02.01.08

Baharıma bir kelebek

Yazı kategorisi: Kelebek tagged 6:00 pm yazan: Minik Kelebek

kelebek5.jpg 

 “Ülkenin birinde yaşanan” diye başlayan, çiçeklerin en güzel rengini arayan; mavi renkli bir kelebeğin hikâyesi.  Küçücük bedeni ile binbir renkli çiçeklerin nazarında her güne gece eklermiş.  Gecelerede topladığı renkleri asarmış.

Kırmızı gonca bir gül, mavi rengine göz kırpmış ve demiş ki; “Sen şu karşı dağın tepesindeki en güzel çiçeğin rengini biliyor musun? Rengine türküler yakılan, yoluna canlar verilen, edalı, nazlı çiçeğin rengini. Ömründe o çiçeği gören bilen sadece bir kelebek vardır. O da dağın tepesine ulaşınca, o çiçeğin rengine bürünerek geri dönen, dili lal olan kelebektir. Eğer ki; en güzel rengi aramızda ararsan, sende o çiçeği görmelisin. Ama yol uzun ve çetindir. Dönerim diye çıktığın yolda yarım kalabilirsin.”
Küçük mavi kelebek; “Ben de görmek istiyorum. O güzelle ben de büyülenmek istiyorum.” demiş.  Küçücük bedenine bakmadan kocaman yüreğim var diye hesap etmiş.
Günün ilk ışıklarıyla yola koyulmuş. Günler haftaları kovalarken bir rüzgâra yakalanmış. “Yolum yarılanmadı” derken, toprağa düşmüş. Can havliyle son soluğunu alırken, uzaklardan bir ses rüzgâra çalınmış.  “Benim büyüme boyanmak için rengini bilmen gerekir, senin rengin ne?”Küçük mavi kelebek can havliyle;  “Benim rengim mavi; umudun adı” demiş ve bayılmış.
Gözlerini açtığında pembe renkli bir kardelen çiçeği görmüş. Kardelen çiçeği, büyüsüne kapılan mavi kelebeğe;  “Sen ve ben aynı yerde yaşayamayız. Ben soğuğu severim sen sıcağı, burada birimiz fazla” demiş.
Küçük mavi kelebek; “O kadar güzelsin ki, ben giderim sen kal” demiş.   Küçük mavi kelebek orada rüzgâra savrulmuş, gitmiş…

01.31.08

Bir kelebeğin hikayesi…

Yazı kategorisi: Kelebek tagged 6:06 pm yazan: Minik Kelebek

Bir gün, kırlarda gezintiye çıkan bir adam, kenarına oturduğu otlardan birinin dalında, küçük bir kozanın varlığını fark etti. Koza ha açıldı, ha açılacak gibiydi. Adam, bunun bir kelebek kozası olduğunu tahmin ediyordu. Böyle bir fırsat bir daha ele geçmez diye düşündü ve bir kelebeğin dünya yüzü gördüğü ilk dakikalara şahit olmak istedi.Dakikalar dakikaları kovaladı, saatler geçmeye başladı, ama henüz kelebeğin küçük bedeni, o delikten çıkmadı. Sanki, kelebek, dışarı çıkmak için çaba harcamaktan vazgeçmişti. Sanki, kelebek elinden gelen her şeyi yapmış da, artık yapabileceği bir şey kalmamış gibi geldi ona. Bu yüzden, kelebeğe yardımcı olmaya karar verdi. Cebindeki küçük çakıyı çıkarıp kozadaki deliği bir cerrah titizliğiyle büyütmeye başladı. Böylece, bir- iki dakika içinde kelebek kolayca dışarı çıkıverdi. Fakat bedeni kuru ve küçücük, kanatları buruş buruştu. Adam kelebeği izlemeye devam etti. Çünkü kanatlarının her an açılıp genişleyeceğini ve narin bedenini taşıyacak kadar güçleneceğini umuyordu. Ama bunlardan hiçbiri olmadı. Kelebek, hayatının geri kalanını, kurumuş bir beden ve buruşmuş kanatlarla yerde sürünerek geçirdi. Ne kadar denese de, asla uçamadı.

Adamın bütün iyi niyetine ve yardımseverliğine rağmen anlayamadığı şey, kozanın kısıtlayıcılığının ve buna karşılık kelebeğin daracık bir delikten dışarı çıkmak için gereken çabanın, Allah’ın kelebeğin bedenindeki sıvıyı onun kanatlarına göndermek ve bu sayede kozanın kısıtlayıcılığından kurtulduğu anda, onun uçmasını sağlamak için seçtiği bir yol olduğuydu.

