Ana Okulları ve Gerekliliği


Son yıllarda yaygınlık kazanan anaokullarının iki cephesi vardır. Terbiyevi ve içtimai. Anaokulu, eğitim bakımından, çocuğun ailesi kadar kendini sorumlu hisseder ve bu görevi en iyi şekilde yerine getirmeye çalışır. Şu gerçeği de ifade etmek gerekir ki, annenin yerine geçecek okulu düşünmek mümkün değildir. Ancak boş zamanlarını değerlendirecek bir anaokulu apartman hayatının sıkıcı havasını hafifleten, aileye yardım eden, çocuğun sosyalleşmesini sağlayan bir müessese olarak düşünmek gerekir. Anaokuluna gitmeden bir çocuk annesi tarafından evde de yetiştirilebilir. Ancak ileride cemiyet hayatında geçimli bir insan olabilmesi, topluluk içinde yaşıtları ile oyun oynayarak kaynaşması, şahsi arzularını yenmesi ve diğerlerinin haklarına saygı göstermesini öğrenecektir.

Yaşları dolayısıyla, hatır-gönül saymayan çocuklar, bu hususta birbirlerini iyi terbiye edebilirler. Çocuk işten hoşlanan bir insan olarak da yetişmelidir. Hiçbir şey yapmamayı, yalnız zevk almayı en değerli gaye bilen, tembel bir şahıs değil, hayatta bir şey yapmaktan haz duyan bir insan olmalıdır. Her küçük çocuk bu hazzı duyar, onda faaliyet hissi her şeyin üstündedir. O, sakin durmaktan hoşlanmaz. Cenabı Hakk’ın, çocuğa bahşettiği bu güzel hasleti, muhafazaya çalışmalıdır. Evde, faaliyet arzusu baskı altında tutulmak suretiyle, çocuğun bedeni ve ruhi kuvvetleri arzu edilen şekilde yetişmesine engel olur. Hâlbuki iyi bir anaokulunda durum başka olur. Mesela evde üzerine dökecek, ortalığı kirletecek korkusuyla kendi yemeğini yeme hürriyeti bile kısıtlanan çocuk, anaokulunda birçok şeyi kendisi yapmaktadır. Yemeği yemesi, tuvalete gitmesi, istediği oyuncakla rahat bir ortamda oynaması onun daha şahsiyetli yetişmesini sağlayacaktır.

Çocuklar anaokullarında, oyun ile sevinçlerinde, taze ve canlı kuvvetlerini gerçekten geliştirmeye muvaffak olabilirler. Anaokullarında çocuklar eğlenirken ve oynarken birçok şeyi de öğrenmiş olurlar. Hatta daha idealist müesseselerde eğitim bu şekilde verilmektedir. Resim yapmak, oynamak, kesmek-yapıştırmak, spor faaliyetleri, müzik faaliyetleri, okula hazırlık dersleri, çocuğa devamlı eğlenceli bir şekilde sunulur.

Anaokulları, çocuğun okula alınması yönünden de faydalıdır. Ailenin dışında atılan ilk adımdır. İlk üç yıl içinde çocuk, model olarak aldığı anne-babasından alabileceğini alır ve kendisine tanınan fırsatlar ölçüsünde belirli bir psikososyal olgunluğa varır. Ancak bu gelişim sınırlıdır. Bu sınır anaokulu sayesinde genişletilebilir.

Anaokulunun amacı; çocuğun içindeki cevheri dışarıya çıkartmaktır. Çocuğa bilgi aktarmaktan ziyade, çocuğun içinde var olan yeteneklerin serpilip gelişmesine yardımcı olmaktır.

Anaokulları çocuğu okula hazırlarken, okumayı, yazmayı, matematiği öğretecek değildir. Bu tip müesseseler, çocukların özel faaliyetlerine önem veren ve onlara hareket imkânı hazırlayan kurumlar olmalıdır. İlköğretime başlayan çocuklar içinde, öğretmenler kimlerin daha önce okula gidip gitmediğini hemen anlarlar. Çünkü önceden anaokuluna gitmiş çocuklar, düşünce ve hareketlerinde daha serbest olurlar, her şeyi kolay kavrarlar ve dersleri kolay takip ederler.

Anaokulu, aynı zamanda kuralları en etkili biçimde öğretebilen kurumdur. Çocuk, yaşıtlarıyla ilişki halinde birlikte yaşamayı, yemek yemeyi, uyumayı ve oynamayı öğrenir. Böylece başkalarının özgürlüğünden haberdar olur.

Anaokulu, günümüzde zaruret haline gelmiştir. Aile yapısının çok değişik sebeplerden dolayı bozulması sonucu anne-baba ve çocuklardan ibaret çok küçük bir hal alması, evlerin küçük ve apartman, blok, site şeklinde olması ve çocuğun oyun alanının daralması, ekonomik şartların gerektirmesi sonucu kadınında çalışmak zorunda olması, bazı annelerin çocuk eğitimi konusunda yetersiz olması vb. sebeplerden dolayı, çocuğun daha mükemmel yetişmesi için, idealist ve öz kültürlerine uygun eğitim veren anaokullarına ihtiyaç artmaktadır.

Anaokullarında kazanılan diğer bir özellik, özgür bir ortam olması sebebiyle çocuklarda zihni gelişmeyi de hızlandırır. Çocukların anlatım güçleri artar, dil dağarcığı zenginleşir. Başarısızlık söz konusu olmadığı için çocuk, serpilen yeteneklerini korkusuzca kullanır, hatta daha da geliştirme imkânı bulur.

Anaokulları ehliyetli öğretmen kadrosu ile çalışır ve en iyi hizmeti yapmak ister. Bu ortamlarda çocukların ruhsal bozuklukları da bu gözlemci kadro tarafından daha erken tanımlanıp çözümlenebilmektedir. Anaokulu yaşına gelince; en ideal yaş 5, imkan dahilinde 4 yaşında gönderilmesi faydalıdır.

Sevim Karagöz

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s