Kur’ân’sız Hayat Eksiktir; Kimliksizdir!


Arkadaşımla sohbet ederken bana içinin sıkıldığını söyledi. Neredeyse bulaşıcı hastalık gibi oldu bu iç sıkıntıları, bunalımlar… Kur’an okuyor musun, diye sordum. Hayır, dedi ve ekledi; “Hayatımda Kur’an eksik, farkındayım!” Benim ona verdiğim cevap ise bu yazının başlığı oldu; “Kur’ân’sız hayatın kendisi eksiktir!” Ve ne yazık ki bu iki eksiğin çarpımını ne kadar zorlarsak zorlayalım bir artı çıkmıyor, çıkmaz da!

Bu işin şakası, telafisi, yaz okulu, rövanşı… vs. yok ki! Rabbimiz İnsan Suresi 27. ayetinde mealen “Şu insanlar, çarçabuk geçen dünyayı seviyorlar da önlerindeki çetin bir günü (kıyameti) ihmal ediyorlar” diye uyarıyor bizleri. Yine çoğumuzun bildiği Haşr suresinde meâlen “Biz bu Kur’ân’ı bir dağa indirseydik, Allah’ın korkusundan onu baş eğmiş, parça parça olmuş görürdün. Bu misalleri düşünsünler diye insanlara veriyoruz” diyerek olayın ciddiyetini ve sorumluluğunu düşünüp anlayalım diye beyan ediyor.

Kur’ân-ı Kerim, yine kendi içerisinde şifa, nur, hakkı batıldan ayırıcı… vb. gibi pek çok sıfatla tanımlanıyor. Şifadır Kur’ân! Maddi manevi hastalıklara şifa… İnsanî vasıflara çağrı yaparak terakki etmemize vesile olacak olan; nefsimizin arızi hastalıklara düşmemesi için yol gösteren bir şifa ki hem dünyaya hem ahirete faydası kesinlikle olacak olan bir şifa! “İnsan Kullanım El Kılavuzu” olarak tabir ediyor bir âlimimiz Kur’an’ı. İnsanın yegane yaratıcısı ve Rabbi tarafından insanın ihtiyaçlarına göre belirlenmiş emirlerle, yasaklarla ve geçmişlerin ibretli hadiseleri ile bizlere seslenilmiştir.

Aynı zamanda bir kimliktir de Kur’ân! Müslümanca, Allah’a kulca yaşamanın kimliği… Ne kadar çok Kur’ân’la haşır neşir olursak o kadar kimliği ve kişiliği oturmuş insan oluruz. Sağlam karakterli bir insanın zaten Allah dilemedikçe maddi ve manevi hastalıklara kapılması düşünülemez. Hayata bakışımızda, yaşayışımızda, olaylara ve kişilere verdiğimiz tepkilerde bu kimliğimizin ön plana çıkması gerekir. Kimliğini belirlemeyen, kişiliğini Kur’an üzerine oturtmayan bir kişi verdiği nefsani kararların, yaşadığı gayri islamî hayatın vicdan azabını büyük ihtimal bu dünyada yaşayacaktır. Bu vicdan azabı da onun yukarıda değindiğimiz ruhsal daralmalarına sebeptir. Vicdan azabı bile duymadan yaşayanları malumdur ki çetin bir hesap günü zaten bekliyor, onlara ne desek boş. Ama yine de onların bu dünyadaki cezası vardır; bu ise kendisini rahatsız ederek düşünmesine, biraz gözyaşı döküp kalbinin yumuşamasına vesile olacak olan vicdanını yitirişidir.

Kur’an, insanın her iki âlemde de başına gelebilecek olumsuzluklara karşın bir rehber vazifesindedir. Okurken verdiği özgüven, bazen korku, bazen sevgi, bazen ümit… vb. insanın ruhunda tohumlar ekmekte, böylelikle çeşit çeşit çiçeklerin yetişmesine vesile oldu gibi gönül toprağında istenmeyen ayrık otlarının temizlenmesinde de yön gösterici olmaktadır. Asr-ı saadetin muhteşem insanları olan sahabeler Kur’an’ın bu özelliğinden faydalanmak için onu dura dura, özümseye özümseye okurlardı. O dönem içinde zaten bölüm bölüm nüzul olan Kur’an’ın, okudukları birkaç ayet-i kerimesini hayatlarına tatbik etmeden diğer ayetlerine geçmek istemezlerdi. Bu hayata tatbik ediş de öyle ayları, yılları almazdı elbette. Tarih kitaplarında anlatıldığına göre “İçki içmeyin” emri geldikten sonra şehrin sokaklarının fıçılardan dökülen şaraplara nasıl bulandığını hatırlayın! Oku ve hemen itaat et… Onların, o altın çağın insanlarının kimliği, kişiliği ve kalitesi buydu; “İşittik ve itaat ettik!

Şimdi ise bu kimlikten, kişilikten uzak oluşumuz elbette ruhî ve bedenî kalitemizi de etkiliyor. Dağların, eğer ki üzerlerine inse paramparça dağılacağı Rabbimizin kitabı bizim evimizde, elimizde ama değil ezile büzüle, gözyaşlarıyla ümit ve korku arasında titreye titreye okumak şöyle bir kapağını dahi kaldırıp bakmıyoruz çoğu zaman.

Bu andan tezi yok çevremizde bir Kur’an seferberliği başlatarak hem kendimiz Kur’an’ı uygulamak için okuyalım hem de ailemiz başta olmak üzere yakınlarımıza okutmaya gayret edelim. Her şeyin birbirine karışıp ak’ın karadan, şer’in hayır’dan seçilemediği bu zamanda, Kur’an’ı anlamak için okumak ve hükümlerini uygulayıp kimliğimizi bularak kişiliğimizi de Kur’an ahlakıyla temellendirip kaliteli Müslümanlar olabilmek yegane amacımız olmalı.

Çünkü Kur’an-ı Kerim “Aydın“latır!

Ümit Demir
Cemaat.com

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s