Erkek çocuğunu el bebek-gül bebek yetiştirmeyin


Boy drawing

Her isteği yerine getirilen ve davranışlarına sınır konmayan erkek çocuklarında kendini kızlardan üstün görme, zor işlerden ve sorumluluktan kaçma gibi kişilik sorunları ortaya çıkmaktadır. Erkek çocuklarına ayrıcalık tanıma, her isteğini yerine getirme annelerde daha fazladır. Oğlunu sevdiği için her istediğini yapan anneler, çocuğu kendisine bağımlı hale getirdiklerinin farkında değildir.

Huy (temperament), karakter (character) ve kişilik (personality) birbirinden farklı kavramlar olduğu halde çoğu zaman birbirinin yerine kullanıldığı görülmektedir. Huy; kalıtımla geçen ve yaşam boyunca çok az oranda değişen yapısal özelliklerdir. Bazı metinlerde huy yerine fıtrat, mizaç ve tabiat kelimelerinin kullanıldığı görülmektedir. Karakter, çevrenin ve yetiştirilmenin etkisi altında gelişmiş, öğrenilmiş tutumlardır; zamanla değiştirilebilecek özellikleri içerir. Kişilik ise; genetik olarak gelen huyla, sonradan elde edilmiş karakterin birleşiminden oluşmaktadır.

Bu tanımlara göre aile eğitimi ve anne-babalık tutumu ancak çocuğun karakteri üzerinde etkili olmakta; doğuştan gelen huyla karakter birleşerek kişiliği oluşturmaktadır.

Allah, erkek çocuğunu baba, kız çocuğunu anne olacak ve ailede buna uygun rolleri yerine getirecek cinsel özelliklerle ve yeteneklerle yaratmaktadır. Yaratılıştan gelen bu özelliklerin ve yeteneklerin açığa çıkması ve işlerlik kazanması aile eğitimine bağlıdır. Erkek ve kız çocuğundan beklenen roller kültürden kültüre, bölgeden bölgeye ve aileden aileye değişiklik göstermektedir. Doğu kültürünün baskın olduğu ülkemizde erkek çocuklarına bir üstünlük ve ayrıcalık tanınmakta; anne-baba ve aile büyükleri erkek çocuğunun her isteğini yerine getirerek ve davranışlarına sınır koymayarak şımartmaktadır.

Erkek çocuğa aşırı ilgi

Her isteği yerine getirilen ve davranışlarına sınır konmayan erkek çocuklarında kendini kızlardan üstün görme, kızlar üzerinde otorite kurma (erkek narsizmi), zor işlerden ve sorumluluktan kaçma gibi kişilik sorunları ortaya çıkmaktadır. Erkek çocuklarına ayrıcalık tanıma, her isteğini yerine getirme, yapabileceği işlerde bile yardım ederek hazıra alıştırma annelerde daha fazladır. Paşa oğlu zahmet çekmesin, rahat etsin diye elbisesini annesi giydirir, yemeğini annesi yedirir, yatağını ve odasını annesi toplar. Oğlunu sevdiği için bunları yaptığını zanneden anneler, çocuğu kendisine bağımlı hale getirdiklerinin farkında değildir.

Anneye bağımlı hale gelen erkek çocuklarında “öğretilmiş çaresizlik” adını verdiğimiz bir zihin tembelliği ve sorumluluktan kaçma ortaya çıkmaktadır. Hep almaya alıştırılan bu çocuklar vermeyi öğrenemezler. Altı yaşına kadar kazandırılamayan sorumluluk duygusunu sonradan kazandırmak çok zor, neredeyse imkânsızdır. Bu çocuklar kendilerinde marka giyinme ve son model cep telefonu kullanma hakkı görür; ama çöp dökmeye veya bakkala ekmek almaya gitmeye üşenirler.

Günümüz annelerinde okula giden çocukların sanki tek sorumlulukları ders çalışmakmış gibi, başka iş yaptırmama anlayışı hâkimdir. Çocuk ders çalışırken her türlü hizmeti eksik etmez; yemeğini, tostunu, çayını ayağına getirir; hatta çayının şekerini bile karıştırırlar. Yeter ki paşa oğlu okusun, büyük adam olsun. Üniversiteyi bitirip bir iş sahibi olana kadar oğlunu yanından ayırmaz; askere göndermeye kıyamaz, bedelli askerlik yasasının çıkmasını beklerler.

