Mü’min hanımefendi


Mü’min olmayı, sadece başörtüsü kullanmak ya da siyah bir kıyafet içinde sokağa çıkmak şeklinde anlamayacak kadar basiretli ve imanına vâkıf bir Müslüman kadın için iman ehli olmak, elbette hayatı Allah’a teslim etmektir. Hayat Allah’a teslim edilmedikçe, insanın iman iddia etmesi bir anlam ifade etmemektedir. Kıyafetlerimizin ya da sembolik törenlerimizin bize göre iyi işler olması hangi sonuca götürebilir bizi? Bizim ‘iyi’ veya ‘kötü’ kararımız, bizimle ilgili izlemeyi yapan melekler açısından ne anlama gelebilir ki? Allah için yapılan bir işe kulların karar vermesi sadece bir eğlence olabilir. Mü’min olmak, imana göre yaşamaktır. Bu yaşantı da hayat nerede ise orada görülebilmelidir. Kâh görülebilen kâh gizlenen bir iman, kâh canlanan kâh ölen bir insan kadar vardır veya yoktur.

Mü’min kadının, mü’min kardeşleri arasındaki mü’min kimliği ile bilinmesi ve izlenmesi elbette hoştur. Aynı kimliğe yani mü’min kimliğine göre hareket etme özelliği, evindeki şahsiyetinde de görülebilmelidir. Eş olarak, anne olarak, gelin veya benzer bir sosyal durumdaki kimlik olarak izlendiğinde kadın o kadın olmalıdır. İmanı, bir kadını secdeye götürebildiği gibi saygıya ve tevazua da götürebilmelidir. Bir insan için haftanın belli günlerinde iyi ahlâklı ama diğer günlerinde ahlâkı bozuk şeklinde bir değerlendirme ne kadar anlamlı ya da inandırıcı olabilir ise evindeki mü’min kimliği ile dışarıdaki mü’min kimliği arasında zıtlık bulunan bir erkek veya kadın için de aynı anlamsızlık söylenebilir. Mü’min, istikrarlı olmaya mecburdur. Mescidinde, evinde ve çevresinde mü’min vasfı ile bulunur. Onu mescitte murakabe eden Allah, evinde de murakabe ediyor olduğuna göre kendisi bir tür nifak tavrı içerisinde olamaz.

Evet, mü’minin gergin olduğu bir günü, sinir sistemine hâkim olamadığı bir zamanı bulunabilir. Bu insan olmanın tâbii sonuçlarındandır ve normaldir. Fakat mü’min, sürekli ters durduğu bir ikili şahsiyet içinde olamaz. Çevresine merhametli eşine zalim bir mü’min olamaz. Hayatın her dakikası, Allah’ın murakabesi altında olacağından, hesabını vereceği her dakikayı iman etmiş bir insan kalitesinde yaşar. Böyle yaşayamadığı anlar için nedamet duyar, istiğfar eder.

Ecir beklentisi içinde olunabilecek bir hayat böyle bir hayattır. Lâik idrakte olduğu gibi ecir beklemeyi mescitteki namaz durumuna daraltmış olan anlayışı mü’min anlayışı olarak kabul edebilir miyiz? Biz lâik anlayışı reddederken, onun sadece devlet politikamız olmasına mı karşı çıkıyoruz? Devlet politikamız olmasından imanımız nedeniyle muzdarip olduğumuz bir yapının aile yapımızda bizi yönlendirmesi çelişkidir. Kendimiz ve iddialarımızla çelişmiş oluruz. Siyasetten tarıma, caddeden eve kadar hiçbir yerde lâik idrak bize ait değildir. Biz, sadece biz gibiyiz. Biz de mü’miniz. Mü’min oluşumuz, tepeden tırnağa kadar her alanda rehberimiz olan Peygamber aleyhisselamın yönlendirmesi ile şekillenmiş olmalıdır. İman budur, böyledir. Evimizde erkek veya kadın olarak, Peygamber aleyhisselamın terbiyesiyle terbiyelenen bir insan oluruz. Tıpkı bir mescitte secde durumunda iken hissettiğimiz manevî etki gibi bir etkiyi kadın veya erkek, eşinin karşısında da hissetmelidir ki, lâiklik etkisi altında olmayan imanî hayat iddiamızı doğrulayabilelim.

