05.16.08

Hz. Mehdi’nin Özellikleri (7)

Yazı kategorisi: Hz. Mehdi 1:54 pm yazan: Minik Kelebek

Hz. Mehdi’nin Bitkileri ve Hayvanları Sevmesi

Hz. Mehdi, kuru bir ağacı diktiğinde de ağaç hemen yeşillenip yapraklanacaktır. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, sf. 43)

Mehdi bir yere kuru bir dalı diker ve dal yapraklanıp yeşillenir. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 67)

Bu hadis-i şeriflerde, Hz. Mehdi’nin bitkileri seveceği ve onlarla bizzat ilgileneceğine işaret edilmektedir. (Allahualem) Bir başka hadis-i şerifte ise şöyle bildirilmektedir:

Hz. Mehdi uçan bir kuşa işaret ettiğinde, kuş hemen bu emirle yere düşecek. Kuru bir ağacı diktiğinde de ağaç hemen yeşillenip yapraklanacaktır. (El-Kavlu’l Muhtasar fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 43)

Bu hadisle de Hz. Mehdi’nin hayvanlarla ilgileneceği, hayvanların da kendisini seveceğine işaret ediliyor olabilir. (Allahualem) Nitekim bir diğer hadiste, “yer ve gök ehlinin Hz. Mehdi’yi sevdiği”, “kuşların ve denizlerdeki balıkların dahi ondan razı oldukları” bildirilmektedir:

Onun hilafetinden yer ve gök ehli, bütün yabani hayvanlar, kuşlar, hatta denizdeki balıklar bile razı olacaktı. (El-Kavl u’l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, sf. 31)

Hadislerde 1997 ve 1999 Yılına Olan İşaretler

Hz. Mehdi’nin ortaya çıkış alametlerinin haber verildiği hadislerden birinde de, 1997 ve 1999 yıllarına dikkat çekilmektedir:

İnsanlar 95. seneye kadar malik olacaklar, yani işler iyi gidecek. 97. ve 99. senede mülkleri zail olacak… (El-Kavlu’l Muhtasar fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 54)

Hadisteki “95. sene” şeklindeki ifade ile 1995 yılına dikkat çekiliyor olması muhtemeldir. 1995 yılına kadar insanların nispeten daha müreffeh bir yaşam sürmüşler, yaşam koşullarının o kadar zorlaşmamıştır. Bundan sonra ise çeşitli zorluklar başgöstermeye başlamıştır. 1997 yılında çeşitli siyasi sıkıntılar yaşanmıştır. 1999 yılında ise Marmara bölgesinde ve Türkiye çapında meydana gelen depremlerde son yılların en büyük can ve mal kaybı olmuştur.

Zamanın En Hayırlısı Olması

Muhammed ümmetinin en hayırlısı ve sizin zorlukları gideren veliniz olan kimseye katılın.. O Mehdi’dir.” (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 57)

Devrinde yeryüzünün en hayırlısı kendisi olacaktır. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, sf. 27)

Mehdi (zamanındaki) insanların en hayırlısıdır.(Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 58)

Harun Yahya

Hz. Mehdi’nin Özellikleri (6)

Yazı kategorisi: Hz. Mehdi 1:54 pm yazan: Minik Kelebek

Meleklerin Hz. Mehdi’ye Yardımcı Olmaları

Onun kumandanları insanların en hayırlılarıdır. Onun yardımcıları Yemen ve Şam ehlinden olacaktır. Önlerinde Cebrail, arkalarında Mikail bulunacaktır. Yeryüzü emniyetle dolacak ve hatta birkaç kadın, yanlarında hiç erkek olmaksızın rahatlıkla hacca gideceklerdir.(El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 47)

Allah onu 3 bin melekle destekleyecektir.(El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, Ahmed İbn-i Hacer-i Mekki, sf.41)

Hadis-i şerifte, Hz. Mehdi’nin yardımcıları arasında Cebrail ve Mikail Aleyhisselam’ın oldukları haber verilmektedir. Hz. Mehdi’ye, Allah’ın izniyle, melekler yardımcı olacaktır.
Meleklerin salih müminlere yardımcı olmaları Kuran’ın çeşitli ayetlerinde haber verilen bir durumdur. Rabbimiz, Peygamber Efendimiz (sav) ve sahabeyi de meleklerle desteklemiştir. Konuyla ilgili bazı ayetler şu şekildedir:

“Rabbin meleklere vahyetmişti ki: “Şüphesiz Ben sizinleyim, iman edenlere sağlamlık katın…” (Enfal Suresi, 12)

“Sen müminlere: “Rabbiniz’in size meleklerden indirilmiş üç bin kişiyle yardım-iletmesi size yetmez mi?” diyordun.” (Al-i İmran Suresi, 124)

Bazı İnsanların Hz. Mehdi’ye Ortam Hazırlamaları

Doğu tarafından birtakım insanlar çıkıp, Hz. Mehdi’nin saltanatını hazırlayacaklardır. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 21)

Şarktan bir cemaat çıkar ve Hz. Mehdi’nin saltanatına yardım eder. (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti’nin Tasnifinden Hadisler – Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Kahraman Neşriyat, Sf. 60)

… Bilahare Kudüs’e inecekler ve Hz. Mehdi için saltanat hazırlayacaklardır.(El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 47)

Ashab-I Keyf, Hz. Mehdi’nin Yardımcısı Olacaktır

Ashab-ı Kehf, Mehdi’nin yardımcıları olacaktır. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, sf. 59)

Hz. Mehdi’nin, İşleri Çok Hızlı Halletmesi

Bu durum 7 yıl devam edecektir. Ancak onun her senesi, sizin 20 senenize bedel olacaktır. (El-Kavlu’l Muhtasar fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 44)

Hadiste, Hz. Mehdi’nin bir yılının insanların 20 yılına bedel olduğu haber verilmektedir. Hz. Mehdi insanların uzun yıllardır yapamadıkları işleri çok kısa sürede halledecektir. Her konuya çok hızlı, akılcı, hikmetli ve kalıcı çözümü bulacak ve uygulayacaktır.

Harun Yahya

Hz. Mehdi’nin Özellikleri (5)

Yazı kategorisi: Hz. Mehdi 1:53 pm yazan: Minik Kelebek

Hz.Mehdi’nin Adı

Ey insanlar, muhakkak Allahu Teala size zalimleri, münafıkları ve onlara uyanları menetmiş ve size ümmeti Muhammed’in en hayırlısı olan ve Mekke’de bulunan, İSMİ AHMED, babasının ismi Abdullah olan Hz. Mehdi’yi reis kılmıştır. Ona katılınız. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 31)

Konuyla ilgili işari manada bir ayette şöyle bildirilmektedir:

“.. benden sonra ismi “AHMED” olan bir elçinin de müjdeleyicisiyim” demişti… (Saff Suresi, 6)

Hz.Mehdi’nin, İstanbul’u Manen Fethetmesi

Allah Konstantiniyye’yi (İstanbul’u) çok sevdiği dostlarının eliyle fethedecek… Onlardan hastalığı ve üzüntüyü kaldıracak. (Kıyamet Alametleri, sf. 181)

Beldeler onun emrine girer. Allahu Teala onun elinde Konstantiniyye’nin fethini müyesser kılar. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 56)

…Muhtelif ülkelerden birçok alim, birbirlerinden habersiz şekilde Mehdi’yi aramak üzere yollara çıkacak ve her birisine 310 kadar insan refakat edecek. Sonunda hepsi de Mekke’de buluşurlar ve birbirlerine, buraya ne için geldiklerini sorduklarında hepsi de: “Bu fitneyi önleyecek ve Konstantiniyye’yi fethedecek olan Mehdi’yi arıyoruz, çünkü biz onun babasının, anasının ve ordusunun isimlerini öğrendik. Şeklinde cevap verdiler. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 40)

Mehdi, Konstantiniyye ve Deylem Dağını fethedecektir. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 27)

Dünyadan hiçbir zaman kalmayıp ancak tek bir gün kalsa bile o günde benim soyumdan bir zatın Deylem Dağına (yahut eyaletine) ve Konstantiniyye şehrine sahip olması için Allah muhakkak o günü uzatacaktır. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 74)

Hz.Mehdi’nin Amelinde Ayıp ve Zulüm Olmaması

Ben Mehdi’yi, peygamberlerin sayfalarında (kitaplarında) şöyle bulurum: Mehdi’nin amelinde ne zulüm ne de ayıp vardır. (Nuaym b. Hammad, vr. 50b; Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti’nin Tasnifinden Hadisler - Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Kahraman Neşriyat, sf. 21)

Harun Yahya

Hz. Mehdi’nin Özellikleri (4)

Yazı kategorisi: Hz. Mehdi 1:52 pm yazan: Minik Kelebek

Her Yerde Hz.Mehdi’den Bahsedilmesi

Hadislerde, Hz. Mehdi’nin döneminde onun adından çokça bahsedileceği ifade edilmektedir. Bu da, Hz. Mehdi’nin isminin dünyanın dört bir yanına ulaşacağını göstermektedir:

Semadan bir münadi, “Hak Al-i Muhammed’edir” şeklinde bağırdığı zaman, Mehdi zuhur eder. Herkes sadece ondan konuşur, onun sevgisini içer ve ondan başka bir şeyden bahsetmezler. (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti’nin Tasnifinden Hadisler – Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Kahraman Neşriyat, sf. 33)

Bir münadinin semadan “Hak, Hz. Muhammed (sav) ehlindedir” şeklinde bağırmasından sonra, Hz. Mehdi’nin sevgisi insanların kalplerine yerleşecek ve ondan başka bir şeyden bahsedilmeyecektir. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 20)

Hz.Mehdi’ye Kendisi İstemediği Halde Biat Edilmesi

Hadis-i şeriflerde Hz. Mehdi’ye biatın kendisi istemediği halde yapılacağı bildirilmektedir. Bu da gösteriyor ki Hz. Mehdi, kendisini hiçbir zaman Mehdi olarak ilan etmeyecektir. Hatta insanlar ona gelip “alametler sende mevcut, sen Mehdi’sin” dedikleri halde o yine reddedecektir. Ancak “ölümle tehdit” edildikten sonra, insanların kendisine biat etmesini kabul edecektir.

İnsanlar nihayet Mehdi’ye gelirler ve Rükun ile Makam arasında, kendisi istemediği halde ona biat edeler. “Eğer kabul etmezsen, boynunu vururuz” derler. Yer ve gök ehli ondan razı olur. (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti’nin Tasnifinden Hadisler – Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Kahraman Neşriyat, Sf. 31)

Halifenin ölümü anında ihtilaf olur. Medine halkından bir kişi koşarak Mekke’ye çıkar. Mekke halkından bir grup onu, istememesine rağmen (bulunduğu yerden) çıkarırlar. Hacer-i Esved’le Makamı İbrahim arasında ona biat ederler. (Sünen-i Ebu Davud, 5/94; El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 20)

… Ve sonra istemediği halde biatlarını kabul eder. Eğer siz ona yetişirseniz, ona biat ediniz. Çünkü o yerde de gökte de Mehdi’dir. (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti’nin Tasnifinden Hadisler – Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Kahraman Neşriyat, sf. 35)

Hz. Fatima’nın soyundan gelen Mehdi, Mekke’de meydana çıkarılır ve istemediği halde kendisine biat edilir. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 52-53)

… Onu tekrar Mekke’de bularak yine, “Sen falan oğlu falansın, annen de filan kızı filanedir, sende şu şu alametler vardır, birinci defa bizden kurtuldun uzat elini sana biat edelim” derler. Bunun üzerine o “Ben aradığınız değilim” der ve tekrar Medine’ye gider. Medine’de yine aranınca tekrar Mekke’ye döner. Mekke’de kendisini Rükunda bularak şöyle derler: “Eğer biatlarımızı kabul etmezsen, bizi aramakta olan ve başında Haddam’dan birisinin bulunduğu Süfyani ordusuna karşı korumazsan, günahlarımız senin üzerine ve kanlarımız da boynuna olsun” derler. Bunun üzerine Mehdi, Rükun ile Makam arasına oturur ve elini uzatarak biatları kabul eder.(El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 39-40)

Fitne içindeki insanlar kan akıtıldığı bir zamanda evinde oturmakta olan Mehdi’ye gelir ve “Bizim için kalk artık”der. O ise kabul etmez, ancak ölümle tehdit edildikten sonra onlar için kalkar. Ondan sonra artık kan dökülmez. (İbn Ebi Şeybe, c. VII, sf. 531; Abdurrezzak H. 20771, c. XI, sf. 372; Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 52-53)

Kur’an-ı Kerim’de Yusuf Suresi’nde, Hz. Yusuf’un da kendi isteği olmaksızın bulunduğu ülkenin kralı tarafından doğruluğu, adaleti, bilgisi, güvenilirliği sayesinde başa getirildiği haber verilmektedir.

