Şeytan ve şeytanî Düzenlerle Mücadele Yolu


ates

Gerçek şu ki, şeytan sizin düşmanınızdır, öyleyse siz de onu düşman edinin!” (Fatır, 35/6)

Şeytan, iman edenlere apaçık düşmanlığını ortaya koymuş, insanlardan ve cinlerden aldatarak taraftar edindikleriyle saldırıya geçmiş, dosdoğru yolun üzerine fitne, fesâd ve fücûr barîkatlarını kurmuş, böylece muvahhid mü’minlere süreli bir savaş ilân etmiştir… Bu düşmanlık ve savaş ilânından sonra elbette bütün mü’min müslümanlar da, yegâne Rabbleri Allah’ın kendilerine emrettiği gibi, onu düşman edinecek, ona asla meyletmeyecek, ona her istediğinde muhalefet edecek, aldatmak istediği konularda onun yalancı olduğunu beyan edeceklerdir… Şeytanın ve şeytanîlerin ardına düşmeyecek, onlara destek vermeyecek, şeytanî düzenleri reddecek ve bu tavrıyla, Rabbleri Allah’ın:

“Siz de onu düşman edinin!” emrini yerine getireceklerdir…

Bu emri yerine getirirken de şu hakîkatı asla unutmayacak ve gereğini hakkıyla yerine getirmeye çalışacaklardır… Âlemlerin Rabbi Allah Teâlâ, yalnızca kendisine iman edip şirksiz ibadet etsinler diye yarattığı insan kullarına hitaben şöyle buyurur:

Ey Âdemoğulları, Ben size and vermedim mi ki: Şeytana kulluk etmeyin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır.

Bana kulluk edin, dosdoğru yol budur.

Andolsun O, sizden birçok insan neslini saptırmıştı. Yine de aklınızı kullanmıyor muydunuz?” (Yasîn, 36/60-62)

Hiçbir sapması bulunmayan, gereği gibi takib edildiğinde hem dünya, hem de ahiret kurtuluşu, huzuru ve saadetine ulaşıldığı dosdoğru yol, yaratılış gayesi olan yalnızca Allah’a kulluk etmek, yani yalnızca O’na itaat etmek, hüküm ve emirlerine göre hayatı düzenleyip yaşamaktır…

Allah, Âdemoğullarına apaçık düşman olan şeytana kulluk etmeyin diye buyurmakla, insan kullarını, bütün kötülüklere yaldızlı vesveselerle sürükleyen şeytan ve şeytanîlerden alıkoymak için uyarmakta, onlara dosdoğru yolun hangisi olduğunu apaçık beyan etmektedir…

Dikkat! Şeytan, Âdemoğullarının atası olan ilk insan, ilk peygamber ve ilk medeniyet kurucusu olan Âdem (a.s.) ile hanımı Havva (r.anha)’yı kandırmış, onları hâtâya düşürmüştü… Onlardan sonra “birçok insan neslini saptırmıştı.” Bu gerçeği görmek, Allah’ın verdiği akıl nimetini kullanmak ve tekrar tekrar aynı hâtaya düşmemek, aynı delikten defalarca ısırılmamak gerekir… İmanlı ve akıllı insanların yapması gereken budur… Bilinmelidir ki şeytanın çok zayıf olan hileleri pek çoktur…

Çünkü şeytan:

Onlara va’detler ediyor, onları en olmadık kuruntulara düşürüyor. Oysa şeytan, onlara bir aldanıştan başka bir şey va’detmez.” (Nisa, 4/120)

Şeytanın va’dları, bâtıl işler ve boş kuruntulardır… En güzel kıvamda yaratılan ve Rabbi Allah’ı tanıyıp iman ederek, kulluk vazifelerini yerine getirdikçe güzelliğe güzellik katan, olgunluğuna olgunluk ekleyen biri olması gerekenler, şeytanın va’dlarına aldandıkları takdirde aşağıların aşağısına düşerler… Yaratılış gayesine uygun hareket edenler yücelir, ona aykırı davrananlar alçaldıkça alçalırlar…

Doğrusu, Biz insanı en güzel bir biçimde yarattık.