Askerlikten sonra sıra oğlunu evlendirmeye gelmiştir. Günlerde ve komşu gezmelerinde genç kızları süzer, sorup soruşturur. El maharetleri, mutfak becerileri, misafire hizmetleri istediği gibi midir? Paşa oğluna anacığı gibi hizmet edebilecek, ona sevdiği yemekleri pişirebilecek midir? Gelin adayına bu ölçülerle bakan bir anne, oğluna hayat arkadaşı ve can yoldaşı değil, hizmetçi aramaktadır. Çünkü kadınlıktan anladığı budur.

Annesinin beğendiği kızla evlenen paşa oğlu, annesinden beklediği hizmeti eşinden de beklemektedir. Eşi sabah erkenden kalkmalı, kahvaltısını hazır etmeli, başını okşayarak uyandırmalıdır. Eşi çalışıyor olsa bile, bunları yapmak her evli kadının görevidir. Akşam işten döndüklerinde eşi mutfakta o bilgisayarın başında veya televizyon karşısındadır. Karısı yemeği yapmalı, sofrayı kurmalı, “Kocacığım yemek hazır, sofraya buyur” demelidir. Yemekte eşi konuşurken o sağır dinleme yapar, eşinin sohbet etme ihtiyacı olduğunu anlayamaz. Yemek biter, adamın aklına bir tabağı kaldırmak bile gelmez. Çünkü bu alışık olmadığı bir şeydir.

Genç kadının hayal ettiği evlilik ve kendisini mutlu etmesini beklediği erkek bu değildir. Kocasını değiştirme çabaları da bir işe yaramamaktadır. Önünde iki ihtimal vardır. Ya böyle bir evliliği kabullenecek ya da boşanarak baba evine dönecektir.

Boşanmaların artmasında erkek çocuklarına ayrıcalık tanıyan, elinde kaşık zorla yemek yediren, yapabileceği işlerde bile yardım ederek hazıra alıştıran, “paşa oğlum” diyerek el bebek gül bebek büyüten, onlara erkek olma, evini geçindirme, eşine yardım etme, eşini mutlu etmeye çalışma sorumluluğu kazandıramayan koruyucu annelerin payı az değildir.

Erkek çocuklar ve kişilik

İnancımıza göre Allah’ın bütün isimleri insanda tecelli etmektedir. Ancak babada Rab ismi, annede Rahman ismi daha baskındır. Bu itibarla anne aşırı koruma ve şefkat duygusuyla çocuğun davranışlarına sınır koymaktan kaçınır; onu şımartma eğilimindedir. Baba da çocuğun davranışlarına sınır koyarak ve otoritesini kullanarak annenin eksik bıraktığı disiplini tamamlar. Baba, dış tehditlere karşı eşini ve çocuklarını koruyan; ailenin temel ihtiyaçlarını karşılayan bir güçtür. Erkek çocuğu için dünyanın en güçlü adamı babasıdır. Bir çocuk sokakta başka bir çocuğa meydan okurken, “Benim babam senin babanı döver!” derken çok samimidir ve bunu inanarak söyler.

Anne çocukların beslenmesiyle, bakımıyla ve giyim kuşamıyla, mutfak maharetiyle, evi çekip çevirmesiyle, evin kasası ve maliye bakanlığı görevini üstlenmekle, ilerisi için birikim yapmakla ön plandadır. Bu itibarla bir kız çocuğu için de dünyanın en maharetli ve en becerikli ev kadını annesidir.

Anne ve babanın cinsiyetlerine ve yaratılışlarına uygun düşen bu sorumluluk alanlarına “ailede rol paylaşımı” diyoruz. Erkek çocuğu babayı, kız çocuğu anneyi gözlemleyerek ve taklit ederek cinsiyetlerine uygun bir gelişme gösterirler. Roller karıştığında, mesela erkeğin silik, kadının baskın olduğu ailelerde, erkek çocuğu ideal baba modelinden yoksun demektir. Annenin çalıştığı, babanın çocukların bakımını, mutfak ve ev işlerini üstlendiği ailelerde bu duruma sık rastlıyoruz. Yanlış anlaşılmasın, anne ve babanın çalıştığı ailelerde erkek, işten yorgun dönen eşine ev işlerinde elbette yardımcı olmalıdır. Problem, ev işlerinin ve çocuk bakımının babanın asli görevi haline gelmesinde ve otoritenin annenin eline geçmesindedir. Rollerin değişmesinde çalışan kızlarını gelin ederken annelerin “Sen de çalışıp para kazanıyorsun, sakın kendini ezdirme” diye yaptıkları telkinin de payı var.

