Namazla Çocuk Rahmet Kucağında Terbiye Olur


Rabbimiz Ankebut suresinde “Namaz insanı bütün kötülüklerden korur” buyurmuştur. Namaz insan için büyük bir terbiye metodudur. Namaz ile saygıyı, tevazu ve güzel ahlâkı öğrenen bir çocuk, Rabbi’ni tanır, ebeveynine asi olmaz. Namazla çocuk rahmet kucağında yetişen bir güle benzer.

İnsanoğlu dünyada iken ne derdi ne de tasası biter. Çoğu konuşmalar “İçimde bir boşluk var bir türlü dolmuyor…” sözleriyle noktalanır. Günah ve dünya sıkıntılarıyla yıpranıp sıhhatini kaybeden kalp huzuru bulamaz. Hz. Mevlana (k.s) Mesnevisi’nde bu boşluğu şöyle tarif eder; “Namaz ehli olmayanı, gönül namazı kılmayanı, öfke rüzgârı, şehvet rüzgârı, tamah rüzgârı alıp götürür.” Namaz gönül yaralarını sararken iç huzuru ve vicdani bir rahatlık da sunar. Peygamberimiz (s.a.v) “Namazda şifa vardır” buyurmuştur.

Mümin namaza niyet edip kıyama durduğunda sevgi ve saygı ile Rabbi’nin huzuruna varır. “Allahu Ekber” kelamını söyleyip tekbir alırken teslimiyetiyle Yaratan’ına kurban olur. Bu öyle bir teslimiyettir ki benliğe vurulan keskin bir kılıç gibidir. Çünkü insan, hakiki efendisini, Rabbi’ni tanır ve onun huzurunda boyun bükmeyi öğrenir. Nefsin arzularını kurban ederken, şeytanın vesveselerini de keser.

Namazda sağ el sol el üzerine konurken; sağ elin ahireti sol elin ise dünyayı tasvir ettiği düşünülür. Dünyalık kaygılar sağ el ile bağlanarak yüce Allah’a boyun bükülür. Kıyamda başlayan saygı, rükûda tevazu ile kucaklaşır. Rükûda başlayan tevazu ise secde de zirveye varır. Ruh ve kalbin Allah’a en yakın olduğu bu anda kul Rabbi’yle en güzel bağı kurar.

Namaz hayatımızın merkezinde mi?

Allah Rasulü’nün (s.a.v) hayatının merkezinde namaz vardı. Hz. Aişe (r.anha) annemiz anlatıyor: “Rasulullah bizimle konuşur biz de onunla konuşurduk. Ama namaz vakti gelince bizi tanımıyormuş gibi bir hale bürünür, bütün varlığıyla Allah’a yönelirdi.”

Çocuklara namazı sevdirerek öğretmek ve namazı hayatın merkezinde görmelerini sağlamak ebeveynlere bağlıdır. Namaz vakti yaklaştığında, her işini bir tarafa bırakıp güzel ve temiz elbiseler içinde Allah’ın huzuruna varmak için hazırlanan anne-babaya şahit olan bir çocuk, namazın ne kadar önemli bir ibadet olduğunu fark edecektir. Aile danışmanı Münir Arıkan ailesini namaza alıştırmak için şöyle bir metot izlediğinden bahseder: “Evlendiğimizde eşime çok güzel bir seccade aldım. Bunu sekiz yıldır kendim seriyorum. Eşime bir gün bile, ‘hadi namaz’ demedim. Bir çocuğumuz oldu, bu sefer küçük bir seccade aldım. Şu an beş seccademiz var. Ben bunları gece gündüz seriyorum. Şimdi dokuz aylık çocuğumuz geliyor, kafasını oraya koyuyor, kendi kendine mırıldanıyor…”

Ebeveynler çocuğuna namazı sevdirmek istiyorsa öncelikle onun önemli gördüğü şeylere değer vermeli, özel eşyalarına ve sevdiği şeylere saygı duymalıdır. Araştırmacı yazar Cemalnur Sargut bu konuyla ilgili, şahit olduğu bir olayı şöyle anlatıyor: “Bir tanıdığımızın dört yaşındaki çocuğunun namazdan nefret ettiğini öğrenince çok üzüldük ve sonradan anlaşıldı ki, namaz saatlerinde çocuğun seyrettiği çizgi film kapatılıyor. Böyle yapmak yerine, başka bir odada kılmak daha iyi sonuç verir. Diğer zamanlarda elbette çocuğun görebileceği yerlerde kılınmalı.”

Cami çocuğun Rabbi’ni tanıyacağı okuldur

Namaz yüce Kuran’da en çok zikredilen ibadetlerden biridir. Bunun için de çocuğun ilk öğreneceği ibadet namaz olduğu gibi Rabbi’ni tanımasına vesile olacak ilk okul da camidir. Ecdadımız bu konuda oldukça hassas davranmıştır. Osmanlı döneminde her mahallede kurulan sıbyan mekteplerinde, dört yaşında eğitime Kur’an ile başlanırdı. Zira dört yaş eğitim için çok önemlidir. Bu yaştaki çocuklara dua ve ibadet ilginç geldiği gibi hoşlarına da gider.

