“Güven Duygusu” Bağlanmanın Özüdür


“Güven Duygusu” Bağlanmanın Özüdür

Bağlanma bir sonuçtur, başlangıç ise güven duygusudur.

Çocuğun kendisini emniyette hissetmesi kaygılardan, korkulardan arınmasıdır. Bağlandığı kişiden aldığı güven duygusu ile yaşama adım atabilecek yeteneğe erişmesidir.

Çocukla anne arasındaki kendini bırakmışlık hâli bunun için oldukça önemlidir.

Burada çok şaşırtıcı bir ayrıntı vardır. Bebeğin annesine kendini teslim etmesi fıtridir. Annenin ise değildir; kendiliğinden olmaz, bir çaba gerektirir. İşte bu çabayı duygu dünyasında gerçekleştirebilen anneler ancak çocuğuna bağlanabilir. Annenin çocukluk döneminde benliğinin nasıl şekillendiği, gençlik yıllarında yaşadıkları ve eşinden aldığı güven duygusuna kadar pek çok faktör bu süreci olumlu yada olumsuz etkiler.

Çocukluk döneminde katı kurallar uygulanarak büyütülmüş kız çocukları çoğunlukla ‘bağlanmaya kapalıdır.’ Bu durum anne olduklarında da değişmez. Çünkü çocukluk yıllarından kalan ‘emniyetsizlik hissi’, annenin kendini bebeğine bırakmasını engeller.

Bu tarz anneler için çocuk aslında bir terapist gibidir. Kendisini kasan, bırakmayan annesini tatlı duruşu, sempatikliği ve masumiyetiyle kendini bırakmaya zorlar.

Emme eylemi bunun için müthiş bir fırsattır. Çünkü çocuk kendi ihtiyacını gidermeye çalışırken anneye de adeta terapi uygular, bu yolla annesinin kendisini bırakmasının önünü açar. Yapılan araştırmalar da bu tezi destekler niteliktedir. Güvenle kendini bebeğine bırakabilen, rahat, huzurlu annelerin sütü daha fazladır. Yahut tam tersine anne kaygılı, üzgün ve agresifse süt miktarı azalır ya da tamamen kesilir.

Çocukluk döneminde annesi ile güvenli bağlanma yaşamış çocukların okul arkadaşlarına, öğretmenine, sokaktaki arkadaşına veya sahip olduğu eşyaya bağlanması da “dengeli” olur.

Erken dönemde annesiyle bağlanma problemi yaşamış çocuklar (eğer bu durumu telafi etmek için yeniden bağlanma süreci takip etmemişler ise) evlilik yıllarında ya eşinin duygularına erişmesine izin vermez ya da aşırı bağlanma, bağımlılık, kıskançlık gibi ’bağlanma karmaşası’ ile hayat arkadaşının yaşamını zora sokar.

Çocukluk dönemindeki güvenli bağlanmanın bir sonucu da kişinin “hissedebilme yeteneğinin” gelişmesidir. Bebekliğinde güvenli bağlanan kişiler yetişkinlik yıllarında lezzetin her çeşidini normal insanlardan daha fazla duyar. Çünkü bedenle ruh arasındaki o güçlü bağlantı “hisler” ile kurulduğu için bu kişilerde beş duyu organı keyiflice çalışır. Göz rengârenk dünyayı görebilir, dil farklı damak tatlarını duyumsayarak alabilir, ten hafif bir rüzgârı dahi yüzünde hissedebilir, kulak evrenin uyum içindeki seslerinden lezzet almayı becerebilir.

Adem Güneş

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s