Affet Allah’ım!


Bazen giyecek elbisesi dahi olmadığı halde, evindeki bir parça kumaşla iktifa eden Fâtıma için affet…

Öyle ya, gardıroplar hıncahınç giysiyle dolu şimdilerde. Sırf modası geçmiş diye çoğuna dudak büktüğümüz, şımarıklığımızın boş doluluğu hepsi de…

Affet Allah’ım…

Bazenin aksine, çoğu zaman evinde yiyecek hiçbir şey bulamayan Fâtıma için affet…

Tıka basa yediğimiz için, midemize kramplar giriyor çoğu kez. Sırf üzerinden 1-2 gün geçmiş diye nice yemekleri, nice nimetleri boca ediyoruz çöp kutusuna. Kendi amel kutumuzu doldurduğumuzun farkında olmadan belki de…

Affet Allah’ım…

Anacığını küçük yaşta kaybetmiş kızcağız için, babasına annelik yapan Ümmü Ebiha için, Hz. Fâtıma için affet…

Şu yaşadığımız çağda, asla yüzüne bile bakmayacağımız birkaç parça eşyayı çeyiz diye hazırlayıp baba ocağından ayrıldığında, çağımızda yaşanan sıkıntıların hiç birine meydan vermeden, başı dimdik girdi koca evine. Asla üzülmedi çeyizim yok diye. “Aman evimde şu model eşya eksiktir” diye hayıflanmadı hiçbir zaman. Sevgiydi çünkü çeyizinde götürdüğü… Eşini, evlatlarını, bütün kâinatı kapsayacak kadar çok sevgi götürmüştü beraberinde. Yeterdi O’na, artardı bile…

Affet Allah’ım…

Sabır abidesi gibi yaşamış bir ciğerparenin akıttığı gözyaşları için, Fâtıma’nın hüzünleri için affet…

Günübirlik heveslerimize köle olduk biz. Akıttığımız gözyaşları maddede takılıp kalmış. Katıldığımız yarışmalardan az para çıkmış diye ağlıyoruz biz bu gün. Genç yaşta milyoner olamayışımıza, kariyer yapamayışımıza, maddi bir şeyler kazanamayışımıza döküyoruz gözyaşımızı. En son hangi damla Allah için aktı gözlerimizden hatırlayanınız var mı?

Affet Allah’ım…

Elleri un öğütmekten yaralar bağlamış ana için, Fâtıma için affet…

Çeşit çeşit kremlerle ovuyoruz ellerimizi. En ufak bir darbe alsa bedenimiz ve nefsimiz, bize bunu yapanın yanına kâr bırakmadan basıyoruz yaygarayı. En çok leke sürdürmediğimiz şey enaniyetimiz… Olmazları, imkânsızlıkları, anlayışla karşılayacak sabrımız yok asla. Her şey olmalı, olmak zorunda… Olmasa da olduruyoruz yolumuz meşru olmasa da…

Affet Allah’ım…

Kâinatın Efendisi olan bir babam var nasıl olsa” demeden, üstüne düşen kulluk vazifesini en görkemli şekliyle yerine getiren, gecelerden sabahlara, sabahlardan akşamlara dek ibadet eden Hz. Fâtıma için affet…

Yarım yamalak yaptığımız bir avuç ibadetimize güvenerek, hem de Fatıma’dan daha emin bir tavırla yaşıyoruz hayatı. Nefsimizin bütün emellerine köle, heveslerimize karşı birer kukla olmuşuz. İbadet ediyoruz diye, az bir ahiret azığımız var diye, Rabbimiz bize her hediyeyi vermek zorundaymış gibi davranıyoruz. Daha bize verilenlerin şükrünü bir nebze de olsa eda edememişken…

Hizmetçiyiz aslında, fakat kendimizi dünya ve ahiret sultanlığına layık görecek kadar kör eylemişiz gerçeklere gözümüzü…

Affet Allah’ım…

Tanımadığımız, tanımak için emek harcamadığımız, tanıtamadığımız Fâtıma için…

Biz onun gibi olamayız, baksanıza biz de herkes gibiyiz” diyen dillerimiz için…

Kolaya kaçan, hep kanan, hep kandırılan, hep aldanan gönüllerimiz için…

Af dilemekle de, bir şeylerden kurtulduğunu zanneden zavallı, zalim ve cahil nefislerimiz için…

Affet Allah’ım bizi ve tüm Fâtıma sevenleri…

Affet ki,

Fâtıma’yı, Fâtıma eyleyen yolun izini buluruz günün birinde belki…

Nurdan Huyut
Genç Yaklaşım

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s