Çocuklarımızı bilinçaltı mesajlar mı biçimlendiriyor?


Bilinçli olarak kaydetmediğimiz birçok verinin zihnimizin bir köşesinde, bilinçaltımızda, kaydedildiğini biliyoruz. Bilim dünyasının bu konuda farklı tezleri olsa da genel anlamda, bilinçaltına kaydedilen verilerin özellikle karar verme anlarında insanları etkilediği kabul edilen bir durumdur. Bilinç düzeyinde fark edilemeyen, ancak bilinçaltında yer eden görsel ya da işitsel gizli mesajlara “subliminal mesaj” deniyor. Bu mesajlar görsel ve işitsel yayınlarda rahatlıkla kullanılabiliyor ve izleyicinin/dinleyicinin bilinçaltına yer ederek karar verme süreçlerine etki edebiliyor. Esasen subliminal mesaj konusu kapitalizmin tüketim ahlakı çerçevesinde reklamlardaki bilinçaltı mesajlar bağlamında yoğun olarak tartışılmaktadır. Ana konu insanların reklamlardaki subliminal mesajlar aracılığıyla tüketim alışkanlıkları noktasında yönlendirilmesi olarak belirir.

Ancak bu durum meselenin bir yönü; bu yazının odak noktası ise özellikle çocukların yoğun olarak zamanını dolduran çizgi filmlerde subliminal mesajların yer alıp almadığı, alıyorsa çocuklarda ne gibi etkiler yapabileceği ve nihayetinde subliminal mesaj konusunun ülkemizde nasıl ve hangi zeminde tartışılabileceği konularıdır. Kamuoyunda zaman zaman yapılan tartışmalarda bazı kişiler, Türkiye’de çizgi filmlerdeki subliminal mesaj konusunun ülkemizin geleceğini etkileyebilecek düzeyde sakıncalı ve zararlı hayati bir mesele olduğunu ifade ederken bazı kişiler ise bu meselenin önemli olduğunu ancak fazla abartıldığını savunmaktadır. Biz bu yazıda mümkün olabilen en geniş çerçevede subliminal mesaj meselesini masaya yatırmaya çalışacağız.

Subliminal mesaj nedir, nasıl kullanılır?

Subliminal veya bilinçaltı mesaj başka bir objenin içine gömülü olan bir işaret, sembol ya da mesaj olarak nitelendirilir. Subliminal mesajlar normal insan algısı limitlerinin altında kalarak o anda fark edilmeyecek şekilde tasarlandıkları için “bilinçaltı mesaj” olarak tanımlanır. İnsan gözü, baktığı herhangi bir şeyde saniyede 24 kareyi algılar ve bunları bir araya getirerek görüntüyü ortaya çıkarır. Ancak sinema filmi, reklam ya da herhangi bir görsel tasarlarken teknolojinin de yardımıyla 25. kareyi kullanan kişiler, bu vesileyle insanların bilinçaltına gizli mesajlar gönderebilirler. Çünkü gözümüz 25. kareyi görür ama algılamaz, dolayısıyla o kare ancak bilinçaltımızda yer eder. Bilinç düzeyinde kolay kolay fark edilemeyen bu mesajlar, sadece bilinçaltında yer ettikleri için kişi ne tür gizli mesaj aldığını algılayamaz. Ancak bilinçaltının kaydettiği bu gizli mesajların insanların duygu, düşünce ve karar verme süreçlerini etkiledikleri bilinmektedir.

Subliminal mesajların etkisine ve nasıl kullanılabileceğine ilişkin birçok ilginç örnek verilebilir; 1950’lerdeki ilk araştırmalardan birini buraya not edelim. 1957 yılında piyasa araştırmaları yapan James Vicary isimli bir araştırmacı, sinema ekranında çok hızlı bir şekilde parlayan mesajların insanların tüketim tercihlerini etkilediğini tespit ederek ilk kez “bilinçaltı reklam” (subliminal advertisement) tanımlamasını kullandı. Vicary, yaptığı araştırmada takistoskop adı verilen cihazla filmlerin arasına “Coca-Cola iç”, “patlamış mısır ye” türünden mesajlar yerleştirdi. Bu mesajlar saniyenin 1/3000 kadar kısa bir sürede görünüyor ve her 5 saniyede bir tekrarlanıyordu. Bu filmin arkasından New Jersey’deki patlamış mısır satışlarında %57, Cola satışlarında ise %18 civarında artış gözlemlendi. Her ne kadar Amerikan hükümeti 1974 yılından itibaren subliminal mesajların kullanımını yasaklamış olsa da bugün tüm dünyada subliminal mesajlar içeren sayısız reklam ve yayın yapılmaya devam etmektedir.

Türkiye’de çocuklarımız subliminal mesaj bombardımanı altında mı?

