Bu Ateş Birgün Sizi de Yakar!


Bu ates bir gun bizi de yakar

Son günlerde istemeden görüp, dinlediğim bir haber canımı yine fena halde sıktı. İki tane türkücü müsvetttesinin yaptığı rezaletlikler bayrak edilmiş, beynimizin içine sokarcasına anlatılıyor bize. Gazeteler, haber siteleri, tv programları hep bundan konuşuyor. Sanırım son günlerin en önemli gündem maddesi(!) bu. Adam olamayanlardan biri evli ve 3 çocuğu varmış. Diğeri “bekarlık sultanlıktır”ı benimsemiş, kime kulp olacağını bilemeyen şaşkın bir zavallı…

Bu ahlak bozucularının sayfa sayfa haberi yapılırken, evli olanın, eşini ve çocuklarını kimse hatırlamamış olsa gerek. Bir kadın eşiyle ilgili böyle bir ahlaksızlığa nasıl tepki verir, nasıl dayanır? Çocuklara babalarının yaptığı rezillik nasıl anlatılır? İzahı var mıdır bunun? Daha önemlisi, evli bir adam, bu alçaklığı yaparken nasıl vicdanı sızlamaz? Evlatları hiç mi gelmez aklına? Nasıl kızarmaz yüzü?

Üzgünüm, ama artık toplumun acı gerçekleri bunlar. Edep katilleri, yıllardır uğraş verdikleri, sistemli bir ahlak dejenerasyonunun hasatını yapıyorlar şimdi. Bunca çaba, geceyi gündüze katarak çevrilen, diziler filmler, klipler, yarı çıplak kızların sunduğu tv programları topluma bundan başka bir şey veremezdi zaten.

Kurguladıkları ahlaksız senaryolarla beyinlere ne mesajlar verdiler. Rüya gibi aşk sahneleriyle, evliliğin ne denli sıradan olduğunu anlatmak istediler. Seveceksen bir kadını, beli incecik olmalı, saçları şöyle, gözleri, bacakları, tavırları böyle olmalı. Aşık olunacak erkek, eşinin gözlerine böyle bakmalı, kitap gibi konuşmalı. En özel durumlarda nasıl davranılır, onu öğrettiler ailelere. Öyle olamayanlar sevilemeyen, aşık olunamayan tipler grubuna dahil edildi. Edep, ahlak palavra! Güzel olsun, alımlı olsun yeterdi! Erkek karısını kucağında taşıyamıyorsa, kadın Fatmagül gibi şuh bakamıyorsa ne anlamı vardı!!

Zaten aldatmak çok normal bir işti. Bir çiçekle bahar gelmezdi! Biri diğerinin kardeşiyle, diğeri onun yengesiyle… Sapıklığın bini bir para oldu. Hangi çeşitini isterseniz bulabilirsiniz. Milletin utanma duvarını aşıp seyrettirilen tecavüz sahneleri ve ailecek bunları seyretmekte bir beis görmeyen uyuşuk beyinler…

Aldatmak sadece filmlerde, dizilerde değil artık. Toplumun içinde sayısız yaralar kanıyor. Kimi herkese ayan, kimi farkettirmeden yürekleri acıtıyor. Daha dün bir izleyicim, eşinin kendisini aldattığını anlatırken, “içimde çok şey kırılıp döküldü” diyordu. Annesi, ailesi, “boşver diyormuş, sen sesini çıkarma, erkekler hep böyle.”

Hep böyle midir erkekler? Adı erkek diye illa aldatması, alçalması mı lazım? 20-30 yıl önce bunları duysalar, ağzı açık kalacak olanlar, şimdi şaşırmıyor, normal karşılıyorlar. Erkekmiş, yaparmış! Hayır erkek de yapamaz kardeşim! Bu adiliğin, kalleşliğin danıskasıdır! Erkekliğin bir kitabı varsa eğer, bu erkekliğin kitabına da sığmaz! Bir kadını boynu bükük bırakmak, yüreğini kırıp dökmek erkeği iğrenç bir varlık konumuna düşürür. Ki, kadın erkeğe bir emanettir. Peygamberimiz veda hutbesinde; “Kadınlar size Allah’ın bir emanetidir” buyurmuştu. Bir islam büyüğümüz ne güzel söylemiş:

“Irz ve namus, iman gibi değerlidir. Onlar bir erkeğe verilmiş en büyük, en kutsal emanetlerdir. Onları korumak için gerekirse can verilir. Bu bir mertlik ve şehidliktir.”

