Çocuğun manevi ihtiyaçları – 2


Çocuğun manevi ihtiyaçları - 2

Bireyin ahlâk gelişiminde sevgiye dayanan ilişkilerin önemi açıktır. Sevgi ve şefkat ihtiyacının karşılanması; sadece özgüvenin gelişimi için değil, çevresiyle barışık, kontrol altında olmadığı zaman da doğru şeyler yapma refleksine sahip bir kişiliğin gelişimi için elzemdir. (1)

Eğitim sırasında, çocuğa gösterilecek sevgi ve güven, hem eğiten kişiye hem de eğitilen kişiye bir rahatlık verecektir. Bu ortamda çocuk, verileni daha iyi alır. Çocuğa yapılan baskı, dayak, korkutma gibi zecrî önlemler, sevgi ve güven ortamını zayıflatır veya yok edebilir. Bunlar, geçici bir süre, bazı yanlışlara engel olsa bile, kalıcı olarak davranışı düzeltmez. Belki, eğitilen kişinin, kendisini eğitmeye çalışana kin ve nefret duymasına neden olabilir. Çocuk, kendisi hakkında iyi duygular beslemediğini, kendisini sevmediğini düşündüğü bir kişinin kendisini cezalandırmasını kabul edemez. Niçin cezalandırıldığını bilmeli ve bu cezayı hak ettiğini hissetmelidir.

Çocuğa gösterilen sevgi, bağımsızlık çabalarını engellemeyecek bir biçimde olmalıdır.(2) Çocuğun kişiliğini silecek şekilde aşırı korumacı, sahiplenici marazi bir sevgi her ne kadar kültürümüzde yadırganmasa da, bağımlı ve yetersiz bireyler gelişmesine neden olacağı gibi; toplumsal genel ahlaka da etkileri olumlu olmamaktadır. Diğer yandan, bizim gibi toplumlarda, aşırı ilgi, baskı ve denetim, çocuğu pısırık, içe kapanık, korkak, çekingen, kendine güveni olmayan, hakkınıaramayan, görüşünü savunamayan insan hâline getirebilir.(3)

Sevginin bir sonucu da şefkatle davranmaktır. Şefkat, acıyıp esirgeme, sakınma, esirgeyerek sevme anlamlarına gelir. Kınalızâde, şefkat duygusu konusunda, başka bir insanın hoş olmayan bir durumla karşılaşmasında acıyı paylaşma ve onların acılarını paylaşmayı vurgulamaktadır.(4) Peygamber efendimizin, Hz. Hüseyin (ra) yere düşünce hutbesini bölerek aşağı inmesi bu duruma güzel bir örnektir.(5)

Sevgi kesintisiz ve sürekli olmalıdır. Nitekim Batı Toplumlarında çocukken gösterilen sevgi, ilgi ve yakınlığın, belli bir yaştan sonra istenilen düzeyde ve nitelikte olmaması gençlerin, uyuşturucu alışkanlığına, yıkıma, kıyıma, hırsızlığa, saldırganlığa, insanları birer araç olarak görmeye, bencilliğe, intihara vb. iten önemli nedenlerden biri sayılabilir. ABD’de, bir oyuncakçı dükkânının vitrinine asılan ”Ana Babaya Öğütler” yazısı, son altmış yıldaki değişmeyi alaylı bir dille sergiler.

1910 Çocukları döverek eğitin
1920 Çocukları yoksun bırakarak eğitin
1930 Çocukların yaramazlıklarını görmezden gelin
1940 Çocukları inandırarak eğitin
1950 Çocukları sevin
1960 Çocukları severek dövün
1970 Çocuklar mı? Hepsinin canı cehenneme!

Bu son cümle, Amerikan toplumunun modern eğitim yöntemlerinden umduğunu bulamamasının bir dışa yansımasıdır. Dengeli bir gençlik yerine uyuşturucu bağımlısı, bunalımlı bir gençliğin ortaya çıkışı, modern yöntemlere olan umut ve beklentiyi sarsmıştır. (6) Bizim açımızdan en doğru gözüken ise; geleneksel eğitim anlayışımızda nas’larla doğrulanmamış yanılgılarımızı batılı eğitim modellerinin başarı ve başarısızlıklarından ders çıkararak terk etmeye çalışmak; bir öze dönüş hareketi için bunlardan yararlanmaktır.

