İçeride ya da Dışarıda Olmak


İç veya dış ne manaya geliyor bunlar bilinmeden, tanım getirilmeden içeride yada dışarıda olmanın ne manaya geldiğini kavrayamayız. 

İç denilince insanın iç alemi ve bulunduğu, içinde olduğu faaliyet alanları, oluşumlar akla geliyor.  İnsanın iç alemi dışarıdan tamamen bilinemez. Yalnızca tahmin edilebilir, veya güçlü delillerle sezilebilir. Onun için insanlar dış görünüşe göre davranırlar çoğu zaman. Hükümlerini anlayabildikleri sezebildikleri kadarıyla verirler. Bu hüküm de her zaman isabetli olmayabilir. Çünkü içimizi ve dışımızı tam anlamıyla ancak Allah(cc) bilebilir.  Allah’u Teala Kuran’ı Kerim’ de bu gerçeğe sıklıkla vurgu yapıyor.

İçimize bakmak, içeriden bakmak pek çoğumuzun ihmal ettiği konulardan biridir. 

Bir olaya, faaliyete içeriden bakmak için illa da içinde olmak gerekli midir?  Sadece bakmak için değilse bile, doğru tahliller, değerlendirmeler yapabilmek için olayın biraz içinde olmak gerekiyor.  İçinde olanlar, içeriden bakanlar her zaman, her halükarda isabet ederler mi, edebilirler mi, bu tartışmaya açıktır.  İçinde olanlar bazen olaya duygusal yaklaşarak yanlışları göremeyebilirler.  Veya bakış mesafeleri daraldığı için, farkında olmadan yanlış değerlendirme yapabilirler.  Dürüstlükten, adaletten uzaklaşabilirler.  Onun için mü’minlere hakkı ayakta tutan şahitlerden olmaları emredilmiştir.  Akrabalarının, kendilerinin aleyhine de olsa dürüstlükten asla taviz vermemeleri öğütlenmiştir.

Dışarıdan bakmak, dışında olmak aynı şeyler midir?  Bazen olayın içinde olanlar da dışarıdan bakmayı becerebilirler. Tabii ki bunun için güçlü bir sezme yeteneği, liderlik becerisi gerekiyor.  Faaliyetine dışarıdan bakabilmeyi beceremeyen bir lider, oluşumunu ileriye götüremez, doğruya yönlendiremez.  Olayın, oluşumun dışında olanlar doğru tahliller yapabilseler de etkin olamazlar.  Bir olaya müdahil olabilmek için, etkin olup onu yönlendirebilmek için o olayın, faaliyetin, oluşumun içinde olmak gerekir.  Dışarıdan bakmanın da tıpkı içeriden bakışta olduğu gibi bazı dezavantajları vardır.  Çünkü, dışarıdan bakan çoğunlukla hataları, yanlışları, eksikleri görme eğilimindedir.  Emeği, çabayı, akıtılan teri değerlendirmeye almaz bile…  Sadece ortaya çıkan ürüne, sonuca bakarak hüküm verir.  Bazen de insafsızca eleştirir. 

Bu tavırlara maruz kalanlar da içlerine kapanarak er meydanını terk ederler.  Bu her zaman böyle sonuçlanmayabilir.  Ama bu halet-i ruhiye ye sahip bir çok insanın var olduğunu düşünür isek, eleştiride dozu aştığımızda, insafı terk ettiğimizde nelere sebep olacağımızı iyi düşünmeliyiz.  Kendi dünyalarına dalarak dar bir çerçeveye hapsolunanlar, bunun için başkalarını suçlasalar da asıl suçlu kendileridir. 
Çünkü, bu bir tercihtir.  Mücadeleyi devam ettirmek için tezahürat beklenmemelidir. Önemli olan eleştirileri de dikkate alarak yola devam etmektir.  Zaman zaman muhasebe veya otokritik yaparak yanlışlar tespit edilmeli, başarısızlığın nedenleri sorgulanmalı…
Tüm eleştirilere kulak tıkayarak, verim alınmayan metotlarda ısrar edenler başarıya ulaşamazlar.  Kendilerini yenilemeyenler, durup azıklarını kontrol etmeyenler, gerekli motivasyonu alamadıklarında ümitsizliğe düşebilirler.  Enerjileri çok çabuk tükenip yarı yolda kalabilirler.
Durup azık almayı, zaman kaybı olarak görenler, yeterli enerjiyi depolamadıklarında az bir verim için çok büyük güç sarfiyatında bulunurlar.  Çünkü biraz durup dinlenmek, yola bakmak, düşünmeye, tahlil yapmaya zaman ayırmak boşa gitmiş sayılmaz; bilakis bilenerek daha güçlü/hızlı bir şekilde yola devam etmeyi sağlar. Böylece zamandan ve güçten tasarruf bile sağlanabilir.

İçe kapanmak, köşesine çekilmek, inzivaya çekilmek, etkili olmak isteyen hayata anlam katmak isteyen insanların tercih edeceği bir yol, yöntem olamaz.  Bu hayat tarzını benimseyenlerin, hem hayatla, hem kendileri ve diğer insanlarla ciddi problemleri var demektir.  İletişim kurmakta zorlanan, problem çözme yeteneğinden yoksun edilgen insanların kabullenebileceği bu durum asla tasvip edilemez.  Biraz önce bahsettiğimiz azık almak, enerji depolamak için yapılan farklı faaliyetleri inzivaya çekilmekle karıştırmamak gerekir.  Bazen insan bir şeyin çok içinde gibi görünüp dışında kalabilir. Tersi bir durumda söz konusu olabilir.

Önemli olan nerede durduğun değil, nasıl durduğundur.  Mesela, dünyanın içindeyiz hepimiz. Onu içimize ne kadar aldığımızdır önemli olan…  Globalleşen ve modernleşen bir dünyada modernizme, dünyevileşmeye ne kadar direnebildiğimizdir bizi değerli kılan… 

Bir de her şeyin dışında kalarak hayatı/yaşamı ıskalayıp ahkam keserek hariçten gazel okuyanlar var ki; onlara söyleyecek sözümüz yok.  Akıl verip eleştirmekten başka işi gücü olmayan bu güruh, iş yapanların yanlışlarını bulma gibi bir misyon üstlenmişlerdir.  Kutlama olduğunda baş köşelerde ağırlanmayı bekleyen bu takım bir imtihan söz konusu olduğunda biz demiştiklerle başlayan cümlelerle muhataplarını incitmekten çekinmezler.  Aktivitelerin dışında kalarak bedel ödemekten nasıl kurtulduklarını akıllı pozlarla anlatır dururlar.  Ta ki kaçacak yerin kalmadığı içlerini derin bir hasretin alacağı gün gelinceye kadar…

Nihal İlimen

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s