Peki bu erkeklerin gerçekte derdi ne? Erkek eşini neden aldatır? Sağlıklı, çocukları olmuş, başta kabul görmüş, beğenilmiş tertemiz bir hanım neden aldatılır? Bu kokuşmuşluğun suçlusu kim?

Tavizkâr ve pasif müslümanlar!

Hep aynı noktaya geliyorum ama bence mesele yine tesettür sorunu, yine edep sorunu ve yine taviz vermedeki cüretkarlığımızın sonucu… Vücudunu hiç esirgemeden sergileyen kadınlar aldatmalara sebep olmaktadır. Bu tesettürsüz kadınlar olduğu gibi, güya tesettürlü hanımlar da olabilmektedir. Dekoltesiyle, mini eteğiyle, erkekleri baştan çıkaran örtüsüz bir kadın ne kadar suçluysa, başında pembe eşarbı, dudağında ruju, on metre öteden duyulan parfüm kokusuyla, sivri topuk ayakkabılarıyla, alımlı tavırlarıyla kendini teşhir eden kadın da en az o kadar suçludur!

Rabbimiz bir yandan kadınlara tesettürü emrederken, diğer taraftan erkek ve kadınlara gözlerini haramdan sakınmalarını emrediyor. Oysa ne gözler, ne kulaklar, ne eller haramdan sakındırılmıyor. Harama bulaşmaktan korkanlar, alay konusu yapılıyor.

Dün mücahitken, bugün mütahit olan, mücahitliği rafa kaldıran müslüman beylerimiz bile hanımlarından utanır olmuşlar! Bir zamanlar eşleri çarşaflıyken, şimdi onlara pardesüyü bile fazla gören erkeklerimiz uçurumun kenarında; ha düştü, ha düşecekler… İçlerinde daha alımlı kadınlara sahip olma hayali kuranlar ve bu hayali gerçekleştirenler de azımsanmıyacak kadar çok…

İslami bilince sahip erkekler bile bu haldeyse, islamı anlamaktan çok uzak insanlardan ne bekleyeceğiz? İşte halimiz, ahvalimiz orta yerde duruyor. İslam davasının asıl sahipleri, davayı omuzlarından atınca, meydan davasına daha sadık işgüzar bir kesime kaldı. Onlar da istedikleri gibi atlarını oynatıp, güya mümin erkeleri de kendilerine figüran yaptı… Müslümanlar haramları normal görmeye başlayıp, ucundan kıyısından da ortak olmaya başlayınca, İslamsız güruh baktı ki korkulacak bir şey kalmadı. Ne yapsalar kabul görüyor, ses çıkarılmıyor…

Toplumumuz sodom-gomore’yi geçti. Fuhşiyat almış başını gitmiş. En başta bahsini ettiğim adam olamayanların ve onlara benzer nicelerinin çarşaf çarşaf pislikleri ortada gezinirken, halkın gözünde islami diye bilinen kanallar, bu adamlara program yaptırıyorlar. Bilinçsiz bir kesim de “aman bu adam filan kanalda program yapıyor, çok iyi bir insan” deyip nice adileri masum olarak görüyor.

Cemaatlere, tarikatlara tabi olmuş yüzbinlerce müslüman var. Müslümanlara ait gazeteler, dergiler, islami siteler, televizyonlar var. Müslümanlar bu kadar çok imkana sahipken, islam böylesine ayaklar altına alınıyor ve birileri dur diyemiyorsa ortada koskoca bir yanlışlık var!

Bu bahsedilenlerin sizden uzak olduğunu sanmayın. Dinini ayakta tutamayan, gördüğü edepsizliklere, sesini çıkarmayan, en azından içinde sızısını hissetmeyen her kişi, bir gün bu türden durumlarla karşılaşabilir. Toplu bir azap inmese de, bu toplum azabı çoktan haketti. Allah tehir edendir, sabredendir, fakat gazabı çetindir!

Uyanın artık! Açın gözlerinizi! Üzerinize yapışan çamurlardan kurtulun! Yoksa bu ateş sizi de yakacak!

Cahide Sultan
Cahidejibek.com

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s