Harun Yahya

Hz. Mehdi’nin Özellikleri (3)

Yazı kategorisi: Hz. Mehdi 1:50 pm yazan: Minik Kelebek

Hz.Mehdi’ye Nerede Biat Edileceği

Sonra da hilafet yeryüzünün en hayırlısı olan Mehdi’ye evinde otururken gelecektir. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, sf.26)

Mekke’de kendisini Rükunda bularak şöyle derler: “Eğer biatlarımızı kabul etmezsen, bizi aramakta olan ve başında Haddam’dan birisinin bulunduğu Süfyani ordusuna karşı korumazsan, günahlarımız senin üzerine ve kanlarımız da boynuna olsun” derler. Bunun üzerine Mehdi, Rükun ile Makam arasına oturur ve elini uzatarak biatları kabul eder. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 39-40)

Rükun ile Makam arasında kendisine biat edilecektir. Hz. Mehdi o kadar merhametli olacaktır ki, zamanında ne bir kimse uykusundan uyandırılacak, ne de bir kimsenin burnu kanayacaktır. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 42)

Hz.Mehdi’nin Çıkışını Gökyüzünden Bir Sesin (Radyo, Televizyon Kanalıyla) Haber Verilmesi

… Ve bu durum bir münadinin semadan seslenerek “Ey insanlar, emiriniz artık Mehdi’dir.” demesine kadar devam edecektir. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 24)

Semadan bir münadi “Hak Al-i Muhammed’dedir.” şeklinde bağırdığı zaman Mehdi zuhur eder… (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 33)

Siz üç veya yedi gün, doğudan bir ateşi gördüğünüz zaman Al-i Muhammed’in çıkmasını bekleyiniz, inşaAllah-u Teala, bir münadi Mehdi’nin ismi ile semadan nida edecek ki, doğuda batıda olan herkes bu sesi işitecek. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 32)

Semadan bir münadi “Hak Al-i Muhammed’dedir, yerden de bir münadi “Hak Al-i İsa’nın veya Abbas’ındır” diyecektir. (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti’nin Tasnifinden Hadisler – Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Kahraman Neşriyat, sf. 33)

Günahsız insanlar katledildiği ve kardeşi de Mekke’de öldürüldüğü zaman semadan bir münadi, “Emriniz filandır. İşte bu yeryüzünü adaletle dolduracak olan Mehdi’dir” diye nida eder. (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti’nin Tasnifinden Hadisler – Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Kahraman Neşriyat, sf. 35)

Çok yaygın ve sona ermesi mümkün görülmeyen bir fitne çıkacak ve bu fitne semadan 3 kez “Emir Mehdi’dir, gerçek odur” şeklindeki nidaya kadar sürecektir. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 55)

Hadislerde Hz. Mehdi’nin ortaya çıkışını gökyüzünden gelen bir sesin haber vereceğine, yani radyo ve televizyon kanalıyla tüm insanların bu müjdeli haberi duyacağına dikkat çekilmektedir. Bu sesin doğuda ve batıda herkese ulaşacağı bildirilmektedir. Hatta, her toplumun bu sesi kendi lisanında duyacağı haber verilmektedir:

Semadan arz ehline şamil olan bir ses ki, herkes onu kendi lisanı ile işitir. (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti’nin Tasnifinden Hadisler – Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Kahraman Neşriyat, sf. 37)

Günümüzde haberler her ülkede, o ülkenin diline tercüme edilerek, radyo, televizyon ve internet aracılığıyla hemen herkese ulaştırılmaktadır. Hz. Mehdi’nin ortaya çıkışı da bu şekilde tüm insanlara ulaşacaktır.

Harun Yahya

Hz. Mehdi’nin Özellikleri (2)

Yazı kategorisi: Hz. Mehdi 1:50 pm yazan: Minik Kelebek

Allah Hz.Mehdi’yi Bir Gecede Islah Edecektir

El-Mehdi, bizden, Ehl-i Beyttendir. Allah onu bir gecede ıslah eder (yani tevbesini kabul eder veya feyizler ve hikmetlerle donatır). (Sünen-i İbni Mace Kitabü-l ‘fiten Tercemesi ve Şerhi- Kahraman Neşriyat, cilt 10, Mütercim: Haydar Hatipoğlu, Bab: 34, sf.348)

İslam alimleri bu hadisi şu şekilde açıklamışlardır:

…Bir gecede Mehdi’nin ıslah edilmesi sözü ise Cenab-ı Hakkın kendisine kutup mertebesinin verilmesine işarettir. Bu dereceyi çalışmakla, uğraşmakla kazanamaz. Yüce Mevla’nın Kur’an-ı Kerim’de belirttiği gibi Hz. Peygamber (sav)’e verilen bu lütuf, Hz. Mehdi’ye de verilmiştir. Yüce Mevla, Kur’an-ı Kerim’de Şura Suresi 52. ayette Peygamberimiz (sav)’e şöyle demiştir: “Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat Biz onu (kitabı) kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle doğru yola eriştirdiğimiz bir nur kıldık. Şüphesiz ki sen doğru yolu göstermektesin.” Hz. Mehdi, dini meselelerde zamanındaki müçtehitlerin en faziletlisi ve en mükemmelidir. Bu da onun büyüklüğünü, mertebesinin yüksekliğini, makamının yüceliğini gösterir. (Ali b. Sultan Muhammed el-Kari el-Hanefi, “Risaletül Meşreb elverdi fi mezhebil Mehdi)

Bediüzzaman Said Nursi de, Hz. Mehdi’den şu şekilde bahsetmektedir:

Ahir zamanın en büyük fesadı zamanında, elbette EN BÜYÜK BİR MÜÇTEHİD (içtihad eden büyük İslam alimi), hem EN BÜYÜK BİR MÜCEDDİD (her yüzyıl başında dini hakikatleri devrin ihtiyacına göre ders vermek üzere gönderilen büyük İslam alimi, yenileyen, yenileyici), HEM HAKİM, HEM MEHDİ, HEM MÜRŞİD (doğru yolu gösteren kişi), HEM KUTB-U AZAM (Müslümanların kendisine bağlandıkları büyük evliyalardan, zamanın en büyük mürşidi) olarak bir zat-ı nuraniyi gönderecek ve o zat da, Ehl-i Beyt-i Nebeviden (Peygamberimiz (sav)’in soyundan) olacaktır… (Mektubat, 411-412)

Hz.Mehdi’nin İnsanlar Tarafından Çok Sevilmesi

Muhakkak ki o, insanların karşılaştıkları şerler sebebiyle, Mehdi’nin kendilerine en sevgilisi olmadıkça çıkmayacaktır. (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti’nin Tasnifinden Hadisler – Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, sf. 27)

Yer ve gök ehli ondan razı olur. (Heysemi, c. VII, sf. 313; Ebu Nuaym’dan, Suyuti, c. II, sf. 58; Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti’nin Tasnifinden Hadisler–Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Kahraman Neşriyat, sf. 31)

Allah, bütün insanların kalplerini onun muhabbetiyle dolduracaktır. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, sf. 42)

Mehdi insanlara gelir de, onu yeni gelin gibi aşk ve muhabbetle kucaklarlar… (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti’nin Tasnifinden Hadisler – Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Sf. 35)

Bu fitnelerin en sonuncusu günahsız insanların öldürülmesidir ki, artık o zaman kendisinden herkesin razı olacağı bir gidişatta olan Hz. Mehdi çıkar. (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti’nin Tasnifinden Hadisler, Sf. 38)

Allah onun muhabbetini insanların kalplerine yerleştirecektir. Böylece onlar, gündüzleri arslan kesilen ve geceleri de ibadetle geçiren bir toplum olacaklar. (Ukayli “En-Necmu’s-sakıb fi Beyanı Enne’l Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Ale’t-Temam ve’l kamal”)Ümmet’i Muhammed’den memnun olmadık hiçbir fert kalmayacaktır. (Kıyamet Alametleri, sf. 163)

Yüzü güzel, kokusu hoş, heybetli, fakat insanlara sevimli ve yakındır. (Mehdi, Deccal, Mesih, sf. 102)

Harun Yahya

Hz. Mehdi’nin Özellikleri

Yazı kategorisi: Hz. Mehdi 1:48 pm yazan: Minik Kelebek

Peygamberimiz (sav), “Mehdi ile müjdelenin” (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 12) buyurarak, Hz. Mehdi’nin gelişini heyecan ve şevkle beklemenin, bu mübarek zat için hazırlık yapmanın önemine dikkat çekmiştir. Bir başka hadis-i şerifte ise iman edenlerin, Hz. Mehdi’ye olması gereken sevgi ve bağlılıkları şöyle ifade edilmiştir:

Sizden ona kim yetişirse, kar üzerinde sürünerek dahi olsa ona gelsin. Ona katılsın. Zira o, Mehdi’dir.(İbn Mace, Fiten, B 34, H 4082; İbn Ebi Şeybe, c. VII, sf.527; Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 14)

Hz. Mehdi’nin Muhakkak Çıkacak Olması

Eğer dünyadan bir gün bile kalsa, Allah, O (Hz. Mehdi) idareyi ele alıncaya kadar o günü uzatırdı.(Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf.10)

Eğer dünyadan bir gece bile kalsa, Allah onu uzatır ve Ehl-i Beytimden birisini (Hz. Mehdi) melik kılardı. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 10)

Ümmetim arasında Mehdi gelecektir… Ümmetim onun zamanında iyi ve kötünün, benzeriyle nimetlenmediği bir nimetle nimetlenecek, sema üzerlerine bol yağmur yağdıracak, arz nebatından hiçbir şey saklamayacaktır. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 9)

Dünyadan bir gece bile kalsa, Allah o geceyi uzatır ve Ehl-i Beytimden birisi gelerek dünyaya hakim olurdu. Onun adı adıma, babasının adı babamın adına uyar. Daha önce yeryüzü nasıl zulümle dolduysa, o, onu adaletle dolduracaktır. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 11)

Hz. Mehdi Peygamberimiz (sav)’in Soyundandır

Kıyametin kopması için zamanda sadece bir günden başka vakit kalmamış da olsa Allah (c.c.) benim Ehl-i Beytimden (soyumdan) bir zatı (Hz. Mehdi’yi) gönderecek. (Sünen-i Ebu Davud, 5/92)

Benim Ehl-i Beytimden bir şahıs bütün dünyaya hakim oluncaya kadar günler ve geceler gitmez. (En-Necmu’s Sakıb, Ukayli)

Mehdi, kızım Fatıma’nın neslindendir. (Sünen-i İbn Mace, 10/348)

Mehdi ile müjdelenin. O Kureyş’ten ve Ehl-i Beytimden bir kişidir. (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 13)

Mehdi, benim çocuklarımdan birisidir. Yüzü gökyüzünde parlayan yıldız gibidir. (Ali b. Sultan Muhammed el-Kari el-Hanefi’nin “Risaletül Meşreb elverdi fi mezhebil Mehdi”)

Bütün peygamberler birbirinin soyundandır. Hz. Mehdi de hadislerin belirttiğine göre bu soydan gelmektedir. Halk arasında bu soydan gelenlere “seyyid” denmektedir. Hz. Mehdi de seyyid olacaktır.

Allah, Kuran’da birbirlerinin soyundan gelen elçilerden bahsetmektedir. Bu ayetler Hz. Mehdi’nin de aynı soydan geleceğine işaret ediyor olabilir. (En doğrusunu Allah bilir).

“Gerçek şu ki, Allah, Adem’i, Nuh’u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini alemler üzerine seçti; Onlar birbirlerinden (türeme tek) bir zürriyettir. Allah işitendir, bilendir. “ (Al-i İmran Suresi, 33-34)

“Rabbimiz, ikimizi Sana teslim olmuş (Müslümanlar) kıl ve soyumuzdan sana teslim olmuş (Müslüman) bir ümmet (ver). Bize ibadet yöntemlerini (yer veya ilkelerini) göster ve tevbemizi kabul et. Şüphesiz, Sen tevbeleri kabul eden ve esirgeyensin.” (Bakara Suresi, 128)

“Babalarından, soylarından ve kardeşlerinden, kimini (bunlara kattık); onları da seçtik ve dosdoğru yola yöneltip-ilettik.” (Enam Suresi, 87)

Harun Yahya

Hz. Mehdi’nin Mücadelesi Nasıl Olacak?

Yazı kategorisi: Hz. Mehdi 1:46 pm yazan: Minik Kelebek

Bediüzzaman’ın eserlerinde “acib bir şahıs” (hayret veren, şaşırtıcı, benzeri görülmeyen) olarak nitelendirdiği Hz. Mehdi’nin, mücadelesinde kullanacağı yöntemler de o güne kadar benzeri görülmeyen, şaşırtıcı ve son derece etkili yöntemler olacaktır. Hz. Mehdi gerek inkarcı felsefelerle olan fikri mücadelesinde, gerekse din ahlakının tebliğ edilmesinde -Allah’ın izni ve dilemesiyle- en akılcı yolları takip edecek, her işinde çok hızlı sonuç alacak, her bir hareketi büyük bir akıl ve hikmet barındıracaktır.

Ne var ki, Hz. Mehdi’nin mücadelesinde olağanüstü harikalıklar sergileyeceğini ve mucizeler gerçekleştireceğini düşünmek tamamen yanlış olur. Çünkü Hz. Mehdi “sebepler dairesinde”, bir başka deyişle doğal dünya şartlarında süren bir mücadele yönetecektir. Ahir zaman hadislerinde verilen bilgileri de bu gerçek doğrultusunda değerlendirmek gerekir. Bu hadisler gerçekte “müteşabih” (mecazi anlamlı) hadisler olup bazı benzetmeler içermektedir.

İslam aleminin büyük bir heyecanla zuhurunu beklediği Hz. Mehdi hakkında dergilerimizde bugüne kadar pek çok konuya yer verdik. Şüphesiz ki, Peygamberimiz (sav)’in hadis-i şeriflerinde çok detaylı olarak tarif ettiği, İslam alimlerinin eserlerinde geniş yer verdiği böylesine önemli bir konu hakkında tüm Müslümanların kapsamlı bir bilgi sahibi olmalarının önemi büyüktür. İçinde bulunduğumuz yılların, ahir zaman alametlerinin peşisıra gerçekleştiği bir zaman dilimi olduğu da göz önünde bulundurulduğunda konunun önemi daha da iyi anlaşılmaktadır.

Hiç şüphe yok ki, samimi iman eden tüm Müslümanlar, ahir zamanın kutlu şahısları olan Hz. İsa ve Hz. Mehdi hakkında bilgi sahibi olmayı, gelişleri için hazırlık yapabilmeyi, ortaya çıktıklarında hadislerde bildirilen özellikleriyle onları tanıyabilmeyi ve mücadelelerinde onlara yardımcı olabilmeyi içten arzu edeceklerdir. Bu amaçla dergimizin bu ayki sayısında kapak konumuzu Hz. Mehdi’nin mücadelesine ayırdık. Hadisler ve İslam alimlerinin izahları ışığında Hz. Mehdi’nin mücadelesi konusuna ilişkin önemli bilgileri soru cevap şeklinde biraraya getirdik.

Bazı insanlar Hz. Mehdi’yi ve mücadelesini son derece mistik bir tablo içinde hayal etmekte, Hz. Mehdi’nin olağanüstü harikalıklar yapacağını, mucizeler gerçekleştireceğini düşünmektedirler. Oysa gerçek böyle değildir. Hz. Mehdi ile ilgili mucizelerden söz eden hadislerin pek çoğu gerçekte “müteşabih” hadistir; bir başka deyişle birer benzetmedir. Örneğin ‘Hz. Mehdi’nin kuru bir dalı toprağa dikeceği ve dalın yeşereceği’ şeklindeki hadisin anlamı, bir yoruma göre, önceden hidayet sahibi olmayan bir insanın kısa sürede Hz. Mehdi aracılığıyla hidayete ermesi ve İslam ahlakının yayılması için yararlı hale gelmesidir. (En doğrusunu Allah bilir.)

