Rüyamdaki Müfettiş (2. Bölüm)


Rüyamdaki müfettis

İslamı hayat düsturu edinen bir ailede yetiştim. Annem Allah’ın emirlerinin bu hayatta herşeyden daha üstün ve önemli olduğunu nakşetmişti akıllarımıza. Küçük de olsak, o yanımızda olmasa da aldığımız bu terbiye üzerine hareket etmeye çalışıyorduk. 6. sınıfa başladığımda henüz 10 yaşındaydım. Tesettüre yeni yeni alışıyordum. Okula başörtülü gidiyordum fakat her fırsatta kimseye söylememem gerektiği söyleniyordu. Böyle bir şehirde özel de olsa başörtülü okula gitmek gerçekten tehlikeliydi.

O sene bizden büyük ablalar müfettiş geldiğinde bize yardımcı oluyor ve hep beraber okuldan kaçıyorduk. Sorunlar yaşıyorduk fakat üst sınıftaki ablalar yardım ettikleri için çok da dokunmuyordu bize. Bir keresinde müdürün kaçmayalım diye okulu kilitlediğini ve bizi merdivenlerde kovaladığını hiç unutmuyorum. Başörtüsü konusunda direnmeyi en çok da 8. sınıftaki bir abladan öğreniyorduk. Başımı kesseniz de açmam diyordu.. Onun bu kararlılığı okulda bir çok kişiye örnek olmuştu.

Ortaokul dönemi boyunca bir çok olay yaşadım. Kimi zaman kaçtım, kimi zaman tuvaletlerde saklandım… Okulu başörtüsünü açmadan bitiren birkaç kişiden biriydim. Okul yönetmenliğine aykırı giyindiğim için 7. Sınıfta idareye gönderildim. Okul sicilime ağır idare cezası aldığım işlendi. 8.sınıfta kızları örgütlediğim ve başlarını açmamalarına yardım ettiğim için idare tarafından suçlamalara maruz kaldım… Vazgeçirmek için sicilime ileriki okul hayatımı etkileyecek şeyler yazacaklarını söylüyorlardı her defasında. Diploma ve kariyerin bir put olduğunu ilk o zaman canlı olarak görmüştüm. İlk bölümde anlattığım gibi bir çok olay yaşadım. Her seferinde başımızı açmamak için yaşadığımız o stres ve sıkıntıyı hayatım boyunca hiç unutamıyorum. Tenefüslerde birbirimize anlattığımız rüyalarımıza giren müfettiş maceraları aslında nasıl bir psikolojide olduğumuzu çok iyi gösteriyordu. Bizden istenen sadece senede birkaç kere başımızı açmaktı belki… Ama taviz tavizi nasıl doğuruyor kendi gözlerimle gördüm.

O dönem liseye geçiş sınavında başını açmadan giren kimse yok gibiydi… Açmadan okumak isteyenler yine özel okulları tercih etmek zorunda kaldılar. Ve üniversite için de yurt dışı… Seneler sonra kendisini hep örnek aldığımız abla ile yurt dışı dönüşünde karşılaştık. İşte o zaman meselenin sadece başörtüsü olmadığını anlamıştım. Başörtüsü vardı fakat zihin aynı zihin değildi. Hiç eskisi gibi değildi. Birbirimize birer yabancı olarak baktık.

***

8. sınıfın ilk dönemi bitmeye yakın günlerdi. Yine bir gün müfettiş ani baskın yapmıştı. Son sene başörtülü kızlar arttığı için okuldan da kaçamıyorduk. Tek çare vardı o da açmak!
Diğer sınıftaki kızlar da sınıfımıza doluştu ve “ne yapacağız şimdi?” diye ağlamaya başladılar. “Açmayacağız!” dedim yüksek sesle.. Ne yaparlarsa yapsınlar açmayacağız.

Sınıfa müdürle beraber altıya yakın başörtülü hoca doluştu birden… Hepsinin başında peruk vardı. Müdür bağırmaya başladı. Bu sefer fena sıkışmıştık. “Başını açmayacak olan bu okuldan çıkacak o kadar! Açın şimdi hepiniz başınızı!”

15’ yakın başörtülü kız vardı sınıfta. Kimseden ses çıkmamıştı. Ayağa kalktım ve “Okulu bırakıyorum hocam ama açmayacağım başörtümü!” dedim

“Blöf yapma da aç şu başını” diye yeniledi müdür…

“Ben ciddiyim, yarın görürsünüz” dedim. Ders kitaplarımı çantama koydum ve çantamı aldığım gibi arkama bakmadan sınıftan çıktım. O gün okul hayatımın son günüymüş meğer.

Bir daha okula gitmedim… Benden sonra arkadaşlarım ne yaptılar başlarını açtılar mı, kaçtılar mı hiç merak etmedim. Bu olaydan sonra hocalarım evi aradılar “sen başarılısın yapma, doktor olacaktın, sınava çok az kalmıştı” dediler ama beni ikna edemediler.

Okuldan nefret ederek çıktım. Ve içimdeki o soğukluğu ne yapsam atamadım. Bazen “hala niye açık öğretimden okumuyorsun bak artık eski sorunlar da yok” diyenler oluyor. Ben onların diplomalarına ihtiyaç duymadığımı söylüyorum.

Acaba biz mi okumadık yoksa okutturulmadık mı bunu da sizin insiyatifinize bırakıyorum.

Ortaokulu beraber okuduğum arkadaşlarımdan birkaçı doktor oldu. Yeri geldi başlarını açtılar, yeri geldi erkeklerle beraber haram ortamlara girdiler, yeri geldi Allah’ın razı olmayacağı bir çok iş yapmak zorunda kaldılar. Ama hizmet dediler ama biz olmazsak kim olacak dediler…

Şimdi geriye dönüp baktığımda okumadığım için hiç pişman olmuyorum. Dünya hayatı kısa. Bugün varız yarın yokuz. Yeter ki Allah’a verecek güzel bir hesabımız olsun…

Peçeli Kızın Günlüğü

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s