Sevgilim Ateş / Ateş, Sevgilim!!!


Sokaklar Çırılçıplak, Sokaklar Ateş!

Neden sevgili? Neden ateş? Ateşten, bir adama sevgili olur mu? Sevgiliden, bir adama ateş olur mu? Durup dururken bu, neyin başlığı? Neyin ateşi? Neyin sevgilisi? Sorular, sorular, sorular!

Önümüz yaz, ardımızsa kış! Önüm, arkam, sağım ve solum günah! Pandora’nın kapağı, tekerrürden ibaret olan tarihin arka sokaklarından ön caddelerine doğru bütün şeametiyle ve bütün çirkefliğiyle açılmaya hazırlanıyor yine! Sokakların fitili ateşlenmeye hazır ve caddeler ise yanmak ve yakmak için gün sayıyor!

Sokakları, edebiyatın ve belagatin şahikalarıyla şenlendirilmiş ve seslendirilmiş şehir İstanbul, günahın rengine bürünmenin ve sokakların utancından istifasını vereceği günlere hazırlanmanın derdiyle infaz edileceği günü endişeli bir şekilde beklemeye koyuldu yine, yeniden! Aydınlık podyumların karanlık ucubeleri sokakları yalamanın ve yalatmanın sarhoşluğuna gün sayıyorlar biteviye!

Vücuduna kan yerine cinsellik hormonu pompalanan insan görünümlü nes-nas’ların zamanı yaklaşıyor aşîkare!

Yaşayan ölülerin, ölümlerinin kıta sahanlığından dip dalgasına terfi etme zamanları geliyor duraksız!

Durdurulamayan zamanın dondurulmuş cesetleri, etlerini sokak sokak ve plaj plaj pazarlamaya ve üryan bedenlerinin intikam aldığı ruhlarını ise nefes nefes satılığa çıkarmaya hazırlanıyor dirayetsiz!

Doktor Faust’un ve yakışıklı Dorian Gray’in çakmaları, sokakları elegeçirmek için avuçlarını kaşıyorlar kifayetsiz!

Günahın, namahrem sınırlarından mahrem sıralarına saldırı hazırlığının ve masumiyetin intihar sahnelerinin soysuz zamanlarının zili çalmaya hazırlanıyor kinayesiz!

Kitap verilmiş bir ümmetin, insan bile olmayı başaramayan kitapsızlarının hükümsüz hükümlerini dinletecekleri ve utanmanın yargısız infaza maruz kalarak kendini infaz edenleri, Allah’ın adaletine havale edeceği saatler yakınlaşıyor siretsiz!

Şeytanın serseri mayın gibi etrafta dolaşarak insanları avlayacağı ve zafer sarhoşluğuyla yüzüne uçarı ve sinsi gülümsemesini takacağı dakikalar, haberini veriyor suretsiz!

Şiirsiz, şiarsız, şuursuz ve uğursuz anların Allah’ın kullarının üzerine kurşun yağdırmaya başlayacağı ve imanın özgürlük bayrağı yerine isyanın (Allah’a) kölelik sancağının dikileceği günlere yaklaşıyoruz!

İrade sahibi kılınarak Allah’a kul olmanın harekâtı ve berekâtı insanların, şeytanla yaptıkları pazarlığı dışa vurmanın ve Allah’a ihanetleriyle insanları vurarak, cehenneme davetiye çıkarmanın zamanları yaklaşıyor iyiden iyiye! Allah’ın mescid kıldığı yeryüzünü şeytanın yatak odasına çevirme operasyonunun günleri yaklaşıyor durmadan! Ateşin buram buram kokarak, insanların kızdırılmış bedenleri yalayacağı ve haramların yalaklarında kendilerini kaybedeceği saniyelerin mektupları gönderiliyor habire, harbiden ve haraba nâçar bir maziden!

“Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan! Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan! Bakın yaklaşıyor…”

Allah, bütün mevsimleri katından bir rahmet ve birer ayet olarak yaratmıştır! Tevhidin bir parçası olarak yaratılmış mevsimlere karşı yaklaşım biçiminiz sizin de bir rahmet ya da azap oluşunuzu ortaya koyar! Çünkü nankör ve pek aceleci insan, Allah’ın rahmet olan ayetlerini tarihin cehenneme aktığı zamanlarda kahredici bir azaba dönüştürebilmektedir!