Bilhassa kadınların, hayatın onlara yüklediği meşakkatler altında sabırdan taviz vererek ortaya koydukları kimlikleri bu açıdan özürlüdür. Bunaldıkça dinden imandan taviz vermek yerine kadın, her bunalım sahnesini bir çeşit cihat sahnesi gibi algılayıp sevaba dönüştürmelidir. Böylece hayatı dünyaya gelmiş bulunduğu için yaşayanla, imtihan kazanmak için yaşayan arasındaki ulvî fark ortaya çıkmış olur. Mü’min kadınların sıradanlaşması makul değildir.

Eş olarak hanımefendi olacak

Kadının en tabii rolü eş olmasıdır. Ya da insanlığın kadından bekleyeceği en tabii rol eşlik rolüdür. İnsanlığın kadınsız atabileceği tek bir adım yoktur; kadına muhtaç bir durumdadır insanlık. Bu muhtaçlık, erkekler kadar kadınlar açısından da böyledir. Kadının kadınlığına kadınlar da muhtaçtırlar.

Kadının eş olması, fıtrî ve helal yollarla olmalıdır ki, sonu nedamet yüklü bir sürece girilmiş olmasın. Mü’min kadın, eş olmanın en fıtrî ve en tabii görev olduğunu idrak edince şunu da idrak etmiş olacaktır: Eğer eş olmak kadın için en üstten bir rol ise, o rol kadını şeytanla en çok karşı karşıya getirecek pozisyondur. Şeytanın kadınları kendisine muhatap sayarken giriş yapacağı en canlı nokta kadının eş olduğu durumdaki noktadır. Kadını eş olarak sıkıştırmayı başardığında onu diğer rollerinde güçsüz bırakmış olacaktır. Kadının bu hassas noktayı idrak etmesi esasen hayatın diğer alanlarındaki mücadelesinde de ona ışık tutacaktır.

Kadının eş olmasında sıkıntı yaşandığında bu sıkıntı onu aşacak ve erkeği ile toplumu ile bütün insanlığı rahatsız edecektir. Bu nedenle mü’min kadınların Allah’a kulluk adına yani mü’min oldukları için önemsemeleri gereken bir görev olarak ‘mü’min hanımefendi eş’ rolünü sahiplenmeleri zarureti oluşmaktadır. Onların hanımefendiliği erkeklere mücahitlik olarak yansıyabilir, kulluk olarak yansıyabilir. Mü’min kadınların, eş olmaları seviyesindeki sıkıntılar, onlarla sınırlı kalmayan hatta eşleri oldukları erkeklerle de sınırlı kalmayan, bilâkis mü’min toplumu abluka altına alan bir kara buluta dönüşür.

Esasen kadın, mümin toplum namına bir umuttur. O umut zedelendikçe şeytanın mü’min toplum üzerindeki emelleri de güçlenmekte, nüfuz alanları genişlemektedir. Peygamber aleyhisselamın hadislerinde kadınlara yönelik ikazlar ve müjdeler bu anlamı pekiştirmektedir. Mü’min kadının hanımefendiliği, eş olmasını ona kendisinin cenneti veya cehennemi olarak göstermelidir. Eş olmayı sıradan bir iş olarak görmeyi aşmalı ve imanının gereği bir iş olarak görme şuuruna erdirmelidir.

