Ekin Olup Sararsamda Ekmek Olup Karın Doyursam…


arapca

İnsan ne zaman ve nerede öleceğini bilmez!

Kur’an-ı Kerim’de bu konu şu şekilde geçer: “Kıyametin kopma zamanına ait bilgi şüphesiz Allah nezdindedir. Yağmuru o indirir, Rahimlerde olanı o bilir, hiçbir kimse yarın ne kazanacağını bilmez, hiçbir kimse hangi yerde öleceğini bilmez. Şüphesiz Allah her şeyi bilir, her şeyden haberdardır” (Lokmân, 31/34).

Nerede öleceğini bilmesen de diriltileceğin yeri biliyorsun. Ölüm son değil yeter ki imanlı öl. İmanla öl ki imanla diril. Ah o diriliş yok mu? Dirilmesen keşke. Seni atlasalar keşke; ama kimse unutulmaz ki? Sende istemezsin zaten yok olmayı. Var olmak ister insan nerede ve ne şekilde olursa olsun. Görünmek ve bilinmek ister. Kaçabilsen keşke; ama ne halde, nereye ve kime kaçacaksın? Bilmiyorsun değil mi? Çünkü sen de kendine söylüyorsun ”bilmiyorum”. Meçhule mi gidiyor insan? Öyle ise şunu bil: ölülerin bir bir diriltildiği zaman ne halde dirileceğinin resmini çiziyorsun dünyada. O halde göster hünerini, al kalemini eline, beyaz tertemiz bir kağıda çiz en güzel resmini. Nur içinde diril ve efendimiz (s.a.v) seni nurunla tanısın.

Dünya ne kadar ki? Sınırları gözünde büyüktür; ama aklın da dar gelir sana.

Git durma git, bakma arkanda bıraktıklarına. Belki tanıdıklarını göremeyeceksin; ama seni senden daha iyi tanıyan seni daima görecek, bilecek. Ve sen sadece O’na sığınacaksın. Dünyevi ne isteğin varsa at gitsin, çürüt, yok et. Göğsüne sığdıramayacağın kadar ve seni nefsinden, şeytandan tamamen koparacak kadar büyüteceksin imanını, günlerini saymayacaksın, saniyelerin hesabını tutacaksın. Coş, o kadar coş ki kendini kaybet ve kendini tekrar bulduğunda O’nun yolunda ol. Allah (c.c) de, Muhammed (s.a.v) de, cihad de. Savaş aç nefsine ve şeytana. Kendini kopar dünyalıklardan. Ağlaya ağlaya yalvar, kıskansın zihbe seni. Zilleti yok et. Tevazu-kar ol, hoş gorulu ol, herkesı sev ve kendini feda et hak yolunda. Ölmeden öldur benlığını. Toprağı kıskandır, toprağa girmeden toprak ol. Yapacağın hizmet için kendinle müzakareni terketme. Kim olduğunu değil, kimin olduğunu asla aklından çıkarma. Keşke deme ne olur!Asla ödün verme davandan. İstersen ezersin nefsini başkaldırdığı zaman. Belki zamanı da ezer geçmişindeki boşluğu da sıkıştırırsın.

Beden sana emanet ve kendi bedenini istediğin zaman, istediğin yerde tutma hakkın yok. Bu boş duruşlar, aklıllara ters düşen hayaller niye? Geçmişteki hayallerine bir bak adımların ne kadar da yavaş? Bu mu senin hareketin? Varlığın belli bile olmuyor, kıpırdamamışsın bile. Kendine faydan yokken kime ne faydan olabilir ki? Silkelen, kendine gel: Perişansın. Fark etsene bulunduğun durumu ve artık hayal etmeyi bırak, geç olmadan bırak ki, hayal bile edemediklerine varabilesin. Erken davran; ama geç kalma. Fark ettiğini fark etmeden anla!