Esasen tevhidin en esaslı parçası olan insanın, varlığın diğer parçalarıyla olan ilişkisi ve iletişim biçimi, onun nerede bulunduğunu ve varlığa nereden baktığını ortaya koyar! Yani siz, Allah’ın yarattıklarına yaklaşım biçiminize göre bu dünyada cenneti de temsil edebilirsiniz cehennemi de! Allah’ın Kahhar sıfatının da remzi olabilirsiniz, Gaffar sıfatının da! Ve bugünün modern insanı, Allah’ın Kahhar sıfatını devreye sokacak bir konuşlanmışlıkla hareket ederek, cehenneme davetkâr bir pozda yaşamayı kendine şiar edinmiş durumda! Ve bu şiar, bugün itibariyle müslümanların önemli bir kısmını ele geçirmiş vaziyette!

İşte bu, tümüyle şeytansı şiarın gölgesinde ve operasyonel bir ablukanın içinde yaşadığımız zamanımızda, Allah’ın azabını çağıracak vakitler peyder pey yaklaşmakta! Giyinmenin soyunmak olarak anlaşıldığı ve örtünün emrinin insanlarda açılın şeklinde tezahür ettiği yaz ayları gıdım gıdım içimizde solumaya başladı bile! Peki nedir bu ateşi çağıran ve harareti yükselten durumlar?

Şahsım adına, moda denilen alçaklık endüstrisinin, her yeni trendiyle, özellikle yaz kreasyonlarıyla insanlarımızı nasıl ve ne tür maymuna çevireceklerini merak ediyorum artık!

Kadınlarımıza neyi pazarlayacaklarını ve onları hangi oyunlarla ve nasıl açacaklarını beklemeye başladım biteviye! Acaba şortları mı, mini mini birlerin bile giymekten ar duyacakları etekleri mi, dana etine geçirilmiş streç olarak da nitelendirilen taytları mı, yoksa transparan çığırtkanlığın bir numunesi olan dışı uzun ama içi kısa etekleri mi? Ve dahası…

Diğer yandan, tesettürlü bacılarımıza da acaba hangi zokaları yutturup onları hiç ölmeyecek olmanın sahte güzelliğine râm ederek, iyi giyinme palavralarıyla gösteriş kölelerine nasıl dönüştüreceklerini merak ediyorum!

Acaba diyorum, bu sefer neyi kaybedeceğiz?

Bileklere kadar emir olan uzunluk, dirseklere mi çekilecek ve kollar Allah’ın emri dışına mı çıkacak, yine bileklere kadar olan etekler dizlere doğru çekilerek Allah’ın tesettür emrinde indirime mi gidilecek, vücudu tümüyle saran badi ve pantolonlarla sokaklarda “benim de vücudum var efendiler” diyerek, genişliğin ve rahatlığın kıyafetleri, sıkmanın ve sıkıştırmanın kıyafetlerine mi dönüşecek, yoksa başlar bağlanıp ta gerdanlıklar fora edilerek İslam öncesi cahiliye anlayışına geri mi dönülecek, ya da yine başlar bağlanarak ama kulakların ve boynun ben de varım diyerek kendini göstermek için çırpınacağı farz yerine bir tarz mı geliştirilecek? Ve dahası…

Ya da erkeklerin hangi kıllarını, erkekleri her gün biraz daha kıl haline getirecek bir operasyonla orta yere serecek ve dünyayı kıldan bir karanlığın içine sürükleyecek! Ve erkek ya da kadın olarak tesettürde yaptığımız dampingin bedeli olarak hangi ateşlere atılacağız merak ediyorum! Yani bu sene de hangi maymunlara geleceğiz çok merak ediyorum! Ya siz! Hiç merak etmiyor musunuz?

Bu durumda ne yapmalı? Hangi soruya cevap, hangi cevaba soru olmalı? Karşı karşıya kaldığımız bu çürüme karşısında nasıl hareket etmeliyiz? Dışardan saplanan değil de artık içerden yükselttiğimiz komplekslere ve bâtıla benzeme yarışına nasıl son vereceğiz? Her gün biraz daha tadını, rengini ve kokusunu kaybeden müslümanlığımız hakkında ne yapacağız? Allah’a teslimiyetin kıyafetlerinden, Allah’a ihanetin kıyafetlerine düşüşe nasıl bir çare üreteceğiz! Allah’ım yardım et! Kulların cennetin ayaklarıyla cehennemin ayakkabılarını satın alıyor!

Neler yapacağımıza dair acizane birkaç tavsiye!