Sonra aşağıların aşağısına çevirdik.” (Tin, 95/4-5)

Şeytan ve şeytanîlerin bütün oyun, tuzak ve hîlesi, insanı yaratılış gayesi olan yalnızca Allah Teâlâ’ya ibadet etmekten alıkoyup, Allah’dan başka varlıkları rab ve ilâh edinmelerini gerçekleştirmektir… İşte, bu ihaneti gerçekleştirdiklerinde en güzel bir biçimde yaratılan ve yaratılmışlar arasında yüceltilen insanları, aşağıların aşağısına düşmelerini sağlamış olurlar…

O zaman:

(Allah) dedi: ‘Kınanıp alçalmış ve kovulmuş olarak oradan çık. Andolsun, onlardan kim seni izlerse, cehennemi sizlerle dolduracağım.” (a’râf, 7/18) hükmü gerçekleşir…

(Hz. Âdem’e secde etmeyen şeytan) dedi ki: ‘Rabbim, beni kışkırttığın şeye karşılık, andolsun, ben de yeryüzünde onlara (sana başkaldırmayı ve dünya tutkularını) süsleyip çekici göstereceğim ve onların tümünü mutlaka kışkırtıp saptıracağım.

Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesnâ.” (Hicr, 15/39-40)

Şeytan ve ona itaat edip tabi olanlar, “hiç şübhe yok, onların tümünün buluşma yeri cehennemdir. Onun yedi kapısı vardır. Onlardan her bir kapı için bir grup ayrılmıştır.” (Hicr, 15/43-44)

Mü’min müslümanların en büyük düşmanı olan şeytan, insanlardan aldatıp dosdoğru yoldan ayırarak peşine taktığı kişilerden çokça taraftar edinmiş ve izini takib eden taraftarlarıyla yeryüzünün kara parçaları üzerinde ülkeler kurmuş, bu ülkelerde şeytanî düzenleri egemen kılmış ve ondan bâtıl ideolojisine inananları iktîdar yapmış, böylece insanlar üzerinde hakimiyetini gerçekleştirmiştir…

Şeytan ve taraftarlarının egemen olduğu beldelerde yaptıkları kötülüklere, ifsâdlara ve zulümlere gelince:

1- “O (şeytan), size yalnızca kötülüğü, çirkin hayasızlığı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder.” (Bakara, 2/169)

2- “Şeytan, sizi fakirlikle korkutuyor ve size çirkin hayasızlıkları emrediyor.” (Bakara, 2/268)

3- “Allah, onu (şeytanı) lânetlemiştir. O da (şöyle) dedi: ‘Andolsun, kullarından mikdarları tesbît edilmiş bir grubu (kendime uşak) edineceğim.

Onları -ne olursa olsun- şaşırtıp saptıracağım, en olmadık kuruntulara düşüreceğim ve onlara kesin olarak davarların kulaklarını kesmelerini emredeceğim ve Allah’ın yarattıklarını değiştirmelerini emredeceğim.” (Nisa, 4/118-119)

4- “Şeytanın durumu gibi, çünkü insana: ‘İnkâr et” dedi. İnkâr edince de: ‘Gerçek şu ki, ben senden uzağım. Doğrusu ben, Âlemlerin Rabbi olan Allah’dan korkarım’ dedi.” (Haşr, 59/16)

5- “(Şeytan) demişti ki: ‘Şu bana karşı yücelttiğine bir bak. Andolsun, bana kıyamet gününe kadar süre tanırsan, O’nun soyunu -pek azı dışında- kuşkusuz kendime bağlı kılacağım.’

(Allah) demişti ki: ‘Git, onlardan kim sana uyarsa, şübhesiz sizin cezanız cehennemdir, noksansız bir ceza.

Onlardan güç yetirdiklerini sesinle sarsıntıya uğrat, atlıların ve yayalarınla onların üstüne yaygarayı kopar, mallarda ve çocuklarda onlara ortak ol ve onlara çeşitli va’dlarda bulun.’ Şeytan, onlara aldatmadan başka bir şey va’detmez.” (İsra, 17/62-64)

6- “İş hükme bağlanıp bitince, şeytan der ki: ‘Doğrusu, Allah, size gerçek olan va’di va’detti, ben de size va’dde bulundum, fakat size yalan söyledim. Benim size karşı zorlayıcı bir gücüm yoktu, yalnızca sizi çağırdım, siz de bana icâbet ettiniz. Öyleyse beni kınamayın, siz kendinizi kınayın. Ben, sizi kurtaracak değilim. Doğrusu daha önce beni ortak koşmanızı da tanımamıştım. Gerçek şu ki, zalimlere acı bir azab vardır.” (İbrahim, 14/22)

7- “Ey iman edenler, şeytanın adımlarına uymayın. Kim şeytanın adımlarına uyarsa, (bilsin ki,) gerçekten o (şeytan) çirkin utanmazlıkları ve kötülüğü emreder.” (Nûr, 24/21)

8- “Şübhesiz, kendilerine hidâyet açıkça belli olduktan sonra, gerisin geri (küfre) dönenleri, şeytan kışkırtmış ve uzun emellere kaptırmıştır.” (Muhammed, 47/25)

9- “Ey iman edenler, içki, kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak şeytanın işlerinden olan pisliklerdir. Öyleyse bun(lar)dan kaçının. Umulur ki, kurtuluşa erersiniz.

