Panik atakla mücadele yolları


1099757__dark-room-background-christmas_p

Panik atak öldürmeyen ama süründüren rahatsızlıktır dersem yalan olmaz. Yaşayan bilir. Kişide dehşet duyguları oluşturur. Deprem, sel gibi doğal afetler olduğu anda yaşadığız korkuyu düşünün! Tam olarak öyle bir dehşet halinin sizi gün içinde birkaç kez yakaladığını zihninizde canlandırın. Yürek mi dayanır?

Panik atak, adı üzerine dehşet duygularını harekete geçirdiği için, terapi desteği verirken kişiye sakinlik modeli uyguluyorum. Yani kalp krizi geçirip ölmeyeceğini, çıldırmayacağını, kontrolünü kaybetmeyeceğini anlamasını sağlıyorum danışanımın.

Panik atak hastalarını doktor arkadaşımla birlikte takip ediyorum. Doktor arkadaşım muayenesini yapıyor, kişinin şikayet durumuna göre ilaç veriyor veya ilaç hiç vermeden benim uygulayacağım terapi desteği ile bu durumdan kurtulacaklarını söylüyor. Böylece kişinin yaşam kalitesini yükselten, hayata bakış açısını değiştiren keyifli bir çalışma ile üstesinden geliyoruz.

Panik atak, bilinçdışı açısından bakıldığında “Yalnızlık” ve “Gelecekte ne olacak benim halim” duygularının tetiklediği bir rahatsızlıktır. Kişi farkında değildir; ama yaşam kalitesi çok düşmüştür. Hayatı hep başkaları için yaşamaya başlamıştır. Diğerleri için yaşanan hayat, bir süre sonra kişiye eziyet gibi gelmeye başlar ve yaşam anlamını yitirir. Anlam yitirilince ölüm duyguları gelişir. Bilinçdışında gelişen ölüm duyguları kişide ümitsizlik ve nesnel ölüm kaygısı oluşturur.

Günün birinde ilk atak gelir. Kişi inanılmaz bir dehşet yaşar. Sonrasında bu dehşet duygusunun tekrar gelmesinden korkmaya başlar.

Çoğu panik atak hastasında ilk nöbetin ardından “Beklenti kaygısı” gelişir. Yani yeni bir atak gelmeyecekse bile, kişi “Ya yine olursa, ya yine gelirse” diye kaygılanmaktan, benzer bir atağa tekrar davetiye çıkarır. Üstelik davetiye çıkardığının farkında bile değildir. Beklenen her atak, farkında olmadan bilinçdışına verilen davetiye vazifesi görür. Anlayacağınız korktukça siz, atak getirirsiniz. “Gelirse gelsin, geleceği varsa gideceği de var.” duygusunu geliştirirseniz atak gelmez.

Psikolojik açıdan yardım almanızı gerektiren, insanı öldürmeyen ama yaşam kalitesini inanılmaz düşüren bu rahatsızlıktan kurtulmak için uzun süre ilaç tedavisi görmek zorunda kalan insanlar var. Günümüzde ilaç+psikoterapi desteğiyle yatıştırılan, hatta çok iyi bir terapi süreci yaşıyorsanız, hiç ilaç kullanmanıza gerek kalmadan atlatabileceğiniz bir süreçtir panik atak.

Bugün özellikle evde, iş yerinde veya herhangi bir ortamdayken aniden atakla karşılaşırsanız, kendinizi nasıl rahatlatabileceğiniz konusunda bilgi vereyim istedim.

Panik atağı sırasında en yoğun yaşanan duygu “nefes darlığı ve boğulacakmış gibi olma” hissidir. Boğulacakmış gibi olan kişiler, aşırı soluk alıp vermeye başlarlar. Bu durum, panik atağın bireyler tarafından daha yoğun düzeyde yaşanmasına yol açar. Oysa soluk alıp verme, yani solunum sistemi, istemli olarak kontrol edilebilecek bir işlevdir ve bunun yapılabilmesi halinde panik atağını kontrol altına almak mümkündür.

Peki aşırı soluk alıp vermeyi nasıl kontrol altına alacaksınız…?

Gün içinde farklı zamanlarda, her insan dakikada ortalama 10-12 kez soluk alıp vermektedir. Eğer kişi, bundan daha fazla sayıda nefes alıp veriyorsa, bu sayı mutlaka azaltılmalıdır.Demek oluyor ki, panik atağın ilk belirtilerini fark ettiğinizde nefes alıp vermemizi yavaşlatırsanız, ciddi bir ataktan uzaklaşmayı da başarmış olursunuz.

