Müslüman kadının “çağ” imtihanı


Müslüman kadının çağ imtihanı

Farkında mısınız? Bilmem. Hayatımızda kadın denen bir varlık var. Ve ona yüklenen onlarca kimlik. Saymaya hangisinden başlarsanız başlayın hiçbir vasfı cinsel objeliğinin önüne geçemiyor. Çünkü beynimize o, sadece bu şekilde tanıtılıyor. Televizyonun beslemekten çatlattığı imaj genellikle diziler ve reklam filmleriyle empoze ediliyor. Mesela bir araba reklamı ve sözde tanıtım yapan yarı çıplak bir hatun. Arabayı sergilemekten çok ilgiyi kendi üzerine çekiyor. Filmlerde meta haline getirilip, elden ele dolaştırılıyor.

Bize de “Bakın bunlar mükemmel bayanlar siz neden onlar gibi olmuyorsunuz?” deniliyor. Dizilerde çizilen imaja dikkat! “Kadın, evinde mükemmel bir eş, çocuklarını ihmal etmeyen iyi bir anne, ekonomik özgürlüğünü sağlamış başarılı bir iş kadını, sosyal aktivitelere katılan, spor yapan, kültür seviyesi tavan yapmış, genç, kusursuz vücutlu, daima modaya uygun giyinen, çekici bir bayandır.” Modeller fabrika çıkışı gibi hepsi dergilerden fırlamış kapak kızlarını andırıyor. Atmayın! Allah aşkına bütün bunların hepsini bir arada yapan bir yaratılış harikası olabilir mi? Hadi yine bu biraz insaflı hiç olmazsa aileyi katmış içine. Ya o büyülü dünyayı özendire özendire bitiremeyenler? Baldır bacak ortada sadece erkeklerin gözdesi olmaya adanmış, dışı yaldızlı içi boş kadın müsvettelerine ne denilmeli? Bakıyorsunuz bizim doğumdan sonra kilo almış, çalışmayan, tek derdi eşi ve çocukları olan annelerimizle yakından uzaktan alakaları yok. Ama neydi? Post modern olmalıydı kadın. Eşinden ve çocuklarından önce kendini düşünmeliydi. Bunun için önce rejim yapmalı. Gardrobunu yenilemeli. Sonra da çocuğunu bir bakıcıya emanet edip bir işe başlamalıydı. Sonra gelsin hezeyanlar, geçimsizlik, kopuk aile dramları.

Başardılar. İtiraf edin. Artık kadın deyince sizin ilk aklınıza gelen ne oluyor? Kafanızda hangi manken ya da sanatçı canlanıyor? Manevi unsurlardan çok fiziki özelliklerin yer aldığı resimler gözlerinizin önünde fır dönüyor değil mi? Hem soruyoruz “Taciz, tecavüz, fuhuş neden arttı?” diye. Hem de kadınlarımızı soyup teşhir etmeye devam ediyoruz. Çok değil birkaç yıl öncesine gidelim. Bol pardesülü, çarşaflı, temiz ahlaklı hanımlara rastlanırdı. İslâmın emrettiği gibi giyinir ve ona göre hareket ederlerdi. Edep abideleri gibi dimdik dururlardı. Onlardan çok azı hâlâ aramızda. Maalesef bazı kardelenler artık solmaya yüz tuttu. Yüzleri toprağa eğildi. Modernleşme denen o mikrop imanlı insanların üzerine de sıçradı. Zamanla eridiler. Teker teker yok olmaya başladılar. Sosyeteye uydurayım derken örtülerinden ve takvalarından oldular. Ne yapsınlar göbeği açıkken başı kapalı olmazdı. Çalışmak ya da çalışmamak işte bütün mesele bu. Çalışma sevdası onların da yüreğine düştü. Uygun olmayan ortamlarda buldular kendilerini. Daha ileri gideyim derken ailelerini ihmal eder oldular. Eşleriyle ayrıldılar ya da sürekli sorunlar yaşadılar. Çocuklarına yeteri kadar vakit ayıramadılar. Daha kötüsü benliklerini oluşturan kıymetli malzemeleri bir heves uğruna tüketenler oldu.

Nasıl mı? Allah’ın yasakladığı şeylerde muhakkak bir hikmetin gizli olduğu hemen ortaya çıktı. Erkeklerle fazla haşır neşir olmaması için kadının çarşıya, pazara çok sık çıkması istenmiyor. Böyleyken siz tutup sınırlı mekanlarda birebir erkeklerle muhatap oluyorsunuz. Sokakta bir erkeğin önünden geçmekten hayâ ederken yeri geliyor aynı masada dip dibe oturmak zorunda kalıyorsunuz. Benim aklımdan fenalık geçmez deseniz de karşınızdaki insanınkine gem vuramıyorsunuz. Farkında olmadan temasta bile bulunabiliyorsunuz. Her çalışan bayanın hayatı böyledir diyemeyiz tabii ki.

