İslam’da evlatlık edinmek var mıdır?


“Evlatlık hakkında bilgi verir misiniz? İslam’da evlatlığın yeri nasıldır? Evlatlık edinmek doğru mudur?” Evlâtlık edinme, bir başkasının çocuğunu kendi ailesi içine katma anlamına geliyor ve bu adet tarihin her döneminde mevcuttu.

Özellikle İslam’dan önce Araplar arasında daha yaygındı. İsteyen kimse, seçtiği herhangi bir çocuğu öz çocukları arasına katar ve onu evlatlık edindiğini ilan ederdi. Aldığı çocuğa “Sen benim oğlumsun, ben sana vârisim, sen de benim mirasçımsın” derdi. Evlatlık çocuk ailenin öz oğlu kabul edilir, aile fertlerinin sahip olduğu hak ve sorumluluklara ortak olur, ailenin ismini alırdı.

Evlatlık edinen kimse bu çocuğun babası, evin hanımı da annesi olurdu. Çocuk evlendiği zaman da eşi babanın gelini kabul edilir, boşanacak olsa, gelini ile evlenmesi mümkün olmazdı.

Peygamberimiz de (a.s.m.) Zeyd bin Sâbit’i kendisine evlatlık almıştı. Fakat İslam dini gelince, batıl inançlar değiştirildi, yerine doğrusu geldi. Evlatlık adeti de değiştirilenler adetler arasında yer aldı. İnsan yaratılışına aykırı düşen bu uygulamayı Yüce Allah hem açık emirle, hem de Peygamberimizin üzerinde fiili uygulamayla kaldırdı:

“Allah, evlatlıklarınızı öz oğullarınız hükmünde kılmamıştır. Bunlar, sizin ağızlarınızdan çıkan sözlerden ibarettir. Allah ise gerçeği söyler ve doğru yola eriştirir. Onları babalarına nispet ederek çağırın. Allah yanında en doğrusu budur. Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, bu takdirde onları din kardeşleriniz ve görüp gözettiğiniz kimseler olarak kabul edin. Yanılarak yaptıklarınızda size vebal yoktur…” (Ahzab, 33:4-5)

Evlatlık kurumunda belli başlı şu üç sakınca vardı. Öncelikle başkasının çocuğunu kendi evladı yerine geçirerek haksız bir uygulama yapılmaktadır. Yabancı bir çocuğu evlat kabul etmek fıtratı değiştirmektir. Kutsal olan nesep/nesil meselesini bozmak, çocuğun gerçek anne babasının unutulmasına sebep olmaktır.

İkinci olarak, çocuk büyüyünce aile içerisinde mahremiyet kurallarına dikkat edilmeyecektir. Evlatlık olan kişi erkekse ailenin bütün kadınlarıyla bir arada bulunacak, kız ise ailenin bütün erkekleriyle birlikte yaşayacaktır. Oysa ister kız olsun, ister erkek; evin hanımı, öz annesi olmadığı gibi, o ailenin akrabası da evlatlığın ailesi sayılmaz, bir yabancıdan farksızdır. Bunlar büyüyünce aile içinde bulundukları sürece devamlı bir sıkıntı sürüp gidecektir.
Üçüncü olarak, evlatlık olarak alınan çocuk mirasa ortak olacaktır. Böylece daha yakın akrabalar kısmen veya tamamen mirastan mahrum kalacaklardır. Hakları çiğnenen mirasçılar bu çocuğa bir düşman gözüyle bakacaklardır.

İşte bütün bu sakıncalardan dolayı dinimiz evlatlık almayı tavsiye etmemiştir. Ancak, sözü edilen evlatlık meselesinden ayrı olarak, insan bir yakınının, bir dostunun çocuğunu himayesine alabilir, kimsesiz ve yetim bir çocuğu alıp evladı gibi onu sevebilir, yedirip içirir, eğitimini üstlenip hayata hazırlayabilir.

Ancak, kişi isterse, hayatta iken malının bir kısmını o çocuğa bağışlayabilir. Veya ölmeden önce malından bir miktar verilmesini vasiyet edebilir. Nitekim Peygamberimiz birçok hadislerinde kimsesiz çocuklara ve yetimlere bakanlara Cenneti müjdelemiştir.

Mehmet Paksu

About these ads

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s