Evlilik mesuliyeti


Evliliğin öznesi koca değil, karı-kocadır. Kuran-ı Kerim, evlilik akdi için “ağır ve mesuliyetli” bir sözleşme tabirini kullanmıştır (Nisa, 21). Evlilik akdi, karşılıklı haklar ve vazifeler getiren bir akittir. Birbirine evet diyen eşler, karşılıklı hak, menfaat ve namusa riayet sözü de vermiş olur. Hayatın inişleri yokuşları vardır.

Beraberlikler ancak karşılıklı gayret ve fedakârlıkla yürür. Karşılıklı gayret ve fedakârlık…

Aile hayatını fabrikanın çalışmasına benzetebiliriz. Fabrikada pek çok dişli vardır; kimisi büyük, kimisi küçük. Bunların dönmesi birbirine zıt yönde de olabilir. Önemli olan o fabrikanın dokuma yapmasıdır. Eğer bu dişlilerden biri çeşitli bir sebepten çalışmak istemezse (vazifesini yapmazsa) fabrika sahibi o dişlileri hurdacıya satar. Hurdacı da parçaları ateşe atar eritir. Mesela bir ağacın yaprakları kızgın güneşin altında saatlerce bekler, güneşten aldığı gıdalarla ağaç beslenir. Eğer yapraklar “neden ben güneşin altında yanıyorum”, kökler “neden ben toprakta yatıyorum” dese, yani ağacın kısımları arasında sen-ben kavgası başlasa ağaç meyve veremez. Meyve vermeyen ağacı da keserler. Aynen öyle de aileden beklenenler elde edilmezse, o ailenin fertleri ateşe düşmüş gibi yanar.

Aile hayatı, vücuttaki organlar gibidir. Ayaklarımız “beyin çok rahat yaşarken, ben neden dağı taşı aşıyorum” dese yürümese, sağlık bozulur.

Öncelikle belirteyim ki bana gelen şikâyetlerin çoğu hanımlardan geliyor. Gelen hanımlar yuvasından, kocasından, hayatından bezmiş. Çünkü kadın eziliyor… Şimdiki hanımlar hem işte, hem evde çalışıyor, hem de çocukla meşgul oluyor. Sonra da kadıncağız isyan ediyor, “bu kadar yükü kaldıramıyorum!” diyor. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurmuş ki: “Kadınların haklarını yerine getirme hususunda Allahtan korkunuz! Zira siz onları Allahın bir emaneti olarak aldınız.

Acaba kadını ezen erkek biliyor mu ki, bir kadın cehenneme giderken dört erkeği de yanına isteyecektir;

Ya Rabbi, babamı da istiyorum. Çünkü bana dinimi öğretmedi.
Ya Rabbi kocamı da istiyorum. Çünkü bana dinimi öğretmedi.
Ya Rabbi ağabeyimi de istiyorum. Çünkü bana dinimi öğretmedi.
Ya Rabbi oğlumu da istiyorum. Çünkü bana dinimi öğretmedi!

Evlenince hanıma şunu söyledim: “Senden hiçbir şey istemiyorum; dinini öğren.” Süpürgeyi iyi çalmayınca, yemeği yakınca payladığımız kadın, dinini öğrenmezken sesimizi çıkarmazsak hem ona hem de kendimize en büyük kötülüğü yapıyoruz demektir. Yemeğe çok önem verirsek kadın “hah” der, “iyi yemek yaparım kurtulurum”.

Dinden fazla neye önem verirsek o, ahiret saadetimizi yok eder.

Bir eve hırsız girmiş. Bunu gören kadın koşarak kocasına sarılmış. Sarılınca, adam bağırmış, “Hırsız efendi, ne kadar eşya varsa al götür! Hanım bana sarıldı ya, gerisi mühim değil!” Her derdin dermanı var ama hastalık teşhis edilmemiş ki.

Bir dindar (erkek olsun, kadın olsun), yuvası cennet köşelerinden biri değilse önce kendini suçlu görmelidir, kendine şu soruyu sormalıdır: “Bu dikenli tarlayı, gülistana nasıl çevirebilirim?

Hekimoğlu İsmail
Rahle dergisi

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s