Bu gerçeği öğrendiğinde, hayat boyu unutamayacagı bir şey de öğrenmişti. Bazen, hayatta tam olarak ihtiyaç duyduğumuz şey, çabalardır. Eğer Allah, hayatta herhangi bir çaba olmadan ilerlememize izin verseydi, o zaman, bir anlamda sakat kalırdık. Olabileceğimiz kadar güçlenemezdik ve asla uçamazdık.

Kelebek ve çiçek

Yazı kategorisi: Hikayeler, Kelebek tagged 5:56 pm yazan: Minik Kelebek

Bir zamanlar birisi Allah’tan bir çiçek ve bir kelebek diledi.  Fakat Allah bunların yerine ona bir kaktüs ve bir tırtıl verdi.  Adam üzgündü…  Neden dileği yanlış anlaşılmıştı, bir anlam veremiyordu.
Sonra şöyle düşündü:  Allah’ın ilgilenmesi gereken o kadar çok insan var ki….
Ve sorgulamamaya karar verdi.
Bir zaman sonra adam bıraktığı dileğinin peşinden gitti.  Ne durumda olduğunu merak etti.  Fakat gördüklerine inanamadı.  Dikenli ve çirkin kaktüsten çok güzel bir çiçek ortaya çıkmıştı.  Ve göz zevkini bozan tırtıl güzel bir kelebeğe dönüşmüştü.Allah ne yaptığını bilir. O’nun yolu her zaman en doğrusudur.Bize tamamen yanlış görünse bile.
Eğer Allah’tan birşey isterseniz ve size O başka bir şey verirse güvenin.  O’nun sizin her zaman ihtiyaç duyduğunuz şeyi uygun zamanda vereceğine emin olabilirsiniz.
İstekleriniz…  Her zaman ihtiyacınız olan şeyler değildir.  Allah dileklerinizi her zaman yerine getirir. O yüzden kuşkulanmadan ve şikayet etmeden O’na inanmaya devam edin.  Bugünün dikeni, yarının çiçeğidir.
 
Allah seçimi O’na bırakanlara en iyisini verir…  Mevlâm görelim neyler, neylerse güzel eyler…

Dört kelebek

Yazı kategorisi: Hikayeler, Kelebek tagged 5:10 pm yazan: Minik Kelebek

Dört tane kelebek bir gün bir ateş görmüşler. Bunun nasıl bir şey olduğunu öğrenmek istemişler. Birinci kelebek ateşe biraz yaklaşmış ve üzerinin aydınlandığını görmüş. Arkadaşlarının yanına gelmiş ve:

–Bu ateş aydınlatıcı bir şey!, demiş..

İkinci kelebek bununla yetinmeyerek daha fazla şey öğrenmek istemiş. Biraz daha yaklaşmış ve ısındığını hissetmiş… Demiş ki:

–Aynı zamanda bu ateş ısıtıcı bir şey!

Üçüncü kelebek bununla da yetinmemiş, biraz daha biraz daha yaklaşmış. Bir anda ateşin kanatlarını yaladığını hissetmiş ve yanmış kanatlarıyla geri dönmüş… Şöyle demiş:

–Ve bu ateş yakıcı bir şey!

Sonuncu kelebek daha da çok şey öğrenmek istiyormuş. Biraz yaklaşmış, aydınlandığını görmüş. Biraz yaklaşmış, ısındığını hissetmiş. Biraz daha yaklaşmış, ateş kanatlarını kavurmuş.  Ve biraz daha yaklaştıktan sonra tamamen yanan kelebek “poff !” diye ortadan kayboluvermiş…

Ateşin gerçekten ne olduğunu belki bir tek o öğrenmiş ama geri dönüp söyleyememiş… Çünkü o kaybolmuş ateş içinde ve bir şeyi, ancak içinde kaybolan bilebilirmiş!…

01.25.08

Kelebek…

Yazı kategorisi: Kelebek tagged 8:12 am yazan: Minik Kelebek

papillon-perle.jpg

Mavi kelebek…

Yazı kategorisi: Kelebek tagged 8:10 am yazan: Minik Kelebek

papillon-bleu-clair.jpg

Nev - Kelebek

Yazı kategorisi: Kelebek tagged 8:03 am yazan: Minik Kelebek

01.23.08

Kelebek öpücükleri…

Yazı kategorisi: Kelebek tagged 10:59 am yazan: Minik Kelebek

btepapillon01.jpg 

Çocuklardan ne kadar çok şey öğrendiğimiz gerçek değil midir? Yıllar önce, bir arkadaşım, üç yaşındaki kızını, bir rulo altın renkli kaplama kağıdını ziyan ettiği için cezalandırmıştı. Ailenin durumu pek iyi değil, bu nedenle kızının kağıtları, ağacın altına koyacağı bir kutuyu süslemek için harcaması arkadaşımı çok sinirlendirmişti.

