Her Yeni Doğan Gün, Daha Güzel Anne Olmaya


Her Yeni Doğan Gün, Daha Güzel Anne Olmaya

Omuzlarımıza yüklenen en güzel görev annelikle, her gün biraz daha yavrularımızı büyüttüğümüzü zannederken; büyüyor, gelişiyor, eğitiliyoruz her birimiz.
Milyonlarca, milyarlarca “anne” var belki de dünyada…
Ama biz, “müslüman bir anne” olmanın verdiği mutluluk ve sorumlulukla ayrıcalıklı olduğumuzu da biliyoruz…

Kimi zaman yalpalıyoruz, kimi zaman koşuyor…
Kimi zaman gülüyoruz, kimi zaman ağlıyor…
Kimi zaman umut ve heyecan doluyoruz… Kimi zaman çaresizlik içinde susuyor…
Sabırdan bir kaleye dönüşüyoruz kimi zaman; güçlü, sağlam ve korunaklı.
Kimi zaman üflesen yıkılacak kadar hassas oluyoruz.
Mükemmel değiliz hiçbirimiz. Her yaptığımız doğru, ne yapılması gerektiğini en iyi bilen, ya da en iyi yapan da değiliz. Bilerek, bilmeyerek hatalar yapıyor, yanlışlara düşüyoruz; kulluk ya da özel olarak annelik konumunda…

Kimi zaman ihmal ya da gafletten, kimi zaman farklı imtihanların verdiği farklı sorumluluklardan, kimi zaman da tamamıyla bilmemekten kaynaklanıyor düştüğümüz yanlışlar… Ama, onca eksikliğimize rağmen, her gün daha iyiye doğru yol alıyor adımlarımız. Her sabah güneş, eksiklerimizi tamamlamak, hatalarımızı düzeltmek telaşıyla doğuyor üzerimize.

Ve bu heyecan, bu umut ve idealler üzerine yazıyoruz ve okuyoruz her birimiz. Bazen birimizin düşündüğünü diğerimiz düşünemiyor, birimizin bildiğine, araştırdığına diğerimiz ulaşamamış oluyor. Ya da birimizin hissettikleri, yapabildikleri, tecrübeleri diğerlerimize ışık tutuyor. Tamamen samimi duygu ve niyetlerle başlanan bu çalışmanın, yazılan yazıların her birinin daha şimdiden günlerimize ayrı bir güzellik kattığına eminim…

Bir anne olarak gün boyu bir sürü farklı işle, her bir çocukla ayrı bir dünya, ayrı bir karakterle ve iç dünyamızda sürekli değişip duran nice değişik duygu ve gel-gitlerle beraber oluyoruz.
Bazen bir bakıyoruz bir işi yaparken diğer bir işe dalıp öncekini unutup yarım bırakmışız. Bazen bir duygudan başka bir duyguya savrulup durmuşuz. Evimizde, yüreğimizde yapılacak, edilecek bir sürü iş, amel birikmiş…

Gün içinde yaptığımız, ya da son zamanlarda zihin olarak meşgul olduğumuz konulardan kısa kısa notlar sunmak istedim bu sefer. Belki tek bir konu üzerinde uzun uzun yazmak daha açıklayıcı olabilirdi. Ama şimdilik küçük birikintiler olsun günlerimize düşen…

İş Sıralaması

Her annenin yapılacaklar listesi çoğunlukla kabarıktır. Daha sabah gözlerimizi açarken kafamızda bir sürü iş sıralanır.

Her şeyi birbirine karıştırmamak için ilk önce önem sırasına göre işlerimizi düzenlemeli ve uygulamalıyız.

