Zinayı “Helâlleştirme” Temayülü


Zinayi helallestirme temayulu

Esselamu aleykum dostlar!

“Göz zinası”na dahi hassasiyet gösterilmesini farz kılan bir dinimiz var elhamdulillah! Namahreme bakmak konusunda dahi dikkatlı bir tavır geliştirmemiz gerekirken, nikahsız birlikteliklerin allanıp pullandığı bir zamanda yaşıyoruz. Öyle ki, henüz anaokul çağında, 5-6 yaşlarında “sevgili”si olan çocuklar sevimli bir imaj uyandırırken, 16-17 yaşlarında evlenmek isteyen gençler çocuk sayıldığı için tepki alıyorlar. Allah rızası için, biraz samimi olalım!

Zina evrim geçirip aşka dönüşürken, Allah’ın adına kıyılmış nikâh ayaklar altına alınıyor. Zina “seviyeli birliktelik” ismini alırken, evlilik külfet olarak algılanıyor. Artık evlilik yaşı gittikçe ilerliyor, bunda üniversite eğitimi veya maddî beklentiler hiç şüphesiz önemli rol oynuyor. Fakat, paralel olarak, cinsellik yaşının 12 yaşlarına kadar düştüğünü biliyoruz.

Peki, evliliğe engel olanlar, bir zahmet, gençlerin ergenlikle beraber gelen cinsel güdülerini 25-30 yaşlarına kadar nasıl bastıracaklarını ifade edebilirler mi? Cinselliğin olabildiğince kıskırtıldığı bir dönemde, bu mümkün müdür? Kaldı ki, cinsel duyguların kanalize edilmesi yerine, çoğu zaman medyada lanse edilen şekliyle yaşanılması öngörülüyor. Yani, hem evliliğe set çekiliyor, hem gençler içlerine sığmayan cinsel güdülere teslim ediliyor, hem de medya zinayı masumlaştırıyor.  Söylesenize, bu cinsel istismar değildir de nedir?!

Yazık ki televizyon dizilerini birebir yaşayan bir nesil yetişmekte; ebeveynler ise bu dizileri çocuklarıyla izleyip olup bitenlere sessiz kalıyorlar. Böylelikle, bir nevî çocuklarına izledikleri hayat tarzı için onay vermiş oluyorlar. O halde, kendimize soralım; bu yozlaşma karşısında susanlar, dizilerin yapımcıları kadar sorumlu değil midir? Hatayı sadece dizilere veya sosyal medyaya yüklemek biraz da iki yüzlülük değil midir?

Aile kavramını yerden yere vurulurken, manevî değerlerimiz yitirilirken, bize sunulan hayat tarzını akıl süzgecinden geçirmeden benimsiyoruz veya en azından evimize kadar medya kanalıyla girmesine izin veriyoruz. Oysa değişime ailemizden başlamalıyız; empoze edilmeye çalışılan hayattan sıyrılmalıyız. İnsanlık çapında küçük bir adım olsa dahi, aileniz için büyük bir adım olacağından şüpheniz olmasın.

Çözüme giden yolda, öncelikle tv’yi evden kaldırmalısınız ve sosyal medyayı kontrol altında tutmalısınız. Akşamları ailecek keyifli bir şekilde izlediğiniz dizilerdeki hayatları hiç şüphesiz çocuklarınız zamanla benimseyecektir. Sizin yapmanız gereken zihin şekillendirmesini diziler planlı bir biçimde üstleniyorlar, siz ise onlara destek veriyorsunuz. Bu masum(!) dizileri izlemeniz, bir nevî çocuklarınıza dizi oyuncularının yaşadığı hayatı sunmanız anlamına geliyor. Nitekim, gençler artık aşk kavramını zina ile özdeşleştirmiş, evlilikten ise korkulmakta.

Atmanız gereken ikinci adım, örnek bir evlilik yaşamak üzere gerekli yollara başvurmanız olacaktır. Bütün bilgi kirliliğine karşı, çocuklarınız kendilerine model edinecekleri işlâmî bir evlilik görebilmeli ve bunun verdiği huzur içinde yaşayabilmeli. Aile huzurundan yoksun büyüyen çocukların, farklı hayaller kurmaya ve medyada mutluluk aracı olarak lanse edilen hayatlara biraz daha özenmeye meyli artıyor. Oysa, çocuklarınız bilmeli ki, eş de sevgilidir. Hatta o denli değerli ki onu sevmeye bir ömür yetmiyor; muhabbet bu fâni dünyaya sığmayınca, bazıları “âhiretlik” adını vermiş.

Unutmayın, hoşa giden ne ise, çocuklarınız ona meyledecektir. Bu pislikte boğulmamak üzere, akıntıya ters yüzmek zorundayız. Dostlar, zinayı sevimli göstermek büyük bir planın sadece bir parçasıdır. Bu hedefe ulaşmış sayılırlar. İkinci adım, eşcinselliği bir tercih ve hak olarak göstermektir. Asla hafife almayın, bu mikropu bünyemize enjekte etmek istiyorlar. Oysa, biliyoruz ki, özgürlük kılıfı altında bizlere ahlâksızlığı dayatıyorlar.

Velhâsıl, evliliğin bir bedeli vardır, fedâkarlık ister. Bu sorumluluktan sıyrılıp, evlilik dışında onunla bununla yaşamak hayvanî bir yaşam tarzıdır. Kısa vadede geçici bir mutluluk verse de, psikolojik açıdan hezeyanla sonuçlanıp zamanla kullanılmışlık hissi uyandırıyor. Fakat, iş işten geçtikten sonra, elden ne gelir?

Hayatını Allah’ın helâl ve haramlarına göre şekillendirenlere selâm olsun.

Nilgün Eryılmaz

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s