Her şeyden önce şunu belirtmek gerekir ki subliminal mesajlar, denetleyici ve engelleyici bir mekanizmanın olmadığı durumlarda kolaylıkla görsel ve işitsel yayınlara konulabilmektedir. Türkiye’de de her ne kadar kanunen yasaksa da, bu tür bir mekanizma olmadığı için subliminal mesajlar içeren reklamlar, filmler, çizgi filmler vb. yayınlar vardır diye düşünebiliriz. İşin reklam ve film boyutunu bir kenara koyup özellikle çizgi filmlerde bilinçaltı mesajların yoğun olarak yer aldığı iddialarına eğilirsek karşımıza netleştirilmesi zor bir tablo çıkacaktır. Ancak bu bulanık tabloda yorum ve değerlendirme yapmamızı mümkün kılan bazı önemli ipuçları da vardır.

Türkiye’de televizyonların yaygınlaşmasıyla birlikte sayıları hızla artan çizgi filmlerin yerini, zaman içinde sürekli çizgi film vb. yayınlayan çocuk kanalları aldı. Bu kanalların isimlerini zikretmeye gerek yok ancak yoğun olarak yabancı kökenli çizgi film yayınlayan yerli ve yabancı çizgi film/çocuk kanallarını biliyoruz. Tabii ki elimizde çizgi filmlerin içinde subliminal mesajların yer alıp almadığını ölçecek bir cihazımız yok. Ancak subliminal mesajlarla ilgili detaylı bir araştırma yapıldığında, bilhassa şiddet içeren yabancı çizgi filmlerde bilinçaltı mesajların kullanıldığı sonucuna varılabilir. Bombaların patladığı, süper kahramanların olduğu, tuhaf güçlü varlıkların yer aldığı bol şiddet, savaş ve aksiyon içeren çizgi filmlerde subliminal mesajların daha yoğun ve kolay kullanıldığını söylemek mümkündür. Burada çizgi filmi yayınlayan kanaldan ziyade çizgi filmin nerede üretildiği yani menşei önem kazanmaktadır. Dolayısıyla sürekli bu tür çizgi filmler izleyen çocuklara dikkat edilmeli ve mümkünse o kanalları izlememeleri sağlanmalıdır.

Ancak yukarıda anlattıklarımızın yanında, son dönemde kurulmuş yerli çizgi film/çocuk kanalları da vardır. Bu kanallarda yayınlanan çizgi filmlerin ve diğer programların genellikle yerli yapımlar olduğu görülmektedir. Yani az önce anlattığımız türde yabancı kanallardan alınıp direkt olarak yayınlanan çizgi film sayısı azdır ve bunlarda da belli bir hassasiyetin olduğu müşahede edilmektedir. Örneğin devlet televizyonunun kurduğu çocuk kanalında çoğunlukla yerli çizgi filmler yer almakta ve beğeni toplamaktadır. Bu tür güzel örneklerin de olduğunu ve hatta son yıllarda arttığını da ifade etmek gerekiyor. Dolayısıyla çocuklarımızın subliminal mesaj bombardımanı altında kalmaları bir ihtimal ve risktir; bu ihtimali ve riski bertaraf edecek olanlar da ebeveynlerdir.

Subliminal mesaj çoukları nasıl etkiler?

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), subliminal mesaj içeren reklamları, “Teknik cihazlar vasıtasıyla televizyon yayınlarında çok kısa süreli görüntüler kullanarak, izleyicilerin ancak bilinçaltıyla algılayabilecekleri ürün veya hizmetlerin tanıtılmasına ilişkin mesajlar içeren reklamlar” şeklinde tanımlıyor. Benzer bir tanımı yapan 3984 sayılı yasa da, tüketicinin korunması bağlamında gizli reklam ve subliminal reklamları yasaklıyor. Ancak Türkiye’de subliminal mesajların denetimini yapacak bir yapının olmaması, meselenin çizgi filmlerde dahi bilinçaltı mesajların olup olmadığı noktasına kadar tartışılmasına zemin hazırlıyor.

Yeterince dikkatli olmayan ya da bu hususa kafa yor(a)mayan ebeveynler, çocuklarının hangi kanalları ve/veya çizgi filmleri izlediklerini bilmiyor olabilirler. Bu durumda çocukların en çok maruz kalacakları gizli mesajların şiddet ve cinsel içerikli bilinçaltı mesajlar olduğu görülmektedir. Ancak yine de belirtmek gerekir ki, şiddet ve cinsel içerikli gizli mesajların çocuklar üzerindeki etkisini ölçmek hiç de kolay değildir. Belki de televizyonun tüm toplum üzerindeki zararlı etkisinden, subliminal mesajların çocuklar üzerindeki etkisine sıra gelmiyor. Bu zararlı etkiler elbette çocuklarımıza da yansıyor. Toplamda bu subliminal mesajların, şiddet ve cinselliğe daha meyilli bir gençlik ortaya çıkmasına etki ettiğini iddia edenlere aksi yönde bir sözüm olamaz. Bu bir iddiadır ve doğruluk payı vardır; ancak bana göre hakikatin tamamını yansıtmamaktadır.