3- Hak ve sorumluluklarının öğretilmesi

Eğitimin en iyi gerçekleştirileceği yer ailedir. İnsanlar, temel değerlerini yeni nesillere aile aracılığı ile aktarır. Birey ilk dinî ve ahlâkî bilgi ve tutumları ailesinden öğrenir. Çocuğun maddî ihtiyaçları değişik şekillerde karşılanabilir. Ancak aile içinde sağlanan sevgi ve güven ortamını başka yerlerde sağlamak oldukça zordur. Çocuğun eğitimi her şeyden önce temel ruhî ihtiyaçların karşılanmasına bağlıdır. Bunlar sevgi, disiplin ve özgürlüktür. Bu üç ihtiyaç, birbiriyle sıkı sıkıya bağlantılıdır yani birlikte karşılanır. Bebeklikte sevgi ihtiyacı yoğundur, ileri yaşlarda ise sevgi ihtiyacının yanında özgürlüğü sağlama ve disiplin verme gereği ortaya çıkar.

Çocuk eğitiminde sevgi ve şefkat duygularının birçok yansımaları vardır. Bunlardan bazıları; tatlı sözlü olmak, öğüt vermek, hoşgörülü ve yumuşak davranmaktır.(7) Anne ve babanın çocuğa duyduğu sevgi, onun eğitilmesi ve doğruyu yanlışı öğrenmesi konusundaki kaygıları da beraberinde getirir. Peki, bu nasıl yapılacaktır? Disiplinde sınırlar ve ölçüler nedir? Çocuğa karşı tutumumuz nasıl olmalıdır? Önce yaygın ebeveyn tutum kalıplarını inceleyelim:
Anne baba tutumları, gerek bir değerin öğretilişiyle ilgili özel tutum, gerekse her konuda çocuğa modellik eden genel tutum olsun, çocuğun model alması sonucu taklit ve özdeşleşme yoluyla çocuk tarafından benimsenir ve alışkanlık hâline gelerek kişiliğinin ayrılmaz parçasını oluşturur. Bu nedenle anne baba tutumları çocuğun eğitilmesinin temel taşıdır. Yaygın anne baba tutumları şunlardır:

a. İlgisiz Anne Baba Tutumu: Bu tutum, çocuğa karşı ilgisiz, çocuğun maddî ve manevî ihtiyaçlarına karşı duyarsız, sevgi ve şefkati yetersiz, kontrolü gevşek anne baba tutumudur. Bu tür ailede yetişen çocuklar, biraz şansa kalmıştır. Bazen bu çocuklar iyi bir arkadaş grup içine girebileceği gibi çoğu zaman yanlış ve kötü işler yapan grupların içine düşerek birer suç makinesi hâline gelebilirler.

b. Baskıcı Anne Baba Tutumu: Aşırı otoriteye dayanan disiplin anlayışına sahip anne baba tutumu olarak bilinir. Çocuğu sürekli kontrol altında tutan, kurallara sıkı sıkıya uymasını bekleyen anne baba tutumudur. Bu tutumda anne baba çocuğun doğru davranışlarını bile sürekli eleştirir, yanlış yaptığı zaman cezalandırır.

c. Aşırı Serbest Anne Baba Tutumu: Bu tutumdaki anne baba, çocuğun doğru veya yanlış hiçbir hareketine karışmaz, yanlışlarına bile kızmaz. Çocuk da neyin doğru ve yanlış olduğunu kesin olarak öğrenemez, deneme yanılma yolu ile öğrenmeye çalışır.

d. Aşırı Koruyucu Anne Baba Tutumu: Çocuğa büyük bir sevgi ile bağlanmış, çok kollayıcı olan anne baba tutumudur. Aşırı koruyucu yaklaşıma sahip ailede yetişen çocuk, bağımlı, kendine güveni olmayan, duygusal sorunları olan bir kişi olurlar.

