Az bir aklımız vardı, onu da akıllı telefonlar aldı!


az bir aklimiz vardi

“Teknoloji benden aldıklarını bana geri versin, ben teknolojinin bana bütün verdiklerini geri vermeye hazırım” diyordu İsmet Özel.

Hayatımıza bir şekilde giren her yeni teknolojik alet, gün geçtikçe bizden daha fazla şey almaya ve götürmeye devam ediyor..

Maneviyatımız, ruhumuz, kalbimiz, sukunetimiz, akıl dinginliğimiz, fikir zenginliğimiz, farkındalığımız, kültürümüz, örfümüz, sosyal hayattaki edep ve ahlakımız, insan ilişkilerindeki özenimiz gitgide eksiliyor..

Hatırlarsınız, önceden evlerimizde bir ajanda içinde telefon rehberleri olurdu.. Sıklıkla aradığımız pek çok numarayı artık bakmadan çevirirdik. Sonraları akılsız telefonlar çıktı, artık en yakınlarımızın numaralarını dahi ezberleyemez olduk.. Önceden elimize kalem kağıt alıp hesap-kitap yapardık. Sonradan telefonlarda noktalı virgüllü hesaplamalar yapmaya başladık.. Yine iyiydi, telefon çoğunlukla haberleşmek içindi..

Şimdi ise avucumuzun içine yapışmış akıllı telefonlarımız var her birimizin.. Dakikada bir kontrol etmemiz gereken.. Sürekli farklı sesler çıkararak bize farklı bildirimler ileten telefonlarımız..

Sabah gözümüzü açtığımızda ilk selamlaştığımız, gece gözlerimizi kapatırken en son vedalaştığımız..

Oysa ilk alırken böyle olacağını düşünememiştik hiç birimiz.. Sevdiklerimizle kolayca iletişim kuracaktık, sabah köşe yazarlarını okuyacaktık, sosyal medyadan haberimiz olacaktı.. Dünyadan kopuk olmayacaktık.. Kimimiz işi için kullanacaktı, kimimiz entelektüel faaliyetleri için.. Hatta hatim dinleyecektik, ders dinleyecektik, dinimiz için bize fayda verecek şeyleri takip edecektik..

“Çok vaktimizi almaz” sandığımız, ailemize; “Bak göreceksin, ben herkes gibi olmam” şeklinde vaatler verdiğimiz o günlerin üzerinden çok zaman geçti.. Ve artık biz de aklını, akıllı telefona esir etmiş yığınlardan biriyiz sadece..

Ne zamandır insan gibi sofraya oturup da ailemizle muhabbet edemiyoruz.. Yemek masalarının üzerinde kaşığımızın hemen yanında konumlanıyor telefonlarımız..

Ne zamandır “Bu akşam hanımla oturacağım” diyen erkekler, hanımlarının gözlerine bakamıyor, onlarla içtenlikle, doyasıya sohbet edemiyorlar..

Ne zamandır iki arkadaş bir araya gelseler konuşacakları hiçbir şey yok.. “Falan videoyu gördün mü? Bir caps yapmışlar, gülmekten koptum.. Falan hoca filan hocaya iyi yüklenmiş, aa görmedin mi, çok şey kaçırmışsın, dur, hemen açıyorum” muhabbetleri..

Ne zamandır küçük çocuklar annelerinin eteklerinden çekiştiriyor, babalarının paçalarından.. Özellikle ayakta duruyoruz, ulaşamasınlar diye.. Çok önemli, “Bi dakika amaaa” diye gerilen seslerimiz..

Ne zamandır aylardır görmediğimiz anne-babamızın, akrabalarımızın olduğu ortamda dakikalarca telefonun içine düşmüş çıkamıyoruz.. Yan gözle bakan o ak sakallı yaşlı adam kırgınlığını içine gömüyor.. İhtiyar anne biraz daha cesaretle “E iki laf edecektik niye hemen kalktınız?” diye sitem edecek oluyor..

Ne zamandır dünyanın cennetlerini görmeye gidiyoruz, tarihi mekanlar, belki bir daha hiç göremeyeceğimiz nadir güzellikte yerler, oralarda bile telefondan ayrılamıyoruz.. Karşımızdaki mekanı, kayıtta tuttuğumuz telefonumuzun ekranından görmeye çalışıyoruz..

Ne zamandır kimse oturup kalktığından, konuşup görüştüğünden, yiyip içtiğinden hiçbir şey anlamıyor!

Yazık değil mi bize? Eşlerimize, çocuklarımıza, ailelerimize, arkadaşlarımıza?

Yazık değil mi ziyan ettiğimiz aklımıza, heba ettiğimiz gönlümüze, boş yere tükettiğimiz enerjimize?

Allah için kendimize gelmeliyiz artık..

Bir baba evine geldiğinde telefonunu kapatıp ceketiyle birlikte asmalı.. Bir anne günün belirli vakitleri hariç telefonu hiç eline almamalı..

Vakti boş, gönlü hoş, bütün işleri telefon üzerinden insanları meşgul etmek olan o çok sevdiğimiz arkadaşlarımız artık bizi kendi halimize bırakmalı!..

Eşlerimizle sohbet edeceğimiz anlara, çocuklarımızın gözlerine odaklanabileceğimiz akşamlara, ailemizle dertleşeceğimiz bayramlara..

Zira dikkati dağınık eşlerden çok usandık.

Ve çocuklarımız, dikkati dağınık anne-babalardan çok usandı artık..

Ben ne yapabilirim?

Bir ANNE olarak; günün belirli vakitleri (çocukların uyuduğu yada oyuna daldığı) dışında telefonu -çalmadıkça- elime almayabilirim.

Bir BABA olarak; eve geldiğimde telefonu ceketimle birlikte askıya asabilirim.

Bir EŞ olarak; eşimle başbaşa muhabbet ettiğimiz odaya telefonu almayabilirim.

Bir EVLAT olarak; anne-babamın yanında telefonu tamamen kapatabilirim.

Bir ARKADAŞ olarak; arkadaşlarımı telefon üzerinden meşgul etmeyebilir, telefonla başlayıp telefonla biten muhabbetlere kapı aralamayabilir, telefonla rahatsız edilmememe müsaade etmeyebilirim.

Bir İNSAN olarak; akşam saat 22.00’dan sonra telefonu kapatıp yatıncaya kadar vaktimi dingin bir şekilde ve sükunet içinde geçirebilirim.

Kitap okurken telefonu kendimden uzaklaştırarak dikkat dağınıklığına yakalanmamaya direnebilirim.

Toplu taşıma araçlarında, telefondan başka uğraşı olmayan insanlara inat yanımda kitap bulundurabilirim.

En önemlisi bir KUL olarak; Rabbimle başbaşa bulunduğum vakitlerde (namaz kılarken, Kur’an okurken, dua ederken, tesbihat yaparken) telefonun sesini kapatıp onu kendimden uzaklaştırabilirim.

AKLIMI TELEFONDA YİTİRMEMEK İÇİN daha fazlasını yapıp kendi şartlarıma uygun çözümler üretebilirim.

Ummu Aişe
Muslumananneler.net

Reklamlar

Az bir aklımız vardı, onu da akıllı telefonlar aldı!” üzerine 2 yorum

    1. Amin. Sahsen gün içinde wifi’yi kapatiyorum. Aksi taktirde, mesajlar, paylasimlar derken, vaktimizi hebâ ediyoruz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s