Hz. Mehdi’yi ve mücadelesini abartılı bir mistisizm içinde değerlendirmenin yanlış olduğunu, bize öncelikle Allah’ın Kuran’da bildirdiği ahlak göstermektedir. Ayetlerde, çoğu insanın peygamberleri insanüstü varlıklar olarak bekledikleri, oysa bunun yanlış olduğu haber verilir. Furkan Suresi’nde konu şöyle açıklanır:

Senden önce gönderdiklerimizden, gerçekten yemek yiyen ve pazarlarda gezen (elçi)lerden başkasını göndermiş değiliz. Biz, sizin kiminizi kimi için deneme (fitne konusu) yaptık. Sabredecek misiniz? Senin Rabbin görendir. Bize kavuşmayı ummayanlar, dediler ki: “Bize meleklerin indirilmesi ya da Rabbimiz’i görmemiz gerekmez miydi?” Andolsun, onlar kendi nefislerinde büyüklüğe kapıldılar ve büyük bir azgınlıkla baş kaldırdılar. (Furkan Suresi, 20-21)

Enbiya Suresi’nin 7 ve 8. ayetlerinde “Biz senden önce de kendilerine vahyettiğimiz erkekler dışında elçi göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, o halde zikir ehline sorun. Biz onları, yemek yemez cesetler kılmadık ve onlar ölümsüz değillerdi” denir. Bakara Suresi’nin 210. ayetinde ise “Onlar, bulut gölgeleri içinde Allah’ın (azabının) meleklerle onlara gelmesini ve (azap) emrinin gerçekleşmesini mi gözlüyorlar? Oysa bütün işler Allah’a döner” şeklinde buyrulmuştur. Tüm bunlar, Hz. Mehdi ve diğer ahir zaman konularının da akılcılıktan uzaklaşılarak incelenmesinin ve mistik bir boyutta düşünülmesinin doğru olmadığının işaretleridir. Hz. Mehdi “sebepler dairesinde”, yani doğal dünya şartlarında süren bir mücadele yönetecektir. Ancak bu mücadelede çok sabırlı olacağına ve son derece etkin yöntemler kullanacağına kuşku yoktur.

1-Hz. Mehdi Mücadelesine Kaç Yaşlarında Başlayacaktır?

Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde, Hz. Mehdi’nin mücadelesine başladığı yıllarda 30 ila 40 yaşları arasında olacağı haber verilmiştir:

Yaşı 30 ile 40 arasında olduğu halde gönderilecektir… Mehdi benim evlatlarımdandır. 40 yaşlarındadır. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 41)

40 yaşındadır. Diğer bir rivayete göre 30 ile 40 yaşındadır. (Kıyamet Alametleri, Berzenci, s. 16)

Mehdi benim neslimdendir. O 40 yaşındadır. Sanki yüzü parlak bir yıldızdır… (Mer’iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdisi “Fevaidu Fevaidi’l Fikr Fi’l İmam El-Mehdi El-Muntazar”)

2- Hadislerde Hz. Mehdi’nin Mücadelesi ve Kararlılığı Nasıl Anlatılmıştır?

Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde Hz. Mehdi’nin kullandığı yöntemlerin ve mücadele şeklinin alışılmışın dışında olacağı bildirilmiştir. Bu bilgilere göre, Hz. Mehdi çok etkili yöntemler kullanacak, her konuda başarılı sonuçlar elde edecektir. Bu başarısına karşılık, kendisine çok yoğun saldırılar olmasına rağmen bunlardan hiç etkilenmeyecektir. Bu konudaki bazı hadisler şöyledir:

İnsanlar hakka dönünceye kadar mücadelesine devam edecektir. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 23)

Fitneleri önlemenin kendisine zor gelmeyeceği ve öldürmenin de onu vazgeçiremeyeceği Ehli Beytime mensup birisi (Mehdi) sahip olmadan günler geceler bitmeyecektir. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 12)

Bunun yanısıra hadislerde Hz. Mehdi’nin “işi sıkı tutacağı”, “hesabı seri göreceği”, karşısına çıkan her engeli aşacağı anlatılmaktadır:

Mehdi işi sıkı tutacak. (Kıyamet Alametleri, s. 175)

Mehdi Doğu tarafından çıkacak. Karşısına dağlar bile dikilse onları ezip geçecek, o dağlarda kendisine yol bulacaktır. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 39)

Mehdi hesabını çok seri bir şekilde görecek ve vaadinden dönmeyecektir. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 24)

Muhyiddin Arabi ise, Hz. Mehdi’nin mücadelesinden şöyle söz eder:

Allah’ın bir Halifesi daha vardır ki, yeryüzü zulüm ve haksızlıklarla dolduğu zaman zuhur edecektir… Yeryüzünü adalet ve sükunetle dolduracaktır… Peygamber’in (s.a.v.) yolundan gidecektir… O hiç yanılmayacaktır. Çünkü onun görmediği yerde doğrultan bir meleği vardır… Dediğini yapacak, bildiğini söyleyecek; Allah ona o kadar güç verecek ki, bir gece içinde zulmü ve ehlini (fikren) ortadan kaldıracak. Dini ikame edecek (yerleştirecek), İslam’ı ihya edecek, önemsenmez bir hale geldikten sonra ona tekrar kıymet kazandıracak, ölümünden sonra onu diriltecek. Asrında cahil, bahil (başıboş) ve korkak olan bir adam hemen alim, cömert ve cesur olacak… (Muhyiddin-i İbn-i Arabi, Fütuhat’ül Mekkiye, 66. Bab)

İslam alimlerinin konuyla ilgili izahlarından da Hz. Mehdi’nin dikkat çekici ve farklı yöntemler kullanacağı anlaşılmaktadır. Örneğin Bediüzzaman, Hz. Mehdi için sık sık “acip (acayip) şahıs” ifadesini kullanır ki, bu da Hz. Mehdi’nin gerçekten oldukça dikkat çekici, o zamana dek görülmemiş metotlar kullanacağı anlamına gelir.

3- Hz. Mehdi Hakkında Olumsuz Propaganda Yapılacak mıdır?

Peygamberimiz (sav) devrinde İslam düşmanları, onu kötülemek için o devrin yayın organı sayılan şairleri kullanıyorlardı. Şairler, panayırlarda, çarşılarda Peygamber (sav) hakkında cahilce konuşmalar yapıyor ve çeşitli iftiralar atıyorlardı. Ahir zamanda da inkarcı kimseler Hz. Mehdi hakkında olumsuz propaganda yapacak, kendilerince halkın nazarında bu mübarek şahsın itibarını sarsmaya çalışacaklardır.

4- Hz. Mehdi Mücadele Yıllarında Zorluk ve Sıkıntıyla Karşılaşacak mıdır?

İnkar içinde olan toplumları uyarmak ve onları doğru yola davet etmek için gönderilen tüm elçiler, gönderildikleri kavimler tarafından yalanlanmış ve onların çeşitli itham ve iftiralarına maruz kalmışlardır. Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde Ehl-i Beyt’ten gelecek olan Hz. Mehdi’nin de bu gibi eziyet ve sıkıntılarla karşılaşacağı haber verilmiştir. Hadislerde Hz. Mehdi’nin başlangıç yıllarının sıkıntı ve zorluklarla dolu mücadele yılları olduğu anlatılmaktadır.

Mehdi, bizden, Ehl-i Beyt’tendir… Biz öyle bir ev halkıyız ki Allah bizim için ahireti dünyaya tercih etmiştir. Benim Ehl-i Beyt’im muhakkak benden sonra bela, kaçırılma ve sürgüne uğrayacaktır. Benden sonra Ehl-i Beyt’im bela ve mihnetlerle karşılaşacaklar ve tarda maruz kalacaklardır. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 14)

Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’in aşağıdaki hadisi de böyle bir durumu, “Hz. Mehdi’nin biat sırasında, kendisinin birçok kahr ve haksızlığa uğradığını insanlara açıklayacağını” haber vermektedir:

.. Mehdi, Resulullah’ın bayrağı ile, insanların başlarına bela üzerine bela yağdığı ve çıkışından ümit kesildiği bir sırada çıkar. İki rekat namaz kılar. Namazdan dönünce şöyle der: “Ey insanlar! Ümmet-i Muhammed ve bilhassa onun Ehl-i Beyti çok belalar gördü ve bizler kahr ve haksızlığa maruz kaldık.” (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 55)

Allah, Kuran’da birçok peygamberin kavimleri tarafından yalanlandıklarını, delilik ve büyücülük iftiralarına maruz kaldıklarını ve daha pek çok saldırı ve eziyetle karşılaştıklarını bildirmiştir. Elçiler tüm bu saldırılar karşısında sabretmiş, onlara en güzel şekilde cevap vermişlerdir:

Andolsun senden önce de elçiler yalanlandı… (Enam Suresi, 34)

… Ve elbette bize yaptığınız işkencelere karşı sabredeceğiz… (İbrahim Suresi, 12)

Sonra, ondan yüz çevirdiler ve dediler ki: “(Bu,) Öğretilmiştir, bir delidir.” (Duhan Suresi, 14)

İşte böyle; onlardan öncekiler de bir elçi gelmeyiversin, mutlaka: “Büyücü ve cinlenmiş” demişlerdir. (Zariyat Suresi, 52)

Fakat o, ‘bütün kişisel ve askeri gücüyle’ yüz çevirdi ve: “(Bu,) Ya bir büyücü veya bir delidir” dedi. (Zariyat Suresi, 39)

(Firavun) dedi ki: “Andolsun, benim dışımda bir ilah edinecek olursan, seni mutlaka hapse atacağım.” (Şuara Suresi, 29)

Ey iman edenler, Musa’ya eziyet edenler gibi olmayın… (Ahzab Suresi, 69)

Dediler ki: “Onun için (yüksekçe) bir bina inşa edin de onu çılgınca yanan ateşin içine atın.” (Saffat Suresi, 97)

Sonra onlarda (Yusuf’un iffetine ilişkin) delilleri görmelerinin ardından, mutlaka onu belli bir vakte kadar zindana atmak (görüşü) ağır bastı. (Yusuf Suresi, 35)

O inkar edenler, zikri (Kur’an’ı) işittikleri zaman, seni neredeyse gözleriyle devireceklerdi. “O, gerçekten bir delidir” diyorlar. (Kalem Suresi, 51)

5- Hadislerde Hz. Mehdi ve Cemaatinin İnkar Edenlerin Baskıları Karşısında Gösterecekleri Tavır Nasıl Anlatılmaktadır?

Hadislerde bildirildiği gibi, İslam ahlakının Hz. Mehdi vesilesiyle tüm insanlar arasında hakim olmasından önceki devrede Hz. Mehdi ve yardımcılarına çeşitli sıkıntılar isabet edecek, ancak daha sonra bu sıkıntılar Allah’ın izniyle ortadan kalkacaktır.

Yine Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde, Hz. Mehdi ve beraberindeki kimselerin, inkar edenlerin olumsuz propagandaları ve baskıları ya da yaşadıkları zorluk ve sıkıntılar karşısında kararlılıklarından hiçbir şekilde vazgeçmeyecekleri de haber verilmiştir:

Onlar Allah yolunda hiçbir kınayanın kınamasından, dedikodusundan korkmayan İslam ahalisidir. (Süneni İbni Mace-10-259)

6- Hadislere Göre, Hz. Mehdi İlk Başlarda Çalışmalarını Gizli mi Yoksa Açık Olarak mı Yürütecektir?

Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde, Hz. Mehdi’nin henüz halk tarafından tanınmadığı ilk dönemlerinde faaliyetlerini gizli olarak gerçekleştireceği bildirilmiştir:

Geceleri ibadetle meşgul olup, gündüzleri gizli olacak… (Ukayli “En-Necmu’s-sakıb fi Beyanı Enne’l Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Ale’t-Temam ve’l kamal”)

Hz. Mehdi’nin ortaya çıktığı dönem ahlaki dejenerasyonun çok ciddi boyutlara ulaştığı, inkar edenlerin din ahlakına ve inananlara karşı çok şiddetli bir düşmanlık besledikleri, gizli ve açık yoğun bir faaliyet içinde oldukları, çok çetin bir dönemdir. Böyle bir dönemde insanlardan gizli kalması ve tanınmaması, Hz. Mehdi’nin inkar edenlerin saldırılarından korunmasına vesile olacaktır.

Bu dönem, Hz. Mehdi’nin inkarcı ve müşrik sistemlerle çok büyük bir fikri mücadele yürüttüğü, din ahlakının yayılması için dünya çapında faaliyet yaptığı bir dönem olacaktır. İnsanların çoğunluğu tarafından tanınmaması, faaliyetlerinin ilk yıllarında Hz. Mehdi için çok büyük bir kolaylık sağlayacak, İslam ahlakının insanlar tarafından kabulünü de hızlandıracaktır. (En doğrusunu Allah bilir.)

7- Hadislerde Hz. Mehdi’nin Tebliğ Gücü Nasıl Tarif Edilmiştir?

Hz. Mehdi, kuru bir ağacı diktiğinde de ağaç hemen yeşillenip yapraklanacaktır. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 43)

O (Mehdi) kuru bir kamış ağacını kuru bir yere dikecek, anında yeşillenip yaprak verecek. (Kıyamet Alametleri, s. 165)

Mehdi bir yere kuru bir dalı diker ve dal yapraklanıp yeşillenir. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 67)

Bu hadisin işaret ettiği mana bir yönüyle şöyle olabilir:

Hz. Mehdi, ‘kuru bir ağaç’a benzetilen bir insana teveccühüyle ve onu irşad etmesiyle (doğru yolu gösterme); önceleri aynı kuru bir ağaç gibi etrafına faydalı olamayan böyle bir insanın, bu sefer yeşillenmiş ve meyve vermiş bir ağaç gibi etrafına, yani dinine ve bütün insanlığa faydalı hale geleceğine işaret edilmiştir. (En doğrusunu Allah bilir.) Aşağıdaki hadis-i şerifte de benzer bir şekilde; önceleri cahil, cimri ve korkak olan bir insanın, ahir zamanın büyük mürşidinin irşad ve tedrisiyle (ders vermesiyle) inşaAllah bilgili, cömert ve cesur bir hale geleceğine, adeta önceleri kuru ve faydasız olan bir ağacın yeşerip yaprak vermesi gibi şahsiyetini değiştireceğine işaret edilmiştir. (En doğrusunu Allah bilir.)

Asrında cahil, cimri ve korkak olan bir adam hemen alim, cömert ve cesur olacak. (Kıyamet Alametleri, s. 186)

İmam Rabbani Hazretleri de eserlerinde kendisine verilen gücü aynı benzetmeyle ifade etmektedir:

Allah-ü Taala, hidayet işinde; bana büyük bir güç verdi. O kadar ki: Kuru bir ağaca teveccüh (sevgiyle yönelsem) etsem; o kuru ağaç hemen filizlenir. (Mektubat-i Rabbani, 1/18)

8-Hz. Mehdi islam Ahlakının Dünyaya Hakim Olmasına Nasıl Vesile Olacaktır?