e. Dengesiz ve Tutarsız Anne Baba Tutumu: Dengesiz ve tutarsız tutumda, anne baba bazen aşırı hoşgörülü ve serbest, bazen engelleyici, baskıcı ve cezalandıran bir tutum içindedir. Bu aile ortamında kurallara uyulmasında kararlılık ve süreklilik yoktur. Bu ortamda yetişen çocuk neyin iyi, neyin kötü olduğuna karar veremez, hangi davranışın nerede, ne zaman yapılıp yapılmaması gerektiğini bilemez.

f. Dengeli Anne Baba Tutumu: Dengeli anne babalar, çocuklarını seven ve benimseyen, ilişkileri sevgi ve saygıya dayanan, sorunları konuşup danışarak çözümleyen anne babalardır. Sevgi ortamı çocukluğun dert ve sıkıntılarının çoğunu önler. Bu tutuma sahip anne baba çocuğun yaptıklarıyla ilgilenir, doğru davranışlarını takdir ve teşvik eder, yanlışlarını düzeltmesi için uyarır ve verdiği zararı telafi etmesine yardımcı olur. Bu ortamda yetişen çocuklar, girişken, vicdan özgürlüğüne sahip çocuklar olur. Bu ortamda yetişen çocuklar da girişimci, güvenli, karar verebilen, sorumluluk sahibi, iç kontrole sahip, fikirlerini serbestçe ifade edebilen, çevreleriyle daha etkin ilişki kurabilen kişiler olur ve bildiği doğruları yerine getirir, yanlışlardan kaçınır ve güvenilirdirler. (7)

Sevgi ve aslında bunla iç içe olan ilk madde (kabul görme) konusunda çocuğun kişiliğine saygı önemli bir yere sahiptir. Ne yazık ki, toplumumuzda bu önemli konuda yaygın bir bilinç eksikliği söz konusudur. Bu da, batı toplumlarına göre avantajlarımızı kaybetmemize neden olan hatalarımızdandır. Çocuğumuzun bizim bir ürünümüz değil; bizden sonra, bizim vesilemizle Dünyaya gelmiş ve imtihan sırasını bekleyen Allah(cc)’ın bir diğer kulu olduğunu kabul etmeli ve bu imtihanda ona en güzel şekilde yardımcı olmanın yollarını aramalıyız. Bu noktada önerilen tavır; bir danışman gibi önüne çıkan basamaklarda müdahaleci olmadan, o basamaktaki değerlendirmeye alması gereken artılar, eksiler ve tuzaklar konusunda çocuğumuzu bilgilendirmektir. Bir nevi uzman hizmeti… Bunu yaparken de onu herkesten çok sevip düşündüğümüzü, kendi egomuz adına konuşmadığımızı hissettirebilirsek; geleneksel yaklaşımlara göre çok daha istenilen sonuçlar alınacaktır.

Çocuğun kişiliğine saygı ve ona doğru örnek olmak konusunda yaş sınırlaması yoktur. Peygamber efendimiz (sav), bebek sayılacak çağdaki çocuklara dahi yalan söylemenin ya da verilen sözü tutmamanın, yalan cezasına neden olacağı konusunda ashabını uyarmışlardır.(8)

Çocuk birçok iyi ve kötü davranışları ailede kazanır. Anne babanın, çocuğunun düzenli olabilmesi için onda düzen düşüncesini uyandırması gerekir. Bu noktada çocuğa bazı küçük işler yaptırılarak onlara sorumluluk verilmelidir. Ailede çocuğun yapabileceği işler ve paylaşabilecekleri sorumluluklar mutlaka vardır.

Çocuklardan hizmet beklemek, sorumluluk vermek onların kişiliklerinin oluşmasında çok faydalıdır. Düzeylerine uygun verilen işler, onlarda başarma ve bunun sonucu kendine güven duygusunu geliştirir, alışkanlık sağlayarak onları hayata hazırlar. Örneğin, evde beslenen kedi, kuş gibi hayvanların bakımıyla ilgilenme görevlerinin çocuklara verilmesi, çocukların sorumluluk duygusu kazanmalarına hem de hayvanlara olan sevgi ve acıma duygularını artıracaktır. Bu sevgi ve acımayı, bütün canlılara karşı göstermesine sebep olacak ve bu, çocukta davranış hâline gelecektir.

