı gösterir hayatımızı gözümüze. “Artık eskisi gibi değil, eskiden yardım ederdi eşim bana, şimdi hiçbir şey yapmıyor. Eskiden birlikte gezer dolaşırdık, şimdi bizimle ilgilenmiyor…” gibi cümleler dilimize pelesenk olur. Sevilmemeye öyle çok konsantre oluruz ki esasında eşimizin bir sorunu olduğunu, belki işlerinin iyi gitmediği, belki maddi açıdan bir sıkıntı yaşadığını görmeyiz çoğu zaman. Tüm o sıkıntıları sevgisizlik addeder, boşu boşuna üzülür, en ihtiyacı olduğu anda eşimizden bir de biz uzaklaşırız.

Ya da tam tersi çoluk çocuk, ev işi, yemek telaşesi derken biz ihmal edersek eşimizi aynı duyguyu bu kez de beyler yaşamaya başlar. Özellikle çocuklar olduktan sonra ilgisi bölünen hanımlar birazcık ihmal ederlerse eşlerini “Artık beni eskisi kadar sevmiyor, bana değer vermiyor. Eskiden beni hiç ihmal etmezdi. Her sabah kahvaltım hazır, üstüm başım ütülü olurdu. Şimdi şu halime bak…” sözleri dolaşmaya başlar zihinlerde. Çoğu zaman yorgunluktan, işlere yetişememekten yakınan hanımlar bir de eşlerinin sitemleri ile üzülür, anlayışsızlık yüzünden incinirler. Halbuki kadınlar için de erkekler için de durum çok açıktır: İlgisiz, sevgisiz, umursamaz diye suçlanılan taraf yoğunluk, yorgunluk ve eşinin anlayışsızlığından bir de yalnızlık ile uğraşmaktadır. Bu tarz yanlış anlaşılmaların olmaması için bize verilen reçete ise çok açıktır: Eşimize olan sevgimizi dile getirmek!

İnsan sevildiğini duymak ister

Her şeyden önce Allah rızası gözetilerek, iki cihanı cennet kılma amacıyla çıkılan evlilik yolunda Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) “Bir kimse din kardeşini severse, sevdiğini ona söylesin” sözü başlarımızın tacı, dillerimizin virdi olmalıdır. Çoğu zaman utandığımız için, gerek görmediğimiz ya da daha kötüsü “Çok söylersem şımarır” düşüncesi ile sevgimizi dile getirmekten çekiniyor olmamız biz farkına varmadan aramızdaki bağı zayıflatır. Kadınlar için sevgiyi dile getirmek bir nebze daha kolaydır. Fakat özellikle erkekler “Zaten anlıyor, ne gerek var, evliyiz ya, bir aradayız ya” gibi düşüncelerle sevdiklerini söylemeyi ihmal ederler. Halbuki karşıdakinin sevgisinden emin olunsa dahi bunu duymak kalbi mutmain eder.

Eşler arasında sevginin somut olarak dile getirilmesinin aile bağlarını kuvvetlendirdiğini ve farkına varmasak dahi çocuklar için yapıcı örnek oluşturduğunu vurgulayan psikolojik danışman Hacer Okçu konunun önemini şu şekilde dile getiriyor: “İnsan fıtrat olarak sevmek ve sevilmek ister. Özellikle evliliklerde sevgiyi dile getirmek eşler arasındaki bağları kuvvetlendirir ve güven duygusunu arttırır. Eşine sevdiğini söylemek çocukların aklında ‘Annem-babam birbirine değer veriyor’ düşüncesi oluşturur ve onlar da eşlerine değer verirler. Bu küçüklükten kazanılan bir olgudur. Pek çoğumuz aile içerisinde sevdiğini söylemenin ayıp olduğunu düşünerek büyüdüğümüz için sevgiyi dışa vurmaktan utanç duyarız.”

Halbuki sevgiyi dile getirmek öyle sanıldığı gibi korkulacak bir davranış değildir. Bunu bir sözle, küçük bir notla yahut bir maille, mesajla yapabiliriz. İnsanın kendini çok kötü hissettiği bir anda sevdiğinden duyduğu güzel söz kadar onu rahatlatacak hiçbir şey yoktur çünkü. Unutmayalım ki sevgimiz söylemekle, ifade etmekle tükenecek bir his değildir. Eşlerimizi mutlu etmek için sevgimizi dile getirmek yetiyorsa bundan kaçınmak değil sevgimizi önlerine serip eşimizi sevgiyle şımartmak bile gerekir.

Yıllar geçse de kördüğüm gibi sevmek!

Hz. Aişe (r.a) Peygamber Efendimiz’le (s.a.v) yeni evlenmişti. Eşinin kendisini sevip sevmediğini ya da ne kadar sevdiğini merak ediyordu. “Ey Allah’ın Rasulü, beni seviyor musun?” diye sordu. Peygamberimiz (s.a.v) “Evet, ya Aişe, tabi seviyorum! dedi.” Hz. Aişe validemiz bu kez “Beni nasıl seviyorsun?” diye sordu. Peygamberimiz (s.a.v) “Kördüğüm gibi” diye cevapladı sorusunu. Aradan zaman geçip evlilik ilerlediğinde Hz. Aişe Efendimiz’e tekrar sordu aynı soruyu: “Ey Allah’ın Rasulü, kördüğüm ne alemde?” Peygamberimiz, cevap verdi: “İlk günkü gibi…”

Rümeysa Durak

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s