Kişi ilk nöbetinin ardından farkında olmadan “olumsuz otomatik düşünceler” geliştirir. Olumsuz otomatik düşünce nedir biliyor musunuz? Hemen anlatayım. Aklınıza olumsuz bir düşünce gelince, onunla bağlantılı bir sürü olumsuz fikir geliştirmektir.

Örneğin (İlk düşünce bu olsun): Eyvah, ya yine panik atak gelirse?
Ardından gelenler: Panik ataktan dengemi kaybedersem. Ölürsem. Ben ölünce çocuklar ne olacak? Eşim yeni biriyle evlenirse? Ölünce cehenneme gidersem? Çıldırırsam? Bayılırsam? Çıldırınca herkese rezil olursam? Nefes alamazsam? Nefes alamayınca organlarım zarar görürse? Organlarım zarar görünce yatalak olursam? Yatınca bana kim bakacak? Hasta bir kadını kocam ne yapsın, ya beni boşarsa? Ailemin başına bela olur muyum? Vb gibi.

Bu ve benzeri düşünceler, yeni ataklar için iyi birer altyapıdır. Panik atak yaşayanlar, genellikle hayata siyah/beyaz şeklinde iki uçlu bakan mükemmeliyetçi kimselerdir. Gri renkleri görmek, hayata iki uçtan değil çoklu seçenekten bakabilmek atakların gelmesine engel olacaktır.

Demek ki panik atak yaşıyorsanız ilk yapacağınız davranış, aklınıza olumlu düşünceler getirmeye çalışmak olmalı. Panik ataktan kimsenin çıldırdığına, kontrolünü kaybettiğine ve öldüğüne şahit olmadım, rahat olun.

İsterseniz son olarak doğru nefes alabilmeniz için yöntem yazayım;

1. Öncelikle rahatlıkla oturup uzanabileceğiniz bir duruma geçin.
2. Burnunuzdan derin bir nefes alıp, onu içinizde 10’a kadar sayarak tutun.
3. 10’a geldiğiniz zaman nefesi ağzınızdan verip, kendinize “rahatla, gevşe, kendini iyi hisset” şeklinde komutlar verin.
4. Bu periyodun ardından 3 saniyede nefes alıp, ardından 3 saniyede nefes verin. Ve nefes alıp vermeyi bu tempoyla sürdürün. Böylece her 1 dakikada ortalama 10 kez nefes alıp vermiş olacaksınız. Normal şartlarda alıp vermeniz gereken sayı zaten buydu. Atak sırasında nefes alışverişiniz arttığı için de kalbiniz hızlı hızlı atıyordu. Sayıyı doğal olana indirdiğinizde, atağı durdurmak için ciddi bir iş yapmış olacaksınız. Bu arada her alışınızda “iyi ve güzel olan her şeyi içinize çektiğinizi”, her nefes verişinizde de “sıkıntı ve zorlukları dışarı attığınızı” düşünmeyi ihmal etmeyin.
5. Her 1 dakika sonunda, 10 saniye boyunca nefesinizi tutup, ağzınızdan geri verin. Daha sonra 3 saniyelik döngülere devam edin.
6. Panik atağınız hafifleyinceye ya da ortadan kalkıncaya kadar bu alıştırmaya devam edin.

Ortalama 4-5 dakika sürecek bu minik “Nefes yavaşlatma tekniği” ile panik atağını kendinizden uzaklaştırma şansınız olacak.

Eninde sonunda yapmanız gereken şey, atak gelmeye başladığında, artan kalp ritminizi normale çevirmekten geçiyor. Ritmi normale çevirip, delirmeyeceğinizi, çıldırmayacağınızı, aklınızı kaybetmeyeceğinizi, kontrolün elinizden çıkmayacağını, bunun kısa sürecek bir korku nöbeti olduğunu, birkaç dakika sonra tamamen ortadan kalkacağını düşünmeyi ihmal etmeyin.

Bireysel destek çalışmalarında danışanlarımıza öğrettiğimiz bu tekniği sizlerle de paylaşmış oldum.

İlaç+psikoterapi dışında “hipnoz” yöntemiyle yardım almanız da mümkün. Ortalama 8-10 seans süren hipnoz çalışmalarıyla nefes alışverişinizin kontrolünü ele geçirmenize, bilinçdışı korkularınızda kurtularak ataklardan uzak durmaya çalışmanıza yardımcı oluyoruz. Çok da işe yarıyor doğrusu.

Zararın neresinden dönülse kardır misali, atağın neresinden uzaklaşılırsa keyiftir diyelim…

Sevgiyle kalın…

Mehtap Kayaoğlu

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s