Ezeli Kelam; İnsan ve Nisyan


İnsan ve nisyan arasındaki bağ ne güçlüdür. Rabbinin sonsuz bir tenezzülle kendisini düşünmesi için daima ikaz edip tefekküre davet ettiği, bunun için gerekli tüm şeyleri eline bıraktığı insan, ne de az düşünür. Ne de az akleder. En acısı da budur ki, insan bazen bilir, inanır, tasdik eder, kabul eder, ama unutur, ama ayağı kayar, ama fark etmez. Nisyana düşer, gaflete dalar. Kalın perdelerin altında çok iyi bildiğini sandığı hakikatleri boğar ve boğulur.

İnsan bu; zalimliğinde cahillik, cahilliğinde zalimlik saklı durur.

Ama en çok, en çok unutur insan. Ve Rabbi unuttuğunu bilir, ona hatırlatır. Rabbi onu uyarır, ona haber eder. Müjdeler ve uyarır, sonra yine müjdeler.

Tüm bunlar ve daha fazlası için Rabbim ezeli ve ebedi bir kelâmla, bana hitap eder, tenezzül eder. Yaradılış gayem bu muhatabiyettir. En büyük görevim. Ve tek.

Ama bazen bilmemi istediklerini bilmediğimi, duymamı istediklerini duymadığımı, fark etmediğimi düşünüyorum. Hem de her anımı onunla geçirdiğimi düşünürken. Emirlerini hiç aksatmadığımı, isteklerini tüm gücümle yerine getirmeye çalıştığımı sanıyorken. Kelâmından elimi hiç çekmiyor ve tefsirleri devrediyorken, onunla bağlantılı daha birçok kitap okuyorken. Çok basit bir şeyi atlıyorum belki. Bana söylenenleri her yoldan yerine getirmeye çalışıyor ve anlamaya çalışıyorum, ama bunun için en gerekli temele dikkat etmeden..

Bu dünyada özendiğim bir-iki şeyden biridir, Kur’an dili Arapçayı ana dili gibi konuşan kişiler. Ama en azından şu an onlardan biri değilim ve Rabbimin bana söylediklerini bilmek için bir meal edinmeliyim. Ne garip, oradan buradan duyduklarımın, hoşlandığım hakikatlerin, sözlerin, hikmetlerin bir kısmının Rabbimin sözü olduğunu bile sonradan fark etmek. Cevabını aradığım, bulamadığım için de büyük arayışlara girdiğimden engin hakikatler olduğunu düşündüğüm soruların cevabı, sorunların çözümü, onun tek cümlesinde beni bekliyor oluyorlar.

Elbette sonsuz hakikatler manzumesi Kur’an- ı Hâkim’in birçok yönü var. Ve her yönüyle de mucizedir. Hepsi tek tek ele alınsa, hepsine bir ömür adansa yeridir. Kimse anlamı için lafzını yitiremez mesela. İbadet niyetiyle okumak, bir de mealini bilmek için okumaya engel değildir. İçindeki hakikatleri her kaynaktan öğrenmek güzeldir, ama bu kelime ve cümle manalarını bilmeye engel değildir. Bunların hiçbiri, diğerini geri plana atan seçimler değildir, bunlar tercih değildir, olamaz, olmamalı. Birbirine kuvvet veren zincirler, kopmaz halatlar olmalı bunlar. Birini tutunca birine varmalı. Aksatmadan, bırakmadan bir öncekini, hedefe varmalı. Hedefte hep O olmalı, O’nun rızası, yapmış olmak için değil, O’nu razı etmek hassasiyetiyle olmalı. Bunlar basamak değil, başka bir adım atınca bir önceki adım aşağıda kalmamalı.

Şahsım adına, Kur’an’a muhatabiyete dikkat çekmek isteyenlerin “yüzünden okuma” konusundaki yorumları beni incitiyor. Rabbin kelamından bahsediyoruz, O’nun rızası için yapıyoruz hepsini de. Hangisinde kazanacağız bilmiyoruz. Bir zamanların saygı mefhumu bizi Kur’an’dan uzaklaştırdı diye düşünürken ve bu eksikliği telafi etmeye çalışırken, bugün neleri yitirdiğimizi de görmeliyiz. Şimdi de, Kur’an böyle diyor, şöyle emrediyor, benim aklım yok mu ki başka kaynağa ihtiyacım olsun tarzında ahkâm kesen edep yoksunu söylemler de, bir başka hakikati uçurup gidiyor..

Ama gerçek şu ki, son Kur’an araştırmalarına göre ülkemizde birçok insan yıllardır eline almamış hayat kılavuzunu. Hiçbir şekilde muhatap olmak gelmemiş aklına, daha yaşı tek haneli rakamlardayken kilolarca kitap taşıdığı ve hepsinden sorumlu olduğunu sandığı halde hem de. İnandığını söylediği Rabbin ne dediğini merak etmek bu zamana kadar hiç gelmemiş aklına.

İşte bu durumda, Kuran’ı Kerim’e muhatap olabilmiş kişiler için bir gruplaşma, bir ötekileştirme, beğenmeme durumları söz konusu bile olmamalı. Herkes kendi muhatabiyetini nasıl daha iyileştireceğinin derdinde ve bu derdi birkaç kişiye daha yayma gayretinde olmalı. Herkes bu taşın altına elini koymalı, biri diğerinin eksik olduğu yeri hassasiyetle tamamlarken, kendi eksikleri için ondan istifade edebilmeyi aklına koymalı.

Ben bugün mealimi elime aldığımda, bir niyet ve dua ettim. Daha çok ve istifadeli birliktelikler için tevfik istedim. Bu konuda daha iyi olmam gerektiğini itiraf ettim, mahrumiyetime üzüldüm. Ancak gerekli zamanı ne okuduğum tefsirlerden, ne de Kur’an’ımın her harfi bir mucize lafzından okuduğum kudsi zamanlardan değil, boşa geçen vakitlerimden temin etmeyi aklıma koydum.

Ona varmak için atılan adımların hepsi güzel, yolların hepsi selametli, uzun veya kısa, dolambaçlı ya da düz, süslü veya sade, yolculuğum hepsinden alacağım hisse ile. Ve bilmiyorum hakiki maksat olan rızası hangisinde..

Kur’an yolunda yolcu olan herkes için;
Selametle..

Nuriye Çakmak
Kur’ân’î Hayat dergisi

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s