Allah’ın izni ile Hz. Mehdi İslam ahlakını ilmi çalışmalarıyla hakim edecektir. Hadislerde bildirildiği gibi Hz. Mehdi döneminde hiç kimsenin burnu kanamayacak, hiç kimse zarar görmeyecek, hatta uyuyan kişi dahi uyandırılmayacaktır. Bu da Hz. Mehdi’nin fikri bir mücadele yürüteceğini göstermektedir. Hz. Mehdi, fikren din ahlakına uygun olmayan akım ve sistemleri susturacak, ilmi çalışmayla İslam ahlakını hakim edecektir.

Zamanında ne bir kimse uykusundan uyandırılacak, ne de bir kimsenin burnu kanayacaktır. (El Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 42)

Mehdi, Peygamberin (sav) yolunda gidecek, uyuyan kişiyi uyandırmayacak, kan da akıtmayacaktır. (Kıyamet Alametleri, s. 163)

Mehdi… gayet sükunet içinde yürüyecektir. (Kıyamet Alametleri, s. 173)

9-Hz. Mehdi’nin Mücadelesi Ne Zamana Kadar Sürecektir?

Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde Hz. Mehdi’nin inkarcı felsefeleri fikri olarak tümüyle etkisiz hale getirerek İslam ahlakını tüm dünyaya hakim kılacağı bildirilmiştir.

Hz. Mehdi, Kuran ahlakını tüm yeryüzüne hakim kılana kadar fikri mücadelesine devam edecektir. Bir hadiste bu durum şöyle haber verilmiştir:

İnsanlar, hakka dönünceye kadar mücadelesine devam edecektir. (El Kavlu-l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 23)

10- Hadislerde İnsanların Hz. Mehdi’ye Nasıl Tabi Olacakları Bildirlmiştir?

Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde Hz. Mehdi döneminde insanların arıların kovanlarına gelip sığındığı gibi Hz. Mehdi’ye gelip sığınacakları haber verilmiştir:

Ebu Said Hudri Resulullah’tan rivayet ediyor:

Mehdi’nin izleyicileri ona sığınırlar, bal arılarının Kraliçe arıya sığındıkları gibi (onun yanında güven ve huzur bulurlar), o yeryüzünü adalet ve dürüstlükle dolduracaktır. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 11)

Hz. Mehdi tam manasıyla ortaya çıktığında, Hz. Muhammed (sav)’in bildirdiği şekil ve sureti, mücadelesi, yardımcıları ile ilgili bütün hadis-i şeriflerle uygunluk gösterecek, böylece bu konuda hiç kimsenin kalbinde en ufak bir şüphe ve tereddüt kalmayacaktır.

Harun Yahya

Hz. Mehdi’nin İman Nuru Tüm Dünyaya Yayılacaktır

Yazı kategorisi: Hz. Mehdi 1:45 pm yazan: Minik Kelebek

Hz. Mehdi’nin İman Nuru, Bir Işığın Aynadan Aynaya Yansıyıp Her Yere Yayılması Gibi Tüm Dünyaya Yayılacaktır

Peygamberimiz (sav) hadislerinde Hz. İsa ve Hz. Mehdi’nin çıkışından önce Müslümanların tembelleşeceğini, insanların gaflete dalarak Kuran ahlakından uzaklaşacaklarını bildirmiştir. Bu gaflet öyle bir dereceye varacaktır ki kimi insanlar Hz. Mehdi’nin gelişini, faaliyetlerine başladığını ve 300 kişi kadar az sayıdaki yardımcısıyla birlikte İslam adına büyük bir mücadele verdiklerini, inkarcıların fikir sistemlerini etkisiz hale getirerek dünyayı yerinden oynattığını dahi idrak edemeyeceklerdir. İnkar edenlerin ve Deccaliyet’in, Hz. Mehdi ve talebeleri gibi mübarek insanları ezmeye yönelik baskılarını fark edemeyecek kadar şiddetli bir gaflet ve perdelenme içerisinde olacaklardır. İşte Hz. Mehdi böyle bir gaflet ortamı varken çıkacak ve Hz. İsa’yla birlikte İslam ahlakının hakim olmasına vesile olacaktır.

Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde, Hz. Mehdi’nin çevresinde ona yardım eden, destek olan çekirdek bir grup olacağı ve bu grubun yaklaşık 300 kişiden oluşacağı bildirilmektedir. Hz. Mehdi gibi büyük bir mürşidin çevresinde, milyonlarla ifade edilen çok fazla insan bulunması gerekirken, bu sayının bu kadar sınırlı olmasının bir sebebi de yazı boyunca anlatılan korkular nedeniyle insanların Hz. Mehdi’ye destek olmaktan kaçınmalarıdır. Yardımcılarının sayısı az olacak, ancak Hz. Mehdi’nin ruhaniyeti tüm dünyayı kaplayacaktır.

Allah Kuran’da nurunu tamamlayacağını bildirmiştir. Nitekim Allah’ın dilemesiyle, İslam’ın gelişmesine, Kuran ahlakının yayılmasına yönelik çaba harcayan her insan, bilerek ya da bilmeyerek Hz. Mehdi’ye hizmet etmektedir. Dolayısıyla dünyada yapılan her faaliyet, aslında Hz. Mehdi’nin hizmetindedir. Bu yönde kitap hazırlayan, dergi ya da gazete çıkaran, yazı yazan, konferans veren her insan, istesin ya da istemesin Allah’ın takdiri üzere Hz. Mehdi’ye yardım etmekte, onu desteklemekte ve Hz. Mehdi’nin manevi önderliğinde İslam ahlakının hakimiyetine zemin hazırlamaktadır. Yaşanan küçük büyük her olay, Allah’ın kaderde dilediği gibi, Hz. Mehdi’nin manevi önderliğinde İslam ahlakının dünya hakimiyetinin gerçekleşmesinde çok önemli bir rol oynayacaktır. Yapılan her faaliyet, bilerek ya da bilmeyerek, istenerek ya da istenmeyerek bu sonuca ulaşılmasına destek olacaktır. Lehte yapılan faaliyetler kadar aleyhte yapılan tüm çalışma ve propagandalar da yine, Hz. Mehdi’nin ortaya çıkışına, tanınmasına, hizmetlerine güç katacaktır.

Hz. Mehdi’ye destek olan kişilerin sayıları azdır. Ancak Mehdiliğin gölgesi tüm dünyayı kaplamıştır. Tüm dünya farkında olmadan Mehdiliğin mantığına, bakış açısına, tebliğ yöntemine uyar, onun iman heyecanının etkisi altına girer. İmana olan eğilim ve imani heyecan, Hz. Mehdi’den talebelerine, talebelerinden çevrelerindeki insanlara, oradan da giderek tüm dünyaya dalga dalga yayılır. Bir kişi bir kitap okur, bir konuşmaya şahit olur ya da bir film seyreder; imanında bir heyecan artışı olur. Aldığı bu feyz ve imani heyecanla okuduklarını ya da dinlediklerini bir başkasına anlatır. O kişi de ondan aldığı imani feyzi bir başkasına aktarır. Bu şekilde, zincirleme bir etkileşim ile, iman heyecanı ve etkisi, sürekli artarak insanlar arasında hızla yayılır. Yahudilerden Hıristiyanlara kadar, dalga dalga dünyanın dört bir yanını kaplar. Bunun sonucunda ise tüm dünyada imani bir uyanış olur.

Dünya, bu imani heyecan ve feyzin kaynağını bilmez; imana karşı olan giderek artan bu eğilimin, Mehdiliğin feyzinden kaynaklandığının farkına varmaz. Oysa bu Mehdiliğin ve Hz. Mehdi’nin en önemli alametlerinden biridir.

Mehdiliğin, dalga dalga tüm dünyaya yayılan bu iman feyzinin kaynağını İslam alimleri, Hz. Mehdi’nin “Kutb’ul İrşad” (alemin gafletten uyanmasına, hidayetine ve doğru yola ulaşmasına vesile kılınan kimse, Hz. Resulullah Efendimiz (sav)’in gerçek varisi; O’nun ilmine, edebine, ruhları nur ile temizleme işine, kalpleri Allah’a çevirme mesleğine, nefisleri terbiye etme ve hayata denge verme sanatına varis olan büyük zat) ve “Kutb’ul Aktab” (alemin nizamı ile alakalanan, insanların doğru yolu bulmasına vasıta kılınan, zamanın en büyük mürşidi olan büyük zat) vasıflarından kaynaklandığını açıklamışlardır.

Günümüzde, tüm dünyada yaşanan bu imani uyanışın, feyz ve heyecanın her geçen gün arttığını gösteren pek çok gelişme meydana gelmektedir. Allah’ın, “Ve insanların Allah’ın dinine dalga dalga girdiklerini gördüğünde” (Nasr Suresi, 2) ayetiyle bildirdiği gibi, insanlar dalga dalga imana yaklaşmakta, Allah’a yönelmektedirler.

Dünya, bu imani uyanışın kaynağının, ve tüm dünyaya nasıl etki ettiğinin farkında değildir. Oysa ki bu imani diriliş, Hz. Mehdi’nin ortaya çıkışının çok yakın olduğunun en açık alametlerinden biridir. Çünkü tüm dünyayı saran bu iman heyecanının asıl çıkış noktası, Hz. Mehdi’nin nuru, iman heyecanı, feyzi ve bereketidir.

Bilindiği gibi, Hz. Mehdi’nin en büyük alametlerinden biri, bu mübarek şahsın Mehdilik iddiasıyla ortaya çıkmamasıdır. Çünkü Hz. Mehdi’nin kendini tanıtmaya ihtiyacı yoktur. Kaderinde bu görevi yapmakla görevlendirildiği için Allah onu insanlara imanının nuru, feyzi ve dünya çapındaki etkisi ile tanıtacaktır.

Kuşkusuz bu Allah’ın salih kullarına olan vaadinin ve yardımının bir tecellisidir. Allah’ın takdirinin önüne geçebilecek yoktur. Allah, İslam ahlakının tüm yeryüzünde yerleşik kılınmasını dilemiştir; Allah’ın izniyle bu büyük vaad gerçekleşecektir. Kuran’da Allah’ın dilemesiyle müminlerin üstün geleceği şöyle bildirilmiştir:

“Onlara yardım ettik, böylece üstün gelenler oldular. “ (Saffat Suresi, 116)

“Müşrikler istemese de, O, dini (İslam’ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O’dur. ” (Tevbe Suresi, 33)

Harun Yahya

Hz. Mehdi Hangi Şehirden Çıkacak?

Yazı kategorisi: Hz. Mehdi 1:43 pm yazan: Minik Kelebek

Ahir zamanda gelecek olan şahıslar ve bu dönemde yaşanacak olaylar insanlığın yüzyıllardır büyük merakla beklediği önemli konulardandır. Tüm dünyaya barış ve adalet getirecek bu dönemin önemli şahıslarının çıkacakları yerin Medine, Horasan, Kudüs, Şam veya İstanbul olduğuna dair pek çok değişik rivayet bulunmaktadır. Ancak özellikle Peygamber Efendimiz (sav)in hadislerinde ve İslam alimlerinin açıklamalarında, Hz. Mehdi’nin, Hz. İsa’nın ve Deccal’in çıkacağı yer konusunda üzerinde daha çok durulan üç ayrı şehir bulunmaktadır: Şam, Kudüs ve İstanbul

Ahir zaman, kıyamete yakın bir vakitte Kuran ahlakının tüm dünya üzerinde yaygın olarak yaşanacağı bir dönemdir. Geçmiş dönemlerde yaşanan adaletsizlikler, ahlaksızlıklar, baskılar, zulümler ve dejenerasyon bu kutlu dönemde ortadan kalkacak, her türlü sıkıntının yerini bereket, bolluk, zenginlik, barış ve huzur alacaktır. Teknolojide çok büyük gelişmeler yaşanacak ve bunlar tüm insanların hayrı ve rahatlığı için kullanılacaktır.

Hayatım elinde olan Allah’a yemin ederim ki Meryem oğlu (İsa Aleyhisselam)ın adil bir hakim olarak sizin içinize inmesi muhakkak yakındır. (Sahihi Müslim, 6/532)

Peygamber Efendimiz (sav)den nakledilen hadislerde ahir zamanın pek çok özelliği tarif edilmektedir. Bu dönemde, Allah, Hadi (hidayet veren) sıfatını taşıyan bir şahsı (Mehdi) vesile edecek, dinsiz felsefe ve ideolojileri ortadan kaldıracak ve dünyanın dört bir yanında devam eden zulüm ve kargaşayı sona erdirecektir. Mehdi’nin en önemli görevleri, din ahlakının Peygamberimiz (sav) dönemindeki şekliyle yaşanmasını sağlamak ve Kuran ahlakını insanlar arasında hakim kılmaktır.

Onun (Hz İsa’nın) zamanında yeryüzünde emniyet ve bereket olacaktır. (Meriy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdisi Feraidu Fevaidil Fikr Fil İmam El-Mehdi El-Muntazar)

Bununla birlikte, Kuranda ve Peygamberimiz (sav)in hadislerinde bildirildiği üzere, bundan iki bin yıl önce Allah’ın Kendisine yükselttiğini (Nisa Suresi, 158) bildirdiği Hz. İsa ahir zamanda yeryüzüne tekrar gelecek, Hz. Mehdi ile birlikte yeryüzünde barışın ve huzurun sağlanmasına Allah’ın izniyle vesile olacaktır.

Ahir zaman şahısları ve bu dönemde yaşanacak olaylar, yüzyıllardır insanlığın çok büyük bir merakla beklediği bir konudur. Ahir zaman Mehdisinin nereden çıkacağı, yaşanacak gelişmelerin merkezinin neresi olacağı konusunda pek çok hadis bulunmaktadır. İşte bu müjdeli zaman için Peygamberimiz (sav)in hadislerinde dikkat çekilen üç tarihi şehir vardır: Kudüs, Şam ve İstanbul.

