Sessizlik, Ah Sessizlik…


Sessizlik… Kahredici vakitler silsilesi, acıtıcı yokluk hissi ve kanayan kalpten uzaklaşan bir kalp. Karşılıksızlık bir çay ve ben bu çayın şekeriyim. Tatlı olsam ne yazar, eriyorum. Sorular ufkun ardına atılmış çoktan, cevaplar desen kayıplarda. Böylesi bir hal… Sessizlik…

Ben bu hale gelecek adamdım, belliydi bu, hakettim. Üzerime düşen bir ağ vardı, yakalanmış bir av hayvanının çaresizliğine bulanmıştım. Biraz heyecan, biraz korku, biraz acı. Mayam bu benim. Tutmayan şeyler var, tutunamayan benim…

Gözlerimde bir buğu var şimdileri. Bunu kelimelere dönüştürebilseydim yakardı yürekleri, eminim. Öylece kalmalı bu buğu, ne yaş olup akmalı, ne de sineye çekilmeli. Buğuların tarihi yazılsaydı eğer, ona dahil olurdu, ‘yakınçağ’ımın sızlayışı ondan. Ses sese değmeyeli bu buğu orada…

Aklım almıyor. Neyi almadığını sormayın. Akıl neyi alır ki zaten? Benim bildiğim akıl verilmek için. Ya gönül? En son kimin gönlünü aldım ki ben, verdiğim bir gönül vardı, onu biliyorum. Gayrısı uçmuş, farkında olmadan. Alındım, hem de çok, pek çok…

Bilmeyenler bilir beni. Kuyuya atılan o çocuk mesela, sonra, mağaradaki arkadaşlar, onlar bilir. Anlarlar halimden. Dert bir dağ, adımda da var. Yüce bir şeylerin varlığını hissediyorum, ama ben cüceyim. Cüce bir yıldız, sönük, parıltıları uzaklara yayılan nice yıldızlar var gökyüzünde. Öyle ki, onlara tutunan asla yolunu şaşırmaz. Ötelere yolculuk çağrısı…

Unuttum harflerimi. Kelime olacaklardı, sonra cümleler kuracaktım ben onlarla. Kelimeler kelimelere yaslanıyordu, şimdi yoklar. Dayanacak neyim var? Dayanmalıyım, içimde o varlık ağrısı var yine. Derinlerde, genel geçer ölçülere vurulmaz bu ağrı, geçer mi bilinmez…

Yazdığım şeyler böyle savruk işte. Savruldum, atıldım bir kenara. Kullanıldım ve atıldım. Aşkı benle paketlediler ve sundular. Sardım, sarmak içindim. Teslim alındım, yırtıldım, aşkı aldılar, bense paramparçayım şimdi…

Sen benim imtihanımsın. Senden geçmek istiyorum, vazgeçmek değil. Umrumdasın ki, gerçek umur karşılığını içinde taşır. Seni açtım, baktım, içinde kendimi gördüm. Ne kadar izdüşümüm varsa sende buldum. Karanlık ve aydınlık taraflarım sende belirdi, yayıldı, bir daha geri dönmemek üzre karanlığın ve aydınlığınla buluştu. Şimdi seni seslendiriyorum… Sessizlik…

Fatih M. Tiyanşan

Reklamlar

Sessizlik, Ah Sessizlik…” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s