En gerekli devrim: Mide devrimi


Mide devrimi

Kendisine ‘hikmet’ nimetinin bahşedildiğini düşündüğümüz bir büyüğümüz, bir tespitini şöyle dile getirmişti: “İslam aleminin, Müslümanların en büyük sorunlarından biri “yemek”tir. Yemek sorununu halledebilirlerse, bir çok problem peşinden çözülecektir.”

Önce durup bi düşünmüştüm; “Yemek”… Basit bir mesele gibi yankılanmıştı zihnimde. Üzerinde durdukça bu sözün ne kadar doğru ve haklı olduğuna kanaat getirmiştim.

Yıllardır tüketmekten şiddetle kaçındığımız, içeriğinde bulunan alkolün defalarca dile getirildiği ve aynı zamanda boykot ürünü de olan içeceklerin, Hac mevsiminde ve umre zamanlarında; Mekke ve Medine’de en çok tüketilen içecek olması, kafir fast-food, hamburger firmalarının, restoranlarının Müslüman beldelerinde ve ne hazindir ki Kabe’nin çok yakınlarında yeni yeni mekanlar açması bu sözün ne kadar haklı olduğunu gösteriyor maalesef…

Her gün gerek Kabe’den, gerekse dünyanın her yanından milyonlarca el, duaya açılırken, niçin kabul olmuyor bu dualarımız? Ümmetin üzerine çöken zillet niçin kalkmıyor?

Ebu Hureyre (r.a.) şöyle anlatıyor:
Resûlullah (s.a.v.) bir gün şöyle hitap etti:

Ey insanlar! Allah Teâlâ tayyibtir (temizdir), tayyibten başka bir şey kabul etmez. Allah’ın mü’minlere emrettiği şeyler, peygambere emretmiş olduklarının aynısıdır. Nitekim Allah: “Ey Peygamberler, Temiz/helal şeylerden yiyin, salih amel işleyin. Çünkü ben yaptıklarınızı hakkıyla bilenim” (Mü’minûn, 51) diye emretmiştir.
Mü’minlere de: “Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz/helal olanlarından yiyin” (Bakara 172) diye emirde bulunmuştur.” Sonra şöyle buyurdu: “ Allah yolunda sefer yapmış, üstü başı tozlanmış bir adam, ellerini göklere uzatarak: “Ya Rab, ya Rab!” diye yalvarıyor. Hâlbuki onun yediği haram, içtiği haram, giydiği haram, gıdası haramdır. Böylesinin duası nasıl makbul olur?” [1]

Helal gıda zihinlerimizde çok daha fazla yer etmesi gereken bir konu. Bu dünyada Müslüman kalabilmemiz için, Müslüman nesiller yetiştirebilmemiz için sürekli gündemimizde olması şart.

Alışveriş yaparken elimiz herhangi bir yiyeceğe gidiyorsa, çocuğumuzun tükettiği abur-cubur tarzı ürünlerin ‘içindekiler’i okumak aklımıza bile gelmiyorsa, mutfağımızda kullandığımız malzemelerin, midemizden geçenlerin ne olduğu bizi çok da ilgilendirmiyorsa durup düşünmemiz gerekiyor. Biz hakiki anlamda İslam’ı hayatımıza geçirmek istiyor muyuz? Çocuklarımızın güzel Müslümanlar olmasını arzu ediyor muyuz?

Abdullah b. Abbas (r.a) dedi ki:
“Midesinde haram bir şey bulunan kulun ibadetini Allah kabul buyurmaz.”

İbn Ömer (r.a) dedi ki:
“Namaz kılmaktan yay gibi, oruç tutmaktan çivi gibi olsanız bile, haram ve şüpheli şeylerden kaçınmazsanız, Allah o ibadetleri kabul etmez.”

İbadetlerimizin kabulü için, göz aydınlığı nesiller için, cenneti kazanabilmemiz için;
İlla ki helal,
İlla ki helal,
İlla ki helal…

Şunu unutmamamız gerekiyor ki midesinde, nefsinde devrim yapamayanlar, büyük devrimlerde başarılı olamazlar.

Kardeşlerimizden bazıları, her taraftan kuşatıldığımız böylesi bir dünyada, bunun çok da yapılamayacağını, devam ettirilemeyeceğini söylüyorlar. Bizse; Müslümanların özellikle son zamanlarda artan umut verici çalışmalarıyla, bunun zor da olsa mümkün olduğunu, “Yapsak da olur yapmasak da olur” düşüncesinin yanlış olduğunu ve herkesin sorumluluk taşıdığını düşünüyoruz.

Bazı annelerimiz ise; çocuklarda bu bilincin nasıl yerleştirileceği, onların çocuk olup her şeyi isteyebilecekleri, kısıtlamanın ters tepkiye yol açabileceği gibi kaygılar taşıyorlar.

Çevremizde gözlemlediğimize göre; çocuklar, anne-baba kararlıysa ve alternatifler sunuyorlarsa –ki bu alanda alternatiflerimiz var- ebeveyni zorlayacak taleplerde bulunmuyor ve alınmayan ürünlere karşı istekte bulunsa dahi ısrarcı olmuyor.

Bir yakınımın çocuğunun elinde, şüpheli değil de, içeriğindeki haram maddenin kanıtlanmış olduğu bir jelibon gördüğümde şaşırmış ve hemen anneye söylemiştim. Anne de şaşırmış bir halde, bazı sorular sorarken, 8-9 yaşlarındaki çocuk çok sevdiği ve yeni açtığı jelibon paketini hemen kenara bırakarak: “Öyleyse ben bunu yemem” demişti.

Bilelim ki, çocukların imanları, samimiyetleri büyüklerinkinden daha kuvvetli…
Ve unutmayalım ki; anne, samimi, kararlı olur ve gayret ederse Allah ona bu eğitimi kolaylaştırır.

Son olarak bir şehidin oğlunun, babasından bahsettiği sözleriyle noktalayalım yazımızı:
“Düşündüğümde babamı, çok kolay şehid olmadığını anlıyorum. Biz onu yakinen biliyoruz. Geceleri namazda devamlıydı. Ve kendisine hazır, paketli birşeyler ikram ettiğimizde ‘İçinde ne olduğunu bilmediğim şeyi ben yemem.’ diyerek geri çevirirdi.”

Yüce mertebeler için, büyük ameller gerek demek ki…

Not: Helal gıda konusunda hassasiyetlerini artırmak ve çalışmalardan haberdar olmak isteyen kardeşlerimiz http://www.gimdes.org sitesini takip edebilirler.

Ummu Nidal

Müslüman anneler

[1] Müslim/Zekat 1015. Tirmizi 2992.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s