Günahtan uzak ortamlarda çalışıp başarılı olan birçok bayanı da göz ardı etmemek gerekir. Tamam. Bayanlar kendi ayakları üzerinde durmayı öğrensinler, hiç bir şeyden geri kalmasınlar. Eşlerine bakımlı görünsünler. Mecbur olduklarında çalışıp evlerine ekmek parası getirsinler. Ancak keyfi olarak ve sosyalleşmek adına çalışmak isteyen kadınları şeytana karşı uyarmak gerekiyor. Şimdi bazı bayanlar bana karşı çıkacaklar. Düşüncelerimi radikal bulacaklar. Ben boşuna mı okudum? Elbette mesleğimi yapacağım kariyer sahibi olacağım. Kariyer yapacağım diye. Dedik ya. “Mecbur” kaldığınızda takarsınız altın bileziklerinizi. Ne gereği var boşu boşuna günaha girmeye. Bırakın nefsinizle birlik olmayı, kabullenin gerçek bu. Yaşam kalitemizi yükseltelim derken değerlerimizden olmayalım. Zaman değiştikçe bizim anlayışımız da değişiyor sanki. “İnandığımız gibi yaşamaktan çok yaşadığımız gibi inanmaya başladık.” Erkeklerle arkadaşlık kurmaya, sohbetler etmeye meylettik. Nerede kaldı haram?

Sanal haram

Kadın deyince birçok mesele de beraberinde geliyor. Çalışma hayatı ahtapotun bir kolu. Diğer kollarına sayfalar yetmeyecek galiba. Gelelim yine kadınların kullanıldığı albenili sanal âleme. Teknolojinin bu konuda emeğini göz ardı etmemek lazım. Erkekler genelde balıklama atlıyor böyle şeylere. Hayatına heyecan katmak, monotonluktan sıyrılmak için serüven arayışı masum görünen internet arkadaşlıklarında son buluyor. Kız kıza ya da erkek erkeğe yazışmalar sarmıyor.

Kural karşı cins. İşin garibi muhafazakâr kesim de bu akımda sürükleniyor. (Bayan-erkek) Sözde suya sabuna dokunmadan kendi çapında eğleniyor. Ona göre sadece konuşuyor. Peki öyleyse neden saklıyor? Bekarsa ailesinden, evliyse eşinden gizli görüşüyor. Vicdanı rahat etmiyor.

Çünkü yanlış yaptığının farkında. Anlaşıldığı üzere ihanet sadece fiziksel boyutta yaşanmıyormuş. Karşınızdakini kameradan ya da fotoğraftan görerek ilk hatayı yapıyorsunuz zaten. Üstelik bir de onunla her konuda rahat sohbetler ettiniz. Nasıl olsa tanımıyoruz birbirimizi diye sırlarınızı da ortaya döktünüz. Bir de ahlâksız muhabbetler kurduysanız. Tamam artık. Siz istediğiniz kadar kendinizi savunun yaptığınız ortada. Aldatmanın ya da zinanın pembesi böyle oluyor demek ki. Biraz önceki sorumu tekrarlayacağım. Nerede kaldı haram?

Saadet yuvanızda

Konserlerde çığlık çığlığa şarkılar söylüyor, sokaktan içeri girmiyor, daracık giyiniyor bir Müslüman bayana yakışmayacak hareketlerde bulunuyoruz. Ne oldu bunları yapınca özgür mü olduk? Toplumun içine mi karıştık? Yoksa farklı kültürlerle armoni yapıp üstünlüğümüze üstünlük mü kattık? Bunlar boş işler. Bence kadın dediğin hayırlı bir eş seçmeli. Onu mutlu etmeli.

Çocuklar dünyaya getirerek lezzetini tatmalı. Her şeyden önce ailesini düşünmeli. Bilgiyi, ilmi de bir kenara bırakmamalı. Kitap okuyup sohbetlere gitmeli. Gerektiği yerde anne, gerektiği yerde harika bir eş ve tüm donanımlara sahip eğitici bir birey olmalı. İmkânları doğrultusunda yaşayıp, özentilere girmemeli. Bunlar yapıldığında mükemmel bir kadın ortaya çıkacağına eminim. Rol karmaşası yaşamaya hiç gerek yok. Kendini dışarıda aramak yerine evinde huzurlu olmayı seçen bir kadın daima kazanan kadındır.

O zaman ne diyoruz? Saadet, ne para kazanmakta ne farklı arayışlara girmekte. Aslında yanı başınızdaki sıcak yuvanızda. Kıymetini bilin ve sıkıca sarılın.

Ayfer Karaarslan
Anadolugençlik

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s