Bacımın Örtüsü Batmakta


Bacımın örtüsü batmakta zalimin gözüne
Acırım tükürüğe billahi tükürsem yüzüne

Bu mısralarını unutmadığım bir ezgi geliyor aklıma, 90’lı yılların ateşli, zıpkın, yerinde durmaz karakterini yansıtan. Ben ilkokula gidiyordum o zamanlar. “Şehitler ölmez”le birlikte İslamcı radyoların top 10 listelerinde çalagelen ezginin bu mısraları adeta çınlıyordu kulaklarımda. Ağabeyim üç yıldızlı yeşil mehter bayrağıyla o miting senin bu miting benim geziyordu, ha bir de arkadan kemerli vücut hatlarını gösteren ilk pardösüler çıkmıştı. Şurdan aklımda ki, yazın camii yolunda bir bacının üstünde görmüştüm de benzin yeşili ışıl ışıl ve çocuk aklımla “Vay bee, ne güzeeel” deyivermiştim.

15-20 yıl zarfında resimler değişti tabii biraz. Dönüp baktığımızda yüzüne tükürülmesine acınan zalimler, örtüsü göze batan bacılar, mitinglerin mehter bayrağı yarışçıları renk ve form değiştirdiler. Ben büyüdüm mesela, pardösüyle başlayan bacımın örtüsü hayatım, jeans ve diz üstü ve altı tuniklerle devam etmekte, eteği babama gidince giyiyorum; daha bir kız göründüğüm için mutlu oluyor. Ha bir ara hippimsi de takılmıştım biraz. Şimdi yaş ilerledi diye duruluyorum galiba. Genelde koyu, özel de siyah renk tercih ediyorum, tabii bazen biraz renk katalım hayata demiyorsam. Hemen herkes gibi ben de renk ve form değiştirdim, bu arada hatalar da yaptık tabii. Ama nihayetinde tebdil-i mekanda ferahlık vardır düşüncesiyle ben de renk, mekan ve saf değiştirdim. Ferahladım mı? Allahu Alem! Neyse ben işin geçmiş ve zalim kısmını bırakıp çuvaldız batırma niyetindeyim kendime, kendimize (sakın sormayın “biz de kimiz ki?” diye!).

Öylesine… Tamamen duygusal çığırmak istiyorum sadece, biraz tekmelemek falan, içimi soğutmak… Objektiflik gözlüğünü fırlattım, sapına kadar sübjektif savuracağım yumrukları. O yüzden savulun bacılar!

Uzun lafın kısası sorum ve sorunum şu;  “yüzüne tükürülesi, acınılası zalimin gözüne batan/batması muhtemel olan bacımın örtüsü” kalmış mıdır sizin oralarda, uzak bir yerlerde acep?

Şimdi niye durup dururken tekrar “bacımın örtüsü” ya da “bir başka açıdan bacımın örtüsü” edebiyatı? Yeterince yazılıp çizildi. Eline kalemi alan, ağzını açan, her er/hatun kişi bir şeyler dedi zaten, hatta “başörtülü kızlarla kim evlenecek”in sosyolojik analizini bile yaptılar, bari sen yapma diyebilirsiniz. Tabii ki durup dururken değil duygusal isyanım. Gördüğüm ikinci başörtüsü-mini etek kombinasyonunun bir üçüncüsüyle karşılaşma ihtimalinin verdiği tedirginlik benimki sadece. Korkulacak bir şey değil yani, ha biraz daha tekmelememe izin verirseniz, tamamen bir deli zırvasıdır bu satırlar, gülün geçin… Geçebilirseniz…

Biliyoruz tabii artık dünya bir global village (köy) ve herkes gibi düsturumuz  “gülelim oynayalım, kam alalım dünyadan”. Biz de modern, post modern hatta post-postmoderniz. Bir lokma bir hırka zokasını hemen çakan dehalara sahibiz hamdolsun (!). Eh feminist ablalarımız da var sırtımız yere gelmiyor. “Jeep’e de binerim, haşemamla dünyanın en harika kumlarına ben de uzanırııım bea” naraları atan bacıları unutmamak lazım. Tekbir giyime de bir selam ve saygı duruşu!… Kendileri belirlemekte eteğimin uzunluğunu, pantolonumun basenlere ne kadar oturacağını, ceket, pardösü vs.’nin incik boncuklarını. Dövme yaptırıp, hızma da taktırıyorum, istersem kaşıma da bir piercing takarım. “Kime ne” havalarındayız, helal ola bize…

Bugün başörtüsü-converse, başörtüsü-hello kitty, -punk, -hippi kombinasyonlarımızdan sonra nihayet ikinci bir bacının başörtüsü-mini etek yaratıcılığıyla müşerref olan biri olarak duramadım kaleme sarıldım. Bacımız siyah çorap üzerine gri-eflatun ekose mini etek-elbisesine kahve rengi deri bir çizme ve parıldak bir eflatun başörtüsü takıştırmıştı. Tabii makyajımız da aynı tonlarda, “makyajsız çıkmam bacı” formatındayız ya hani. Biz sunmuyoruz insanlara kendimizi, -affınıza mahcuben- pazarlamıyoruz bedenlerimizi, sadece bakımlı kadınlar serisinin İslami versiyonuyuz o kadar… İlk bacım tamamen siyahtı, bu ikinci bacı renk getirmişti biraz soğuk kış gününe: ne hoş! Peki bu hoşluk neden zıp zıp zıplattırıyor beni sabahtan beri. Herhalde “Bacııı, bacııı bu ne hal beeee!” diyemeyip bir “la havle” çektiğimdendir.

Siyah-beyaz iki kutup arasında dolaşmayalım, gri de var lay lay lom; doğru, ben de grilerde gezinmekteyim ama bu son iki grilik bende hazımsızlık yaptı. Ben etrafımda dolasan diz altı etekli, uzun çizmeli, ışıldak kafalı başörtülü kızlardan hiç hoşlanmıyorum. Daracık boru paça pantolonlarını çizmelerine sokuşturanlardan da. Ve dahi kafalarına tas, tabak, ek saç, eski bone, iç başörtüleri vs.’lerini tıkıştırıp tepelerini hörgüçleyenlerden de. Kaşlarını estetikle kaldırtanlar da sinirlerimi bozuyor. Bu son mini etek-elbise ucubeliğiyse bardağımı taşıran damladır. Aha şuraya yazıla, cümle alem duya, bile!

Ha Pollyanna ol biraz, optimist köşeden bakalım bir de olaya, bacı şunun-bunun konserinde zıplarken fark etmeden göbeği de açılıyor, “come down” falan diyenlere;
“Memlekette zalimin gözüne batası muhtemel örtü mü kaldı” gibi acımasız, gaddar, karamsar ve haksız ve yersiz bir genellemeye gitmeyeceğim. Bu sadece kendime de dahil acizane bir “Destuuur!..” diyeceğim, o kadar.

Götürüsü olan herşeyin getirisi de var elbet, biliyorum. Bakarsınız dört vakte kadar kendine Heidi Klum suretinde hatun dileyen yeşil diyarın “erkek ve fakat fena halde ürkek”lerinin, beyazlatıcı kremle ten rengi bir kaç ton açılan zenciler ilgilerini çekerler ve samanlık seyran olur. Kırk vakte kadar da o hasret kalınan üniversite kapılarından geçeriz belki. Ve sonra Mars’ta hayat varmış falan onu buluruz. Bulur muyuz?

Saliha Şule
Cemaat.com

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s