Çok geç kaldığını düşünüyorsun değil mi? Her şey bitmiş elden ne gelir değil mi? Hala kıpırdama yok. Aç gözlerini, kaldır kafanı, gökyüzüne bak sen ne kadar da küçüksün! Hele bu şekilde, yoksun bile. Doğrul ve davran. Hani ab-ı çeşmin? Klavuzunu al eline ne diyorsa yap beklemeden, sorgulamadan. Sorgulama klavuzu sorgu inancını kamçılar. Sadece iman et; çünkü iman teslimiyettir. Zarar verme kendine, kendini kendinde bitirme. Kim olusan ol: Allah’a kul, efendimize (s.a.v) yakışır ümmet ol. Böyle ol ki, sana gelen kötü sözü bakışları bırak, kurşunların kalkanını bile kalbinde bul. Hapsettiğin iman ile öyle kork ki günahtan, öyle kork ki haramdan, seni çelişkide bırakmasına değil aklına bile gelmesine izin verme. Meydanı dar et nefsine. Hizmet et. Köle ol. Kime köle olduğuna dikkat et. Saygıda kusur etme Lafzına. İsmini, cismini unut. Sadece sahibinin ismini hatırla. Allah’ın isimlerini hatırla. Her hatırladığında bir adım daha at. Emareleri takip et. Unutma sen bir amele, bir hizmetçi, bir köle, bir maabidsin. Hizmet bir zincirdir. Sen ve kardeşlerin bu zıncırde birer halkasınız. Hangi halka olduğunun ve büyüklüğünün bir önemi yok. Sadece zincire dahil oluşundur önemli olan. Önemsiz şeyleri gözünde büyütüp kendi önemini yitirme. Unutma ki kolay kahkaha atanlar zor ağlayanlardır. Zor ağlayanlar serinliğe hasret bir çölde kumlarla eştir. O çölde açan gül sen ol. Esen serin rüzgar sen ol. Saba sen ol ve savur kumları. Ağlayan gözlerinle sahiplen ve yine o kumlara bir katre de sen ol. Çatlamış toprakları yeşert yeni yeni fidanlar dik. Bu fidanlarla, zincirine yeni halkalar kat. Akıllarda şüphe, kalpte sıkıntı bırakma. Elbet sana muttali biri var. Ve sana soru sorarlar, cevabı sen yokken verilmiş sorulara cevap arama. Kılavuzuna intisab ol..

İnsanın sevdiklerinin yanında olması ne güzeldir. Cemaat namazları, terkedilmeyen unutulmayan farzlar ve sünnetler. Ne güzel mutluluktur, huzur verir içinize ve sevdiklerinizi şükür üzre görmek rahatlatır sizi. Fakat nice insanlar vardır, bu mutluluktan uzak, bihaber yaşayan. Belki çok insan var: Sizin okuyup, öğrenip, uygulayıp ta huzur bulduğunuz, dünyanızı zevkli kılan, pişman olmadan yaşadığınız sağlam hayattan habersiz olan.

Kim bilir; seni kim, nerede, ne acelelikle bekliyor? Serapa dizilmiş, gayri ihtiyari yaşayan ve yaşamdan zevk almayan, niçin yaşadığını bılmeyen, ne çok insan vardır, kim bilir? Kollarını açmış nereden, ne gelecek diye ümitle bekleyen ve seni gorünce seninle beraber kainata ve kainatın yaratıcısına sarılmayı bekleyen ve de beklediğini bilmeyen, ne çok insan vardır. Kim bilir, kimlerin muntazarısın?Hadi onlara şafi sen ol! Ekin olup sararsan da, ekmek olup karın doyursan.

Bu dünyada hususan uhrevi hizmetlerde en mühim bir esas, en büyük bir kuvvet, en makbul bir şefaatçi, en metin bir nokta-i istinad, en kısa bir tarik-ı hakikat, en makbul bir dua-yı manevi, en kerametli bir vesile-i makasıd, en yüksek bir haslet, en safi bir ubudiyet “ihlas”tır.

Bütün kuvvetinizi ihlasta ve hakta bilmelisiniz. Evet, kuvvet haktadır ve ihlastadır. Haksızlar dahi, haksızlıkları içinde gösterdikleri ihlas ve samimiyet yüzünden kuvvet kazanıyorlar.

Kimin aşka meyli yoksa o kanatsız kuş gibidir…
(Mevlana Celaleddin-i Rumî)

Ebedi hayat için geçici dünya zevklerini terk etmek pek tabi akıllı insanın işidir. Aklın zekatını bu yönde verenler ne güzel şükür sahibidirler. Sadece Allah’ı tanımak bizi kurtarmayabilir; ama Allah’ı tanıtmak çok günahı bizden götürebilir. Allah’ı layıkıyla tanımak ve tanıtmak adına, kolla kardeşlerini her daim gönülden sarıl onlara, avuç avuç duayla…

Ayşe Yılmaz

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s