Mümin kadın nerede duruyor?


Mümin kadın nerede duruyor

Kadının bütün toplumlardaki yeri tartışmalı bir yerdir. Ya abartılarak ya da ihmal edilerek kadın hep gündemde tutulur. Kadın da kimi zaman kendisi ile alakalı yerli veya yabancı politikalara ya sessiz kalır ya da destek olur. Kadının, erkeklerin kendisi hakkındaki tavırlarından önce, bir kadın olarak kadınlar tarafından nasıl izlendiğini tespit etmesi gerekmektedir. Kadını ezip, ikinci sınıf durumuna getiren, erkeklerin politikalarından önce kadının kendisidir. Kadının değeri bilinmiyor, kadın ihmal ediliyorsa bunu, erkekten önce kadının kendisi yapmaktadır. Saman alevi türünden tepkilere dikkat etmeyerek yapacağımız bir hesapta kadının, kadınlığı için ne yaptığı sorusuna verilebilecek dolu dolu bir cevap bulmakta güçlük çekeriz.

İktidarların, uluslararası kuruluşların kadınlar hakkındaki büyük vaatleri, şu ana kadar kadının lehine yapılmış işler arasında anılabilecek durumda değildir. Basit bir erkek düşmanlığı ya da köklü olmayan konular etrafındaki çalışmalar kadını, biraz daha geri itmiştir diyebiliriz.

Bugün gelinen noktada kadın, adına hürriyet denen pek çok gelişmeye sahip olmuştur. Bu bir gerçektir. Çalışabilmiş, kazanabilmiş ve harcayabilmiştir. Dün ziyaretçi olarak giremeyeceği yerlere bugün müdür olarak girebilmiştir. Bunları tartışabilecek durumda değiliz. Tartışabileceğimiz ve tartışmamız gereken şudur: Kadın ne idi de ne olmuştur? Kaybettikleri yanında kazandıkları nelerdir? Kadının, anneliği ve eşliği açısından kazandıkları nelerdir, diğer beklentileri açısından kazandığı nelerdir?

Böyle bir soruşturmada elde edilecek sonuç yaklaşık olarak şu şekildedir:

Kadının eş olması açısından kazandıkları oldukça yüksektir. Kadın erkekle eşit haklara hatta erkekten daha güçlü haklara kavuşmuştur. Ezilmiş durumundan ezebilen durumuna geçmiştir. Maddi hakları olmuştur.

Anne olarak ise kadının, doğurduğu zaman hastanede rahat doğum yapması dışında, onun anneliğine ilave getirmiş hangi hakkı vardır? Kadının anneliği rutinleşmiş bir hayat görüntüsü düzeyine düşürülmüştür. Kadın, erkeğine karşı haklar kazandırıldığı gibi, çocuğu da ona karşı hak sahibi olmuştur. Çok geçmeden kadınların, evlat özlemi çektikleri bir hayat yaşayacaklarını söylemek yanlış olmayacaktır. Kadın neticede, kazandı mı kaybetti mi belli olmayan bir dönem geçirmiştir. Hâlâ kadın konusu, temel tartışma konularından biri olmaya devam etmektedir. Hep kadın konuşuluyor, hep onun lehine kararlar veriliyor ama kadının dertleri bitmiyor. Çünkü kadının en temel sorunu, erkeklerin onu ezmesi değildir. En temel sorun, kadının kendini tanıyamamasıdır. Kadın kendisini, Allah’ın en büyük sanatı olan insanın yaratılması için tahsis edilmiş tek imkân olan anneliğin sahibi olarak tanıyamamıştır. Bu tanıyamama da kadına pahalıya mal olmuştur. Anneliği ve anne olma süreci için şart olan eşliği öne çıkardığımız bir anlayış, kadının asıl kimliği ile tanınacağı sonuca götürecektir bizi.