Kudüs

Bu şehirlerden birincisi, üç semavi dinin özelliklerini taşıyan Kudüs’tür. Kudüs, Süleyman Tapınağı ile Yahudiler, Doğuş Kilisesi ile Hıristiyanlar, Mescid-i Aksa ve Kubbet-üs Sahra ile de Müslümanlar açısından önem taşıyan kutsal bir şehirdir. Bazı İslam alimlerinin Peygamberimiz (sav)in hadisleri doğrultusunda aktardıkları bilgilere göre Kudüs, ahir zamanda pek çok önemli olayın meydana geleceği önemli bir şehirdir. Bu konuda aktarılan bilgiler şu şekildedir:

Mehdi’ye Biat Etmek İçin Pek Çok Kişinin Kudüs’e Gitmesi

Bunun üzerine halife, hazinelerini de yanına alarak Mehdi’ye biat için Beytül Makdise (Kudüs’e) gelir. (Ali Bin Muttaki, Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri)

Hz. İsa’nın Kudüs’te Ortaya Çıkıp Hz. Mehdi ile Buluşması

Ebu Amr, Dani Süneninde Cabir b. Abdullah’tan tahric ettiler, dedi ki, Resulullah (sav) buyurdu: Tâ ki, İsa İbni Meryem, fecrin tuluu (gün doğumu)sırasında, Beytül Makdis’te Mehdi üzerine nüzul edene kadar, benim ümmetimden bir taife Hak üzere mücadele edecektir. O «İmam Mehdi der; ey Allah’ın Peygamberi geç öne bize namazı kıldır 0 (Hz. İsa) ise, Bu ümmetin biri diğerlerine emirdir der. (Ali Bin Muttaki, Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri)

Tabut-u Sekinenin Hz. Mehdi Tarafından Bulunup Kudüs’e Götürülmesi

Rumiyye (Roma)nın ve Kati beldesinin fethi 8,1 Huzeyfe h. Yumun; Mehdi kıssası ve Rumiyyenin fethi hakkında Resulullah (sav)- den rivayet etti, O şöyle buyurdu: Ve hazineleri de Beyt-ül Makdise götürülmek için alınır.

Ayrıca içinde sekine ve Beni İsrail’in sofrası, gerçek Tevrat levhaları, Hz. Musa’nın asası ve Hz. Süleyman’ın minberi ile Allah’ın Beni İsrail’e gönderdiği süt gibi beyaz renkli man (kudret helvası)dır iki ölçek bulunan tabutu da Beyt-ül Makdise getirirler. (Ali bin Muttaki, Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri)

Kudüs’teki Korkulu Günlerin Ardından Hz. Mehdi Lider Olacaktır

İbn-i Mace ve Ebu Nuaymın, Ebu Umameden rivayetine göre;

Resulullah (sav) Deccal’den bahsederken, Ümmü Şurayk, ahir zamanda Arapların nerede olacaklarını sordu. Bunun üzerine Resulullah (sav) de o gün Arapların az olacaklarını, Kudüs’ün korkulu olaylara sahne olacağını ve o günlerde Mehdi’nin ortaya çıkıp onlara lider olacağını bildirdi ve şöyle buyurdu:

Mehdi salih bir insandır. Sabah namazını kıldırmak için öne geçtiği bir sırada Meryem oğlu İsa Aleyhisselam (yeryüzüne) inecektir. Bunun üzerine imam (Mehdi), namazı onun kıldırması için geri geri çekilecek, fakat Hz. İsa Aleyhisselam, iki elini onun omuzları arasına koyacak ve şöyle diyecek: Sen öne geç ve namaz kıldır. Çünkü o senin için ikame olundu. Bu sözlerden sonra imamları (Mehdi) onlara namaz kıldıracaktır. (Meriy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdisi Feraidu Fevaidil Fikr Fil İmam El-Mehdi El-Muntazar)

Müslümanlar Hz. Mehdi’nin Önderliğinde Kudüs’te Toplanacaklardır

Ebu Ûmâmeden bir rlvâyetle de, Beytül-Makdiste Hz. İsa’ya namaz kıldıracak şahıs, İmam lafzıyla (sözüyle)şöyle anlatılmaktadır:

Rasulû Ekrem (sav) bize hitabede bulundular. Hitabelerinde şöyle buyurdular: Medine, körüğün demir tortularını temizleyip attığı gibi, pislikleri atar. Bugün kurtuluş günüdür diye, ilan edilir. Ümmü Şüreyk Ey Allah’ın Resulü! O gün Arablar nerede olacak? Rasulullah (sav): O gün, onların erkekleri Beytül-Makdisdedir. İmamları salih bir kimsedir. Onlara sabah namazı kıldırmaya geçtiğinde, Meryem oğlu İsa, ellerini imamın omuzlarının arasına koyar ve şöyle der: Namaz sana farz kılındı, buyur sen kıldır. İmamları onlara namaz kıldırır. (İbn Mace, fiten. B. 33. H. 4077)

Hz. Mehdi’nin Risalet ve Nübüvvet Elbiseleri Olması

Resulullah Efendimiz (sav)in;

…7 yıl hükümdarlık yapacak sözü ise İsa (a.s.) inmeden öncedir. Çünkü indikten sonra, hükümdarlık İsa (a.s.)ya geçer. Hiç şüphesiz Hz. İsa (a.s.) indikten sonra risalet elbisesini feshetse de nübüvvet elbisesini feshetmeyecek. (Kitap getiren peygamber olarak değil, Kurana tabi olan ve açıklayan bir elçi olarak gelecektir.)Onun tebliğ işaretleri ve makamının sancakları Mekke ve Medine harem-i şeriflerinde yükselecek daha sonra Peygamberimiz (sav)in yolculuk ancak, Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevi ve Mescid-i Aksaya yapılır hadis-i şerifi mucibince (gereğince) Kudüs’e gidecek… (Ali b. Sultan Muhammed el-Kari el-Hanefi Risaletül Meşreb elverdi fi mezhebil Mehdi)

Tabut-u Sekinenin Hz. Mehdi Tarafından Bulunması Sonucunda Yahudilerin Müslüman Olmaları

Hafız Ebu Abdullah Nuaym b. Hammad El-Fiten adlı kitabında Süleyman b. İsa’dan şöyle rivayet etmiştir: Tabutu sekine denilen kutsal sandık, Mehdi’nin eliyle Taberiye gölünden çıkarılacak ve Beyt-i Makdisin (Kudüs’teki Harem-i Şerifin) kapısı üzerine konulacaktır. Yahudiler bunu görünce, çok az müstesna olmak üzere Müslüman olacaklar. (Ukayli En-Necmus-sakıb fi Beyanı Ennel Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Alet-Temam vel kamal)

Şam

Bazı İslam alimlerinin yorumlarına göre ise Hz. Mehdi Şamdan çıkacaktır. Ancak bilindiği gibi Şam bölgesi, sadece Suriye’nin başkenti olan Şam şehri ile sınırlı değildir. Şam, Arapçada kelime manası olarak sol anlamına gelir ve eskiden beri Hicaz bölgesinin (Mekke ve Medine şehirlerinin bulunduğu bölge) sol tarafında kalan ülkeleri ifade eder.

Bu konuda hadislerde geçen bilgiler şu şekildedir:

Şam’ın Peygamberler Diyarı Olması

İbnu Amr İbnil-As radıyAllahu anhüma anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: Bir hicretten sonra bir hicret daha olacak. Arz (dünya)ehlinin hayırlılarına Hz. İbrahim’in hicret ettiği yer (Şam) gereklidir. Arzda, (dünya)ahalisinin (halkının)şerirleri (kötüleri)kalır. (Ebu Davud, Cihad 3, 2482)

Müslümanların Emin Bir Belde Olan Şam’a Sığınmaları

Ebud-Derdâ radıyAllahu anh anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

Mûtadaki savaş sırasında Müslümanların sığınağı, Şam şehirlerinin en hayırlısı olan Dımeşk denen şehrin yakınındadır. (Ebu Dâvud, Melâhim 6, (4298), Sünnet 9, 4639)

Acem Diyarından Gelen Bir Kralın Şam Hariç Her Yerde Hakimiyet Kurması

Abdurrahman İbnu Süleyman anlatıyor: Acem krallarından bir kral gelecek, Dımeşk hariç bütün şehirler üzerinde hakimiyet kuracak. (Ebu Davud, Sünnet 9, 4639)

Mesih Deccal’in Şam Civarında Helak Olması

Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: Mesih Deccal, doğu tarafından gelir. Kasdı Medine’dir. Uhud’un arka tarafına iner. Derken (Medine’yi bekleyen) melekler, onun yüzünü Şam tarafına çevirirler ve orada helak olur. (Müslim, Hacc 485, 486, 1379, 1380)

Süfyani’nin Şam Civarından Çıkması

Hadis-i şeriflerde Mehdi’nin düşmanları olarak birkaç isim zikredilmektedir. Süfyani ve Deccal bunlardandır. Süfyani’nin en önemli özelliği, Mehdiyi engellemeye çalışmasıdır. Peygamberimiz (sav)in bir hadisinde ise Süfyani’nin Şam civarından çıkacağı şu şekilde haber verilmiştir:

Hz. Ali (ra)dan rivayete göre;

Süfyani, Halid b. Yezid b. Ebu Süfyan’ın neslinden bir adamdır. İri cüsselidir. Yüzünde çiçek hastalığı izi vardır. Gözünde beyaz bir leke vardır. Şam tarafından çıkacaktır. Kendisine tabi olanların çoğu Ben-i Kelb kabilesinden olacaktır. Çocukları ve hatta kadınların karınlarındaki bebekleri bile öldürür. -El-Hakim Müstedrek de tahric etmiştir. (Meriy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdisi Feraidu Fevaidil Fikr Fil İmam El-Mehdi El-Muntazar)

Deccal’in Şam ile Irak Arasından Çıkması

Nevasi b. Semandan rivayete göre, Resulullah şöyle buyurmuştur;

Şüphesiz ki, o (Deccal), kıvırcık saçlı ve donuk gözlü bir gençtir. Sanki ben onu Abdül-Uzzaya benzetiyorum. Sizden kim onun zamanına yetişirse, ona karşı Kehf Suresinin baş tarafını okusun. O, Şam ile Irak arasında bir yerden zuhur edecektir. (Ukayli En-Necmus-sakıb fi Beyanı Ennel Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Alet-Temam vel kamal)

Hz. Mehdi’nin Yardımcılarının Şam-Yemen-Küfe Civarından Olması

Ve yine Kabın rivayetine göre Katade şöyle demiştir;

“Mehdi insanların en hayırlısıdır. Onun yardımcıları ve ona biat edenler Küfe, Yemen ve Şam diyarının ileri gelenleridir. Onu sunan Cebrail, sevkeden Mikail’dir. (Ali b. Sultan Muhammed el-Kari el-Hanefi Risaletül Meşreb elverdi fi mezhebil Mehdi)

Hz. İsa’nın Şam’daki Beyaz Camiye İnip Orada Hz. Mehdi ile Buluşması

Nafi İbni Keysan (R.A), babasının şöyle dediğini rivayet etmiştir. Peygamber (sav)in şöyle buyurduğunu işittim: Meryem’in oğlu İsa Dimeşk (Şam-ı şerif)de beyaz minarenin yanına inecektir. (Müslim, Fiten:20, No:293-110, 4/2253, Ebu Davud, Melahim:14r No:4321, 2/520, Taberani, Mucem-i Kebir:440,19/196,590, 1/217, Buhari, Tarih-i Kebir. 1002,7/233)

İnsanlar sabah namazında iken, Hz. İsa Şama inecek; İmam Mehdi, Hz. İsa’yı görünce geri çekilecek. Hz. İsa ise, onu öne geçirip arkasında namaz kılacaktır. (Buhari. Enbiya. B. 49, Saati. H 232. C, 24 s, 89)

Hz. Huzeyfe’nin anlattığına göre, Resulullah Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur:

… (Mehdi) Şama gidecek ve dalları, Taberiye Gölüne doğru uzayan bir ağacın altında Süfyani’yi yok edecektir. (Ukayli En-Necmus-sakıb fi Beyanı Ennel Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Alet- Temam vel kamal)

İstanbul

Hadislerde dikkat çekilen bir başka önemli şehir ise, o dönemde Konstantiniyye ismine sahip olan İstanbul’dur.

Konstantiniyye: İslam dünyasında İstanbul şehri için kullanılmış isimlerden biridir. (Büyük Lugat, Türdav)

Peygamberimiz (sav)in pek çok hadisinde, Hz. Mehdi’nin Konstantiniyye’yi manevi anlamda fethedeceği bildirilmektedir. Bu konudaki hadislerden bazıları şöyledir:

Hz. Mehdi’nin İstanbul’u Manen Fethetmesi

Naim b. Hammad, Cafer’den tahric etti:

Allah Teala onun (Mehdi’nin) elindeki Konstantiniyye’nin manen fethini müyesser (kolay)kılar. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 56)

Naim b. Hammad, Ebu Said el-Hudriden tahric etti; Peygamberimiz (sav) buyurdu ki:

(Mehdi’nin) zamanında uykuda olan uyandırılmaz ve bir damla kan bile akıtılmaz. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 11)

Hz. İbni Amrdan (r.a.) rivayet edilmiştir: Peygamberimiz (sav) buyurdu ki: Ey Ümmet! Altı şey vardır ki; onlar olmadan kıyamet kopmaz (altıncısı) medinenin (şehrin)fethi.

-Denildi ki: Hangi medine? (Hangi şehir?)

-Buyurdu ki: Konstantiniyye.

Bu Konstantiniyye’nin Mehdi tarafından yapılacak fethidir. (Kıyamet Alametleri, 204 Ramuz-el Ehadis, 296)

Ikdid-dürer isimli eserde şöyle geçer:

Konstantiniyye’nin yedi suru vardır. O Rum denizine dökülen Haliç üzerinde kurulmuştur. Denizi Rum illerine ve Endülüs’e doğru uzanır gider. (Kıyamet Alametleri, 181)

Hz. Mehdi’nin Beraberinde Kutsal Emanetlerle Çıkması

Abdullah b. Surefeden rivayet edildi ki:

Mehdi’nin beraberinde süslenmiş bir halde Peygamberimiz (sav) in bayrağı olacaktır. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 65)

Peygamber (sav)in softan bayrağı ile çıkacaktır. O bayrak dört köşeli olup dikişsizdir ve rengi de siyahtır. Onda bir hicr (hale) bulunur. O, Resulullah (sav)in vefatından beri açılmamış olup Mehdi çıkınca açılacaktır. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 23)

Hz. Mehdi’nin Konstantiniyye’yi İmar Etmesi

Mehdi Konstantiniyye ve diğer beldelerin imarına çalışır. (El-Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 42)

Bediüzzaman Said Nursi’nin Bu Konudaki Görüşleri

Ahir zaman hakkındaki rivayetlerin merkez noktasını Mehdi’yet teşkil etmektedir. Dolayısıyla ahir zamandaki önemli olayların çoğu Mehdi’yet etrafında gelişir. Ancak daha önce de belirttiğimiz gibi, bu olayların yerleri hakkında farklı farklı rivayetler mevcuttur.

