Ümmü Seleme: “Biz insan değil miyiz?” Diye Koşan Annemiz


Fakat yanıyordu Mekke, Medine’yi işaret ediyordu Resûl. Bu kez de eşi ve çocuğu Seleme’yle Medine’ye koşuyordu ki kabilesi çıktı yoluna. Kızımızı göndermeyiz, diyerek Ümmü Seleme’yi kopardılar eşinden. Bunun üzerine Ebu Seleme’nin kabilesi “O halde biz de torunumuzu vermeyiz!”diyerek aldılar Seleme’yi annesinin kucağından. Fakat hicret emri verilmişti bir kere. Ebu Seleme, ağlayan parçalarını geride bırakıp yoluna devam etti. Böylece üçe bölündü aile: Baba bir yerde, anne bir yerde, çocuk bir yerde. Bu üç parçanın yeniden bir araya gelebilmesi için Ümmü Seleme’nin günlerce ağlaması gerekti tepelerde. Yoldan geçen  bir yaşlının isyan etmesi bu haksızlığa. Kabilelerin  yumuşayıp anneyle çocuğun Medine’ye gitmelerine izin vermeleri. Osman bin Talha’nın Ümmü Seleme ve oğluna acıyarak yolculuk boyunca onlara refakat etmesi.

Medine’de sarıldılar birbirlerine. Fakat çok geçmeden Ebu Seleme  Uhud’a koşup bir ok yarasıyla döndü evine. Bir ay boyunca göğsünü süsledi o madalya, sonra Hak Teâlâ bir başka madalyayla değiştirdi onu: Şehâdet; cennetteydi son koşusu. Hz. Peygamber dokuz tekbirle kıldırdı cenaze namazını. “Neden dokuz tekbir?” diye soranları “Bin tekbire lâyıktır,” diye cevapladı. Ümmü Seleme yine yalnız kalmıştı. Dahası bir bebek taşıyordu karnında. Ve gün geldi ölümü izledi doğum; yalnızlık daha da arttı. Ümmü Seleme’nin durumuna üzülen Hz. Ebu Bekir, himaye etmek için evlenme teklif etti ona. Reddetti Ümmü Seleme. Bu kez Son Peygamber istedi onu eş olarak. Ümmü Seleme sevindi, ancak kıskançlığının, çocuklarının ve ailesinin uzakta oluşunun bu evliliği gölgelemesinden korktuğunu söyledi. Hz. Peygamber, kıskançlığı için dua edeceğini, çocuklarını sahipleneceğini, ailesinden bu evliliğe karşı çıkacak kimse olmadığını söyleyerek ikna etti onu. Ebu Seleme’nin ölüm döşeğinde yaptığı dua kabul olmuştu: “Allah’ım! Ümmü Seleme’ye benden daha üstün bir eş ver!”

Bir çanak, bir su testisi, bir el değirmeni, içi hurma lifi ile dolu bir yastık, bir yatak ve bir çömlek…İşte yeni gelinin eşyaları evinde.Ve bakın  ilk yemeğini nasıl yaptı Ümmü Seleme: ” Çömleğin içinde erimiş yağ, çanakta arpa bulunuyordu. Arpayı el değirmeninde öğütüp çömlekte bulamaç yaptım. Biraz da yağ koydum. Rasûlullah’ın düğün yemeğiydi bu.”

44 yaşındaydı evlendiğinde Ümmü Seleme. Olgunluğuyla bir denge unsuru oldu hep Hz. Peygamber’in hayatında; Hudeybiye’de, Hayber’de, Mekke’nin fethinde, Taif kuşatmasında, Veda haccında. Ne zaman üzülse Nebî, hafifletti üzüntüsünü, ne zaman bir engelle karşılaşsa çözüm aradı. Hudeybiye  anlaşması  sırasında, Hz. Peygamber ashabına: “Burada kurbanlarınızı kesin, dönelim” dediğinde, Müslümanların aleyhineymiş gibi  görünen anlaşma şartlarının üzüntüsüyle sahabîler adeta duymazdan gelmişlerdi Resûlullah’ı. Üç kere sözünü tekrarlamasına rağmen kimse dönmeye yanaşmayınca çadırına giden Hz. Peygamber meseleyi Ümmü Seleme’ye açmış, “Hiç kimseye bir şey söylemeyin, kurbanınızı kesip ihramdan çıkın ve saçınızı kesin” demişti annemiz çözüm olarak. Efendimiz, Ümmü Seleme’nin tavsiyesini dikkate almış, Hz. Peygamber’in ihramdan çıktığını ve saçını kestiğini gören ashap, kendiliğinden tâbi olmuştu Onun emrine.

Ümmü Seleme, kendisine “Yolcu Azığı” denecek kadar cömert, her ayın ilk haftasında üç gün oruç tutacak kadar kulluktan haz duyan, 378 hadisle, hadis rivayetinde Hz. Ayşe’den sonra ilk sırayı alacak kadar zeki, Ebu Hureyre’ye “Demek, Ayşe ile Ümmü Seleme (r.a.hüma)’nin bilgisi benden fazladır” dedirtecek kadar ilme düşkün, Cebrâil (a.s.)’ı Ashab’tan Dıhye şeklinde görecek, Hz. Peygamber’in bir ceylanla konuşmasına şahit olacak kadar ferasetli, Hz. Hüseyin’in Kerbela’da şehit düşüşü, rüyasında Peygamber Efendimiz tarafından kendisine bildirilecek kadar kalp gözü açıktı.

“Kocası kendisinden râzı olduğu halde ölen kadın Cennete girer,”hadisiyle kadınların, ” Kadınlarınız hakkında Allah’tan korkun. Onları, Allah ile bir sözleşme yaparak aldınız ve Allah adı ile kendinize helâl ettiniz,” hadisiyle erkeklerin sorumluluğuna dikkati çeken Hz. Peygamber, kadınla erkek arasında  kurduğu bu dengeyi, bir denge insanı olan Ümmü Seleme aracılığıyla tüm zamanlara aktarmış, altı yıl süren evlilikleri sırasında kadınlarla ilgili pek çok fıkhî meseleyi onun elçiliğiyle açıklamıştı. Belki de Efendimizin en son vefat eden eşi olması Müslüman bir ailenin harcı mesabesindeki bu hadislerin yıllarca telaffuz edilerek şüphe edilmeyecek sağlamlıkta kayda geçmesini sağlamıştı.

Ah âşıktı Efendimize ve Onun sözlerine! Ondan bir hadis duymak, Ondan bir hadis aktarmak hayatın bütün meşgalelerinden önemliydi. Bir gün tam saçlarını yıkayacağı sırada Hz. Peygamber’in sesini işitti. Kâinatın Efendisi minbere çıkmış sesleniyordu müminlere: “Ey insanlar!”diye. Bu iki kelimeyi duyar duymaz sarsıldı Ümmü Seleme. Elindekileri bir tarafa atıp Camiye doğru koşmaya başladı. Bir yandan koşuyor, bir yandan da kendi kendine şöyle söyleniyordu: ” Biz insan değil miyiz!”   

A. Ali Ural

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s