Öncelikle besmele ve sabah dualarıyla güne başlamalıyız. (çoğunlukla dualarımız rutin sabah işlerini yaparken olsa da; yatak toplama, çocukların el ve yüzlerini yıkama, kahvaltı hazırlama gibi.) Daha sonra ise, her zaman elimizin altında bulunan küçük not defterimize o gün yapılacak işleri önem sırasına göre yazmalıyız. Tabi ilk başa besmelemizi yazmayı unutmadan. Ne kadar düzenli ve pratik olursak olalım, Allah’ın yardımı olmadan hiçbir işimizi hakkıyla yerine getiremeyeceğimizi bilerek…

Yapacağımız işleri kağıda döküp yazmak, unutmamamızı sağlar ve ne yapıp ettiğimizi görüp zaman ayarlaması yapmamızı kolaylaştırır. En önemli işlerimizi öncelikle yaptığımızda ise, yapmasak da olacak ya da diğer güne kalabilecek işlere zamanımızın yetmemesi bir problem olmayacaktır. Vaktimizin hepsine yettiği zamanlarda ise, işlerimizi daha rahat, dinlene dinlene, işlerin arasına çocuklarla bir oyun, boyama, kitap okuma, ya da bir başka etkinlik ekleyerek strese girmeden yaparız.

Tüm bu plan programlama ile beraber, her zaman her işin sırasıyla gideceğini de zannetmeyelim. Bazen her şey ters yüz olur, bütün işler yapılmadan öylece ortada kalabilir. Belki bebeğimiz o gün hiç durmaz ve uyumaz, belki daha büyük çocuklarımız hastalanır ya da daha farklı ilgi isteyebilir, belki ani misafirimiz gelebilir vs. Ama biz, üzerimize düşeni yaptıktan sonra rahat olmalı ve sürekli olarak da;

“Allahumme lâ sehle illâ mâ cealtehu sehlâ. Ve ente tec’alul hazne izâ şi’te sehlâ.” (Allah’ım! Senin kolay kıldığından başka kolay yoktur. Dilediğinde zoru kolaylaştıracak olan da Sensin.) duasını dilimiz ve kalbimizden hiç düşürmemeliyiz.

Çocukların hepsinin küçük ve peşpeşe olduğu, yakınlarda hiçbir yardımcının olmadığı, hastalıklar, biriken işler vs. bir sürü sorumluluğun omuzlarımızda olduğu zamanlarda, gün boyu belki onlarca kez bu duayı söyleyerek koşuştururken, Allah’ın bizimle olduğunu ve yardım ettiğini bilmek, işlerimizi kolaylaştırır ve kalbimizi her daim rahatlatır…

Ayrıca işlerimizi -herhangi bir engel çıkmadıkça- düzenli yaptığımız zaman, daha fazla vaktimizin kaldığını, yoğun günlerden sonra ise, daha rahat ve az işli günlerin bizi beklediğini göreceğiz. (Haftada 1-2 yaptığımız düzenli temizlik ve ev işleri diğer günlerimizi rahatlatacaktır. Ama işler üst üste birikir ve çoğalırsa her güne yayılmak zorunda kalır.)

Görsel Tehlike

Yazının başında da belirttiğim gibi, her biri ayrı ayrı ve uzun uzadıya araştırılıp incelenecek konuların, daha kısaltılmış, kendi penceremden olan yanlarını aktaracağım sizlere… Görsel tehlike ile ilgili bir çok araştırma, bilimsel sonuçlar ve ayrıntılı bilgiye dileyenler gerekli yerlerden ulaşabilir.

Okul öncesi küçük çocukları olan, bahçesiz bir ev yani apartmanda onları büyütmeye çalışan bir anne olarak, çocuklarımızı gün içinde nasıl oyalayacağımız birçok anne gibi beni de düşündürüyor.
Oyuncak, farklı oyunlar, boyama, kitap okuma, vs… Hepsinden sıkılınca, ya da kimi zaman çok erken kalkıp komşuları rahatsız etmemek için veya evin en küçük ferdi olan bebeğimiz uyurken, biz de biraz yatıp dinlenelim diye düşünerek diğer küçükleri sakince otutturmak için, yaşadığımız bu çağda kaçınılmaz bir gerçek olduğundan, görsel eğitimin etki derecesinin çok olmasından… Bunlar ve buna benzer daha bir çok olumlu olumsuz sebep gösterilebilir, çocuklarımızı bilgisayar başına otutturmamıza… (Televizyon zaten hiçbir şekilde gündemimizde değil ve olmamalı…)