Bediüzzaman Said Nursi, bu konuya şu şekilde açıklık getirmiştir:

Şimdi, Hz. Mehdi gibi eşhasın (kişilerin)hakkındaki rivayetin ihtilafatı (haberlerin farklılığı) ve sırrı şudur ki: Ehadisi (hadisleri) tefsir edenler (açıklayanlar), metn-i ehadisi tefsirlerine (hadis metinleri hakkındaki açıklamalarına)ve istinbatlarına tatbik etmişler (kendi anlayışlarına göre açıklamışlardır). (Şimdi Hz. Mehdi gibi zatlar hakkında farklı haberlerin olmasının sebebi şudur; Hadisleri tefsir edenler hadis metinlerini kendi anlayışlarına ve ufuklarının genişliğine bağlı olarak yorumlamışlardır). Mesela: Merkez-i saltanat o vakit Şam’da veya Medine’de olduğundan, vukuat-ı Hz. Mehdi’ye veya Süfyaniyye’yi merkez-i saltanat civarında olan Basra, Kufe, Şam gibi yerlerde tasavvur ederek öyle tefsir etmişler.” (Mesela Yönetim merkezi o zaman Şam kentinde veya Medine kentinde olduğundan Hz. Mehdi veya süfyanla ilgili olayların yönetim merkezi (veya başşehir) civarında olan Basra, Kufe, Şam gibi yerlerde zannederek öyle yorumlamışlar) (Sözler, 359)

Bir başka yerde de Bediüzzaman konuyu şöyle açıklamıştır:

“Merkez-i Hilafet eski zamanda Irak’da, Şam’da ve Medine’de bulunduğundan raviler kendi içtihatlarıyla daimi öyle kalacak gibi mana verip, (Hilafetin merkezi (yönetim veya idari merkez) eskiden Irakta, Şam’da ve Medine’de bulunduğundan haberleri (hadisleri) aktaranlar kendi yorumlamalarıyla sanki hep öyle kalacakmış gibi anlamlandırıp) “Merkez-i Hilafet-i İslamiye” yakınlarında tasvir etmişler, Halep ve Şam demişler. Hadisin mücmel haberlerini kendi içtihatlarıyla tavsil etmişler.” (Yönetim merkezi yakınlarında olarak kurgulamışlar, Halep ve Şam demişler Hadisteki kısaltılmış öz anlatımı bu şekilde kendi anlayışlarına göre açıklamış, izah etmişler.) (Şualar, 492)

Rivayetlerde farklı şehirler geçse de, ahir zaman olaylarının vuku bulduğu yerle ilgili rivayetlerin ortak noktası, bu olayların Peygamberimiz (sav)in iki sancağı, kılıcı ve gömleği ile diğer mukaddes emanetlerinin de bulunduğu Hilafet Merkezi’nde gerçekleştiğidir. Bediüzzaman’ın üstteki ifadelerinden de anlaşıldığı gibi, ahir zaman hadislerini aktaran alimler, ahir zaman olaylarını kendi dönemlerindeki hilafet merkezlerini esas alarak aktarmışlardır. Aynı zamanda Mehdi’nin çıkacağı yer hakkında, her alim kendi zamanının Hilafet Merkezi olan Irak, Şam, Kufe, Medine gibi şehirleri belirtmiştir. Mehdi’nin çıkış yeri hakkında rivayetlerin farklı olmasının sebebi de budur. Çünkü bu ravilerin içtihatları (bilgileri, (hadis) aktaranların görüşleri) zamanla çeşitli rivayetlere katılarak (aktarıcılarınınkiyle karışarak) günümüze dek ulaşmıştır. Nitekim Peygamber Efendimiz (sav)den günümüze kadar Halifelik Merkezinin bulunduğu yer, Şam, Halep, Küfe, Mekke ve en son İstanbul olmak üzere pek çok kez değişmiştir.

Günümüz Yazarlarının Bu Konudaki Görüşleri

Ahmet Muhsin Meriç

Günümüz yazarlarından Ahmet Muhsin Meriç, değerli İslam alimi Akşemseddin’den alıntı yapmakta, Risalet-ül Nuriyede Hz. Mehdi’nin İstanbul’u ikinci defa fethedeceğini söyleyerek bu düşünceye katılmaktadır:

Akşemseddin der ki İstanbul’u önce Mehmed fethedecek, daha sonra da Mehdi İstanbul’u tekrar fethedecek. (Risaletün- Nuriye, Akşemseddin, A. İhsan Yurd, İstanbul, 1972)

Mustafa Kaplan

demek Risale-i Nurun asıl sahipleri olan Hz. Mehdi ve talebeleri gelince Bediüzzaman Hazretlerinin 1911 senesinde müjde verdiği Osmanlı ülkesinden çıkacak büyük bir parlak nur haberi inşaAllah madde aleminde de gerçekleşecektir. Zaten aşağıda, Emirdağ Lahikasından aldığım pasajın (Emirdağ Lahikası, c.2, s.108) son cümlesine bakan, bunu anlamakta tereddüt etmez.

Diyor ki belki inşaAllah, o görüş, yüz sene sonra nurların ektiği tohumların sümbüllenmesi ile aynen o geniş daire nur dairesi olacak, onun yanlış tabirini sahih gösterecek. (Emirdağ Lahikası, c.2, s.108)

Üstadın yanlış tabir ettiğini söylediği konuşmanın üzerinden yüz sene geçmesi için şurada ne kaldı Mana gözü açık olanlar, söylenenlerin tahakkuku için fazla bir zaman kalmadığını görmekte gecikmezler. (07-02-2000, Akit Gazetesi)

Şaban Döğen

Mehdi ve Deccal kitabından;

Başka bir hadis-i şeriften ise şunu öğreniyoruz: Doğudan birtakım insanlar çıkacak ve Mehdi’ye zemin hazırlayacaklar. Yani Hz. Mehdi onlar arasında hükümran olacaktır. (İbni Mace, Kitab-ül Fiten: 35 4088)

Seyyid Ahmed Hüsameddin (r.a.) İstihraçnamesinde Mehdi’nin doğuş yeriyle ilgili şöyle bir not düşmüştür:

Müslümanlardan bir zat gelecek, bu zatın şerefi Kafkasya’nın en uludağından etrafa güneşin şuaı (ışıkları) gibi şulenisar olacaktır. (ışıltılar saçacaktır.) (Osman Yüksel Serdengeçti, Mabedsiz Şehir, Serdengeçti Neşriyatı: VI, s.107)

Bütün bunlar, Hz. Mehdi’nin yoğun faaliyetini Türkler içerisinde yürüteceğini göstermektedir. (Osman Yüksel Serdengeçti, Mabedsiz Şehir, Serdengeçti Neşriyatı: VI, s. 172)

Hüseyin Hatemi

Hüseyin Hatemi, yazmış olduğu İnsanlık ve Sevgi Dini: İslam kitabının bir bölümünde; Hazreti Musa’nın; Allah tarafından bildirilerek kendisinden bir bilgi boyutu açısından daha yüksek derecede olmasına rağmen halka resul elçi olarak gönderilmeyip gizli kalmış bulunan bir nebiyi, halk arasında anılan adı ile Hızırı görmek için çıktığı yolculukta Mecmail-bahreyn (iki denizin birleştiği yer), hem iki denizin kavuştuğu bir yer olmalı, hem de bu terim ile Musa ile Hızırın buluşmasına işaret edilmiş olmalıdır. Bu olaylar da büyük bir ihtimalle İstanbul civarında ve İstanbul’da geçmiştir. İstanbul kelimesi, sonradan yapılan tahrifler bir yana bırakılırsa, Beykoz’da bugünkü Yuşa Tepesi civarında şehri kuran Fenikelilerden beri şehrin Sami dillerinde karşılığı olan Mecmaul Bahreynin Yunanca karşılığıdır. Isthyme-pole; iki deniz arası şehri demektir. İlerideki mirasçılık haklarının korunmasında da herhalde Mesih ve annesi bu şehirde doğacak olan Mehdi’ye işaret vardır. (Hüseyin Hatemi, İnsanlık ve Sevgi Dini: İslam, s.107, Birleşik Yayıncılık, 1998)

Sonuç

Yazı boyunca incelediğimiz gibi, Peygamberimiz (sav)in hadislerinde, ahir zaman şahısları ve onların etrafında gerçekleşecek olayların merkeziyle ilgili olarak çoğunlukla bu üç şehir üzerinde durulmaktadır.

Ancak bu şehir her neresi olursa olsun, Hz. Mehdi’nin zuhuru ve Hz. İsa’nın yeryüzüne tekrar gelişi çok yakındır. Bu kutlu şahısların vesile olmasıyla, Allah’ın izniyle, yeryüzündeki tüm kötülükler ortadan kalkacak ve Peygamberimiz (sav)in cennet benzeri özelliklerle tasvir ettiği Altınçağ başlayacaktır. Bu dönemde Kuran ahlakı tüm incelikleriyle yaşanacak ve Yüce Allah’ın Kuranda güzellik yapan insanlara vaat ettiği barış yurduna kavuşulacaktır.

Böylesine önemli bir dönemin eşiğinde Müslümanlara düşen en önemli sorumluluk ise, tüm inananları bu konuda müjdelemek ve bu kutlu şahıslar gelmeden önce en güzel hazırlığı yapabilmek için çaba sarf etmektir.

Harun Yahya

Hz. Mehdi Döneminde Yaşanacak Güzel Hayat

Yazı kategorisi: Hz. Mehdi 1:41 pm yazan: Minik Kelebek

Altınçağ, Peygamber Efendimiz (sav)’in müjdelediği gibi cennetin dünyadaki bir müjdesi, Allah’ın müminlere bir lütfudur. Bolluğuyla, bereketiyle, insanlara sağlayacağı her türlü konforuyla ve huzur dolu ortamıyla her Müslümanın ulaşmak isteyeceği bu dönem, iman eden insanlar için dünya hayatında çok üstün bir mükafattır.

Peygamber Efendimiz (sav)’in hadislerinde kıyamete yakın bir zamanda yaşanacak olan ahir zaman hakkında çok detaylı bilgiler ve işaretler yer almaktadır. Peygamberimiz (sav)’in verdiği bilgilere göre, bu dönemde birbiri ardınca pek çok önemli olay gerçekleşecektir. Ahir zamanın ilk devresinde dünyada büyük bir bozulma ve karmaşa hüküm sürecek, ikinci aşamada ise gerçek din ahlakının yaşanmasıyla birlikte yeryüzünde barış ve huzur hakim olacaktır.

Ahir zamanın ilk aşamasında, Yüce Allah’ın varlığını kabul etmek isteme- yerek ateizmi ve dinsizliği telkin eden birtakım felsefi sistemler nedeniyle, insanlar arasında büyük bir dejenerasyon yaşanacaktır. İnsanlık yaratılış amacından uzaklaşacak, bunun sonucunda büyük bir manevi boşluk ve ahlaki bozulma oluşacaktır. Büyük felaketler, savaşlar ve acılar yaşanacak ve tüm insanlar bu sıkıntılara son verebilmek için, “Nasıl kurtuluruz?” sorusunun cevabını arayacaklardır.

Peygamberimiz (sav)’in hadislerindeki, ahir zaman alametleri olarak bildirilen bu gelişmelerin pek çoğu, günümüzde birebir haber verildiği şekilde gerçekleşmiştir. Son zamanlarda yeryüzünde savaş ve çatışmaların, terör, şiddet, anarşi ve kargaşanın, katliamların, işkencelerin giderek artmış olması ise, yine ahir zamanın ilk döneminin yaşanmakta olduğunun bir göstergesidir.

Peygamberimiz (sav)’in hadislerindeki bilgilere göre Allah, bu karanlık dönemin ardından insanları ahir zamanın karmaşasından kurtaracak ve büyük bir kurtuluşa ulaştıracaktır. Allah, güzel ahlaktan uzaklaşan insanları, dejenerasyona uğrayan toplumları doğru yola iletmek için “Mehdi” yani “doğruya götüren” sıfatını taşıyan üstün ahlaklı bir kulunu vesile kılacaktır. Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde ve İslam alimlerinin açıklamalarında Hz. Mehdi’nin bu doğrultuda üç büyük sorumluluk üstlendiği bildirilmektedir. Hz. Mehdi öncelikle Yüce Allah’ın varlığını kabul etmek istemeyen ve dinsizliği destekleyen felsefi sistemlerin fikri olarak çürütülmesini sağlayacaktır. Diğer yandan İslam’ı, Kuran’da ve Peygamberimiz (sav)’in sünnetinde bildirildiği şekilde özüne döndürecektir. İslamiyet’i tüm bozulmalardan, hurafelerden arındırarak gerçek Kuran ahlakının yaşanmasını sağlayacaktır. Ahir zamanın ilk döneminde insanlığın içerisinde bulunduğu tüm karışıklıklara, toplumsal sorunlara, sosyal sıkıntılara çözüm getirecek, tüm yeryüzüne barış, huzur, mutluluk ve güzel ahlakın hakim olmasına vesile olacaktır.

Hz. Mehdi ile aynı dönemde yeryüzüne ikinci kez gelecek olan Hz. İsa ise, özellikle Hıristiyan ve Yahudi dünyasına hitap edecek, onları içine düştükleri hurafelerden sıyrılıp Kuran ahlakını yaşamaya çağıracaktır. Hıristiyanların Hz. İsa’ya uymasıyla birlikte İslam ve Hıristiyan alemi tek bir inançta birleşecek ve dünya “Altınçağ” adı verilen büyük bir barış, güvenlik, mutluluk ve refah dönemi yaşayacaktır.

İnsanların asırlardır özlemini duydukları bu kutlu dönem, hadislerin işaretlerine göre yarım yüzyıldan fazla sürecek ve Peygamberimiz (sav)’in zamanında yaşanan “Asr-ı Saadet” benzeri bir dönem olacaktır. Altınçağ’da yaşam o denli güzel olacaktır ki, tüm insanlar bu dönemde yaşamış olmayı isteyeceklerdir. Zamanın nasıl geçtiğinin farkına varmayacaklar, bu güzelliklerden daha fazla yararlanmak için Allah’tan ömürlerinin uzatılmasını temenni edeceklerdir. Altınçağ’a duyulan bu özlem Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde şöyle bildirilmiştir:

Onun zamanında, büyükler “Keşke ben küçük olsaydım”, küçükler de “Keşke ben büyük olsaydım” diyeceklerdir (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, sf. 48) (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 17) .

