Dön ki Evin Sensiz Kalmasın…


Dön ki evin sensiz kalmasin

Çalışmayı ne çok sevdiğini düşündüm birden. “Hiç yorulmaz mı? Hiç bıkmaz mı?” diye de sordum kendi kendime. Herşeye yetişme heyecanın, her yerde var olma çaban beni hayrete düşürüyor. kadar becerikli, ne kadar donanımlısın maşaAllah. Kariyer yapma yolunda ki insan üstü azmin de takdire şayan…

Yıllardır çalıştığına göre maddi bakımdan da çok iyi bir düzeydesindir hatta zenginsindir gibime geliyor. Eeee bu kadar verimli bir insan olunca eşinin gözünde de değerin çok fazladır. Her işine yardımcıdır. Elini sıcaktan soğuğa sokmuyordur sanırım. Öyle olması gerek değil mi? İş bölümü yapmak, yemeği sen yaptıysan bulaşıkları onun yıkaması gerek. Sen ütü yaparken o evi süpürüp siliyordur, sen çocuğun altını değiştirirken o da mamasını hazırlıyordur. Çocuk için geceleri bir kez sen kalktıysan bir kez de onun kalkması gerekir…

Çünkü malum kadın hakları var, kadın erkek eşitliği var, erkek ne yaparsa kadın da yapar, kadın ne yaparsa erkekte yapar (mı acaba?). Ben de merak ettim bir an bu böyle mi gerçekten, yoksa ben mi yanılıyorum? Olur mu canım, yıllardır bu insanlar boşa mı yırtınıyorlar kadın-erkek eşitliği diye? Yani bir erkek işten eve gelince ayaklarını uzatıp dinleniyorsa kadın da bunu yapmalı değil mi? Kadın koştur koştur eve gelip mutfağa giriyorsa erkek de işin yarısını üstlenmeli değil mi?

Çok mu ütopik düşündüm yoksa? Doğru ya, nasılda unutmuşum çevremde yıllardır karşılaştığım olayları; Erkek kadar çalıştığı halde maaşını bile kocası alan, hem dışarıda hem evde bütün işleri üstlenen, işyerinde patronu evde eşi tarafından ezilen, tüm özverisine rağmen aldatılan, değer verilmeyen kadınları…

Ya çocuklar?

Oraya gelince sızlıyor burnumun direği. Biraz kızgınlık, biraz acıma doluyor tüm duygularım. Ahh o çocuklar! Anneli ama annesiz büyüyen çocuklar. Eğitimli annenin eğitimsiz ellerde büyüyen çocukları. Her sabah uyandığında ya annesi yanında olmayan, ya da evden çıkmak üzere olan bir yanı hep yalnız çocuklar. “Akşam gelince oynarız, haftasonu dışarı çıkarız.” diye yıllar yılı avutulan çocuklar. Annesi bakamayacağı için kardeşsiz kalan çocuklar. Bakıcısının kızıp dövmese de, sevgisiz, alakasız, dövmekten beter bakışlarıyla büyüyen çocuklar…

Bir çocuk ne ister? En çok neden anlar? Çok para doyurur mu çocuğun ruhundaki açlığı? Çok para annesinin sevgi dolu bir bakışını satın almaya yeter mi? Ahhh nasıl anlatsın annesini hep yanında görmek istediğini, annesinin kariyer yapmasının onun için hiç bir önemi olmadığını nasıl anlatsın? Büyükleri gibi alengirli laflar edip ikna da edemez ki annesini. Kim anlar, kim annesi gibi sarmalar onu? Tüm gün yaşadığı yalnızlığı kısa bir akşam, bir pazar günü telafi eder mi? Bakıcısı yada büyükannesi onu senin gibi sever mi, anlar mı hiç?

Küçük prens hikayesini bilir misin? En sevdiğim hikayelerden biridir benim. Hani özenle büyüttüğü gülünü kaybedince, onu koskoca bir gül tarlasında aramıştı küçük prens. Onun bu halini görüp: “Binlerce gülün arasında, sen o gülü nasıl bulacaksın?” diye soranlara; “Ben gülümü tanırım.” demişti küçük prens. “Çünkü onu küçük bir tohumken ben ektim, ben suladım. Her sabah gözlerinin içine ben baktım. Adım adım büyümesini seyrettim. Ben gülümü tanırım,onu en iyi ben tanırım”…

Sen de bil ki, senin gülünü senden başka kimse tanıyamaz. Senin gibi onu kimse öpüp koklayamaz. Senin dışarıda geçirdiğin en güzel yıllarını ve yavrunun sensiz geçen en özel anlarını kimse geri veremez.

Geri dön. Geri dön ki, diğer bahtsız kadınlara dönüşün örnek olsun. Geri dön ki, evler kadınsız, kadınlar evsiz, çocuklar annesiz kalmasın. Dön ki evin sıcaklığı geri dönsün. Evin annesi, hanımı, her bir şeyi geri dönsün. Boşluklar dolsun, yarımlar tam olsun. Mutlu çocuklar fotoğraflara hapsolmasın…

Sen yokken de olur cümle işler, sen yokken de evrakları dolduracak biri bulunur. Patrona hesap verecek, işleri bitirecek birileri bulunur elbet. Ama canın sensiz olmaz, tüm gün işlerle bile uğraşsan onun yanında ol yeter ki, kendini hissettir. Her an “annem gidecek” korkusuyla yaşamasın çocuğun. Annesinin onu hiç bırakmayacığını hissettir ona…

Seni yaradan seni senden daha iyi tanıyor. Senin neye güç yetirip yetiremiyeceğini en iyi O biliyor. Sana en güzel makamı vermiş, bir de cenneti ayaklarının altına sermiş. Sen çok önemlisin, kutsal bir makamın sahibisin…

Sen evinin en güzel gülüsün. Sensiz o ev öksüz, kırık dökük kalıyor. Sensiz o ev buz gibi, sensiz yarım kalıyor…

Ama en çok olan çocuklara oluyor…

Cahide Sultan
Cahidejibek.com

Reklamlar
Aile içinde yayınlandı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s