Zihnimiz Çöp Kutusu Olmasın


İstisnalar kaideyi bozmaz kuralınca çoğumuzun zihni, içi boş malumat kırıntılarıyla adeta çöplüğe dönmüş durumda. Bilgili insan malumatfuruşluk taslamaz. Bilgi, hazmedilmiş verilerden sonra ortaya çıkmış üründür. Kaçımız okuduklarımız konusunda seçici olabiliyor, zihnimizi gereksiz malumatfuruşluktan koruyabiliyoruz?

Zihin Yapımız Nasıl Oluşur?

Doğduğumuzdan itibaren çevremizde olup bitenler, konuşmalar, dokunuşlar, sesler zihnimizde yer eder, karakterimizi oluştururlar. Daha annemizin karnında iken onun ruh halinden tutun her şeyi bizi etkiler. Genlerle taşınan özellikler de işin içine girince, yaşadığımız çağın çocuğu olduğumuzu söyleyebiliriz.

Daha okuma yazmayı öğrenmeden hayata bakış açımız şekillenir aslında. Olayları değerlendirme ölçümüz belli olmaya başlar. Onun için ilk öğretmen annedir.

Bakış açısını değiştirmek atomu parçalamaktan zor olabilir kimi zaman. İnsanın bütün hayatını etkileyen düşüncelerin tohumları çocukluk döneminde atılır.

Daha sonraki hayatında annesinden uzak kalsa da insan, aldığı ilk eğitimi unutamaz. Çünkü, aldığı eğitim zihnine nakşolunmuştur. Kolay kolay silinemez. Eksik parçalar okuma eylemiyle yerine konulur. Yanlışlar giderilmeye çalışılır. Okumak, insanın hayatı boyunca hiç bırakmaması gereken bir eylemdir. Ancak; gerekli verimin alınabilmesi için dikkat edilmesi gereken noktalar vardır.

İlk önce ne okumalıyım, daha sonra nasıl okumalıyım ve ne kadar okumalıyım, okuduktan sonra ne yapmam gerekir, okuduklarım bana ne kazandıracak, okumazsam ne olur gibi sorulara cevap vermemiz gerekiyor.

Akîl adamlar, bu konuda çok çarpıcı fikirler öne sürmüşlerdir. Mesela biri ‘Okumayan insan tehlikeli insandır’ demiştir. Bir diğeri, ‘Okumayan insanlar sureta insan gibi görünseler de, onların insanlığı tartışılır’ şeklinde sözler sarfetmiştir. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün.

Her zaman olduğu gibi bu konuda da, en derli toplu sözü Kur’an söylüyor: “Oku , yaratan Rabbinin adıyla, oku. O ki seni bir kan pıhtısından yarattı. Sakın okumazlık etme! Okumayan insan kendini müstağni görerek azar!

Okuduklarımız Bize Ne Kazandırıyor?

Okumayan insanlar her şeyi bildiklerini zannederler. Kulaktan dolma bilgilerle hareket ederler. Çoğu zaman yanlış yaparlar. Başkalarının fikirlerini sahiplenerek kendi fikirleri imiş gibi sunarlar. Başkasına ait fikirleri körü körüne savunurlar. Asgari tahlil, analiz ve sentez yeteneğinden mahrumdurlar. Başkalarını taklit ederler. Onu da hakkıyla yapamaz, taassuba düşerler. Oysa Kur’an bizleri sürekli özeleştiri yapmaya davet ediyor. Hayatımızı gözden geçirmeye, yanlışları tashih etmeye, doğruları sahiplenmeye çağırıyor. Allah’ın bahşettiği en büyük nimetlerden olan aklımızı kullanmamızı istiyor.

Derinlemesine ilim sahibi olmayanlar bu vasıfları nasıl kazanacaklar? Doğrusu toplumumuz ya hiç okumuyor veya okudukları üzerinde düşünerek kritik yapma özelliğinden mahrum. Çoğu ne okuyacağını bilmiyor. Hasbelkader kitaplarla tanışsa bile onları tahlil yeteneğinden yoksun. Kendisi gibi beşer olanların fikirlerini kritik yapmadan/sorgulamadan çok rahat bir şekilde kabul ediyor.

Bugün boğuştuğumuz çoğu problemlerin temelinde bu hastalığımız var. Hastalığımızı doğru teşhis edemediğimiz için de çareyi başka yerlerde arıyoruz.

İstisnalar kaideyi bozmaz kuralınca çoğumuzun zihni, içi boş malumat kırıntılarıyla adeta çöplüğe dönmüş durumda. Bilgili insan malumatfuruşluk taslamaz. Bilgi, hazmedilmiş verilerden sonra ortaya çıkmış üründür. Kaçımız okuduklarımız konusunda seçici olabiliyor, zihnimizi gereksiz malumatfuruşluktan koruyabiliyoruz?

Yegâne Rehber, Hayat Kitabı Kur’an

Zihin yapımızı sağlığına kavuşturacak yegâne kaynak Kur’an-ı Kerim’dir. Diğer kitaplar hep onun anlaşılmasına hizmet etmelidir. Tabir caizse fikir dünyamızı genişletmek, ferasetimizi artırmak için yardımcı kaynak olarak yaklaşmalıyız diğer kitaplara. Son sözü söylemeli Kur’an hayatımıza.

Yaptığımız bir yanlıştan bizi vazgeçirecek olan sadece Allah’ın sözüdür. Benim gibi olan biri benim hayatımla ilgili bir söz söylerse onu dinleyip dinlememekte muhayyer olurum. Oysa; sadece Kur’an bağlayıcıdır. Eğer Kur’an olmasaydı kimin sözüne itibar edileceğine karar verilemezdi ve büyük bir kaos oluşurdu.

Zihnimizi Kur’an ile inşa etmeli, onunla tashih etmeliyiz kendimizi. Tıpkı Hz. Muhammed’i inşa ettiği gibi. Onun diliyle; “Rabbim beni terbiye etti ne güzel terbiye etti.

Zihnini Kur’an’ın inşa etmediği ebeveynler, nesillerinin dimağlarını ne ile dolduruyorlar, düşündünüz mü? Bu önemli sorunun cevabını bulamayanlar, yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden ne ehillerini ne de kendilerini koruyabilirler.

Bir dantel gibi motif motif işlemeli bizi Kur’an. O zaman dimağımızı/zihnimizi modernizmin çöplüğü olmaktan koruyabiliriz. Bilgilerin amele dönüşebilmesi ve ‘kitap yüklü merkep’ olmaktan kurtulmanın yolu hazmedilmiş bilgiden geçiyor.

Okuduklarımıza sadece hamallık yaparak dünya ve ahiret saadetini kazanamayız. Bilgiyi paylaşmak da onu dinamikleştirir. Paylaşılmayan bilgi ve fikirler zihinleri çöp kutusuna döndürürler. Bunun en bariz yansıması fikirlerin netlikten uzak oluşudur.

Kafası karışıklar ordusunun, ne kendilerine ne de insanlık ailesine verebilecekleri bir şey yoktur.

Nihal İlimen

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s