Seçmeye mecburuz


Allah’ın en büyük olması gerçeği ile yol almak istiyoruz. Yolumuz uzun ve yokuştur. İşimiz vaktimizden çoktur. Allah’ın rızasını kazanmak gibi ulvî bir amaç peşinde koşuyoruz. Tek başımıza ya da ailemizle içimize kapanarak bu uzun yolu arzu ettiğimiz gibi bitirmemiz neredeyse mümkün değildir. İnsanlarla beraber olmaya muhtacız. Sıradan her insanla bir arada olmamız da anlamlı değildir. İnsan üzerinde seçici olmamız gerekiyor. Zamanımızı kullanmada seçici olmamız gerekiyor. Çevremizi oluşturmada seçici olmamız gerekiyor. Sıradan bir hayatı yansıtan sıradanlaşmış tercihlerin ortasında bize ait farklı bir dünya kurmamız elimizin ulaşamayacağı bir hedef olacaktır. Seçmeden yaşayıp seçilmiş olmak, sıradan işlerle yoğunlaşıp sıra dışı noktalara ermek bir hak değildir. Böyle bir sonuç, beklenmesi doğal bir lütuf bile olamaz. İnsanın yediği ekmekte, oturduğu evde, çalıştığı işte, okuduğu kitapta, oluşturduğu aile düzeninde kesinlikle bir tercih sıralaması olmalıdır. Seçmeyenin ve seçemeyenin iyi şeyler bekleme hakkı yoktur.

Seçilebilecekler arasında da en iyi olanı seçme düzeyi, mü’min kimliğimizdeki seviyemizin göstergesi olacaktır. Tabii bir örnek olarak bakarak meselâ bir mü’minin umre seyahati için seçim yaparken, otel ve benzeri imkânlar arasında yapacağı bir seçimi belirleyecek etkenlerin başında Mekke’de daha fazla ibadet ve dünya baskısından daha az etkilenme gelmelidir ki, seçmede başarıdan söz edebilelim.

Kılacağımız namazın bize kazandıracağı derece farklılığını biliyorsak, namaz için en iyi şartların bulunduğu camiyi tercih etmeye mecburuz.

Eğitimi diplomadan ibaret görmüyor ve din/ahlâk iddiaları taşıyorsak, çocuklarımız için belirleyeceğimiz okul şartlarının da bu iddiamızla uyumlu olması gerekmektedir.

Hayatın her alanında bu bakış tarzı ile yaşayabiliyor olmamız, bizi kimliğimizden kopmadan yaşamaya sevk edecektir. Bazı ağır bedeller ödesek bile netice kimliğimiz açısından lehimize olacaktır.

Seçme ilkeleri

Takvayı ikinci plana itemeyiz. Namaz kıldığımız camiden işimizi gördüğümüz eve kadar hatta piknik yaptığımız alana kadar her yerde takva ölçümüz olmalıdır. Takvadan taviz nedenlerimiz sıradan nedenler olamaz.

Allah Teâlâ’nın ne buyurduğunu esas almayı takva olarak gördüğümüze göre, takvaya muhalif olan her şey bizim için tercih edilmezdir. Tükettiğimiz gıdada, giydiğimiz kıyafette, yaptığımız tatilde ölçümüz budur.

Mubah olan işleri yaparken, gerekli istişarelerden sonra istihare yapmayı da ilke edinmeliyiz. İstihare de Sünnet üzere yapılmalıdır. Rüya görmeye gerek yoktur. İki rekât namazdan sonra dua edip hayır olanı dilediğimizde, daha sonraki günlerde kalbimizin meylettiği yön istiharenin sonucudur. İstihareyi de herkes kendisi yapmalıdır. Mü’minin, yaptığı işte ‘Rabbinin kendisi için seçeceğini’ araması kadar imanın gereği olan bir durum yoktur.

İstişare de Sünnet bir iş olarak bizim kimliğimizi yansıtmaktadır. İstişare, yapılacak işin ehli olana sorulmasıdır. Sünnet bir iş olarak istişare, önceki tecrübelerden istifade etmektir.

Teenni ile hareket etmek esas olmalıdır. Teenniyi acele etmemek şeklinde anlayabiliriz. Ne aceleci ne de baştan savma ve ertelemeci olamayız. Her işimiz vaktinde ve yerli yerindedir.

Karar verdikten sonra da Allah’a tevekkül edip yola devam ederiz. Tereddüt etmeyiz.

Haramdan uzaklık, en temel seçme ilkemizdir. Gıdada, giyimde, mekânda, çevrede ‘haramdan uzak olma’ ilkesi ile hareket ederiz. Yerleşmek için tercih edeceğimiz evimizin, camiye yakın olması kadar haramdan uzak olması da gereklidir. Caminin yanı başında haramın dibinde bir evi kabullenemeyiz. Haramın kendisini de ona götüren sebepleri de uzak tutmalıyız.