Cezalandırılmış olmasına rağmen kızı ertesi sabah hediyeyi babasına getirmiş ve “bu senin için babacığım” demiş. Arkadaşım, gösterdiği tepki için kendini suçlu hissede hissede kutuyu açmış, ama kutunun boş olduğunu görünce için için sinirlenmekten de kendini alamamış. Kızına “birine bir hediye verdiğin zaman içinin dolu olması gerektiğini bilmiyor musun?” diye bağırmış. Küçük kız babasına gözündeki yaşlarla bakıp; “ama babacığım, kutu boş değilki. Ben kutunun içine öpücüklerimi koymuştum. Hepsi senin için babacığım.” demiş.

Arkadaşımın içi paramparça olmuş. Kızını kucaklayıp, kendisini affetmesi için yalvarmış. Arkadaşım bu altın renkli kutuyu yatağının baş ucunda yıllarca sakladığını anlattı bana. Ne zaman cesaretini kaybetse, kutunun içinden hayali bir öpücük çıkarıp öpücükleri kutuya koyan çocuğunun sevgisini hatırladığı söyledi.

Gerçek anlamda bakmak gerekirse, herbirimiz arkadaşlarımız ve ailelerimiz tarafından bize sunulan karşılıksız sevgi ve öpücüklerle dolu altın renkli kutulara sahibiz. Dünyada sahip olabileceğimiz daha değerli bir şey olamaz. Hayata daha dikkatlice bakın…

Kelebek

Yazı kategorisi: Kelebek tagged 10:55 am yazan: Minik Kelebek

papillon-700.jpg 

Kozasını araladı kelebek
önce başı çıktı oradan
gözlerini ovaladı,istem dışı
karşısında bir yaprak gördü
yaprağın ucunda bir billur
“sen nesin “dedi ona
“ben yağmur damlasıyım” dedi billur
dikkatli bakınca kendi yansımasını gördü
“ne kadar çirkinim” dedi
sonra biraz daha hareket etti
kozadan, muhteşem kanatları çıktı
üzerinde bin bir rengin dans ettiği
billur damlasına bir daha baktı
“hayır ben çok güzelim” dedi

Sonra gözleri kamaştıran bir ışık gördü
“sen kimsin”
“ben güneşim” dedi parlak ışık
“ne kadar güzelsin ne kadar sıcak
senin yanına gelebilir miyim “
“ben hayat veririm evrene
ama bana ulaşmaya çalışma
belki senin felaketin olurum”dedi güneş
gülümsedi kelebek “felaket nedir ki”

Sonra etrafına baktı, binlerce kelebek
hayata merhaba diyordu
ileride bir yeşillik gördü uçsuz bucaksız
açtı titrek kanatlarını oraya doğru uçtu
insan seslerini, çocuk cıvıltılarını duydu
“bunlar ne” dedi güneşe
“bunlar evrenin sahipleri “dedi güneş
kelebek güldü “sahip” ne demek ki
“onlara da fazla yaklaşma” dedi güneş
“sana zarar verebilirler “
kelebek yine güldü “zarar “ne demek ki   
Bir kız çocuğu,dedesinin elini tutmuştu
“a dede bak bir şey uçuyor”
“ne kadar güzel ne kadar güzel”
“o kelebek yavrum “dedi ihtiyar
“yakalayalım dede ne olur” dedi çocuk
“olmaz yavrum çok narindir incinir”
kelebek duydu onları üzerlerinde uçarken
gülümsedi ”incinmek ne demek ki”

Kız dedesinin elinden kurtuldu
kelebeği kovalamaya başladı
kelebekte onu, kovalayıp oynaşmaya başladı
bir ara yoruldu kelebek
ihtiyar adama takıldı gözü
küçük kıza hiç benzemiyordu
güneş onun aklından geçenleri okudu
“o adam çocuğun dedesi” dedi
“dede mi dede ne demek ki “diye güldü kelebek
“yani annesinin babasının babası” dedi güneş
kelebeğin canı sıkıldı ilk defa
“benim dedem, babam, annem nerede”
güneşinde canı sıkıldı,parlaklığı soldu
“doğduğun yere bak” dedi “git bak oraya “

