Âlim Karakteri


Âlimlerin dinimiz ve dünyamız için vazgeçilemez önderlerimiz olduğu kesindir. Bir başka kesin de -istisnalar bir kenara- âlimlerimizin bulundukları mevkii dolduramadıklarıdır. Belki de ilk kaybolan değerimiz onlardır.

Onlar kaybolmuş, ümmet de onları ihmal etmiştir. Yeniden Kur’an ve sünnetin etrafında bizi toplayıp bizi ayağa kaldıracak olanlar âlimlerdir. Biz onlara karşı görevimizi yerine getireceğiz, onlar da bizi ayağa kaldıracaklardır.

Bizim âlimimiz:

Sadece Allah’ın rızası peşindedir. Amelinde ihlas sahibidir.

Rızık endişesi taşımaz. Rızkın Allah’ın elinde olduğunu en iyi bilen ve O’na en iyi inanandır. Gözü Allah’tan gelendedir.

Ecelin muayyen olduğunu, Allah dilemedikçe kimsenin kimseyi öldüremeyeceğini iyi bilir. Ölümden değil, kötü akıbetten korkar.

En büyük derdi dindir, mü’minlerdir. Bir mü’mine faydalı olmak için, bir sıkıntıyı gidermek için erir gider de ahlanıp vahlanmaz.

Akıl hocalığı değil, örneklik ve önderlik yapar. Hep safın önündedir. Hem namazda, hem cephede…

Elinde imkân bulunanların önünde eğilmez, kapılarında görünmez.

İyiliği yayma ve kötülüğü engellemede yorulmaz, usanmaz. Birliğin sembolüdür. Sapmalara karşı uyanıktır. Kullara kulluktan Allah’a kulluğa geçişin öncülerindendir.

Mazlumun yanında, zalimin karşısında olmaktan çekinmez.

İlmini Allah’ın bir emaneti olarak görür, bir başkasının da ilimle buluşması için gecesini gündüzüne katar.

Kendi içinde de dengelidir. Bir yapıp bir yıkmaz. Boşluk bırakmaz. Sabır taşıdır. Sözü ile özü çelişmez. Mütevazıdır.

Bizim de âlimlere karşı îmanî kimliğimizden kaynaklanan bir tavrımız vardır:

Onları Allah için sever sayarız. Onlar peygamberlerin varisleridirler. Onları Allah sevdiğine ve yücelttiğine göre biz, imanımızdan kaynaklanan bir anlayışla önlerinde saygı ile dururuz. Onları hayatımızın bereketi görürüz.

Varlıklarını Allah’ın bir lütfu olarak görür, en güzel şekilde onlardan istifade etmeye çalışırız. İlimlerinden yararlanmayı bir nevi cihad olarak görürüz. Dualarında hayır umarız.

Âlimleri yıpratmamaya gayret ederiz. Etlerini zehirli görür, asla gıybetlerini yapmayız. Bilhassa mü’minlerden olmayanların onlar hakkındaki ürettikleri sözleri, âlimlerimiz için asla doğru görmeyiz.

Onların şahsiyetleri yıprandıkça dinimizin zarar göreceğini bilir, ona göre davranırız. Onlara hayır dua eder, aramızda bulunmaları için Rabb’imize yalvarırız. Sadece işimizi göreceğimiz zamanlarda değil, sürekli ziyaret eder, ümmet olarak yanlarında olduğumuzu hissettiririz. Ele güne muhtaç düşmemeleri için gereken her desteği yapar, bunun ecrini de Rabb’imizden bekleriz.

Nasihatlerini kulak ardı etmeyiz. Onların bize öğrettiklerini, müeyyidesi kendinden aşılamaz emirler olarak görür, evirip çevirmeyiz. Onları, sadece ibadet konularında değil, dinimiz, dünyamız, ailemiz hakkında önümüzü açan önderler olarak görürüz.

Çocuklarımıza dedelerini, dayılarını tanıttığımız gibi, bize ilim ve takva öğreten âlimleri, salihleri de tanıtır, bildiririz.

Âlimleri hatasız görmeyiz. Ne bir hatadan ötürü yok sayar, ne de hatalarını doğru görürüz. Yanılabileceklerini kabullenir, doğrularının peşinden gideriz.

Âlimin yanında bulunmanın bir takım edepleri gerektirdiğini asla unutmayız. Onun tevazuuna karşılık biz hürmetimizi çoğaltırız.

Âlimler arasında gel git gibi bir tavır içinde olmaz, onların sözlerini birbirleri ile vuruşturmayız.

Onları yalın adları ile değil, saygı ifade eden lakaplar ve cümlelerle anarız. Ölümlerinden sonra da unutulmamaları için gereken özeni gösteririz.

Nureddin Yıldız
Milat Gazetesi

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s