Aile içinde, anne babaya yardım, aileye bazı küçük katkılar, çocukların irade eğitimi için de çok faydalıdır. Verilen görev içerisinde, çocuğun zamanını boşa geçirmesi engellenecek, böylece çocuk kötü davranışlardan uzak tutulmuş olacaktır. Görev verilen çocukta, temel güven duygusu, güçlüklerle mücadele ederek aşma, iş yapmanın sevinç ve mutluluğunu yaşama, toplumsallaşma, yaparak ve yaşayarak öğrenme gibi hususlar gelişecektir. Çocuklara verilecek bir sorumluluk onun bütün yönlerinin, hem düşünce hem de duygularının gelişmesine sebep olacaktır. Dolayısıyla çocuk aldığı görevi yerine getirme bilinci ve alışkanlığını edinmiş olacaktır.

Kişinin kendi davranışlarını kontrol etmesi, özdenetim yapması vicdan sahibi olması ahlâkî gelişim açısından çok önemlidir. Her hangi bir hareket doğru mu, yanlış mı diye düşündüğümüzde, içimizde bir hakim buluruz. Bu hakim, bizim ve başkalarının ahlâkî hareketleri hakkında hükümler verir, buna vicdan diyoruz.

Vicdan, insanı, herkesten uzak, hiçbir cezaya veya azara uğramayacağından emin olduğu durumlarda bile, kötülük yapmaktan alıkoyabilir. Bunun için, kişileri, aydınlık ve dürüst vicdanlı hâle getirmek, ahlâk eğitiminin hem aracı hem amacı sayılmalıdır. Aile çocuğun vicdanını güçlendirmelidir. Bunun için çocuğa, özdenetim alışkanlığı kazandırılmalıdır. Özdenetim eğitiminde birinci temel yaklaşım “çocuğa ne yapıp yapmayacağını açıklamak, ona yol göstermektir”. Özdenetimin sağlanması için çocuğa kuralların nedenleri açıklanmalıdır. Böyle bir yaklaşım çocuğun kuralları benimsemesini sağlar. Özdenetim eğitiminde ikinci temel yaklaşım “desteklemek”tir. Yani çocuğun olumsuz davranışlarına tepki göstermek yerine, olumlu davranışlarını taktir etmek, pekiştirmek ve desteklemektir. Olumsuz davranışın devamı hâlinde önce bu olumsuz davranışın nedeni araştırmalıdır. Davranışın ardında bir ihtiyaç, çözülmemiş bir sorun olabilir. Sorunlar çözülmedikçe, ihtiyaçlar giderilmedikçe olumsuz davranışlar devam eder.(9)

Bir sonraki yazımızı da, çocuğun kişiliğini kabullenen ve ezmeyen, çatışmaları en aza indirgeyen bir iletişim için yapılması gerekenlere ayıralım.

Dr. Mehmet Demir
Vuslat dergisi

Dipnotlar

1- Ahlak Psikolojisi ve Eğitimi. Meral Çileli, Verso yayınları.
2- Ailede Çocuğun Din Eğitimi. Abdurrahman Dodurgalı, M.Ü. İlahiyat fak. vakfı yayınları.
3- Sevgi Eğitimi. Veysel Sönmez, Anı yayınları.
4- Kınalızâde, Ahlâkı Ala’i, Tercüman yayınları.
5- Heysemi; c: VIII; s: 155 (Taberani’den naklen)
6- Çocuk Ruh Sağlığı. Atalay Yörükoğlu, Özgür Yayıncılık / Eğitim Dizisi.
7- Ailede Ahlâk Eğitimi. Mehmet Zeki Aydın, Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi dergisi C:7/2, s: 125-158.
8- Ahmed b Hanbel ve Ebu Davud’dan, Elmalılı Hamdi Yazır; “Hak Dili Kuran Dili”; c: 8; s: 10-11.
9- Akyüz, Emine, Ulusal ve Uluslararası Hukukta Çocuğun Haklarının ve Güvenliğinin Korunması, MEB, Ankara 2000.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s