5S


5S

Bize düşen Rıza-i Bari’ye odaklanmış, ebede programlanmış evliliklerdir… Sadece bu dünya hayatı ile sınırlanmayan, sonsuzluğu hedefleyen bir seferdir… Yüreğimizde sabır, sorumluluk, sadakat, samimiyet ve sevgi varsa, mutlu sona ulaşır, saadeti tadarız.

Evrenin en zor ve en zevkli eylemlerinden biri kuşkusuz evliliktir… Hayatın hem vazgeçilmezi, hem de sorunlarından geçilmez hale gelen bir gerçeğidir… İnsanlığın gündeminden hiç düşmedi, yaşamın ekseninden hiç çıkmadı… Kavgaların, sevdaların, rüyaların, hayallerin öznesi olarak kıyamet sabahına kadar önceliğini koruyacağa benziyor.

İnsanlar umduklarını bulamasalar da umuda yolculuk devam ediyor… Evliliği tanımlamak hiç de kolay değil… Ulvi bir muamma… Kutsal bir meçhul… Mübarek bir sır…

Ne vazgeçebiliyorsun, ne de geçinebiliyorsun!

Sürprizlerle, sırlarla dolu bir kara kutu… Öyle bir denklem ki, hayatın dengesi, ahengi, rengi onda saklı… O olmayınca hayat eksik… Kişilik eksik… Dini yaşam eksik…

Erkeksiz kadın, kadınsız erkek yarımdır… Birbirlerine yar oldukları zaman hayatın bârı hafifleyecektir…

Bundan dolayıdır ki, İslam inziva demiyor, izdivaç diyor… Ruhbanlığa geçit vermiyor… Bireysel kurtuluş yerine toplumsal sorumluluklara insanını hazırlıyor…

Evet, erkeklik ve kadınlık ilişkilerindeki disipline evlilik diyoruz. Evlilik fıtri bir gereksinimdir…

Yalnız ve yorgun insan sürekli yaslanacağı bir eşe ihtiyaç duyar… Yaşamın ağır yükü altında bunalan insan sükûn edeceği, huzur bulacağı bir limana muhtaçtır… Liman beklentisi kimileri için zamanla zindana da dönüşebilir… Fakat ilahi hikmet olsa gerek, sonuçlar nasıl olursa olsun tüm zamanların vazgeçilmezi evliliktir… Hani Nasrettin Hoca’nın kızı misali ”Hem ağlarım, hem giderim.” hesabı…

Evliliğin tadı-tuzu kalmadığı zamanlar bile, evliliğin tadına doyum olmuyor… Nasıl iştir? Akıl-sır ermiyor…

”Gün görmedim devran süremedim” diyenler bile evlenmeden edemiyorlar…

Öyle bir dert ki, derdini seviyorsun, devam diyorsun… Çünkü ilahi denge, Rabbani düzenleme böyle gerektiriyor… ”Olmaz olsun!” diyenlerin bile bir saat sonra, ”Evlenmeden olmaz ki!” demeleri boşuna değil…

O halde, Allah’ın emrini, Peygamberin kavlini esas alarak çıktığımız bu yolculukta neyi hedeflediğimizi tekrardan kendimize soralım… Bize düşen Rıza-i Bari’ye odaklanmış, ebede programlanmış evliliklerdir… Sadece bu dünya hayatı ile sınırlanmayan, sonsuzluğu hedefleyen bir seferdir…

Karşılıklı adanmışlık, adalet, ahlak ve anlayış güzel akıbetin habercisi ve güvencesi olacaktır…

Ama öncelikle evlilik akdinin ve ahdinin anlamına inmek lazım… Eşlerin emtia değil emanet olduğunu fark etmek gerekir… Taraflar Allah’ın kendileri için çizdiği sınıra razı, verdiği hakka bağlı olurlarsa sorunlar aşılır, amaca ulaşılır… Haddini bilenlerin hanelerinde huzur eksik olmaz… Hakkından daha fazlasını hedefleyen”hak arayışları” yerine karşılıklı görev ve paylaşımlar konuşulsa sonuç böyle mi olurdu?

Aile içi egemenlik savaşlarının biteceği yok… Özgürlük ve üstünlük rüzgârları birliktelikleri bitirdi… Herkes kendi özgürlük alanını ve ekonomik bağımsızlığını genişletme derdinde…

Sonuç; eşler çatıştıkça ümmetin son bakiyesi aile, çatırdıyor… Çatışma alanına dönen evlerin galibi yoktur… Hanede herkes mağdur, mahrum, mahcup ve mağlup…

İğreti evlilikler; geçici bir eğlenti, süreli bir esintiden öteye geçmiyor… Kendine yontma, nefsine çekme, benci ve bireyci anlayışlar evliliği anlamsızlaştırıyor… Tek kişilik hayatlar kutsanıyor… Kendi başına buyruk, buyurgan eşler sorumsuz, duyarsız ve ilgisiz…

Ne yapmak istiyoruz? Bağımsızlık savaşını kime karşı veriyoruz?

Bizden ortak bağları pekiştirmemiz beklenirken, neyin peşindeyiz?

Refik olmaları gerekenler şimdi rakip… Yoldaşlar birbirlerine yolu dar ediyorlarsa, o yol çekilir mi?