Ve biz bilinçli ve bir çok konuda hassas anneler olarak, bilgisayarla muhatap olurken izlettiğimiz şeylerde seçici davranarak elimizden geleni yaptığımızı düşünüyorduk… -Her ne kadar, çocuklarımız bilgisayar başında iken kalbimiz hiç rahat olmasa da.-

Ama bir şeyler izlerken oldukça sakinleşen çocuğun hareketleri, bilgisayar kapandıktan sonra iki katına çıkıyor, gün boyu olması gerekenden fazla ve değişik sorularla muhatap olunuyor, dikkat dağınıklığı, öğrenilecek şeylere yoğunlaşamama, farklı karakterleri örnek alma, değişik söz ve cümleler kullanma gibi birçok olumsuz durumla karşılaşıyorduk. İzlenilen çizgi filmler vurdulu kırdılı dövüşlü olmayıp daha sakin gibi gözüken bir şeyler de olsa, saniyelere sığdırılan hareketler, (anında bir yerden bir yere gitme, sabah akşamın hemen olması vs.) çocukların da daha hızlı hareket etmesini sağlıyor.

Eğitici bir şey bile izlense, görsel olarak anlam verilemeyen birçok olay, durum çocuğun zihnini meşgul ediyor ve farklı sorular ortaya çıkıyor. Sabah bir saat izlenilen çizgi film, gün boyu hatta yatarken çocuğun beynini yoruyor; yaş ve zekâsı uygun olduğu halde kısa şeyler dahi ezberlemekte zorlanıyor, öğrendiğini unutuyor…

Bu ve bunun gibi birçok durumu fark eden ve çareler arayan bir anne olarak; çocuklarımızın izleme konusunda aşırı istekli olduğu ve bizim elimizden bir şey gelmediğini düşünmüyorum…
Bilakis öyle veya böyle onları izlemeye alıştıran yine biz büyükleriz… Ve sorun tamamen bizim ciddi kararlar alıp uygulamamamızdan kaynaklanıyor. Henüz çocukları küçük olup (2-3-4 yaş) izlettirmeye hiç başlamayan anneler ellerinden geldiğince çocuklarını bilgisayardan uzak tutup alıştırmamalı.. İzlemeye zaten alıştı diyen anneler ise, kararlı bir şekilde bunu azaltıp, çocuklarına farklı alternatifler sunabilir.

Her gün ortalama bir saat bir şeyler izleyen çocuklar, annelerinin kesin karar vermesiyle hayatlarından çıkan bilgisayarı ilk birkaç gün ısrarla isteyebilir. Ama kesin tavrı görünce zamanla alışacak ve onsuz daha güzel yaşandığını göreceklerdir. Haftada, on günde 1 gün yarım saat ya da en fazla bir saat, hayvan belgeseli, eğitici ve yaşlarına uygun bir çizgi filmi izlediklerinde ise, önceden sürekli daha fazla izlemek isteyen çocuklarınızın bununla yetindiğini göreceksiniz inşaallah… Çocuklar kendi başlarına daha güzel ve daha uzun süreli oyunlar kurabilecek, lego tarzı oyuncaklarla çok daha fazla şeyler üretebilecek ve öğrettiğiniz şeyleri daha iyi kavrayıp ezberliyebilecekler.

Bu arada siz de el faaliyetleri, beraber boyamalar, kitap okumalar, farklı oyunlar ve çocuklarınızla daha fazla ilgilenme ile onları bilgisayardan daha yararlı alternatiflerle buluşturabilirsiniz. Bir de güzel çocuk bant tiyatroları dinletmeyi de bir başka alternatif olarak tavsiye ederiz. Çocukların hayal dünyasını geliştirme ve aynı anda birkaç şey yapabilme anlamında yararlı oluyor. Çocuklar boyama yaparken, ya da oyuncaklarıyla oynarken, bant tiyatrosu ya da sesli masal dinlemekten oldukça mutlu oluyorlar. Aynı anda kulakla dinleme, zihinde hayal etme ve elleriyle oyun oynama ya da boyama yapma onları gerçekten geliştiriyor…