Gerçekten şeytan, içki, kumarla aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi, Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz değil mi?” (Mâide, 5/90-91)

[…]

İçkinin ve kumarın her türlüsü ile bâtıl ideolojilerden dolayı saygı duyulan, dirisine ve ölüsüne itaat edilen, Allah’dan başka hüküm koyucuların heykelleri şeytanın işlerindendir… Şeytanın işlerinden olan her şey şeytanî düzenlerin hayat ilkelerindendir… Şeytanî, yani tağutî düzenlerdeki uygulamalar, şeytanın işlerinden olan cahilî uygulamalardır… Bilindiği üzere tağutî düzenler, birer şeytanî düzenler olup, Allah’ın hükümlerinin yasaklandığı, onların yerine tağutların hevâlarından kaynaklanan kanunların geçerli kılındığı rejimlerdir… Allah’ın haram kıldıkları serbest edilerek yasallaştırılmış ve her türlü kötülüğün rahatça işlendiği tağutî düzenlerde, şeytanî ideolojiler egemen olmuş, bâtıl hakim ve hak mahkum edilmiştir… Çağdaş egemen zalim tağutlar tarafından işgal edilen İslâm topraklarındaki egemen güçler, içkiden kumara, zinâdan faize her türlü haramı serbest edip yasallaştırmışlardır… Ma’rufu, yani İslâm’a uygun olan meşru şeyleri yasaklayan ve münkeri, yani her çeşit haram olan şeyleri serbest kılan iktidarlar, cahilî ve şeytanî işler yapmaktan başka bir şey işlememekteler…

Bütün bu zülümlere şahid olan ve bizzat acısını tadan mü’min müslümanlar, hangi niyetle olursa olsun bu düzenlere, bu egemenlere ve bu iktidarlara destek verip yardımcı olamazlar… Onlara destek ve yardımcılık, ancak şeytana ve taraftarlarına dost olmak ile sonuçlanır… Hâlbuki, Âlemlerin Rabbi Allah Teâlâ:

Gerçek şu ki, şeytan sizin düşmanınızdır, öyleyse siz de onu düşman edinin!” (Fatır, 35/6) buyurmuştu…

Mü’min müslümanlar, Allah’ın dostuna dost, düşmanına düşman olmalı ve Allah’ın dostlarını dost, düşmanlarını düşman edinmelidirler… Allah’ın emirlerine candan itaat eden muvahhid mü’minler:

İşittik ve itaat ettik!” demeli ve dedikleri gibi davranmalıdırlar… Sözleri, özleri ve amelleri hak üzere örtüşen mü’min müslümanlar için:

İşte kurtuluşa erenler bunlardır.” (Nûr, 24/51) buyurulmuştur…

İçkinin, kumarın, ideolojilerin put edindiği heykellerin ve cahiliyye işlerinin her türlüsünden reddederek uzak durup arınan iman ehli müslümanlar, bu haramları serbest kılıp yasallaştıran tağutî düzenlerin her çeşidini reddederek uzaklaşmalı ve onların her şeyinden arınmalıdır!..

Artık vazgeçtiniz değil mi?” buyuran Rabbimiz Allah, kesin vazgeçin diye emretmektedir…

Meyhânenin, kumarhânenin, zinâhânenin önünden geçmekten kaçınan bir mü’min müslüman şahsiyet, herhâlde bunları serbest kılar, işletilmelerini yasallaştıran, onlardan resmî vergi alan egemen tağutî düzenden de kaçınmalı, uzak kalmalı ve asla eğilim göstermemelidir… Tağutî düzenlerin bütünü zulüm düzenleridir, zalimlerin egemenliğinden başka bir şey değildir…

Zulmedenlere eğilim göstermeyin, yoksa size ateş dokunur. Sizin Allah’dan başka velîleriniz yoktur, yoksa yardım göremezsiniz.” (Hud, 11/113) diye buyurur Rabbimiz Allah!..