Ahmed’in Müsned’inde rivayet ettiği bir hadiste, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ashab kadınlarından birine evli olup olmadığını sormuş, evet cevabı alınca da eşiyle arasının nasıl olduğunu sormuştur. Kadın: ‘Yapabildiğim kadar eşime itaat ediyor, hizmette kusur etmiyorum’ demiştir. Bunun üzerine Peygamber aleyhisselam ona şöyle buyurmuştur: ‘Eşine nasıl davrandığına iyi bak! O senin cennetin ve ateşindir.’ (19003) Bu hadiste ve benzeri hadislerde geçen, kadınları eşlerine itaat etmeye yönlendiren ifadeleri ve o ifadelerdeki ağır mesajı, kadınların eşlerine itaat etmelerini öğütleme seviyesinden daha yukarıda görmeliyiz.

Huzurlu bir aile, mü’min toplum adına büyük bir kazanç olduğu gibi, eşlerin birbirlerini takdir edemedikleri bir aile ortamı, hak batıl mücadelesi sürecinde hak tarafında erimedir. Ailedeki her sıkıntı, batıl tarafının lehine bir sızıntı niteliğindedir. Bu da mü’min kadının eş olmayı, Allah için ve Allah’ın rızası doğrultusunda yapmakla mükellef olduğu imanî bir görev olarak anlamasıyla giderilebilecek bir sorundur. Mü’min kadın, eş olmayı yükümlü olduğu bir cihat görmekle bu sıkıntıdan daha üst seviyelere yükselebilir.

Hanımefendiliğin gerekleri

Özellikle yaşadığımız çağ, erkeğiyle kadınıyla bütün insanları kulak ve gözleri üzerinden esir alan araçlarla donanmış durumdadır. Okul eğitiminden çok bu araçlarla insanlar eğitilmektedirler. Yararlı yönleri ile zararlı yönleri ile dışlayamayacağımız bir abluka altında bulunuyoruz. Herhâlde mü’min hanımefendi bir kadın, bütün ağırlığı ile bu süreci kişiliğinden taviz vermeden geçirmeye gayret edecektir. Küçükten büyüğe doğru açılan bir daire şeklinde oluşan bu fesat ortamı, önce komşu dedikodusu ile başlayabilir. Ardından da TV, internet gibi araçlarla gelişir. Hanımefendi mü’min kadın, iffetini düşman ordularına karşı korumadan önce bu araçlara karşı korumakla mükellef olduğunun şuurunda olmalıdır. Artık düşman, ordularıyla gelmek yerine kabloları ile gelmektedir. Şeytanı bir cin şeklinde beklemenin anlamı yoktur. Şeytan şu cihaz bu cihaz olmuş ve işini görmekte süratlenmiştir.

Hanımefendinin boş vakti olmamalıdır

Kadınların, iş çokluğu şikâyetleri de bitmez, işsizlerin yapabileceği boş muhabbetleri de bitmez. Bu, kadınlar adına örtemeyecekleri bir açıktır. İşleri de çoktur ki gerçekten çok olmasının gerçekliği vardır, o iş yoğunluğunda asla ilgilenilemeyecek şekildeki boş muhabbet ortamları da çoktur. Mü’min hanımefendi, bu vakit israfçılığından sıyrılmakla birinci dereceden bir başarı elde edecektir.

Kadının, evinde olmasını ilke edinmesi gerekir. Evi kadının sarayıdır. Evinden ancak zaruret için çıkmalıdır. Gezmiş olmak için gezmek, şu merkez veya bu merkezde dolaşmak mü’min hanımefendinin işi olamaz.

Anlamsız ve gayesiz toplantılar, tesettürlü bayanlar arasında da olsa gereksizdir. Bayanların tesettürlü olmaları, vakti heba etmelerinin ruhsatı sayılamaz.