Eğer söz konusu olan reklamlardaki subliminal mesajların yetişkinler üzerindeki etkisi olsaydı cevabımız daha kolay olurdu; bireylerin daha fazla ve belli ürünleri tüketmesi yönündeki gizli bir savaşın parçası diyebilirdik. Kapitalizm her zaman daha fazla tüketen bireyler ister. Ancak söz konusu çocuklar, çizgi filmler ve şiddet/cinsellik sarmalı olduğunda başka bir şey aramak durumundayız. Bu durumda ya bu tür çizgi filmleri üretenlerin, doğrudan nesillerimizin ahlakını bozacak bir çabanın içine bilinçli olarak girdiklerini söylemeliyiz. Mümkün müdür; mümkündür. Ya da her ne kadar bazı çizgi filmlerde dozunu bilemediğimiz ölçüde subliminal mesajlar yer alsa da, asıl sorunumuzun ülke ve toplum olarak çocuklarımızı yetiştirmekle ilgili eksiklerimiz olduğunu dürüstçe ortaya koymalıyız. Her anlamda ahlaksızlık olarak nitelendirebileceğimiz durumları rahatça işleyen birçok dizinin oynadığı bir ülkede çizgi filmler nedense bana daha zararlı gibi gelmiyor. Kaldı ki bu subliminal mesaj meselesini denetleyecek bir mekanizmamız yok hala; bu konuyla ilgili iddiaların çoğu araştırmacıların ya da bazı meraklı kişisel çalışmaları sonucunda ortaya çıkıyor, klasik medya ve sosyal medya aracılığıyla hızla yayılıyor. Dolayısıyla ben subliminal mesajlar konusunu çok önemsemekle birlikte milli bir mesele haline getirilmesini çok da doğru bulmuyorum. Açıkçası bilinçaltı mesajlara gelene kadar bilinç düzeyinde problemli birçok meselemizin olduğunu düşünüyorum. Komplo özünde kötü bir şey olmayabilir; ama her değerlendirmemize yüksek oranda komplo ve abartı kattığımızda olan biteni doğru anlamak ve analiz etmek yerine meseleyi “çözümsüzlüğe” ya da “çözülmüşlüğe” mahkum ediyoruz.

Sonuç yerine: Herkesin bir mesajı var; bizim mesajımız iyi olsun!

Söz konusu çocuklarımız ve gelecek nesillerimiz olduğunda insan elbette çok da rahat hükme varamıyor. Büyüme çağında çizgi film izlemeyen çocuk herhalde pek azdır. Dolayısıyla subliminal mesaja maruz kalma tehlikesi de pek çoktur. Esasen durum bu kadar vahimse hemen ilkokuldan itibaren bu konuyu okullarımıza taşımalı, ebeveynleri bu yönde bilinçlendirmeliyiz. Evet, belki de bunu toplum olarak yapmalıyız; ancak daha önemli bir görev olarak çocuklarımızı televizyona ve çizgi filmlere mahkum edecek bir hayat tarzını reddetmeliyiz. Eğer illa da çocuklarımız çizgi film izleyecekse iyi-kötü ayrımını ebeveynler olarak yapmalı ve onları kötü kategorisine koyduğumuz çizgi filmlerden uzak tutmalı, iyi kategorisine koyduğumuz çizgi filmleri izlemelerini temin etmeliyiz. Bu, ebeveynler olarak sadece kendi çocuklarımıza karşı değil, toplumumuza ve ülkemize karşı da bir görevimizdir. Belki de içinde iyi bilinçaltı mesajlar içeren çizgi filmleri kendi elimizle üretmeliyiz. Nasıl ki sürekli şiddet içeren çizgi filmler yayınlayan bazı çocuk kanalları varsa buna alternatif olarak düzgün çizgi filmler üreten yerli kanalların olması da önemlidir, ki bunun örneklerini son yıllarda görüyoruz.

Aile düzeyindeki hassasiyet gerçekten çok önemli ancak bunun ötesinde devletin mutlaka subliminal mesajlarla ilgili gerekli adımları atması, bu işi takip etmesi, bu tür bilinçaltı mesajları denetleyecek bir mekanizma kurması elzemdir. Reklamlardan dizilere, sinema filmlerinden çizgi filmlere, dergi reklamlarından radyolardaki cıngıllara kadar geniş bir yelpazede fonksiyonu olan subliminal mesajlar bu açıdan bakarsak, hayatımızın her yerinde olabilir. Bu denli önemli bir meselenin Türkiye ölçeğindeki büyük bir ülkede puslu bir tabloda anlaşılması mümkün değildir. RTÜK, üniversitelerin iletişim fakülteleri ve araştırmacılardan başlayarak ilgili herkesin bu konu üzerine toplumda sağlıklı bir bilinç oluşturma yönünde çaba göstermesi beklenmelidir. Bilinç ya da bilinçaltı düzeyinde herkesin bir mesajı olabilir, ancak biz iyi mesajlar üretebilmeliyiz. Önce biz iyi mesajları üretelim, gerisi daha kolay olacaktır…

Fatih Güzel
Semerkand aile

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s