Çocuğunun namazın ne kadar büyük bir ibadet olduğunu kavramasını isteyen ebeveynlere buldukları her fırsatı değerlendirmek düşüyor. Özellikle babalar cemaatle namaz kılarken çocuklarını da beraberinde götürmeyi birer vazife olarak görmelidir. Hafta sonu tatilleri, camileri ve cami hükmündeki mübarek mekanları ziyaret için iyi bir fırsat olabilir. Camilerin manevi atmosferiyle buluşan çocuklar, aynı zamanda tarihi hakkında bilgi verilirse kültürel değerleri tanıma ve saygı duyma bilinci de geliştirir.

“Namaz benim en vefalı dostum”

Beş altı yaşlarında namaz ile tanışan Fatma Hanım “Namaz benim en vefalı dostum oldu ama bu sevgiyi dedemin namaz sevdasından aldım” diyor ve sözlerine şöyle devam ediyor: “Köyde bütün evler camiye yakın değildi. Bir de kara kış eklenince camiye gitmek zorlaşırdı. O uzun kış günlerinde yatsı vakti gelince camiye uzak olan mahalle sakinleri bizim evde toplanırdı. Dedeme ‘Hasan Ağa bize namaz kıldır’ derlerdi. Dedemin kulağı zor işitirdi, sağlığı da iyi sayılmazdı ama namaz deyince gözleri parlar 18 yaşında bir delikanlı gibi kalkar güzelce abdest alır seccadesini serer, namaza başlardı. İşte ben de o cemaat arsında onların yanında boyunlarına sarılır bazen de namaz kılar gibi yapardım. Namaz bitince dedem menkıbeler kitabından hikâyeler okurdu. Kimi ağlar, kimi esner, kimi ah çekerdi. Velhasıl herkes ruhu doymuş ve sabah namazı için hazır bir şekilde evinin yolunu tutardı. Çocukken namazlarımda okuduğum duaların anlamını bilmiyordum fakat namaz kılarken bir mutluluk hissederdim. Şimdi yetişkin bir insan oldum ama hala o kıldığım çocukluğumdaki namazın tadı bir başka. Bu gün namazım en vefalı arkadaşsa; dedemin namaz kılarken omuzuna sıçrayıp beraber secdeye varışıma borçluyum.”

Namaz kişilik gelişimi için önemli

Allah Rasulü “Yedi yaşına gelince çocuklarınıza namazı emrediniz” buyurur. Yedi yaşında akıl muhasebesi gelişen çocuk, kendini ifade etmeye ve sosyal hayatta yerini almaya başlar. Bu yüzden o yaşlardaki bir çocuğun namazı öğrenmiş olması çok önemlidir. Namaz kılan Müslüman hem kendini hem de yirmi dört saatini disiplin ve intizam altına alır. Günde beş kez amirinin huzuruna çıkıp malumat veren bir memur gibi insan da günün beş vaktinde Rabbi’nin huzuruna varır. İşte bu nizam küçük yaşta başlarsa insan disiplin sahibi olmayı ve belli bir düzen içinde yaşamayı öğrenir.

Allah (c.c) “Şüphesiz ki namaz, müminler üzerinde belli vakitlerde farz kılınmıştır” buyuruyor. (Nisa, 103) Namaz için tayin edilen her vakit bir sırra tabidir. Namazı vaktinde kılmaya devam eden mümin o sırdan nasiplenir. Yalnızca namaz kılan mümini saran ilahi atmosferin içine girer. Namaz bir nurdur. Bu nurla tanışan küçük bedenler de birer nur parçası olur.

İstikbal endişesiyle namaz erteleniyor

Hz. Mevlana (k.s) diyor ki: “Bu dünya bir tuzaktır. İsteklerimiz o tuzağın yemi gibidir. İstek tuzaklarından kaç. Bu dünya bir kuyuya benzer, o kuyudan kurtulmaya çalış.” Dünya hayatı insanoğlu için bir imtihan yeri. İmtihanın şekli de zamanın şartlarına göre çeşitlilik kazanıyor. İnsan uyanık olmasa Allah’a kul olmaktan uzak, şeytanın emellerinin peşinde bulabilir kendini. Günümüzde “ekmek parası” ya da “istikbal” endişesiyle çocuklarını okul ve çeşitli kurslara koşturan ebeveynler; namaz ve dini eğitimin önemini çocuklarına kavratmakta geç kalabiliyor. Ertelenen namazla ebedi istikbalin elden kaçıp gidebileceği gözden kaçabiliyor.