Kelebek telaşla doğduğu yere uçtu
yağmur damlasını aradı seslendi ona
“neredesin ne olur cevap ver bana “
cılız bir ses duydu “buradayım”
damla eski halinde değildi küçücük kalmıştı
“ne oldu sana böyle ne oldu söyle”
“ölüyorum “dedi damla ”yok oluyorum”
“ölmek mi ölmek ne demek ki “dedi kelebek
boğazına bir şey düğümlendi,
yüreğini bir korku sardı, ağlamaya başladı
“geldiğim yere gidiyorum dedi “damla
“gök yüzüne, sonra yağmur olup tekrar geleceğim,
sonra yine kelebeklere arkadaşlık edeceğim”   

“Annem annem nerede” diye sordu ağlayarak
damla aşağıyı gösterdi son bir gayretle
iyice küçüldü küçüldü ve aşağıya düştü
kelebek aşağıya baktı üzüntü ve umutla
yağmur damlasının ardından bir damlada
kendi gözyaşı düştü aşağıya
aşağıya uçtu hızla,annesinin cansız bedenini gördü
bir müddet sonra güneş batmaya yüz tuttu
bir sert rüzgar esti, anne kelebeğin bedenini uçurdu
yavru kelebek annesinin peşinden uçtu
cansız beden bir köy evinin camındaki
yasemin çiçeğinin saksısına düştü
sabah evin gelini onun cansız bedenini orada buldu
aldı içeriye gergefini çıkarttı ve onun desenlerini
gergefe işlemeye başladı
bir kelebeğin ömrünü düşündü, hüzünlendi
o arada iğne eline battı
bir damla kan, işlediği kelebek deseninin üzerine düştü
arkasından bir damla göz yaşı
elinin acısından mı, hüzünden mi bilinmez
küçük kelebek, camın önünden hiç ayrılmadı
sabah cansız bedenini buldular orada
o işleme, sabah dedesiyle koşuşturan kıza çeyiz olmuş meğer
kız her gördüğünde kelebeği düşünür hüzünlenirmiş…

Mehmet Akif Gülhan

01.22.08

Kelebekleri Öldürdüler Anne

Yazı kategorisi: Kelebek tagged 6:20 pm yazan: Minik Kelebek

cnccjt7.png 
Sakin kıyısında uçuşan gönlümün
Cıvıldaşan uçmalara hazırken en uzak çiçeklere
Bulutları kapladılar karayla
Okları batırırken yüreğime
Acıdı hep bir yerleri kanadımın
Esir tutup birer birer
Kelebekleri öldürdüler anneGönlümün sayfaları açıp herhangi bir yerinden
Kurtarırken kendimi sevinçlere bakıp
Sonsuzluğa ellerimi bağlayıp
Mutlu olayım bırakmadılar
İçimdeki buzdan atları salmışken özgür
Buzlar yüreğime değdi de üşüdüm anne

Gemim fazla dayanmaz fırtınalara
Gücüm senden gelirse dayanırım hayata
Hani incitmezdi kötülükler
Değmeyecekti kanadıma rüzgar
Üşütür sevgisizlik, ayrılıklar benden yana
Kolla beni ışığınla, yol göster bana
Dua eder gibi son kez dokun yüreğime
Rüzgarda uçuşan kartallara verme
Bekle beni yine okuldan gelirken kapıda
Nerde kaldın kelebeğim de

Orkideler diz gemimize
Kimse yakalamasın bizi
Son kalan gemi bu
Kelebeklerin gemisi
Hayallerimize yetişmesinler
Sen bana yeşili anlat
Kırmızıya aşkını
Pembe gülleri yelken yapıp kaçalım kıyıdan
Gel al beni kurtar buralardan

Sızım sızım sızlatır ayrılıklar
Gecelere bakamaz oldum
Ateş böcekleri mi yok, yoksa gözlerim mi kör
Bir yavru şahin uçtu yüreğimden
Otuz yıldır büyüttüğüm
Onsuz üşüdüm dondum
Işığım bile sessiz, yalnızlıklar bekler köşe başında
Hadi gel desen gecenin bir yerinde
Gönlümün kırık çiçekleri açsa pembe pembe
İçimdeki kelebekleri öldürdüler anne

Perinur Olgun