Madalyonun bir de öteki yüzüne bakalım. “Ben erkeğim, ben babayım, parayı ben kazanıyorum, bu evin geçimini ben sağlıyorum” diyerek eşi ve çocukları üzerinde baskı kuran, evde terör estiren erkekler de var. Babanın baskın, annenin silik olduğu bu ailelerde erkek çocukları ideal baba modelinden yoksun büyümekte, ileride evlendikleri zaman onlar da eşleri ve çocukları üzerinde baskı kurmakta ve erkek olarak bunda hakları olduğuna inanmaktadırlar. Son günlerde medyanın haklı olarak üzerinde yoğunlaştığı “aile içinde kadına şiddet sorunu” bu hatalı baba modelinden ve aile geleneğinden kaynaklanmaktadır.

Çocukların cinsel kimlik gelişiminde baba modeli çok önemlidir. Bize danışma için gelen gençlere, terapiye başlamadan önce, babalarını anlatmalarını isteriz. Araştırmalar, sorun yaşayan, zararlı alışkanlıklar edinen, evliliği yürütemeyen, suç örgütlerine karışan gençlerin ekseriyetle babalarıyla problem yaşayan gençler olduğunu göstermektedir.

Erkek çocukta cinsel kimlik

“Son yıllarda neden erkek çocukları kız çocuklarından daha fazla cinsel kimlik sorunu yaşamaktadır?” sorusuna cevap arayan eğitimciler, psikologlar ve psikiyatrlar üç açıdan (genetik, aile eğitimi ve medya açılarından) yaklaşmaktadırlar.

Çocuğun cinsiyetini belirlemede dişi üreme hücrelerinden çok erkek üreme hücreleri etkindir. Erkeğin erbezlerinde iki farklı cinste spermanın üretilebilmesi için iki farklı hormonla (erkeklik ve dişilik hormonuyla) beslenmesi gerekmektedir. Bu hormonlar kan yoluyla hipofiz bezinden gelen tetikleyici FSH hormonuyla erbezinde üretilmektedir.

Hormon üreten iç salgı bezleri kanalsız olup salgılarını doğrudan kana boşaltmakta, ihtiyacı olan organlara kan dolaşımı yoluyla ulaştırmaktadır. Bunun anlamı şudur: Ergenliğe adım atan her gencin kanında (dişi karakterli sperma üremesi için) dişilik hormonu bulunmaktadır. Yumurtalıklar, erbezleri, hipofiz, tiroit, paratiroitler, pankreas ve böbreküstü gibi vücudun ihtiyaç duyduğu hormonları üreten bezler beynin alt bölgesinde bulunan hipofiz bezinde üretilen hormonlar tarafından harekete geçirilmektedir. Hipofiz bezi de kendi başına hareket etmemekte, beyinden gelen emirlerle çalışmakta, beyinden gelen emirler de insan bilinci tarafından yönetilmektedir.

Ergenliğe adım atan her erkek çocuğunun kanında dişi sperma üretecek kadar az miktarda dişilik hormonu bulunması, her erkeğin potansiyel olarak bir miktar dişilik özellikleri taşıdığı anlamına gelmektedir. Ancak bu özelliklerin açığa çıkması, davranışlarına ve kişiliğine yansıması için bazı tetikleyici ve besleyici etkenler gerekmektedir. Bu etkenlerin başında hatalı aile eğitimi ve aile mahremiyetine önem verilmemesi gelmektedir. Anne-babanın yatak odası mahremdir. Anne-baba yatak odasında uyurken veya dinlenirken çocuklar kapıyı vurmadan ve “gir” sesi duymadan içeri girmemelidir. Her aile üyesinin vücudu da mahremdir. Anne-baba evin içinde yatak kıyafetiyle ve vücut hatlarını gösteren açık elbiseyle dolaşmamalı; çocukların da dolaşmasına izin vermemelidir. Anne, baba ve aile üyeleri banyoya girdikleri zaman kapıyı kapalı tutmalı; banyo yaptıktan sonra giyinmiş olarak çıkmalıdır.

Cinsel kimlik sorunu yaşayan gençlerin çocukluk yılları incelendiğinde çoğunlukla mahremiyete önem verilmeyen ve cinsel serbestinin savunulduğu bir aileden geldikleri; çocukken anne-baba ile aynı yatağı ve aynı odayı paylaştıkları, anne-babanın özel hallerine şahit oldukları ortaya çıkmaktadır. Eşleriyle sorun yaşayan bazı anneler, erkek çocuğuyla teselli bulmakta, onu yatağına almakta, her isteğini yerine getirerek duygusal olarak kendisine bağlamaktadır. Anne ile duygusal bağı güçlenen bu gençler anne ile özdeşleşmekte, babadan uzaklaşmakta, kadınsı (efemine) davranışlar geliştirmektedir.

Ali Çankırılı

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s