Arkadaş gurubu ve çevre önemli

Çocuklukta edinilen dini bilincin muhafazası hususunda çevrenin büyük etkisi var. Zira ailesinde görmediği halde çocuklar kötü alışkanlıklara, günahlara müptela olabiliyor. Bu da çevresinin etkisiyle oluyor. Ebeveynler özellikle arkadaş edinme konusunda çocuklarını doğru yönlendirmelidir. Bunun için de yakın arkadaşları ve aileleriyle tanışmak arkadaşları hakkında daha fazla bilgi edinmeye yardımcı olur. Arkadaş etkisi çocukluktan gençliğe geçiş döneminde daha belirgindir. Bugün dini eğitimin temelleri iyi oturtulmadığı için çocukluktan gençlik dönemine geçişte; medyanın olumsuz tesiri çok çabuk görülmektedir. Çünkü çocuk bu dönemde öğrendiği bilgilerle hayatını şekillendirmektedir. Efendimiz çocuklara yedi yaşında namazı emretmekle; gençlik dönemine yapılacak olan manevi yatırıma işaret etmektedir.

Rabbimiz Ankebut suresinde şartlarına uygun kılınan namazın, insanı bütün kötülüklerden koruyacağını bildirmiştir. Namaz insan için büyük bir terbiye metodudur. Namaz ile saygıyı, tevazuyu, güzel ahlâkı öğrenen bir çocuk Rabbi’ni tanır, ebeveynine asi olmaz. Kötü fiillerden uzak durur ve güzel ahlâk sahibi olur. Güneşin dünyayı aydınlattığı gibi namaz da beden evimizi aydınlatır. Namazla çocuk rahmet kucağında yetişen bir güle benzer.

Çocuklara namazı sevdirme yolları

• Sevgili anne babalar, unutmamalısınız ki umduğunuzdan daha zeki ve güçlü antenlere sahip yumurcaklarla karşı karşıyasınız. Bu nedenle önce kendi namazlarınıza özen göstererek evlatlarınıza örnek olmalısınız.

• Namaz eğitimi için öncelikle küçük duaları öğretmeye başlayabilirsiniz. Uyumadan önce tekrarlanarak öğretilen dualar kolay öğrenmeye yardımcı olur. Çocuğun bu konuda gösterdiği çabaları maddi ve manevi hediyelerle motive etmeyi de ihmal etmemek gerekir.

• Evinizin bir odasını ibadet için ayırabilirsiniz. Yeterli bir odanız yoksa en azından namaz için özel bir yer hazırlayabilirsiniz. Bu şekilde çocuğun, namazın ne kadar özel bir ibadet olduğunu fark etmesine yardımcı olursunuz.

• Bir diğer bir önemli konu da aile için toplantılar. Haftada bir aile toplantıları yapılarak bir namaz suresinin anlamı üzerinde durulabilir. Çocuklar dini bir konuda konuşurken anne baba hiç bilmiyormuş gibi dinlerse önemsendiğini hisseder. Bu tarz uygulamalar özellikle yoğun çalışma hayatında çocuklarını görmekten mahrum kalan babalar için de bir iletişim köprüsü kurar.

Tüm bunları yaparken Peygamber (s.a.v) gibi sabırlı, müsamahalı ve azimli olmayı elden bırakmamalıdır. Eğitimde kararlılık ve istikrar çok önemlidir. Çocuklarınıza namazı sevdirmek için örnekleri çoğaltmak siz sevgili ebeveynlerin elinde. Yeter ki uyguladıklarımız çocukların kalbini kazanmaya yönelik olsun.

İslam’ı namazla tanıdı, ilk iman eden çocuk oldu

Efendimiz’in amcasının oğlu Hz. Ali, hane-i saadette yetişti. Müslüman olanların üçüncüsü, çocuklardan ise birinci oldu. Hz. Ali (r.a) 10-12 yaşlarında iken, bir gün Rasulullah’ın (s.a.v) Hz. Hatice ile namaz kıldığını gördü. Namazdan sonra Rasulullah’a “Bu nedir?” diye sordu. Efendimiz “Bu Allah’ın dinidir. Seni bu dine davet ederim. Allah birdir, ortağı yoktur…”buyurdu. Hz. Ali bir çocuktu ama İslam’ı, namazla tanışmanın güzelliğini tatmıştı. Bir gün sonra Efendimiz’in huzuruna gelerek Müslüman olmak istediğini belirtti.

“Namazlarımı ihlâs ve samimiyetle kılmaya çalışırım”

Allah dostlarından Hatem-i Tai namaz kılışını şöyle ifade ediyor: “Namaz vakti yaklaşınca güzelce abdestimi alır. Namaz kılacağım yere gider ve orada otururum. Aklımı başıma alır, sonra namaz için kıyam ederim. Kâbe’yi iki kaşım arasına, sıratı ayaklarım altına, cenneti sağıma, cehennemi soluma alırım. Azrail’i (a.s) başımın üzerinde kabul eder, korku ve ümit ile, alemlerin Rabbi’nin huzuruna dururum. Düşünerek tekbir alır ve ağır ağır Ku’ran okurum, tevazu ile rükûa gider, huşu ile secdeye kapanırım. Namazlarımı ihlâs ve samimiyetle kılmaya çalışırım.”

Kadriye Bayraktar

Reklamlar
Namaz içinde yayınlandı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s