Yokluk yola sermâyedir…


papatya_uzerinde_su_damlasi

Bir gün bir âşık sevgilisinin kapısına gidip kapıyı çalınca, sevgilisi içerden seslendi:
“Kapıyı kim çalıyor? Kim O?”

Âşık cevap verdi:
“Ey yüce sevgili! Kapına gelen benim; ben, zavallı kölen.”

Sevgili öfkeyle bağırdı:
“Çekil git kapımdan. Sen daha olgunlaşmamışsın. Bu sofrada hamlara yer yok. Bu ev küçük iki kişi sığmaz.”

Zavallı adam çaresiz ayrıldı. Tam bir yıl O sevgilinin ayrılığına dayanıp dolaştı durdu, kavrulup pişti. Bir sene sonra sevgilisinin kapısına geldi. Heyecanla kapıyı çaldı. Sevgili içerden seslendi: “Kimdir O? Kim çalıyor kapımı?”

Çaresiz âşık perîşan bir halde cevap verdi: “Ey câna cân katan sevgili! Ey bir bakışıyla binlerce âşığı perişan eden gönül avcısı! Kapını çalan Sensin! Sen!”

Sevgili gönül okşayan bir sesle: “Madem ki “Sen Bensin”. Ey Ben! Gel içeriye, gönül evi burasıdır. Oraya iki kişi sığmaz” dedi. (Mesnevî)

Âşık mâşûkunun kulu, kölesidir. Âşığın sahip olduğu her şey sevgilisine aittir. Gerçek âşık Mevlâsı karşısında hiçbir şeye mâlik olmadığını idrâk edendir. Kul kendi varlığının gerçek sahibinin de Mevlâsı olduğu şuuruna varınca yokluk mertebesine ulaşır. Yokluğa eriştiğinde ise geriye sâdece Mevlâsı kalmıştır. Böyle bir yokluğun fânîsi Ahmedî, cümle vârını dosta veren yoksullardandır:

“Vârımı ol dosta verdim hânumânım kalmadı
Cümlesinden el yudum pes dü cihânım kalmadı”

(Sahip olduğum her ne var ise O dosta, sevgiliye verdim. Evim, barkım kalmadı. Tamamından elimi-eteğimi çektim. Sonra öyle bir hale geldim ki; her iki âlemden de (dünya ve âhiret) uzağım artık.)

Yine Fuzûlî, içinde bulunduğu hâl ile kendinden geçmiş ve yoklukla elde ettiği incileri mısralarına dökmüştür.

“Öyle sermestem ki idrâk etmezem dünyâ nedir/Ben kimim sâkî kimdir mey ü sehbâ nedir
Hikmet-i dünyâ vü mâ fîhâ bilen ârif değil/Ârif oldur bilmeye dünye vü mâ fîhâ nedir”

Bu dünya pazarında sermâye altın, gümüş ve paradır. Bir kimsenin bunlar olmadan bir şey almaya gücü yetmez. Hakîkat pazarında ise sermâye aşk, muhabbet ve bunun netîcesinde elde edilen yokluktur. Bunlar olmaksızın da hakîkat pazarından bir metâ almak mümkün değildir. Bu meyanda altın, gümüş ve ipek elbîselere kul olanların, hakîkat pazarında yeri yoktur. Çünkü âşıklık menzilinde varlık yolcuya en büyük engeldir.

“Bütün âlem bu sebepten yolu şaşırdılar. Çünkü yok olmaktan, vücutlarını (varlıklarını) yok etmekten korktular. Halbuki o yokluk onlara felah getirdi. Saâdetle dirilmek isteyen kimseye irâdesiyle ölmek lâzım geldi.” (Mevlânâ)

Gönüllerde aşk dalgaları kabarmalı. Varlık şehirleri yıkılıp yağmalanmalı. Yokluktan aşkla yola çıkan yolcunun gecesi her vakit vuslat lambasıyla aydınlanır.