Saplandığımız modern sapkınlık ve hastalıklardan Kur’an’ın inşirah ve tedavi ayetlerine geri dönmek!
İsmet Özel’in sorusuyla neyi kaybettiğimizi hatırlamak ve kaybettiğimizi bulmak için de Allah’ın ipine sarılmak! Çünkü Kur’an, bir yandan Allah’ın emirlerine uygun giyinmeyi emrederken, diğer yandan Allah’ın emirlerine uymayanlardan gözlerimizi de gönüllerimizi de kaçırmamızı emreder! (Dikkatinizi çekerim, emrediyor yani rica etmiyor.) Bu emre binaen biz de, günahtan sakınmak kadar, günaha götüren yollardan da sakınmak durumundayız!

Etiyle gözümüzün içine kadar girmeye çalışan kadınlara “Etini de yanına al ve git!” diyerek gözlerimizi ondan kaçırırken, dilimizle de “Allah ıslah etsin” diyerek dua etmek!

Etin pazarlarında ruhun nizannamesini ifade eden bir duruş sergileyerek, Allah’tan korkuyor olmamızın Allah’tan korkmayanları korkutmasını, Allah’tan murad etmek!

Gayri meşru bütün tekliflere Hz. Yusuf gibi “Ben Allah’tan korkuyorum” diyerek Allah’ın korumasına kendimizi atmak! Güneşin altındaki üryan pazarları olan plajlarda boy göstermeyi değil, kitap, ibadet ve tefekkürün hiç solmayan ve soldurmayan arenalarında boy atmayı tercih etmek!

Bu yaz nasıl eğlensek değil, bu yaz Allah’a nasıl eğilsek diye dertlenip Allah’a yakınlaşmanın yollarını aramak!

Kadınlarımızla, Allah’ın emanet ettiği kadınlarımızla ve erkeklerle, cennetin ayakkabısı erkeklerle ilgilenmek!

Kıyafetlere balans ayarı yapmak gerekiyorsa Allah’ın emirleri çerçevesinde tatlılıkla yapmaya çalışmak! Çünkü bir mü’min her mü’minden, her mü’min de önce kendinden ve elinin altındakilerden sorumludur! Ve efendimiz (sav) mü’minlere “elinizin altındakiler konusunda Allah’tan korkun” dediği için Allah’tan korkacak ve sorumlu olduğumuz kişileri şeytanın ellerine terk etmeyeceğiz! İnşallah! İnşallah! İnşallah!

Sevgili ateşzede kardeşler! Kadın ve erkek kardeşler! İnanmanın damarlarında birlikte aktıkları için kardeş olan kardeşler! “İnnemel mü’minine ıhvetûn” ayetine vücut sağlayarak nefes alan kardeşler! Kendimizi ateşzâdelerden korumak zorundayız!

Kendimizi şeytana kardeşlik yaparak yardım ve yataklığına imza atan ins ve cin’slerden korumak zorundayız! Ateşin sevgililerinden kendimizi hıfzetmek ve cennetin sevgilisinin sevgisine terfi etmek zorundayız! Yoksa kıyametler doğuran eylemler ve bu eylemlerimizin sonucu “büyük sıcak saat” kaçınılmaz olacak! Unutmayalım ki kendi kıyametimiz kopmadan hiçbir şeyin kıyameti kopmayacak! İyisi mi biz, kıyametten önce kıyama duralım ve kıyamdan hiç ayrılmayarak Allah’ın huzuruna öyle varalım!

Allah’ım bizi zinetlerini koruyan, iffetlerine sahip çıkan ve bakışlarını kısan kullarından eyle! Amin!!!

NOT: Ben, bu yazıyı yazdığımda sokaklar ateşini almamıştı! Ateş düşmemişti caddelere! Ama bugün alevini almış insanlar, ateş saçıyorlar sokaklarda ve caddelerde! Modanın endüstriyel köleleri galip gelmiş ve kıyafetler almış başını gidiyor her yerde!

Ve bize de helva döktürüp giyotine kurban verdiğimiz iffetimize rahmet okumak kalıyor bendimizde! Yine de yazıyor ve yayınlıyorum belki birileri anlar diye! Belki Rabbim lutfeder de kelimelerim kalbine dokunur birilerinin! (Şu belki yok mu, ahhh…) Rabbim lutfeder misin???

İsmail ERDOĞAN
Gerçek Hayat dergisi

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s