Naim b. Hammad, İbni Abbas’dan tahric etti ki:

Hz. Mehdi Bizim Ehli Beyt’ten bir gençtir. İhtiyarlarımız ona yetişemeyecek, gençlerimiz ise onu ümid edeceklerdir (Ahir zaman Mehdisinin alametleri, Celalettin Suyuti, s. 23) .

Zamanı o kadar adil olacak ki, kabirdeki ölüler dirilere imrenecektir (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 22) …

Peygamberimiz (sav) hadislerinde, insanların dünyada ve ahiretteki kurtuluşlarına vesile olacak çok kıymetli bir insan olan Hz. Mehdi’ye tabi olunmasını bildirmiş ve onun döneminde yaşanacak tüm bu hayırlara işaret etmiştir:

İbni Ebi Şeybe ve Naim b. Hammad Fiten isimli eserde, İbni Mace ve Ebu Naim ise İbni Mes’ud’dan tahric ettiler. O dedi ki:

… O (Mehdi) arza sahip olur ve kendisinden önce baskı ve zulümle dolu olan arzı adaletle doldurur. Sizden O’na kim yetişirse, kar üzerinde sürünerek dahi olsa gelsin, O’na katılsın. Zira O Mehdi’dir (Ahir zaman Mehdisinin alametleri, Celalettin Suyuti, s. 14) .

İnsanlar, Allah’ın Kuran’da inanan kullarına müjdelediği güzelliklerin hepsini bu dönemde yaşayabileceklerdir. Allah bir Kuran ayetinde iman eden müminleri dünyada da güzel bir hayatla yaşatacağını şöyle bildirmektedir:

Erkek olsun, kadın olsun, bir mümin olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz Biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz. (Nahl Suresi, 97)

Altınçağ’da Yeryüzü Adaletle Dolup Taşacaktır

Allah Kuran’ın “Ey iman edenler, adil şahidler olarak, Allah için, hakkı ayakta tutun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın. Adalet yapın. O, takvaya daha yakındır. Allah’tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır.” (Maide Suresi, 8) ayetiyle iman sahiplerine adaletli davranmalarını bildirmiştir. İnsanlar arasında hiçbir ayrm gözetmeden, sadece haktan ve doğrulardan yana, katıksız bir adalet, Kuran ahlakının bir gereğidir. Ancak Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde bildirildiği üzere, ahir zamanda insanlar Kuran’da bildirilen bu ahlaktan uzaklaşacak, adaletsizlik yeryüzüne alabildiğine hakim olacaktır. Nitekim günümüzde dünyanın dört bir yanında süregelen çatışmalar, savaşlar, öldürülen, sakat kalan, evlerinden yurtlarından sürülen, yüzlerce kilometre yolu yürüyerek barınacak yer arayan mültecilerin, sokaklarda yaşayan kimsesiz çocukların, yardıma ve bakıma muhtaç, kimsesizliğe terk edilen yaşlıların durumu adaletin gereği gibi uygulanmadığının açık bir göstergesidir.

Ancak Hz. Mehdi’nin ortaya çıkışıyla birlikte yeryüzünde hüküm süren bu durum sona erecek, tüm dünyada benzeri görülmemiş bir adalet ortamı sağlanacaktır. Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde Hz. Mehdi döneminde yaşanacak olan bu adil ortam şöyle haber verilmektedir:

…Şu ümmetin Mehdi’si Hasan ve Hüseyin’dendir. Dünya hercü merc içinde kaldığında, fitneler zuhur ettiğinde, yollar kesildiğinde, bazıları bazısına hücum ettiğinde, büyük küçüğe merhamet etmediği, büyük büyüğe vakarlı davranmadığında; Allah, bu sırada, onlardan adavetin (düşmanlığın) kökünü kazıyarak dalalet kalelerini fethedecek ve evvelce benim ayakta tuttuğum gibi, ahir zamanda dini ayakta tutacak, önceden zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracak birini gönderecektir (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 12) .

Dünya hayatının bir günü kalsa Allahü Teala o günü uzatır, benim ehli beytimden bir adam gönderir. Onun ismi benim ismim gibidir. Babasının ismi babamın ismi gibidir. Zulüm ve kötülükle dolmuş dünyayı, adalet ve dürüstlükle dolduracaktır ((Ebu Davud. Tirmizi.) (Büyük Fitne Mesih Deccal, Saim Güngör, Pamuk Yayınları, s. 80) Ebu Davud ve Tırmizi / Büyük Hadis Külliyatı, Rudani 5.Cilt, s. 365) .

Onun adaleti her yeri kaplayacak ve insanlar arasında Hz. Peygamberin sünnet-i seniyyesi ile muamele edecektir (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 20) .

Dünyanın Pek Çok Yerine Hakim Olan Savaş, Terör, Çatışma ve Anarşi Ortamı Hz. Mehdi Döneminde Son Bulacaktır

Geride bıraktığımız 20. yüzyıl “Savaşlar Yüzyılı” olarak anılmaktadır. İçinde bulunduğumuz 21. yüzyıl da yine savaşlar ve terör olayları ile başlamıştır ve halen de bunlar dünyanın dört bir yanında devam etmektedir. Günümüzde hiçbir ülke terör saldırılarından yana güvende değildir. Avrupa’dan Amerika’ya, Asya’dan Afrika’ya kadar dünyanın dört bir yanında terörist bombalamalar, kundaklamalar, uçak kaçırmalar, rehin almalar, iç çatışmalar, masum ve sivil insanları hedef alan terörist saldırıların yanısıra günlük hayatta karşılaşılan bireysel şiddet olayları da büyük bir hızla devam etmektedir. Bugün ABD’den Angola, Uganda, Nijerya gibi Afrika ülkelerine; İngiltere, İspanya, Fransa gibi Avrupa ülkelerinden Sri Lanka, Tayland, Japonya gibi Asya ülkelerine; Ortadoğu ülkelerinden Latin Amerika’ya kadar birçok ülkede terör binlerce insanın canını yakmakta ve çok büyük maddi kayıplara neden olmaktadır. İnsanlar terörizmle, evlerinde otururken, bir sinemada film izlerken, bir alışveriş merkezinde dolaşırken, otobüste yolculuk ederken ya da işyerlerinde çalışırken hiç beklemedikleri bir anda karşılaşmaktadırlar. Terörizmin evlerine kadar girmiş olması, doğal olarak insanlarda büyük bir tedirginlik, korku ve endişeli bir bekleyiş oluşturmaktadır. İnsanlar kalabalık ortamlara girmekten, toplu taşıma araçlarını kullanmaktan çekinmekte, günlük hayatlarını yaşayamaz hale gelmektedirler. Kısacası terörizm, tüm dünyaya büyük yıkım getirmekte, insanların hayatları üzerinde çok olumsuz etkiler oluşturmaktadır. Peygamberimiz (sav), hadislerinde ahir zamanda yaşanacak bu ortamı şöyle tarif etmektedir:

… Sonunda da belalar, fitneler ve hoşlanmayacağınız birçok kötü işler isabet edecektir. Arka arkaya öyle fitneler gelir ki, sonra gelen gittikçe daha büyük olduğu için önce geleni ince ve hafif bırakır (İmam Şa’rani, Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 394-395, no. 733) .

Ancak yine Peygamberimiz (sav)’in müjdelerine göre, bu korku ve şiddet dolu karanlık dönemin ardından Allah Hz. Mehdi vesilesiyle tüm insanlığı büyük bir kurtuluşa ulaştıracaktır. Yeryüzündeki tüm fitneler, savaşlar, katliamlar, terör, şiddet ve anarşi eylemleri son bulacak; yerini aydınlık, barış ve huzur dolu bir döneme bırakacaktır. Hadislerde Hz. Mehdi’nin “fitneleri önleyeceği” şöyle bildirilmektedir:

Fitneleri önlemenin kendisine zor gelmeyeceği ve öldürmenin de onu vazgeçiremeyeceği Ehli Beytime mensup birisi sahip olmadan günler ve geceler bitmeyecektir (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 12) …

Tozlu, dumanlı karanlık bir fitne görülecek, bunu diğerleri takib edecek, ta ki Ehli Beytimden kendisine Mehdi denilen bir zat çıkıncaya kadar. Şayet ona yetişirsen, ona tabi ol ve hidayete erenlerden ol (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 26) .

Zulüm ve İşkenceye Dayalı Uygulamalar Son Bulacaktır

Tarih boyunca gönderilen tüm elçiler, yaşadıkları toplumlara barış ve adalet getirmiş, peygamberlerin gelişi ümmetlerin üzerindeki zulmün ve zorbalığın kalkmasına vesile olmuştur. Kuran’da elçilerin bu özelliği şöyle bildirilmektedir:

Her ümmetin bir resulü vardır. Onlara resulleri geldiği zaman, aralarında adaletle hüküm verilir ve onlar zulme uğratılmazlar. (Yunus Suresi, 47)

Hz. Mehdi de yeryüzüne geldiği dönemde bu özelliği taşıyacak ve Allah’ın izniyle tüm yeryüzündeki zulmün, işkencenin zorbaca uygulamaların son bulmasına vesile olacaktır. Peygamberimiz (sav) Altınçağ’da gerçekleşecek bu durumu hadislerinde şöyle müjdelemiştir:

… Yeryüzü zulüm ve işkence ile dolduğu gibi onu doğruluk ve adaletle doldurur (Süneni-i Ebu Davut, 5/93) .

Yeryüzü, zulüm ve işkence yerine adaletle dolacaktır (Kıyamet Alametleri, s. 163) .

Bir başka hadiste ise Hz. Mehdi’nin, bu dönemde köleliğe dayalı tüm uygulamaları da ortadan kaldıracağı ve tüm kölelerin özgürlüklerine kavuşacakları da haber verilmektedir:

… kölelerini bedellerini ödeyerek sahiplerinden alacak ve azat edecektir.(El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 47)

Sosyal Adalet En Güzel Şekilde Uygulanacaktır

Dünyanın pek çok yerinde yaşanan sosyal adaletsizlikler; bencillik, kendi çıkarlarını düşünme ve yardımlaşma ile dayanışma duygularının yok olması gibi ahlaki bozulmaların sonuçlarıdır. İnsanların bir bölümü sefaletle mücadele ederken, diğerleri zenginliklerinin verdiği ayrıcalıkları kullanmaktadır. Buna göre zenginler adaletten daha fazla yararlanmakta, fakirlerden üstün tutulmayı kendilerinde bir hak gibi görmekte, adalet mekanizmalarını kendi menfaatleri için yönlendirmeye çalışmaktadırlar. Kuran’da bu insanların gösterdiği ahlak şöyle bildirilmektedir:

Hayır; aksine, siz yetime ikram etmiyorsunuz. Yoksula yedirmek için birbirinizi teşvik etmiyorsunuz. Mirası, sınır tanımaz (helal, haram aldırmaz) bir tarzda yiyorsunuz. Malı ‘bir yığma tutkusu ve hırsıyla’ seviyorsunuz. (Fecr Suresi, 17-20)

Kuran ahlakında ise “… Allah için şahidler olarak adaleti ayakta tutun. (Onlar) ister zengin olsun, ister fakir olsun; çünkü Allah onlara daha yakındır. Öyleyse adaletten dönüp heva (tutkuları)nıza uymayın…” (Nisa Suresi, 135) ayetiyle bildirildiği gibi, Allah insanlar arasında zengin fakir ayrımı yapmadan adil davranmayı emretmektedir.

Bunun yanı sıra bazı toplumlarda dil, ırk, etnik köken gibi özellikler de çok büyük önem taşımakta ve adaleti uygulayan kimselerin kararlarına etki edebilmektedir. Oysa farklı ırk ve milletlerin bulunmasının bir amacı, çatışma ve savaş değil, kültürel bir zenginliktir. Bu çeşitlilik Allah’ın yaratışındaki bir güzelliktir. Kuran ahlakına göre, insanlar Allah Katında yalnızca imanlarının ve Allah korkularının derinliği ile üstün olabilirler. Dolayısıyla Kuran ahlakının tüm yeryüzüne hakim olması, yeryüzünde bu anlayış eksikliğine bağlı olarak yaşanan sosyal adaletsizlikleri ortadan kaldıracak en güzel ve tek çözüm yoludur. Kuran’da tarif edilen İslam ahlakı, adil, şefkatli, merhametli, zengin fakir ayrımı yapmadan ihtiyaç içinde olana yardım etmeyi gerektirmektedir. Kuran’a göre gerçek adalet, sadece Allah rızası gözetilerek, Allah’tan korkarak sağlanan bir adalettir. Böyle bir adalet hedeflendiğinde, ne şahsi bir menfaat, ne dostluk, ne düşmanlık, ne de kişinin hayata bakış açısı, dili, ırkı, teninin rengi kararlarında etki edemeyecek, sadece haktan yana karar verilecektir. Allah’ın izniyle Altınçağ’da böyle bir ahlak tüm toplumlara hakim olacak ve gerçek adalet, gerçek huzur ve güven tüm yeryüzüne hakim olacaktır. Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde Altınçağ’da yaşanacak olan bu durum şöyle haber verilmektedir:

İnsanlar oldukça hayırlı, yaşantıları gayet rahat olacaktır (El Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 54) .

Benim ümmetim o devirde öyle bir refah bulacak ki, o güne dek onun mislini kesinlikle bulmamıştır (Sünen-i İbni Mace, 10-347/ Ramuz el Ahadis, s. 508) …

Hadislerin işaretlerine göre Altınçağ’da, toplumda ihtiyaç içinde olanın gözetilmemesi, sadece çok küçük bir zümrenin bolluk içinde yaşaması gibi adaletsizlikler son bulacaktır. Komşusu açken kimse tok yatmayacak, tek yanlı zenginlik utanç vesilesi haline gelecektir. Egoistlik ve bencillik ortadan kalkacağı için herkes birbirini yemeğe davet edecek, maddi manevi tüm imkanlarını birbiriyle paylaşacaktır. Halkın birbirine karşı olan merhameti alabildiğine artacak, herkes birbirini zengin etmeye çalışacaktır. Güçlü olan haklı olmayacak, haklı olan güçlü olacaktır. Kuran ahlakının hakim olduğu bu dönemde toplumun her kesimindeki insanlar arasında çok büyük bir eşitlik yaşanacak, huzur ve güven dolu bir ortam olacaktır. Bu ortamın bir sonucu olarak insanlar hiçbir sahtekarlığa, kötülüğe ve haram fiillere de yanaşmayacaklardır.