Haramların yaygınlaşması ve sıradanlaşması, haramla mücadelenin vazgeçilebilir bir strateji olmasının gerekçesi yapılamaz. Haramlarla mücadele bizim hak ve batıl mücadelemizin içe dönük bölümünün adıdır. Yapabildiğimiz kadarını yapmadığımız sürece kulluğumuzu belgeleyemeyiz. Faiz başta olmak üzere bütün haramlar, kıyamete kadar aynı ağırlıkta bir suç olarak kalacaktır. Namazda, çağın getirdiği şu veya bu zorluk nedeniyle bir değişiklik söz konusu edilemeyeceği gibi, Allah’ın haramlarından bir haram da hiçbir şekilde gevşetilemez. Faiz, Veda Hutbesi’nde ayaklar altına alındığı günkü kadar ağırdır, kıyamete kadar da öyle kalacaktır. Zina da öyledir, kumar da. Hiçbir haram bizim gözümüzde gevşetilmemelidir. Aksi takdirde bile bile şeytana kapı açmış oluruz. Haramsız ortam, haram karışmamış rızık arayışımız, haram yemeyen, harama meyletmeyen arkadaş isteğimiz kesinlikle taviz vermeyeceğimiz ölçülerimizdir.

Önce din tercih edilecektir. Şahsi menfaatimiz ya da dinimizin gereklerinden birini tercih etmemiz gündeme geldiğinde tercihimiz dinimizin ahkâmından yana olmalıdır.

İki iyiden birini tercih ederken ‘en iyiyi’ tercih etmek gerekir. ‘En iyi’ belirlenirken de bizim dünyevi maslahatımız yanında ahiretle alakalı maslahatımızın da kollandığı ölçülerin sonucu olan iyi en iyidir.

Dünyaya dair bir menfaati tercih edebilmemiz için onun ahiretimiz bakamından da zararsız olması şarttır. Dünyayı ihmal etmek gibi bir emir de yoktur üzerimizde. Bilakis dünyadan da nasibimizin bulunduğunu, o nasibimizi terk etmememiz gerektiğini biliriz. Tercihimiz de buna göre olur.

Bu ilkemiz, dünyevi bir iş üzerinde iken de bizimle beraberdir. Bir ev eşyasını alırken bile daha kalıcı olanı, israfa götürmeyecek olanı tercih ederiz. Her ne kadar, ‘üç günlük dünya için’ ise de iyi olanı, zararı az olanı tercih ederiz. Mü’min kimliğimiz, aldanmamayı, kaliteliyi kullanmayı, malı heder etmemeyi gerektirmektedir. Muhakkak bir zarara katlanılacaksa o takdirde de e’n az zarar’ nerede ise onu alırız.

Alternatifsizlik düşünmeyiz. Arayış içinde olmayı yeğleriz. Biri olmadığında diğerine geçeceğimiz alternatiflerimiz bulunmalıdır.

Yaptığımızın ‘en iyi’ olmasını isteriz. O olmadığında ‘iyi’ peşinde oluruz. İyi de olmasa, yine de olduğu kadarını yaparız.

Namazdan günlük hayatımıza kadar her alanda bu bir ilkedir bizim için. En ideal namazı kılmak isteriz. Onu kılamazsak kılabildiğimizi terk etmeyiz.

İmkânlarımıza göre en ideal ortalama nasıl kurulabiliyorsa o bizim gayemizdir.

Şehvetlerimizin etkisinde kalmadan gerçeklerin gerektirdiğini uygularız.

Tercihte kalitenin gerektirdiğini unutamayız. Kalite arayışımız da, insanların yüzeysel kalan anlayışlarına itibar etmemeyi, tereddüt ve iptalden kaçınmayı, sır tutmasını bilmeyi, kör taklitten korunmayı gerektirmektedir.

Eş seçimi

Mü’min kimliğimizin tercihte bizi etkileyeceği en önemli alanlardan biri hiç şüphesiz eş seçimi alanıdır. Dindar olanı, çocuk sahibi olunabileceği, aile yapısının sağlamlığı erkek veya kadının eş adayını belirlerken dikkat etmesi gereken ilk işaretler olmalıdır. Eş sahibi olmayı ‘evlenme’nin ötesine taşıyabilen ve nikâhtan ev sahibi olmaktan daha fazla bir şeyler bekleyenler için bu şarttır.

Yaşadığımız çağda insanların, on yıl daha genç görünmeyi teknolojik gelişmelerle elde edebildiklerini bildiğimize göre, güzellik gibi herkesçe tercih nedeni olabilecek işaretlere takılmadan bizim için farklı bir anlam ifade eden değerlerle üzerinden eş tercihi yapmaya mecburuz.

Branş seçimi

Maaşına, şöhretine dikkat ederek branş belirlememiz hatadır. İnsan olarak kapasitemiz ve yeteneklerimizle uyumluluğuna öncelik vermemiz gerekiyor. İşimiz ve branşımızın dinimize hizmette bize ne yararı olacağını da ayrıca düşünmemiz kimliğimizin gereği olacaktır.

Ev ve çevre seçimi, arkadaş seçimi bu açılardan ele alınmalıdır.

Çocuklarımıza vereceğimiz isimlerin bizim kimliğimizi, itikat ve tavrımızı temsil edeceğini düşünmeliyiz.

Konuşurken kullandığımız kelimeler seçilmiş olmalıdır.

Okuduğumuz kitapları seçişimiz, bizim birikimimiz, ihtiyacımız ve okuyup anlama kapasitemizle orantılı olmalıdır ki tercihimiz makul bir tercih olsun.

Arkasında namaz kıldığımız mahalle imamımız, kendisinden fetva sorduğumuz müftümüz bizim seçme kapasitemizi gösterecektir.

Yeryüzünde sıradan bir insan olarak yaşamayı kabullenmiyorsak, sıradan değil seçilmiş bir şahsiyet ve nesil olmak istiyorsak balkonda kullandığımız terliğimiz bile bizi gösteren bir işarettir. Gerisini zikretmeye gerek yoktur.

Nureddin Yıldız
Millî Gazete

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s