Ahmed Gazâlî (k.s.), şu sözlerle hakîkat yolcusuna yol gösteriyor:

“Bizim binitimiz yokluktan aşkla yürüdü. Gecemiz her zaman vuslat lambasıyla aydınlıktır.”

Bir gül yaprağı hafifliğinde suya konmak ve kovayı taşırmayacak kadar yokluğa ermek gerektir. Bir Budist tapınağında geçen hâdise, yükünden arınmış bir yolcunun tapınağa nasıl kabul edildiğini anlatması bakımından oldukça mânidârdır:

“Uzakdoğu’da bir Budist tapınağı, bilgeliğin gizlerini aramak için gelenleri kabul ediyordu. Burada geçerli olan incelik; anlatmak istediklerini konuşmadan açıklayabilmekti. Bir gün tapınağın kapısına bir yabancı geldi. Yabancı kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada sezgisel buluşmaya inanılıyordu, o yüzden kapıda herhangi bir tokmak, çan veya zil yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki Budist, kapıda duran yabancıya baktı. Bir selamlaşmadan sonra sözsüz konuşmaları başladı. Gelen yabancı, tapınağa girmek ve burada kalmak istiyordu. Budist bir süre kayboldu, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yabancıya uzattı. Bu, yeni bir arayıcıyı kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yabancı tapınağın bahçesine döndü, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. İçerideki Budist saygıyla eğildi ve kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.”

Gecesini vuslat lambasıyla aydınlatanların kalbi o parlayan sonsuz ışık karşısında, tıpkı altının civada erimesi gibi erimiş, benliğini yok etmiştir. “Yoldaki engel sensin Hâfız, kalk ortadan!” diyen şâir Hâfız da içindeki varlık duygusunu kovmak ve yoluna devam edebilmek için kendine seslenmektedir. Aşırı hırs, açgözlülük, kulluk görevlerinde ruhsata yönelmek, yokluğu zarar vermeyen dünyalık şeylere sahip olmak, geniş arzular taşımak, asılsız özlem ve arzuların ardından gitmek, fakirlikten korkmak ve şükürsüzlük hakîkat yolcularının önünde duran engellerin başında gelmektedir.

Hakîkat yolcuları kendileri ile uğraşmaktan ve iç âlemlerine yönelmekten dolayı etrafında olup-bitenlerden dahi habersizdirler.

Mâşuktan başkasıyla ilgilenmekten haya ederler. Yâre giden yolda yolculuğu aksatacak, vuslatı geciktirecek her ne var ise ondan uzak durmaya çalışırlar.

“O kimseler, Allah’ın onun bütün hareket ve davranışlarını izlediğini bildiği için Allah’tan utanır, tevâzu ile boyun eğerler. O’nun huzûrunda kendilerini küçük ve basit görür, gururlarını kırar, saygıyla korkarak başlarını örterler. Allah’tan utandıkları için bir kez olsun başlarını gökyüzüne doğru kaldırıp bakamazlar. Onlar kendi zâhirî nefislerinden, varlıklarından tamamıyla kurtulan seçkin kimselerdir. Varlık duygusu, düşüncesi hatta kokusu bile yolculuğa mânîdir. Yola sermaye ancak yokluktur. Ancak yokluk yola sermâyedir.

Ey özüne yabancı olan!
Ey gurbet yolcusu!
Yolun uzun menzilin uzak.
Yükünü hafiflet! Varlığı bırak. Yokluk kanadını tak.
Âşıklık menzilinde “varlık” yolcuya engeldir.
Gönlünde aşk dalgaları kabarsın. Varlık şehirlerini yıkıp yağmalamalısın.
Çünkü; “O yücelikte “Ben”, “Biz” veya “Sen” yoktur
“Ben”, “Biz”, “Sen” ve “O” hep biriz.”

Mustafa Demirci

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s