İnsanlar Arasında Barış ve Huzur Hakim Olacaktır

Altınçağ’da yaşanacak olan tüm güzelliklerin yanı sıra toplum yaşantısı da son derece huzurlu olacaktır. Allah, iman eden ve dinine yönelen insanlara, o döneme dek görülmemiş güzellikte bir yaşam sunacaktır. Allah Kuran’da, güzellik yapan, Kuran ahlakına uyan kullarını daha güzeli ve fazlasıyla nimetlendireceğini şöyle müjdelemektedir:

Allah barış yurduna çağırır ve kimi dilerse dosdoğru yola yöneltip-iletir. Güzellik yapanlara daha güzeli ve fazlası vardır. Onların yüzlerini ne bir karartı sarar, ne bir zillet, işte onlar cennetin halkıdırlar; orada süresiz kalacaklardır. (Yunus Suresi, 25-26)

Ayette bildirilen “güzellik yapan” insanlara vaat edilen “barış yurdu” Altınçağ’da tam anlamıyla yaşanacaktır. Kuran ahlakının yaşanması, “…Allah’ın verdiği rızıktan yiyin, için ve yeryüzünde bozgunculuk (fesad) yaparak karışıklık çıkarmayın.” (Bakara Suresi, 60) ayeti gereğince, insanların karışıklığa, huzursuzluğa ve sıkıntıya yol açabilecek her türlü tavırdan sakınmalarını sağlayacaktır. Toplumlar, her zaman için Kuran ahlakına uygun huzur ve sükunet dolu, itidalli, hoşgörülü, sorunları akılcı bir şekilde çözme arayışı içinde olan, olayları tırmandırmayan aksine her zaman uzlaştırıcı yönde olan bir tutum sergileyeceklerdir.

Tüm Düşmanlıklar Sona Erecektir

Kuran ahlakının tüm dünyaya hakim olması sonucunda insanlar arasındaki kin, husumet, düşmanlık gibi duygular son bulacak, tüm yeryüzüne barış ve huzur hakim olacaktır. Peygamberimiz (sav) Altınçağ’ın bu önemli özelliğini hadislerinde şöyle haber vermektedir:

Kap su ile dolduğu gibi yeryüzü barışla dolacaktır. Hiçbir kimse arasında bir düşmanlık kalmayacaktır. Ve bütün düşmanlıklar, boğuşmalar, hasetleşmeler muhakkak kaybolup gidecektir (Sahih-i Müslim, 1/136) .

Yeryüzü zulüm ve düşmanlıkla dolduktan sonra, mutlaka benim Ehli Beytim’den birisi çıkar. Ve nasıl daha önce zulüm ve düşmanlıkla doluysa, O dünyayı adaletle doldurur (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 11) .

Altınçağ’da, önceden aralarında husumet olan halklar arasında çok büyük bir kardeşlik yaşanacak, tüm sorunlar sevgi ve güzel ahlak ile çözüme kavuşturulacaktır.

Tüm Yeryüzü Emin ve Güvenli Bir Hale Gelecektir

Hadislerin işaretlerine göre, Altınçağ’da yaşanacak hayat, barış ve esenlik dolu olacaktır. Dünyadan anarşinin, terörün, kargaşanın, düşmanlığın, şiddetin tümüyle kalkması sonucunda insanlar cennet benzeri bir ortama kavuşacaklardır. Her türlü adil sistem oluşturulduğu ve tüm insanlar Allah korkusunu öğrendiği ve bunun şuuruna vardığı için hırsızlık, sahtekarlık, dolandırıcılık gibi toplumsal sorunlar yaşanmayacaktır. Cinayetler, saldırılar, taciz, iftira ve hakaret içeren eylemler ve toplum huzurunu bozacak her türlü tavır bozuklukları ve suistimaller ortadan kalkacaktır. Kavgalar, bağırtılar, tartışmalar, uyuşturucu almış insanların veya dengesiz insanların saldırma ihtimali son bulacak, insanlar bu tür eylemlerden kaynaklanan tüm endişe ve korkularından kurtulacaklardır. Yeryüzünün her köşesi insanların büyük bir rahatlık, huzur ve güven içerisinde yaşayabilecekleri emin beldelere dönüşecektir. Gece gündüz, her yerde güven içinde dolaşabileceklerdir. Herkes istediği saatte istediği yerde ailesiyle gezebilecek, çocuklarını hiçbir endişeye kapılmadan rahatlıkla okullarına gönderebileceklerdir.

İnsanlar devlete duydukları güven ve saygıyı, onun birimlerine kolaylık sağlayarak göstereceklerdir. Kızgınlıkla hareket eden, ters davranan, zorluk çıkaran insanlar olmayacaktır. Aksine Kuran ahlakını yaşayan insanlar son derece yardımsever ve hoşgörülü tutumlarıyla, devletin yanında yer alacak, devlet birimlerinin işlerini kolaylaştıracak şekilde hareket edeceklerdir.

Tüm devletler milletlerine güvenecek, halkın suç işleme ihtimaline dayalı, halkı potansiyel tehlike olarak gören kontrol sistemleri ortadan kalkacaktır. Halka güven esas alınacak, insanların beyanı yeterli olacak ve buna göre hareket edilecektir.

Halk araştırmaya, doğruyu öğrenip buna göre hareket etmeye yönlendirilecek, ani infiallerin ve kitlesel eylemlerin oluşması doğal olarak sözkonusu olmayacaktır. İnsanlar her ne sorunları olursa olsun bunu sevgi, saygı ve uyum içerisinde kolaylıkla halledebileceklerini bilmenin huzur ve güvenini yaşayacaklardır. Hadislerde, o dönemde toplumda hakim olacak olan bu güvenli ortam çok çarpıcı örneklendirmelerle haber verilmiştir. Bu bilgilere göre, Altınçağ’da “kurtla koyun birarada otlayacak”, “çocuklar yılan ve akreple oynayacak ama zarar görmeyeceklerdir”. Bu güven ortamını tarif eden hadislerden bazıları şöyledir:

… Her yer emin bir hale gelir (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 58) …

… Yeryüzü emniyetle dolacak ve hatta birkaç kadın yanlarında hiç erkek olmaksızın rahatlıkla hacca gidebilecektir (El Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 47) .

… Onun zamanında kurtla koyun bir arada otlayacak, çocuklar yılan ve akreple oynaşacak (İmam Suyuti, Kıyamet Alametleri, Ölüm ve Diriliş, s. 179, 1699) …

Tüm Toplumlara Güzel Ahlak Hakim Olacaktır

Tüm insanların çok büyük bir huzur, güven ve konfor içinde olacakları Altınçağ’ın en önemli özelliklerinden biri, Kuran ahlakının eksiksiz olarak yaşandığı bir dönem olmasıdır. İnsanlar Allah’tan korktukları ve ahirette tüm yapıp ettiklerinden sorguya çekileceklerinin bilincinde oldukları için bencillik, kin, öfke, nefret, haset, intikam hisleri gibi kötü ahlak özelliklerinden, yolsuzluktan, haksız kazanç elde etmekten, yalan söylemekten, başkalarının canına kast etmekten, rüşvet almaktan titizlikle sakınacaklardır. Bunların yerine insanlar arasında dürüstlük, yardımseverlik, fedakarlık, başkalarının iyiliğini, sağlığını, rahatını, güvenliğini düşünmek, sevgi, saygı, merhamet, vefa, sadakat, kardeşlik gibi güzel ahlak özellikleri hakim olacaktır.

Allah’tan korkup sakınan, ihlaslı, tevekkül sahibi, herşeyi hayır gözüyle değerlendiren, çokça şükreden, vicdanlı, şefkatli, merhametli, adil, cesur, güvenilir, güçlü, onurlu, alçakgönüllü, anlayışlı, hoşgörülü, insancıl, sevecen, hakkı söylemekten çekinmeyen, sabırlı, öfkesine kapılmayan, hatalarında direnmeyen, çoğunluğa değil hakka uyan, sözüne sadık, vefakar, iffetli, uzlaştırıcı kimselerin varlığı üstün ahlaklı toplumlar oluşmasını sağlayacaktır.

Allah korkusunun ve Kuran ahlakının yaşanması sonucunda ümitsiz, şevksiz insan kalmayacak, her işlerinde şevkle hareket edecek, topluma ve kendilerine faydalı kimseler haline geleceklerdir.

Allah’ın kendileri için yarattığı güzellikleri ve çevrelerindeki nimetleri çok daha iyi görüp takdir edebilecek ve tüm bunlardan çok daha fazla zevk alabileceklerdir. İnsanlara, çocuklara karşı duyulan sevgi; yaşlılara, muhtaçlara olan şevkat ve merhamet hisleri çok fazla artacaktır. İnsanlar yanlarında çalışan kimselere karşı sevgi ve saygı dolu bir ahlak göstereceklerdir. Çalışanlarının ailelerini koruyup kollayacak, her sorunlarına ortak olup, her ihtiyaçları olduğunda toplumun her kesimi birbirinin yardımına koşacaktır.

Toplumda sahtelik, basitlik, yüzeysellik tümüyle ortadan kalkacak; insanların kişiliklerine derinlik, samimiyet, ve kalite hakim olacaktır. İnsan ruhuna ve mümin kişiliğine yakışmayan her türlü adilik ve basitlik Kuran ahlakının yaşanmasıyla kendiliğinden ortadan kalkacaktır.

Yine Kuran ahlakının bir gereği olarak insanlar temizliğe de büyük önem verecek, hem çevrelerini hem de kendilerini olabildiğince temiz ve güzel hale getireceklerdir. Toplumun her kesiminde, tüm insanlar son derece temiz, şık ve bakımlı olacaklardır.

Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde Altınçağ’da Hz. Mehdi döneminde yaşanacak olan bu ahlak güzelliği şöyle ifade edilmiştir:

Tabarani, Evsad’da Amr. B. Ali tariki ile Hz. Ali b. Ebi Talib’den tahric etti:

… Cenab-ı Hak İslam’ı nasıl bizimle başlatmışsa onunla sona erdirecektir. Nasıl, Bizimle onlar aralarındaki şirk ve adavetten (husumet ve düşmanlıktan) kurtulmuş ve kalplerine ülfet (dostluk) ve muhabbet (sevgi) yerleşmişse, (onun gelişi ile) yine öyle olacaktır (Ahir zaman Mehdisinin alametleri, Celalettin Suyuti, s. 20) .

“… Onun döneminde iyi insanların iyiliği artar, kötülere karşı bile iyilik yapılır (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 17) .”

Altınçağ’da Fikir Hürriyetine Dayalı Bir Ortam Olacaktır

İslam ahlakı, inanç konusunda insanlara tam bir hürriyet tanımaktadır. İslam’ın vahyedildiği dönemden günümüze kadar geçerli olan bu anlayış, İslam ahlakının da temelini oluşturmuştur.

İslam ahlakına göre insan istediği inancı seçmekte özgürdür ve hiç kimse bir diğerini inanç konusunda zorlayamaz. Müslüman İslam olmasını talep ettiği kişiye sadece tebliğ yapmakla, Allah’ın varlığını, Kuran’ın Allah’ın hak kitabı, Hz. Muhammed (sav)’in ise O’nun elçisi olduğunu, ahiretin ve hesap gününün varlığını, İslam ahlakının güzelliklerini anlatmakla yükümlüdür. Ama bu yükümlülüğü sadece dini anlatma ile sınırlıdır. Allah Kuran’da bu durumu şöyle bildirmektedir:

Dinde zorlama (ve baskı) yoktur. Şüphesiz, doğruluk (rüşd) sapıklıktan apaçık ayrılmıştır. Artık kim tağutu tanımayıp Allah’a inanırsa, o, sapasağlam bir kulba yapışmıştır; bunun kopması yoktur. Allah, işitendir, bilendir. (Bakara Suresi, 256)

Kendisine İslam dini anlatıldığı zaman kişi kendi isteğiyle iman edip etmemeye, hiçbir baskı ya da zorlama altında kalmadan karar verir. İnsan doğruyu ya da yanlışı seçmekte özgürdür. Eğer yanlış seçimi yaparsa ahirette bunun karşılığını alacaktır.

Peygamberimiz (sav)’in hadislerindeki bilgilere göre Altınçağ’da, Kuran ahlakının bir gereği olan bu fikir özgürlüğüne dayalı anlayış tüm toplumlara hakim olacaktır. Bunun sonucunda ise siyasi çekişmeler tamamen ortadan kalkacak, dostluk ve sevgi ortamı içerisinde tam bir demokrasi ortamı oluşacaktır. Başkalarına zarar vermemek şartı ile her türlü inanç özgürce yaşanacak, kargaşa ve çatışmaya sebebiyet vermeden herkes fikrini istediği gibi beyan edebilecektir.

Tüm Dinler Barış ve Hoşgörü İçerisinde Olacaktır

İslam dini, insanları dini inançlarını seçmede özgür bırakırken, diğer dinlere saygılı olmayı emreder. Bir insan Kuran’da batıl olarak tarif edilen bir inanca sahip olsa dahi, Kuran ahlakını yaşayan insanlar arasında huzur ve barış içinde yaşayabilir. Kendi inançlarına göre ibadetlerini özgürce yerine getirebilir. Hiç kimse bir diğerini kendi dininin ibadetlerini yerine getirmekten alıkoyamaz. Ya da bir insanı istediği şekilde ibadet etmeye zorlayamaz. Bu İslam ahlakına aykırıdır ve Allah’ın razı olmadığı bir davranış biçimidir. İslam tarihini incelediğimizde Peygamberimiz (sav)’in döneminde de herkesin özgürce ibadet edebildiği, inançlarının gereklerini yerine getirebildiği bir toplum modelinin hakim olduğu görülmektedir. Kuran’da Ehl-i Kitab’ın ibadet yerleri olan manastır, kilise ve havralardan da Allah’ın koruduğu ibadet mekanları olarak söz edilmektedir:

… Eğer Allah’ın, insanların kimini kimiyle defetmesi olmasaydı, manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah’ın isminin çokça anıldığı mescidler, muhakkak yıkılır giderdi. Allah Kendi (dini)ne yardım edenlere kesin olarak yardım eder. Şüphesiz Allah, güçlü olandır, Aziz olandır.
(Hac Suresi, 40)

Peygamberimiz (sav)’in hayatında bu ahlakın pek çok örneğine rastlanmaktadır. Peygamberimiz (sav), kendisiyle görüşmeye gelen Hıristiyanların kendi mescidinde ibadet etmelerini söylemiş ve bu iş için mescidi onların kullanımına bırakmıştır (Ali Bulaç, Çağdas¸ Kavramlar ve Düzenler, İz yayıncılık, 16. