Fitne günlerinde kadın ve ahlâk II


Fitne günlerinde kadin ve ahlâk II

Müslüman kadın, ilmi diplomadan ibaret görmez

Cahilliğin hiçbir çeşidine razı olmaz. İlmi diplomadan ve bilgiden ibaret görmez. İlim amelin ta kendisidir. İlim, ahlâkın içidir. Ahlâksız ilim, sahibi için yükten başka bir şey değildir.

Üzerine farz olan ilimleri tahsil etmek için özel bir gayret gösterir. Allah rızası güdülerek kurulan ilim meclislerine ciddi bir şekilde katılır. İlim meclisinde bulunmayı namazı camide kılmak türünden bir ibadet olarak gördüğü için, ilmi basit konulara harcatmaz. İbadetlerinde ciddidir. Önce farzların hakkını verir. Fıkhına riayet ederek farzları eda ettikten sonra önem sırasına göre nafilelere yönelir.

Müslüman kadın titizliğin, ahlakın ta kendisi olduğunu bilir

Nafileleri yok sayma gafletine düşmez. Aynı anlayışla sabah akşam zikirlerini ve diğer virtlerini ihmal etmez. Kesinlikle bir Kur’an okuma programı olur. Nafile ibadeti sadece perşembe orucundan ibaret bilmez. Salih amel olacak ne varsa onun peşine düşer.

İnfak etmeye çalışır. İsrafın bütün çeşitlerine karşı titizdir. Vaktini, emeğini, malını israf etmez. Beddua etmez; dua etmeyi yeğler. Allah’tan af ve afiyet diler. Kendisini ilgilendirmeyen işlerle ilgilenmeyerek Müslümanlığını güzelleştirir. Ayıp örten olur.

Başta dil, göz ve kulak olmak üzere bütün organlarını haramdan korur. Boş sözün, haram bir bakışın, kulağa giren haram bir sözün yazıldığını ve bir gün muhakkak hesabının sorulacağını hiç unutmaz. Gıybet, nemime gibi çirkinlikleri Allah’ın ağır yasaklarından bir yasak diye kendinden uzak tutar. Haramlara karşı oluşacak bir gevşekliğin cehenneme sürükleyeceğini unutmaz. Böyle bir şeyle kalplerin paslanacağını, imanın zarar göreceğini zihninde canlı tutar. Kulların ayıplaması veya duymasından kurtulmuş olsa bile kulların Rabbi’nin onu murakabe ettiğini nasıl unutur? Komşuluğu, Allah’ın şeriatından bir bölüm olarak bilir.

Müslüman kadın, evinde mücahid olma vasfını kazanır

Fitne zamanında ahlâklı Müslüman kadın, sözünde sadıktır, eli emindir, yumuşaktır ama vakarlıdır, vefalıdır. Kesinlikle sır tutar. İyiliğe karşı iyilikte bulunmaya çalışır; kötülükten ve kötülerden uzak durur. Onun güzel ahlâkı ile insanların İslam’a ısınacağını düşünmesi ahlâkına heyecan katar; oturduğu yerden mücahid olma vasfı kazanır.

Fitne zamanında şeytanın en büyük hedeflerinden biri şüphesiz kadındır. İsrailoğulları’nın ilk fitnesi de kadın olmuştu. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, kendisinden sonra en büyük fitne olarak kadın fitnesini göstermiştir. Yaşadığımız ortam, bu haberin ne denli büyük bir mucize olduğunu göstermektedir.

Müslüman kadın, tesettürün gözlerden korunmak olduğunu bilir

Müslüman kadın, iffetini asla zedelemez. Zedeleyecek sebeplerden uzak durur. İffetinden taviz verme anlamına gelebilecek işlere yaklaşmaz.

Tesettürünü dini olarak görür. Sadece iyi giyinmiş olmanın tesettür olmayacağını, tesettürün ikinci gözlerden korunmak olduğunu bilir. Güzel giyinir ama giyiminde başkalarının etkisinde kalmaz.

Halvet, tuzaktır!

Fitne zamanında halvet tam bir tuzaktır. Evlenilmesi caiz olacak bir erkekle, yalnız bir mekânda baş başa kalmanın adı olan halvet, hadisi şeriflerde yasaklanmıştır. Şu veya bu gerekçeyi ileri sürerek, haramlardan bir haramı irtikâp etmeye cüret etmemelidir. Namaz ve benzeri ibadet ahkâmını öğrenir gibi halvete ait fıkıh ahkâmını da öğrenmelidir. Fitne zamanının en ağır imtihanlarından birini ihmal etmesi uygun düşmez.

Kadın ve erkeğin uygunsuz ölçülerle ve zaruret olmadan bir arada bulunmaları anlamına gelen ihtilata da yanaşmamalıdır. Kadınların bir mekânda, erkeklerin başka bir mekânda oturacakları ortamlar oluşturmalıdır.

Müslüman kadın fitne zamanında, evinden çıkmamayı ilke edinmelidir. Evinden çıkması gerektiğinde de ziynetlerini teşhir etmemeye çalışmalı, çarşı ve pazarların, karma ortamların ne erkek ne de kadın için uygun olmadığını bilmelidir.

Evini kendisi için ribat noktası olarak tayin eder

Fitne zamanlarında Müslüman kadın, evini şeytandan ve şeytanlaşmışlardan korumaya çalışır. Çocuklarının yetişmesi için üzerine düşenleri ihmal etmez. Eşine itaatinden ötürü Allah’ın sevabını umar. Pürüzsüz bir erkekle evlenme hayalleri içinde olmaz. Her şeye rağmen idare etmesini ve sabrı silah olarak kullanmayı deneyerek yükselir.

Sılayı rahimi, ibadetlerden bir ibadet olarak görür. Daha önemli bir görevi aksatmadan ve haramlardan bir harama bulaşmadan sılayı rahim yapmayı ilke edinir.

Nureddin Yıldız
Millî Gazete

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s