Müzik Deyip Geçmeyin!


Müzik deyip geçmeyin

Zeytinyağını yiyemem aman, basma da fistan giyemem aman, senin gibi cahile ben efendim diyemem aman”

Kızıma müzik dersinde öğretiyorlarmış bu türküyü. Dinleyince eskilere gittim. Çocukluktan kalma repertuarım oldukça geniştir. Allah affetsin.

Bu türkü nereden çıkmış diye düşündüm öylesine. “Zeytinyağını yiyemem aman” derken, zeytinyağı yerine margarin veya ayçiçek yağı yeyin, basma fistan giyeceğinize, polyester veya sentetik kıyafet giyin mi demek istenmiş acaba? Yoksa yıllar yılı bu topluma saf yağlar yerine margarin ve katkılı sıvıyağlarını, bu gibi türkülerle mi kabul ettirdiler?

Müziğin hayatımızdaki yeri hafife alınamayacak kadar büyük. Bir alışveriş merkezine girdiğinizde, çıkana kadar en az 5-6 adet şarkı dinlersiniz. Herhangi bir kurumu arasanız, bir hattan diğerine bağlanma süresince müzik dinlemeye mecbur bırakılırsınız.

Kapımız, telefonumuz müzikli çalar. Müzikli oyunlar, müzikli alfabe, şarkı söyleyen bebekler… Okullardaki müzik dersleri artık çığırından çıkmış durumda. Bel altı şarkıları söyleten, ezberleten, günün moda danslarını öğrenciye belletmeye çalışan bazı öğretmenler!

Oysa bizim çocukluğumuzda çocuk şarkıları pek bir masumdu: Telefonun delikleri içinde… Küçük kardeş, küçük kardeş can, can, can… Öyle aklımıza binbir türlü pisliği sokmayan, çocuk masumiyetini bozmayan şarkılar dinlerdik biz.

Geçen gün, servis bekleyen ilköğretim çağındaki 8-9 yaşlarında çocukların söyledikleri şarkılara şahit oldum: “Bi güzellik yapsana, gece benle kalsana! Kitabına uydur gel. Uysa da uymasa da”. Yaz boyu, yakındaki parkta devamlı çalan ve sözleri beynimize işleyen bu iğrenç şarkı belli ki çocukların da beynine işlemiş. Bilmem ne söylediklerinin farkındalar mı? Ama gerçek olan bir şey var ki, şimdi anlamasa bile şarkıların verdiği mesajlar, direkt çocuğun kodlarına yerleşiyor. Beyninin kıvrımlarında yer işgal ediyor.

“Liseli vardı ya ah o liseli, kısacık etekli dar elbiseli!” Gerçekten bazı liseli kızlar dar kıyafetleri, kısacık etekleriyle erkeklerin iştahını kabartmak için çabalıyorlar sanki. Neredeyse en mahrem yerlerini fütursuzca gösteren kızlar, arkalarından çalınan ıslıklardan, kendilerine yöneltilen salyalı bakışlardan hiç rahatsız olmuyorlar, bilakis haz duyuyor gibi davranıyorlar.

“Masum küçücük bir öpücükten ne çıkar? Kimden ve neden saklanacak!”, “Kim görecek, kim bilecek?” Bunun gibi şarkılar nice ruhu aç kalmış gencin ruhlarına zehirli bir gıda oldu. Önceleri yüzümüzü kızartan hadiseler, şimdilerde sıradan vakıalar oldu. Artık pek çok genç birilerinin görüp duymasından bile rahatsızlık duymadan, ulu orta sarmaş dolaş olabiliyor, bizi yerin dibine sokabiliyorlar… Utanma denilen erdem çoktan rafa kalkmış eski bir hikaye artık…

“Ama evlisin, benim değilsin” diyor bir şarkı. Evliyken başka birine veya evli değilken evli olan birine aşık olmak normalleştiriliyor bu şarkıda. Bir dizi seyrediyorsunuz diyelim. Yengesine aşık olmuş bir adamın veya eşini aldatan bir kadının acıklı(!) sahneleri, yine çok acıklı şarkı sözleriyle izleyiciye sunuluyor. O an arkadan gelen şarkıya öylesine kapılıyorsunuz ki, olayın ahlaksız boyutu sizi pek ilgilendirmiyor hatta siz de onlara acıyor belki de normal karşılıyorsunuz. Siz bunları sıradan bir dizi ve şarkılar olarak görürken, beyniniz gördüklerini sorgulamadan gerçek kabul ediyor.

Romantik bir şarkı eşliğinde izlediğiniz başka bir görüntüde, eşine bir kucak çiçek getiren, kucağına alıp döndüren yakışıklı bir adam cezbediyor sizi. Sevdiğine nasıl karizmatik bakıyor, nasıl anlayış ve muhabbet abidesi. Bu adam tam aşk adamı! Bir de kendi eşinize bakıyorsunuz; ne çiçek alma var, ne doğum günü hatırlama! İşten eve, evden işe sıradan bir aile babası işte. Oysa o dizideki gibi bir erkek olsa, romantik sürprizler yapsa, her gün size çiçek alsa, arkadan hep romantik bir fon müziği çalsa hayat ne de güzel olurdu değil mi!!! Dün annenizin umuruna geçmeyen, aklına bile gelmeyen ayrıntılar, bugün sizin için eşinizden soğuma sebebi oluyor. Bunda bize dayatılan şarkıların, görüntülerin etkisi yok sanıyorsanız, çok aldanıyorsunuz.

