Kitap Tavsiyesi: Çocuğumu Fişte Unuttum!


Cocugumu fiste unuttum

Esselamu aleykum dostlar!

Ne yazık ki televizyon ailelerin egemen bir parçası hâline geldi. Hal böyle iken, bu konuda bilgi edinmekte fayda olduğunu düşünüyorum. Dünya genelinde insanların özel yaşamları televizyonun etrafında dönmekteyse, bu teknoloji kutusunun hayatımız üzerindeki etkilerini sorgulamak zorundayız.

Daha önce belirttiğim üzere, eşimle istişare sonucu, evimize televizyon alma ihtiyacı duymadık. Her ne kadar çevre tarafından olağandışı bir durum gibi algılansa da, hiçbir zaman bu konuda bir eksiklik hissetmedik elhamdulillah. Marie Winn’in “Çocuğumu Fişte Unuttum!” isimli kitabını okumak, ne denli yerinde bir karar aldığımızı bir kez daha ispat etti. Evinde televizyon bulunan ailelerin mutlaka okuması gereken bir kitap olduğu kanaatindeyim.

Yazar Marie Winn’in televizyonun hipnoz etkisini birçok röportaj ile örneklendirmesi en çok zihnimde kalan bölümler arasında. Kolaylıkla tecrübe edinebileceğiniz şekilde, çocukları televizyonun önünde koyduğunuzda gözlerinde anlamsız bir bakış, ağız hafif aralıklı ve çevredeki dünyadan tamamen kopma fark edilebilir. Bir nevî zihnen televizyonun içine girerler. Bu çocuklar farklı bir dünyaya, farklı bir boyuta kendilerini kaptırırlar. Programın sonunda ise (veya siz televizyonu kapattığınızda) yarım saat kadar huysuzluk olarak değerlendirilebilecek davranışlar sergilerler. Sanki televizyon boyutundan gerçek hayat boyuta geçişin zorluğunun dışavurumudur; hatta bunu biraz doğuma benzetiyorum: anne karnında pasif olan foetus’un zorluklar içinde fanusundan çıkması gibi.

Kitapta ele alınan bir başka önemli nokta, televizyonda izlenilenlerin içeriği ile ilgili. Bilinçli diyebileceğimiz ebeveynler, çocukların izlediği programları seçmekle televizyonun olumsuz yönlerini en aza indirgeyeceklerini zannederler. Oysa, çocuklar üzerinde görülen huysuzluk/hırçınlık hâli programların içeriğinden ziyade televizyon önünde geçirilen zaman ile olduğunu öğreniyoruz. Bu bağlamda, önceleri çocuklara uygun çok fazla program olmadığı için çaba gösteren aileler, istediklerini elde edince, çocuklarını biraz daha televizyona mahkûm etmiş oldular. Artık neredeyse günün 24 saati boyunca çocukların izleyebileceği bir program mevcut.

Aklımda kalan bir başka önemli konu ise ailelerin televizyonu bir çocuk bakıcısı olarak kullanmaları. Birçok röportajda, anne ve babalar, televizyon olmaksızın birçok işlerini rahatça yapamayacaklarını ifade ediyorlar. Başvurdukları çözüm ise, ki bu en kolayını yapmaktır, çocukları televizyon ile uyuşturmaktır – hatta kitapta bazı ailelerin çocuklarını televizyona alıştırmak için özel çaba sarf ettiklerini görüyoruz. Uyuşturmak kelimesini uygun görüyorum çünkü eğer televizyon izleyenleri farklı bir boyuta taşıyorsa, pasif hâle getiriyorsa, muhakkak ki televizyon bağımlılık oluşturma potansiyeline sahip bir tür uyuşturucudur. Yoksa bunca negatif yönüne rağmen, neden evin merkez noktası ona tahsis edilsin ki?

Bunların yanı sıra, televizyona ayrılan vaktin çocukların gelişmek üzere ihtiyacı olan vakitten çaldığı vurgulanıyor – özellikle ilk üç yılda. Tabi aile üzerine olumsuz etkileri de kaçınılmazdır çünkü televizyon aileyi sunî bir şekilde birlikte tutuyor – evde birden fazla televizyon yok ise. Hatta bazı ailelerde televizyon bir cezalandırma biçimi olarak kullanılıyor; televizyondan mahrum olmak bir ceza ise, o halde televizyon izlemek bir mükafat midir?

Televizyon ayrıca, sürekli değişen yapısından dolayı, çocuklarda odaklanma becerisini azaltıyor. Dikkat eksikliği veya dikkat dağınıklığı diye adlandırdığımız bu sorun, günümüzde gittikçe artmakta; televizyon ile bir bağlantısı olabileceğini düşünüyorum. Hatta, kitapta, televizyon izleyen çocuklar için potansiyel bir zihinsel gerilemeden (özellikle sözel kapasiteler için) bahsediliyor. Bu bağlamda, televizyon izleme süresi ile okul başarısı arasında ters ilişki vardır; yani ne kadar televizyon, o kadar okul başarısızlığı.

Sosyalleşme ve topluma adapte olma becerileri de televizyon tarafından olumsuz yönde etkileniyor. Uzun süre televizyon izleyen çocuklar vakitlerini doldurmayı öğrenme becerisi geliştirmezler. Sürekli televizyon tarafından eğlendirilmeyi bekleyen bu çocukların zamanla yapabildiği en iyi şey, boş vaktinde kumandaya sarılıp hızlı bir şekilde değişen resimleri takip etmektir.

Marie Winn’in kitabında televizyon hakkında başka bilgiler bulup, aynı zamanda televizyondan uzaklaşma yolları ve bazı ailelerin bu yönde maceraları hakkında değerli ipuçları keşfedebilirsiniz.

Velhasıl; çocukların televizyon izleme süresini kısıtlayın, çocuklarınızı fişte unutmayın! Hatta, mümkünse, televizyonu hayatınızda çıkarın! Ve, kendinize sorun; televizyon sizin için bir alışkanlık mıdır yoksa ihtiyaç hâline mi geldi?

Nilgün ERYILMAZ

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s