Mü’min hanımefendi bakımlıdır, caziptir

Meseleye mü’min olmanın vereceği yön açısından baktığımızda, hanımefendimizin eş olduğunda eşine karşı cazip olacağı nitelikte bakımlı ve güzel olmasının din mantıklı bir görevi olduğunu söylememizde bir sakınca yoktur. Kadının takvası arttıkça eşine karşı cazibesi de artmalıdır ki şeytan, bir tarafı yapmayı başarmasına karşı onu diğer taraftan çökertmesin. Mü’min hanımefendi bakımlı ve eşine karşı cazip olmakla sıradan bir iş yapma düzeyinden, imanla alâkalı cihat düzeyinde bir iş yapma düzeyine yükselmiş olur. Keşke tesettürlü, tesbihli mü’min hanımlar, eşlerine karşı banyoda hazırlanmak için geçirecekleri vaktin israf olmadığını anlayabilseler! Keşke, sadece eşleri için yapacakları bakım masraflarının israf olmayacağını anlayabilseler, keşke! Keşke, eşlerinden başkası için cazipleşmenin onlara yakışmayacak işlerden olduğunu anlayabilseler!

Keşke kadınların ellerinde kendilerine bakım yapıp cazipleşmenin dışında hiçbir silahları olmadığını anlamış olsalar. Kanunların, örflerin onları erkeklerini yitirmeye karşı koruyamayacağını bari asırlar sonra anlasalar! Kadın, en büyük silâhını bedeninde barındırdığı hâlde erkeğine karşı yitik kalıyorsa bunu önce kendisi üzerinden araştırmalıdır.

Sevap makinesi kadın

Kadına, meşakkatsiz bir hayat vaadi sahtedir. Kadın meşakkatlidir, meşakkat için yaratılmıştır. İçinde bulunacağı meşakkati ona yeteceği için de cihat ve benzeri yükümlülükler omzundan kaldırılmıştır. Diline hâkim olması onun için artı bir meziyet olarak yeterlidir.

Allah’ın ona lütfettiği nimetlere karşı nankör olmaması, sürekli bir başkası ile kendisini kıyas etmemesi onun için yeterli bir nimettir.

Sempatik, doğurmaktan ibadet hazzı alan kadın cennetlik kadındır.

Eşine karşı mütebessim kadın en hayırlı kadındır, saliha kadınlık makamı onun makamıdır. Açılan kapıdan içeri güneş ışığı sızmadan önce onun tatlı dili, güler yüzü giriyorsa o kadın Peygamber aleyhisselamın müjdelediği cennet kadını olmak için durduğu bir evde bulunmaktadır. Bir de israfçı olmayan kadın, tükenmek için tüketmeyen, kutuyu boşalttıkça dişlerini göstererek zevk içinde olmayan kadın, işte o kadın hanımefendiliğin hakkını veren kadındır.

Hanımefendiliğin sırrı

Mü’min hanımefendi, başta yatak odası olmak üzere eşler arasındaki sırları gömmüş kadındır. ‘Sana söylüyorum ama sen kimseye söyleme’ safsatasına takılmamış, sırrı sır edinmiş kadın muhteşem bir hanımefendidir.

Secdeli hanımefendi

Hurafelerin ve yaygın kadınsı ibadet kalıplarının ötesinde Sünnet esaslı ibadetlerine düşkün olur mü’min hanımefendi. Namazlarında titizdir. Orucuna sadıktır. Zekâttan imtina etmez. Kur’an okur. Zikir yapar, istiğfar eder. İlim meclislerine katılır. Kitap okur, yazı yazar. Elbette takati kadar!

Sabırlıdır. Sabreder, karşılığını da Rabbinden bekler.

Kadın hanımefendi olunca

Allah’ın rızasını kazanacak,

Mutlu olacak, mutlu edecek,

Kadınlığını yaşayacak ve böylece doğal bir hayatı olacak,

Çocuk yetiştirecek, annelik hazzında zirve yapacak,

Mutlu ettiği eşi, dinine ve insanlığa yararlı işlere muvaffak olacak, ondan gelen ecir de ona yazılmış olacak.

Bunlar da şeytanın kaybetmesi demektir.

Nureddin Yıldız
Millî Gazete

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s