Kadının değerli olması için diplomaya ve şöhrete ihtiyacı yoktur. Kadının kendisi bir diploma konusudur zaten. Bulunduğu konumu takdir edebilmek ya da kendinden bile habersiz olmak gibi bir sıkıntı kuşatmıştır kadını. Kadına yeniden bakmak gerekiyor. Kadının kendisini yeniden tanıması gerekiyor. Bu yeni tanımada kadın, kadınsı duruşu ile bakıldığında dahi, erkeklerin cephelerde kazandığı mücahitlik unvanını kazanabilecek durumdadır. Kadının varlığı kendi başına değerlidir. Kadın, cihadı kendinden olan bir konumda bulunmaktadır. Onun cihat edip mücahide olması için cephelere çıkması gerekmemektedir. Bulunduğu konumu olan eşliği ve anneliği esasen, cephelerde cihat eden mücahitlerin korumakla mükellef oldukları mukaddesatı temsil etmektedir. Kadının evi zaten bir cephedir. O, bulunduğu değeri takdir etsin veya etmesin hakikat budur. Kadın mücahidedir. Kadının temsil ettiği değerler için cihat eden erkeklere mücahit dendiği gibi, kadının barındırdığı değerler ve ihya edeceği görevler üzerinden yürüteceği çalışmaları da bir cihattır, kendisi de mücahidedir.

Kadın mücahidedir. Her cihat ehli gibi o da kendi mesuliyetini bilecek, mesuliyetinin gereğine göre bir hayat yaşayacaktır. Mücahide olması, diğer mesuliyetlerini aksatması gibi bir sonuca sebep olmayacaktır. Kendisi, ailesi ve yaşadığı mü’min toplumu onun mesuliyet alanını göstermektedir. Kendisi ile ilgilenmesi toplumunu ihmal nedeni olmayacaktır. Toplumu ile ilgilenmesi de kendisini ya da ailesini ihmal etme nedeni olamaz. Görev icra etmek, her şeyi yerli yerinde ve zamanında yapmakla mümkün olacaktır. Allah Teâlâ’nın herkese yüklediği bir görev bulunduğunu ve her görevliden görevini muhakkak soracağını bilmek durumundayız.

Kadın, mücahidelik düzeyinde mü’min bir hayat yaşadığında, cennete köprü olacak bir ev kurmuş olacaktır. Fiilen öyle bir ev sahibi olmasa bile, niyeti ve gayreti ile kazanacaktır. Kadının bu düzeyde olması, kendi başına bir okul olması demektir. Anaokuluna gerek kalmadan anaların okullaştığı bir hayat yaşayacaktır mü’minler. Ahlâk üzerindeki endişelerimiz büyük oranda azalacaktır. Allah’ın dinini ayakta tutmak ve aktif hâle getirmek için her evi bir İslam Devleti durumuna getirmiş olacağız. Kadınların mücahideleşmesi yani, neden ve nerede bulunduklarını bilebiliyor olmaları, İslam devletimizin tuğlaları durumunda olacak evlere sahip olmamız demektir.

Helal ve haram ilkelerini uygulayacak bir devlet standardından önce, o tarz bir hayatı benimseyecek ortamı oluşturacak mücahide kadınlar arayışı içinde olmalıyız. ‘Açlığa dayanabiliriz ama ateşe dayanamayız.’ diyecek kadınlar önceliklidir. Öyle kadınların bulunması, ilan edilmeden önce fiiliyatta var olan bir İslam Devleti demektir. Bu kadınlar ve böyle bir aile kurulmadan önceki ilan edilmiş bir İslam Devleti ise dışı ile içi arasında fark olan bir devlet olacaktır.

Bu bir beklenti olduğu kadar olması gerekendir. Hakikat budur. Bunun ötesindeki oluşumlar, evi çatısından yapmaya başlamak gibi bir durum olarak izlenebilir. İnsan için önce kadın, kadın için de düzey aramak hakkımızdır. Bu hakkı erkek kadar kadın da aramalıdır. Kadınlar kadar erkekler de mücahide kadın ideali peşinde olmalıdırlar.

Hayat iman ve cihattır. Cihat ise herkesin zamanına ve kabiliyetine göre olacaktır. Mü’min kadının kimliği bellidir. Allah Teâlâ, onu ne için yarattığı, ona hangi kabiliyetleri ihsan ettiği, bellidir. Belli olmayan ise bizim isteklerimizdir. Çok şey istemiyoruz. İslam istiyoruz. Evi, sokağı, çarşısı, camisi İslam olan bir şehir istiyoruz. O şehirlerin ülkesini istiyoruz. Bunu anlayacak kadın ve erkek istiyoruz. Böyle olmak istiyoruz. Buna da cihat diyoruz. Bu kadar.

Nureddin Yıldız
Millî Gazete

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s