Dünyaya Bırakılan Notlar


grebilmekbu7hc21

-I-

Yanlışların güçlü olduğu toplumda, gerçek doğrular hep sefil gözükenlerdir. Doğruların güçlü oduğu bir toplumsa çok nadirdir. Çünkü güç, çoğu zaman hile ile elde edilir. Ne yazık ki, hiçbir zaman güçlü olmayıp sefil olmayı tercih edenlerin ismini öğrenemeyeceğiz. Çünkü tarih bile güce hizmet eder. Ha, istisnası yok mudur? Vardır. Mehmet Akif gibi…

-II-

Akıl bize gerçeği gösteriyor ama gerçeği yaşamak kimi zaman neden elimizde olmuyor? Kendimize kurduğumuz küçük dünyayı giderek kalın kabuklarla çevreliyoruz. İçim bir güneş gibi batıyor ama gökyüzündeki güneşi batıramıyorum. Batırmanın gücü zaten bende değil. Çaresizlik, içimde her geçen gün daha kocaman bir yer kaplıyor.

-III-

Hal, hiçbirşeyin gördündüğü gibi olmaması ve yine hiçbir insanın dışının içini yansıtmaması, hükümlerin içe doğru koşarken zalim bir el tarafından dışa bağlanması.

Ve dünya..

Anladıkça daha karmaşık hale gelen dünya; tek bir yürekten bütün oluşturabilir misin?

-IV-

Niye hala çok uzak her şey? İnsanlar “ben”ini silen bir “ben”i bilmedikleri için tercih de etmiyorlar sanki. Ne ki dünya? Boğucu bir yer. Hep ayrılıklar taşıyor kalbinde. Gülücüğü yaratılmış en sahte şey.

Ne ki dünya? Değiştiremeyeceğim, artık kendi yolunu tutmuş bir yolcu.

Hani “ıssız bir adaya gitsen yanına ne alırdın?” diye sorarlar ya, hiçbirşey almazdım.

Ben çoğu zaman ıssız adanın kendisi olmak istiyorum. Bir yanımla oluyorsam da, birçok yanımla olamıyorum. Evet bir yanım ıssız ada, çünkü bana gelmek isteyen hiç kimse sadece kendisiyle gelmiyor.

Düşüyor üstüme yağmur taneleri ve ben durduramıyorum.

-V-

Yoksun…

Sen hiç var olmamış olanın, bense var olanın yanındayım. Belki de bu yüzden kimi zaman hiç var olmamış olmayı istiyorum. Eminim sen de var olmayı istiyorsundur. Çünkü ben burdayım.

Evet, ben zaman ve mekanın içine sıkışmış bir “var”ım. Sense ne zamanı ne de mekanı bilen bir “yok”. Yine de ben seni seviyorum.

Dünyaya Bırakılan Notlar – II

– I –

Sık sık fırtınaya yakalanan bir deniz, gönlüm. Gözlerimi kapatıp seyrediyorum hayatı. Görmediklerimle gördüklerime anlamlar veriyorum. Her şey olmak istediği köşeye koşuyor aklımda, kimisi saklanıyor. Ben hepsine yol göstermeye çalıştığımı sanarken, hepsinin bana kendi yolunu işaret ettiğini anlıyorum. Evime gelen misafir gibi ağırlamak lazım onları. Hiçbirini anlamı dışında konuşmamak, hissetmemek lazım. Ve insanı görüyorum, ordan oraya koşturuyor. En çok o yoruluyor. İnsanı görüyorum; sık sık fırtınaya yakalanan bir deniz, gönlü.

– II –

Hayalleri ertelemek zorunda olmanın hayal kırıklığı ve zihne, kalbe bulaşan bir bekleme kırılganlığı var hep. Şimdi’nin ipini bulup ucundan çektiğinde onlarca yük düşüyor üzerine insanın. O da kolayı seçiyor. Kaçıyor, sonra gelir yine çekerim diyerek. Zoru kolaylaştıracak kim peki diye düşünmüyor, düşünmüyoruz ve hatta düşünmüyoum galiba. Dua dilimde ama, ellerim ve ayaklarım onun hizmetine koşuyor mu?
Ah acziyet ya da tembellik!
Ah ikisi arasındaki ince sınır!

– III –

En fazla da hayatı anlamak için çabalıyorum. Anladıkça gözlerimin önünde kendime doğru bir yol akıyor. Sonra kendimden “O”na bir yol buluyorum. Ve bunun adına huzur diyorum.

– IV –

Sevmeler arasındaki fark düşüyor beynimin kıvrımlarına.
Ah hevesin kapısı!
Ah insanları kavramların anlamları arasında gezintiye çıkaran duygular.
Ah yalnızlık!

– V –

Hani hep deriz ya; insanın bir maddi bir de manevi yönü var diye. Biri beden, diğeri ruhtur. Beden olmak zorunda olduğu yerde yaşar. Bir boyutunda zaman, bir boyutunda mekan ve o her ikisine de dahil olmak zorundadır. Ruhun yaşadığı yer çok farklıdır. Bir masal alemi gibi. Hani insanın bir kendisi, bir de olmak istediği insan vardır ya. (Yanlış anlaşılmasın, maddi anlamda popüler kültür simalarından bahsetmiyorum. ) Mesela daha az öfkeli olmak ister bazen. İşte bedenle ruh arasında o tür bir ilişki var gibi geliyor bana. İnsanın ölümü nasıl ruhun bedenden ayrılması ile açıklanıyorsa, olmak istediği insanla, olduğu arasındaki fark arttırkça şiddetli bir ayrılık (ölüm) azabı çekiyor.

– VI –

Ve sabır
olmasaydı
yeryüzünde
bir gün
kalınabilir miydi?

(İlhami Çiçek)

Didar Elif

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s