Sevgi Kaç Beden Giyer?


sevgi kaç beden giyer

Bir markete girdiğimde en hoşlanmadığım şey, ömrü billah dinlemek istemeyeceğim şarkıları zorla dinlemek zorunda bırakılmamdır. Hele bazen duyduğum iğrenç şarkı vesilesiyle marketi çabuk terkettiğim zamanlar olmuştur. Geçen gün yine bir market alışverişinde ardı ardına çalan müziklerden içim daralmışken, tiz sesli radyo sunucusunun anons ettiği sıradaki parçanın ismi merakımı celbetti. “Aşk kaç beden giyer.” Allahtan şarkının hiç bir sözü kalmadı aklımda. Dinlerken unuttum belki, bilmiyorum… Fakat isim bir kaç gün beynimi meşgul etti. Aşkın kısa süreli çabuk geçen bir duygu hali olduğuna inanırım. Zamanla yerini sevgi ve saygı, anlayış, sadakat gibi daha olgun hasletlere bırakır…

Erkeğin aşkı 90-60-90 ölçülerine sıkıştırılmış bir aşksa, boyutlar büyüdükçe aşkın harareti düşer. Zaten saygıyı içinde hiç barındıramamış yüzeysel duygular yerini sıradan tavırlara bırakır… Bir erkeğin yüreğine o günkü beden ölçülerinizle girmişseniz, her an o yürekten çıkarılma riski mevcuttur. Sadece bedenizinle sevilmeyi kabul etmişseniz, ömrünüz aynı ölçülerde kalma mücadelesiyle geçer.

Kullandığı bir ilaç sonucu yaşlanma hastalığına tutulan uzakdoğulu genç bir kadının kocası bu rahatsızlık sonucu karısını terketmemiş. “Benim için karım hala çok güzel” demiş. 26 yaşındaki kadın 70 yaşında gibi görünüyor, kocası için sorun yok… Müslümandan beklenilecek böyle engin yürekli bir tavrı, bir budistte görmek, biraz can sıkıcı, biraz kıskanılası bir durum doğrusu. Bizim memleketin erkekleri de en az kadınları kadar evrim değiştirdi. Aklını uçkuruna bağlamış, güzelliği birkaç santime indirgeyecek kadar basitleşmiş erkekler kadınların burnundan getiriyor. Hamileliğinde eşine sık sık “fil bacaklı” diye güya şaka yapan bir tanıdığımın eşi, kadının nasıl bir ruh haline büründüğünü anlayamayacak kadar basiretsizdi…

Günümüz toplumunda kadın olmak ne zordur oysa. Kadın dışarda çalışacak, evde çalışacak, çocuk doğuracak. Her şeye rağmen incecik olmayı başaracak. Ne menem bir hastalıktır bu zayıflama hastalığı. Arasanız hayatının bir döneminde diyet yapmamış bir tek kadın gösteremezsiniz sanki. Köylü kadınlar bile yakalanmış bu hastalığa. Ellerinde su şişesi, ayaklarında şalvar, yola revan olmuşlar. İşi gücü bırakmış yürüyüşe çıkmışlar. İçlerinden biri: “Evelden bizim herif kiloma neyim seslenmezdi. Şimdi tutturdu zayıflayacan diye.” deyip ağlanası halimizi, gülen gözlerle anlatıyor.

Zayıflayacağım derken hayatını kaybeden nicelerinin haberlerini dinliyoruz. Mide küçültme ameliyatları, meksikadan ithal acı biber hapları, son model koşu bantları, biraz koca, biraz medya dayatmaları… Hayatımızı zindan eden daha nice faktör… Kadını basma kalıp bir güzellik anlayışına tabi olmak zorunda bırakan ve erkeğin eşini bu kalıptaki güzeller gibi görmek istemesine sebep olan hangi gizli dayatmacı güçtür?

Göz gördüğüne inanır derler. Reklam afişleri, Tv reklamları, diziler, filmler zayıf, ince belli, bariz bir kilosu olmayan kadınlarla doludur. Bayan tezgahtar, sekreter, bayan eleman arayan işverenler genelde göze hoş görünen zayıf ve alımlı hanımları tercih ederler. Sokağa çıktığınızda vücudu medya standartlarında olan çoğu kadın, bedenini sergilemek için adeta birbirleriyle yarışır. Hal böyle olunca gözlerimiz hep bu tipleri görür ve beynimiz olması gerekenin bu olduğuna inanır.

Kadınların büyük bir bölümü bedeninden hoşnut değil. Görünüşte hiç bir kilo fazlası olmayanlar bile, “Aaa çok kiloluyum aslında, öyle durduğuma bakma” der. Sizi yalancı çıkarır. Göbeğinden, baseninden, gıdısından rahatsız olmayan neredeyse yok gibidir. Erkekler de dayatılan kadın modeline inanmış ve hanımlarından hep renkli camda, dergi kapaklarında, dizilerde gördükleri kadınlar gibi olmalarını isterler.

Oysa kadınlar, göbekli veya kel kocalarından neredeyse hiç şikayet etmez, rahatsız olmazlar. Çünkü oyun hep kadınların üzerinden oynanır. Kadın en kolay ve en ucuz malzemedir. Kadının üzerinde oynamak, boyayıp cilalamak daha kolaydır.

Eski minyatür resimlerde, rönesans devri tablolarda resmedilen kadın figürleri hep etine dolgun, göbekli, anaç kadın tiplemeleriyle doludur. Kadın doğurganlığı temsil eder. Zayıf kadına hiç bir dönem de şimdiki kadar rağbet edilmemiştir. Çok yağlı, hantal bir vücuda sahip olmak dinimizde de hoş görülmemiştir fakat, insan bedeni her an değişebilir, hastalıklar, zorunlu ilaç kullanımları, gebelikler, çatlaklar, yaratılıştan gelen beden yapıları ve daha bir çok faktör kadının düzgün görünümlü bedenini bozabilir. 20 yaşında muntazam bir bedende sevdiğiniz kadın, 40 yaşına geldiğinde biraz kilo almış, biraz sarkmışsa bu sevmemek veya eleştirmek için bir neden olamaz. Unutmayın ki dış güzellik 1 mm.lik deri parçasından oluşur. O deri kalktığında tüm bedenler aynı olur.

Sevginin menbaından habersiz olanlar, Allah için sevmeyi bilemezler. Akledebilseydik eğer, en nefret edilesi yaratıklara bile hesapsız rızık veren, merhamet eden Rabbimizin hatırına, eşimizin kusurlarını görmezdik.

Yürek dili lal olanlar, ne bilsinler sevmeyi
Cennet nedir bilmeyenler, nâr’da arar huriyi…

Cahide Sultan
Cahidejibek.com

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s