Şahit olmak, sahip olmaktan daha şereflidir…


sahit olmak

 

Kimsenin görmediği sen, şimdi, seni yoklukta göreni “görmekle” görevlendirilmişsin. Görmekle görevlendirilen sen, görünür değildin, görür de değildin. Görünmen için var olman gerekirdi en azından. Ama O senin yokluğunu gördü, seni yokluğunda da gördü. O seni gördüğü için sen var oldun, görünür ve görür oldun.

Hiç görünür olmasaydın, hiç bir gözün gözdesi olmayacaktın. Görür olmasaydın, görür olmadığını bile görür olamayacaktın. Sana herkes kör olacaktı. Dahası, sana kör olduklarına da kör olacaklardı. Seni görebilmek için aramaya çıkmayacaklardı bile. Seni görmek için gözleri yolda olmayacaktı bile. Gözleri seni görmüyor diye huzursuz olmayacaktı. Sen her şeye kör olacaktın. Dahası, herkese kör olduğuna da kör olacaktın. Görmek için ışık bile aramayacaktın. Görecek bir şeylere ihtiyacın olduğunu bile göremeyecektin. Işık olsa bile gözüne değmeyecekti. Gözlerin görünmeye değer şeyleri görmeye değer bulunmamış olacaktı.

Şimdi, nerede durduğuna bir bak.. En başında söylemen istenen cümleyi bir daha düşün: “Eşhedü…” Yani, “Ben şahitlik ederim ki…”

Görülmeyen ve görmeyen senin, hiç görülmese görülmesi beklenmeyen senin, hiç görmese görmeyi beklemeyen senin, zaten görünmeye değer olana ve görene “şahit”olarak seçilmen, ne büyük sürpriz.. O ki görendir; sen görmesen de görünürdü. Seni tanık seçmese de görünürlüğünden bir şey eksilmezdi.

Sen görünür değilken seni gören, şimdi kendisi görünür değilken “beni gör!” diyor. Üstelik senin görünmeme nedenin yokluğundu. O’nun görünmeme nedeni ise varlığının sınırsızlığı, sonsuzluğu. Üstelik, senin görmen O?nun görmesinden ödünç alınmış. Senin O’nu görmene O hiçbir şekilde muhtaç değil. Seni yok olduğun halde göreni, Sen zaten var olduğu halde görmekle “şehit” sayılıyorsun. Görmeye ve görünmeye muhtaç sen, görmeye ve görünmeye asla muhtaç olmayan O’na “şahit” olmayı O’na lütuf sanıyorsun.

Oysa…
Sen görünmezdin.
Görünmediğin halde O gördü seni.
Görünür eyledi.

Oysa…
Sen görmezdin.
Sen görmediğin halde, senin görmediğini O gördü.
Seni görür eyledi.
Görünür ve görür eylediği sana iltifat etti.

Senin O’nun görünür ve görür olduğu gerçeğine şahitlik etmeni istedi.
“Beni gör!” dedi.
Gördün mü aldığın şerefi?
Gördün mü hiç görünmez yerlerden sana ulaşan iltifatı?
Gördün mü hiç göremediğin taraflardan sana edilen ihsanı?

Öyleyse…
Sahip olmaya değil, şahit olmaya özne ol!
“Ben” diye başlamayı hak ettiğin tek cümle şu olmalı:
“Ben şahitlik ederim ki, yoktur ilah, ancak Allah var.”
“Ben” öznesinin önüne, sonu gelmez, seni doyurmaz, elinde kalmaz şeyleri dizme.
De ki: “Ben sahip olmaya değil, şahit olmaya geldim.”

Senai Demirci
Karakalem dergisi

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s