Aile ortamı, akrabalarının yaşam tarzı ve onlarla görüşme sıklığı gibi herkesin farklı imtihan ve durumlarla karşı karşıya olduğunu biliyoruz. Ama anne ve babanın ciddi ve kararlı tutumlarıyla, çocuklarını ellerinden geldiğince kendi evlerinde ve başka evlerde, onlara zarar verecek şeylerden koruyup sakındırma sorumluluğu olduğunu da unutmamalıyız…

Cennet Özlemi

Reklamların, alışveriş merkezlerinin, almaların, tüketmelerin her tarafı sardığı bu çağda, gereğince almak, gerekeni, ihtiyaç olanı ayırt edebilmek, çoğu kimsenin zorlandığı bir durum…
Ve maalesef büyüklerdeki bu tüketim hastalığı, daha küçük yaşlardaki çocuklara da büyükler vasıtasıyla sirayet etmiş.

Henüz ihtiyacı olmadan, hiçbir eksik bırakılmadan kendilerine tam takım odalar düzülen çocuklar, yeme içmeden tutun, kıyafet, oyuncak, ev eşyasına kadar her şeyin fazlasıyla muhataplar. Bu yüzden küçük şeylerle mutlu olamıyor, gittikçe doyumsuzlaşıp şımarıyor ve müslümanlar olarak bizim için en önemlisi de, dünyanın bir imtihan olduğu ve asıl gidilecek yer olan ahiret için, cennet için çalışılıp yarışılması gerektiği bilinci bir türlü içlerine yerleşemiyor.

Oysa küçüklere imtihan bilincini, yaşama gayemizi en kolay, en güzel anlatabilme yöntemimiz; cenneti sevdirme ve ona özendirmeyle oluyor… Rabbimiz’in ayetleriyle bizi özendirdiği cennet, çocukların o masum dünyasında, -doyumsuzluğa alıştırılmadıkları taktirde- öyle güzel yer ediyor ki… Yeter ki biz anlatmasını, özendirmesini, amellerimizle ve dünyalıklara olan bakış açımızla gayrete getirmesini bilelim…

Etrafındaki çocuklara oyuncak, yiyecek, kıyafet gibi eşyaların sınırsızca alındığını gören bir çocuk, ister istemez kendi eşyalarını, alışveriş tarzlarını, ev modellerini sorgulayacaktır. Ama, maddi bir kaygı sebebiyle değil de, her şeyi dünyada almak istemeyip cennet’te en güzellerini kazanmamız gerektiği ve bunun için böyle davranıldığı anlatılınca, 3-4 yaşlarındaki bir çocuk bile bunu anlayacak ve cennet için heveslenecektir.

Çocuklarımıza yeterli ölçüde ihtiyaçlarını aldıktan sonra, diğer fazladan olan isteklerinde, ‘almayacağız’ diye kestirip atmaktansa, eğer biz güzel mü’minler olursak Rabbimiz cennet’te onun daha güzelini (oyuncaksa; hiç bozulmayanı, kıyafetse; eskimeyeni, çikolataysa; diş çürütmeyeni) verecek diye açıklamada bulunmak, çocukta isteklerinin yapılmadığı değil, daha güzel bir yere ertelendiği fikrini uyandıracaktır. Ve çocukta daha küçük yaşta, dünya ve içindekilerden belli bir miktar yaralanıp, güzel işler işleyerek, heves, arzu ve isteklerimizi sakladığımız o güzel yeri kazanma bilinci oluşacaktır.

Daha sonra oyunlarında, kendi aralarındaki konuşmalarda, çocukların sık sık cennet’ten bahsettiklerini ve içlerinde sakladıkları istekleri, hayallerini dile getirip, orada onlara kavuşacakları için nasıl heyecanlandıklarını işitebilirsiniz…

Kimi zaman küçük yavrularımızdaki bu heyecan, bu acelecilik, tatlı bir hava estirir de evlerimizde, biz büyükleri dalıp kaldığımız dünyadan tutup çıkarır. Ve oturur beraber oynarız ‘cennet’te en çok ne istersin?’ oyununu…

Ummu Salim
Müslüman Anneler

Reklamlar
Aile içinde yayınlandı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s