Benim Cemaatim Senin Cemaatini Döver…


ates1

– Müslüman mısın?
– Elhamdülillah Müslümanım.
– Hangi cemaattensin?
– …….. cemaatindenim.
Yada cevabı farklılaştıralım.
– Hiçbir cemaate mensup değilim, ilim alanında herkesi dinlerim.

Müslüman olan birine yukarıdaki soruları soracak olursanız, muhataplarının % 99 undan 1. soruya alacağınız cevap aynıdır. Ne kadar güzel ve birleştirici bir şey; değil mi? Tüm islam alemi muhatab olduğu bu soruya aynı cevabı verir.

İnsanın ah keşke şu 2. soru hiç sorulmasa diyesi geliyor. Kimlerdensin? Hangi cemaate mensupsun? Şeyhin kim?
Bu türden gelen sorulara verdiğiniz cevap, hiçbir şekilde muhatabını memnun etmiyecektir. İsterseniz hiçbir cemaate mensup değilim. İsterseniz falanca cemaattenim deyin. İsterseniz Prof. olun, isterseniz amele, hiçbiri önemli değildir. Soruyu soran kişinin bağlı olduğu yerden değilseniz, kesin bir gaflet içerisindesiniz. Rütbeniz, makamınız, ilminiz, imanınız, ameliniz hiç önemli değildir. Çünkü siz farklı bir cemaatin adamısınız. Hatta siz adam bile sayılmazsınız. Bu saatten sonra ilminiz beş para etmez, dinlenmezsiniz, zındık ilan edilme ihtimalinde yüksektir.

Hiçbir cemaate bağlı değilseniz, yine kısmen kurtulma ihtimaliniz var. En azından sapık yada zındık damgası yemiyeceksinizdir. Çünkü boştasınız ve her an tavlanabilirsiniz.
Bununda yolu çok kolaydır. Şak diye hadisi yapıştırırlar suratınıza. “Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır.” Artık bunu duyduktan sonra anlıyorsunuz ki; bir cemaate üye yada mensup değilseniz, hiç alternatifsiz şeytanın himayesi altındasınız. Artık varın gerisini siz hesaplayın. Hangi Müslüman şeytanin himayesinde kalmak ister ki? Tamam, istemiyorsunuz ve giriveriyorsunuz muhatabinizin cemaatine. İlgi alaka süper, kardeşlik dostluk mükemmel, ilim desen oda fena değil. En azından önceki bilgilerinizin üzerine bilgi bina ediyorsunuz. Buraya kadar herşey yolundadır.

Tabi önce şunu ögretirler…
“En doğru cemaat bizim cemaatimizdir, zira diğerlerinde bir sürü hurafe ve bidat vardır.” Bu hava sizi epey bir götürür. Önünüze gelenle tartışır, kendi cemaatinizin ne kadar mükemmel cemaat olduğunu iknaya çalışırsınız. Bir nevi ilminizi test edersiniz. Yada övündükleriniz ile hava atarsınız. Heyecan doruktadır, cemaatinizin dışındaki fikir ve görüşlere beyninizi tamamen kapatmışsınızdır. Çünkü en doğru yerde olduğunuz konusunda kesin kanaat sahibisiniz.

Sonra yavaş yavaş kendinize gelirsiniz. İlminizi artırmak için araştırmalara başlarsınız. Gayeniz iyi bir ilim sahibi olmak ve bu vesile ile iyi bir Müslüman olmaktır. Bundan başka bir şey düşünmezsiniz. Amacınız kimseyi aşagılamak, hor yada hakir görmek değildir. Sadece ilim istersiniz.

İste o zaman işler karışır…
Önce sizi şu hadisle durdurmaya calışırlar. “Kim cemaatten bir karış ayrılırsa, İslam halkası onun boynundan çıkar.” “Ne alakası var” demeyin, birebir alakalıdır. Hiç birşey delilsiz değildir. Bununda delili vardır şüphesiz.
Hz. Ömer (r.a.) birgün eline geçirdiği Tevrat’ı okurken, Peygamber efendimiz (s.a.v.) onu görür ve “Bırak onu ya Ömer, zira kardeşim Musa’da olsa şu anda bana tabi olmaktan başka bir şey yapmazdı” der.
Hadisin ne demek istediğine bakılmaksızın sizi bağlarlar kendilerine. Zira hadiste geçen mesele, din meselesidir. Ancak bunu ifade edemezsiniz. Çünkü sizin ilminiz o hadisi yorumlamaya yetmez. Çünkü siz yeterli akla sahip değilsiniz. Sizin için düşünen birileri vardır. Onlar (şeyhler, hocalar, ağabeyler) sizin adınıza araştırıp en iyisini bulmuşlardır. Artık sizin düşünmenize, aklınızı kullanmanıza hiç gerek kalmamıştır. Sizin yapmanız gereken tek şey, kayıtsız şartsız itaattir. Kur’an’ın muhtelif yerlerinde geçen;
“Onlar hiç akletmezler mi? Bu kitap akıl sahipleri içindir. Akıl sahipleri için bu kitapta alınacak ibretler vardır” gibi ayetler size inmemiştir. O ayetlerin muhatabları şeyhler, hocalar, ağabeylerdir. Onlar sizin adınıza akledip en doğrusunu size getirmişlerdir. Artık size güzelce itaat etmek düşer.

Ola ki; birgün tüm cesaretinizi toplayıp karar verdiniz, tüm cahilliğinize bakmadan ilminizi artırmaya ve kulak kabarttığınız diğer cemaat mensuplarının söylediklerine yada yazdıklarına…
İşte o andan itibaren siz artık bitmişsinizdir. Defteriniz dürülmüştür. O dostlukların hepsi askıya alınmıştır, ilişkileriniz bozulmuş, araya aşılmaz mesafeler konulmuştur.
Bu saatten sonra, ha sokaktaki bir berduş serkeş, ha başka bir şey, onlar için farketmez. Çünkü onlar sizin imanınıza, yaptığınız amellere değil, hangi cemaatten olduğunuza bakacaklardır bundan böyle. Eğer mevcut cemaatin dışında ilmi alıyorsanız, ilminizin takvanızın hiçbiri önemli değildir.
Çünkü siz onların ilmi üzerine ilmi yapmaya kalkışmışsınızdır.
Çünkü siz …….. cemaatinden değilsinizdir.
Çünkü siz sadece “Müslümanım” diyorsunuz…

Şükrü Tezcan
27 Nisan 2009 Vakit Gazetesi okur postası’ndan alıntıdır.

Reklamlar

Benim Cemaatim Senin Cemaatini Döver…” üzerine bir yorum

  1. Selamün aleyküm.
    Arkadaşlar kardeşimiz çok güzel özetlemiş, bunun üstüne yorum yapmak doğru olmaz. Başlıkta tam olarak oturmuş. Bencede kesinlikle doğru bu sorunu müslümanların çözmesi lazım. Çözüm Kur’an ve sahih uygulamalarda toplanmak. Teferruat konulardan uzak durmak.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s