Şeytanın işleri olan pisliklerden arınanlar, o pislikleri işleyenlerden de arınmalıdırlar… O pislikleri işletenlerden de arınmalı ve onlara karşı Tevhidî tavırlı olmalıdırlar… Eğer gaflet ve cehâlet sebebiyle bu pisliklere ve pisliği işleyip işletenlere bulaşmış iseler, olayın farkına varırvarmaz hemen pişman olmalı, kesin bir şekilde vazgeçmeli ve bir daha bulaşmamaya net kararlı olmalı, yani nâsûh tevbe ile tevbe etmelidirler…

(Muttakîler,) çirkin bir hayasızlık işledikleri ya da nefislerine zulmettikleri zaman, Allah’ı hatırlayıp hemen günahlarından dolayı bağışlanma isteyenlerdir. Allah’dan başka günahları bağışlayan kimdir? Bir de onlar yaptıkları (kötü şeylerde) bile bile ısrar etmeyenlerdir.” (Âl-i İmrân, 3/135)

Gerçek şu ki, iman edenler ve Rabblerine tevekkül edenler üzerinde onun (şeytanın) hiçbir zorlayıcı gücü yoktur.

Onun zorlayıcı gücü, ancak onu velî (dost) edinenlere, onunla O’na (Allah’a) ortak koşanlar üzerindedir.” (Nahl, 16/99-100)

Katıksız iman edenlerin velîsi Allah Teâlâ, onları her türlü karanlıktan çıkarıp nûra kavuşturur ve onları, düşmanları olan şeytandan korur…

(Allah, şeytana dedi ki:) Şübhesiz kışkırtılıp saptırılmışlardan sana uyanlar dışında, senin benim kullarım üzerinde zorlayıcı hiçbir gücün yoktur.” (Hicr, 15/42)

Mü’min müslümanların yegâne İlâhı ve velîsi Allah Azze ve Celle, onları, düşmanları olan şeytandan koruduğu gibi, onlara nasıl korunacaklarını da beyan etmiştir… Mü’min müslümanlar, Rabbleri Allah’ın buyurduğu gibi davranacak olurlarsa, hem apaçık düşmanları olan şeytandan, hem de onun gibi olan şeytanî ve tağutî düzenlerden korunmuş olurlar…

Şöyle buyurur Rabbimiz Allah Teâlâ:

Eğer sana şeytandan yana bir kışkırtma (vesvese veya iğba) gelirse, hemen Allah’a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir.

(Allah’dan) sakınanlara (muttakîlere) bir vesvese eriştiğinde (önce) iyice düşünürler (Allah’ı zikredip anarlar) sonra hemen bakarsın ki, görüp bilmişlerdir.” (A’râf, 7/200-201)

De ki: ‘Rabbim, şeytanın kışkırtmalarından Sana sığınırım.

Ve onların benim yanımda bulunanlarından da Sana sığınırım Rabbim.” (Mü’minun, 23/97-98)

De ki: ‘İnsanların Rabbine sığınırım.

İnsanların Mâlikine.

İnsanların (gerçek) İlâhına,

Sinsice, kalblere vesvese ve şübhe düşürüp duran vesvesecinin şerrinden.

Ki o, insanların göğüslerine vesvese verir (içlerine kuşku, kuruntu fısıldar).

Gerek cinlerden, gerekse insanlardan (olan hannas’tan Allah’a sığınırım).” (Nas, 114/1-6)

Âlemlerin Rabbi Allah Teâlâ, mü’min müslümanların apaçık düşmanı olan şeytan ve taraftarları olan şeytanî ve tağutî güçlerin saldırılarından kendisine sığınılmasını emretmektedir!..

Allah’a sığınmak, O’nun emrettiği gibi inanıp amel etmekle olur… Allah’a sığınmak, hayatın her birimini, O’nun hükümlerine göre düzenlemekle gerçekleşir… Bu hakikatın gerçekleşmesi için de, Allah’ın muradı üzere O’nun hükümlerini hayata uygulayan en son Nebî ve en son Rasul Muhammed (s.a.s.)’in Sünneti’ne göre hareket etmek gerekir… Bu, ânın vâcibi ve muvahhid mü’minlerin olmazsa olmazıdır!..

Yeryüzünün neresinde olursa olsun, bütün mü’min müslümanlar, gerçek kardeş ve İslâm Milleti’nin ferdleri oldukları şuuruyla hep beraber Allah’ın ipi olan Kur’ân’a sarılırlarsa, birbirleriyle kenetlenip “el-bünyanun Mersûs” olurlarsa, Allah’ın izni ve yardımıyla şeytanı ve taraftarları olan tağutî düzenleri yenecek, İslâm’ın iktidarı egemen olacaktır… Çünkü:

Hiç şübhesiz, şeytanın hileli düzeni pek zayıftır.” (Nisa, 4/76)

Vuslat dergisi

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s