“Kendini Bırakmak” ne demektir, nasıl yapılır?


Kendini birakmak

Kim istemez ki, çocuğuyla keyifli vakit geçirmeyi ve çocuğunun da keyif aldığını görmeyi… Ama anne-babaların en çok şikayetçi olduğu, yoruluyorum, sıkılıyorum dediği konulardan birisi de bu.

Bağlanamayan, kendini bırakamayan anne yoruluyor. Çocuk emerek, şirin davranarak, tenine temas ederek, ihtiyaçlar oluşturarak bağlanmak için çaba sarf ediyor, anne ise kendini bırakmama mücadelesi içine giriyor. Annenin kendini bırakmadan çocuğun bu ihtiyaçlarını gidermeye çalışması anneyi yoruyor, aslında lezzet alamıyor. İnsan bir eylemi lezzet alabildiği kadar devam ettirebilir.

Kişinin kendini bırakabilmesi için öncelikle yavaşlaması gerekir.

Yavaşlamak içsel derinliğe erişme fırsatı verir. Çocuk, içsel derinliğe ulaşan annenin içine dokunabilir. Anne sanki titrer gibi, hafif bir cezbe geçirir gibi bir hal yaşar ve “burnumun direği sızlıyor, içimden ağlama hissi geliyor” der.

Yavaşlamak için bir metronom eşliğinde, metronomu 24’e ayarlayarak günde iki defa (06:00-09:00 ve 21:00-00:00 arasında olabilir) bütün kaslarınızı bırakın, parmağınızı kalbinizin sol alt köşesine koyun, gözlerinizi kapayın, içinize doğru derinleşin ve hislerinizi hissetmeye çalışın.

Hislerini hisseden kişi, hislerini anlamlandırır, ona dürtü veren asıl kaynağı bulur. Hislerini anlamlandıran kişi, hislerini yönetebilir.

Kişinin kendini bırakabilmesi için ikinci olarak, zihnini geleceğin kaygılarından kurtararak, duygularını geçmişin elemlerinden arındırarak anı yaşaması gerekir. Onu o andan uzaklaştırmaya çalışan tüm duygu ve düşüncelerden iradi olarak kendisini arındırması gerekir.

Kişinin kendini bırakabilmesi ve anı yaşaması için zamanı çerçevelemesi gerekir. Mesela, 15dk ya da yarım saat sadece çocuğumla birlikte olacağım demek, zamanı çerçevelemektir. Zaman çerçevelenmediğinde eylem hiç bitmeyecekmiş gibi gelir ve yine yorar.

Bunlar yapılabildiği takdirde, o zaman çocuğun elini görürsünüz, tırnağını görürsünüz, gözünü görürsünüz ve çocuk da kendini gören anneyi gördükçe kendini bırakır, ruhsal doyumsama, bağlanma gerçekleşir. Ruhsal doyuma ulaşan çocuk zaten anneyi kendiliğinden terk eder.

Bazen ebeveyn çocuğuyla birlikteyken keyif alır ama aslında kendini tatmin eder. Esas olan çocuğun keyif almasıdır. Bu yanılgı, “saatlerce oynuyorum yine de doymuyor” denmesine neden olur.

Peki, çocuğun keyif aldığını nasıl anlarız? Ruhun simada görünür olduğunu gördüğünüzde, çocuğun kendini bıraktığını ve ruhsal doyuma ulaştığını fark ediyorsunuz.

Evet, ebeveyni yoran çocuk değil, kendini çocuğa bırakmaya direnmesidir.

Adem Güneş

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s