Evlilik gerçekleşti ama hala pazarlıklar bitmiyor… Çünkü paylaşım yok… Çünkü eşler birbirini bütünleyen parça değil.. Birbirini örten örtü değil… Ayar tutmayan evliliklerde ilk akla gelen ise ayrılık… Birbirine çektirenler çözümü çekip gitmekte arıyor…

Bu evliliklere bir ayar lazım… Yoksa artık evliliği enayilik gören türedi bir nesil geliyor… Evlenmek yerine birlikte yaşamayı tercih ediyorlar…

Zaten evliliği gönülden silmiş iseniz kütükte yazılı kalmasının bir anlamı kalmıyor… Evliliğin temel dinamikleri; gönül ve güven değil miydi? Bunlar yoksa evliliğin büyüsü bozuldu, demektir… Şimdiler de eşler arası ne empati, ne sempati kalmadı… Egale ve ekarte etmenin yolları aranır oldu…

Şimdi olması gereken ise; asgari müşterek için azami gayrettir…

Yük olan değil, yük alan olmaktır… Sadece karşıdan ümit eden değil, ümit veren olmaktır…

Değer bulmak istiyorsak değer vermeliyiz… İlginiz kadar ilgi görürsünüz…

İlgi, sevgi denilince sakın bunu sadece elimizde çiçekle eve gitmekle, eşimizle birlikte yemeğe çıkmakla sınırlamayın…

Yüreğimizde sabır, sorumluluk, sadakat, samimiyet ve sevgi varsa, mutlu sona ulaşır, saadeti tadarız…

Buna 5S formülü diyorum… Yani aile için sorunları aşabilmenin denklemi…

Sabır… Evlenmek, katlanmaktır… Birbirini taşımaktır… Gönül verdiğinin çile ve cilvelerine dayanmaktır… Evliliğin gereği budur; zorluklara göğüs gereceksin… Şayet kadın isen Asiye’ce bir duruşla sonuna kadar sabrı kuşanacaksın… Musaları yarınlara hazırlamanın yolu budur… Erkek isen Hz. Nuh (as) ve Hz. Lut (as) misali inkârın, ihanetin, isyanın en acımasızına takılı kalmayacak, yüce ideallerin için yürüyeceksin… O durumda sabr-ı cemil ile müjdelenen günlere uzanmak mümkün…

İşte Hacer… İşte Rahime… İşte Hanne… Ya tahammül, ya tahammül… Çünkü evliliğin sigortası sabırdır…

Sorumluluk… Evlilik sorumluluk bilincine sahip, duyarlı insanların işidir… Ağır bir yük, yüce bir yükümlülüktür… Bunu taşıyacak bilgi, beceri, bilinç, özveri, donanım yoksa o evliliğin geleceği de yoktur… Eğer gerçekten bir evlilik düşünülüyorsa, önce işin fakında olmak lazım… Yoksa yapılan evlilik değil, sadece evcilik oyunu olur… ”Hepiniz çobansınız.” nebevi uyarısı kimsenin sürü olmadığı, herkesin sorumluluk taşıdığını ortaya koymuyor mu?

Sadakat… Sağlam ailelerin temel taşı sadakattir… Sadakat sakata binince, güvenin gittiği yerde hiçbir şey eskisi gibi olmuyor… Şüphe, vesvese, evham kurtçukları eşlerin iç dünyasını kemirdikçe kemiriyor…

Dürüstlüğün bittiği yerde ailenin direği çökmüştür… İhanetlerin imha ve ifsadından evliliği kurtarmak mümkün görünmüyor… Nerede eski eşler… Eski aşklar… Vefa yok… Hatır yok…

Birbirine adanmış ömürler hiç aldatır mı?

Evlilik adanmışlıktan çıkıp pazarlığa dönüşünce aldatılma korkusu da o nispette artıyor…

Samimiyet… Eşlerin içtenliği değil midir, gönülleri ısıtan… Samimiyet varsa, eşler birbirinin ışığı, ısısı, kokusu ve soluğu oluverirler… Eşler, yekdiğerini samimiyet sınavına çekmeden önce kendi samimiyetine inandırsın, sonrası kolaydır… Samimiyet ve sadakat olduktan sonra neler feda edilmez ki?

Muhammedü’l-Emin’nin samimiyetine tanıklık eden Hz. Hatice O’nun uğrunda ne bedeller ödedi?

Sevgi… Sevgi sömürüsüne bulaşmadan sevebilmek… Sevgi ikliminde sükunet, suhulet ve sürur yeşerir… Tabi ki; sevmenin bedeli, sevilmenin de beraberinde getirdiği sorumluluklar olacaktır…

Aslında, normal şartlarda sevme ve sevilmenin, şefkat ve merhametin, vefa ve saygının, güven ve ilginin eksiksiz yer aldığı ve dorukta olduğu adres; ailedir…

Şimdi böyle olduğunu söyleyebiliyor muyuz?

Sevgi fukarası gönüller, sorunu ekonomik nedenlerde arıyorlar… Sevgi şımartır, endişesine düşmeden, sevgiyi esirgemeden bu müşterek seferi sürdürmek zorundayız…

Birbirimizi sevmeden iman edemediğimiz gibi sevmeden izdivaç da olmuyor…

Unutmayalım; eşimiz bizim özelimiz, özel ilgi ister… Yine, hayatın öznesi de, özlemi de eşimiz olduğunu görüyoruz… Evet; evlilik, ev, evlat ehemlerimiz arasındadır… O halde Hz. Âdem ile Hz. Havva’nın birlikte yaptığı dua ve tövbe ile evlerimize yani yitik cennetlerimize dönelim:

”Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Şimdi Sen bizi mağfiret etmez, merhamet etmezsen, hüsrana düşenlerden oluruz.” (Araf, 7/23)

Ramazan Kayan

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s