Bir kaç yıl evvel, “Depresyondayım unutuldum, aldatıldım!” diyordu kızlar. Depresyonda olmak moda bir tabirdi. Sanki biraz da övünç vardı “depresyondayım” söylemlerinde… Küçücük kızlar bile ne hikmetse depresyona giriyorlardı. Sevgiliden ayrılmak zaten tam bir baş belası, lanet olası manyak bir durumdu!!

İntihar ettiren, içkiye meylettiren şarkılar da oldukça fazla. “Bu akşam ölürüm, beni kimse tutamaz!” diye yırtınıyordu derbeder bir oğlan! Hayata tutunamayanlar, çatılardan atlayanlar, kendini jiletleyenler… Şarkıların bu gençler üzerinde ne büyük bir etkisi vardı ama çoğusu bilmiyordu…

“Kız hepsi senin mi?”, “O şimdi asker, canı neler ister” gibi bel altı sözleri olan şarkılar gençlerin beyinlerine mıh gibi çakıldı. Evinde TV olmayan, klipten şarkıdan haberi olmayanlar bile, maalesef sokaklarda, alışveriş merkezlerinde bolca dinleyerek ezberlediler bu şarkıları.

Gençlerin neredeyse hepsinin kulağında, bedenlerinden ayrılmayan bir uzuv gibi yapışık olan kulaklıkları var. Durmaksızın şarkı dinliyorlar. Dinledikleri şarkılardaki, bilinçaltı telkinlerle cesareti, cinselliği, umursamazlığı, bencilliği, saygısızlığı öğreniyorlar… Çocuklar gençler harcanıyor. Körpecik beyinler yağmalanıyor. Sorgulamadan nice pisliklerin yavrularımızın beynini işgal etmesine izin veriyoruz.

Bir haber sitesinde güya yetenek programından bir video vardı. 6 yaşındaki bir çocuk yabancı bir klipteki şarkıyı söylemeye çalışıyordu. İzleyenler, jüri üyeleri çığlık çığlığa. Alkışlar tezahuratlar havada uçuyor. Sanki ortada bir palyaço var da, herkes yırtınırcasına gülüyor. Anne oğluyla gurur duyuyor. Çocuk kendisini şarkıya o denli kaptırmış ve zaten o kadar çok dinlemiş ki, bütün hareketleri aynı şekilde yapmaya çalışıyor. Karşısında kocaman bir ekranda oynayan iğrenç bir klip. Çocuğun bir taraftan klipe bakıp, bir taraftan da tıpkı kliptekiler gibi pantolonunu indirmeye çalışması gözlerimi yaşarttı…

Pek çok anne baba sadece dünyalık çocuk yetiştirirken, çocuklarının ahiret hayatını berbat ediyor. Evindeki TVde müzik kanallarını engellemeyen, dizileri, klipleri, reklamları, çocuğuna rahatça izleten anne babalar çocuğunu diri diri toprağa gömen cahiliye insanından çok daha zalim ve çok daha cahildir!

Bu klipler ana okullarında, veda programlarında, doğum günlerinde sürekli çocuklara dinletilip izlettiriliyor. Batıl olan herşeyi çabucak kabul ediyor, hayatımıza bu zehirleri sorgulamadan dahil ediyoruz.

Bu müzik klipleri gelişigüzel hazırlanmıyor. Her bir hareket, her bir kıyafet, kullanılan renkler, anlık görüntüler hepsi bilinçaltına farklı mesajlar veriyor. Kliplerde sapıkça görüntülerin bu kadar çok olması gençlerin beynindeki ahlak algısını zayıflatıyor. Dün sadece kötü yolda olan veya pavyon kadınları giyer diye bildiğimiz süper mini etekleri, alabildiğine dekolte kıyafetleri şimdi sıradan ev hanımları ve öğrenci kızlar da giyiyor. Yazık ki, kimin ne olduğunu anlamamız imkansız hale geldi…

Anne babalar olarak, öncelikle kendi evimizde İslami bir yaşantıyı hakim kılmaya çalışalım. Evlerimizde haramlara müsade etmeyelim. Pek çok inançlı diye bildiğim ailenin evinde bile çocukların rahatça klip, reklam izlediğini görüyorum. Bu basit bir mesele değil. Bu klipler, şarkılar çocuk avutmak için kullanılamayacak kadar zehir yüklü şeytani oyunlardır. Müzik deyip geçtiğiniz, çocuğunuza rahatça dinlettiğiniz bu lakırtılar, toplumda onarması güç tahribatlara yol açıyor.

Allah Teala bizleri; şeytanın, farkettiğimiz veya farketmediğimiz tüm tuzaklarından muhafaza eylesin. (Amin)

Cahide Sultan
Cahidejibek.com

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s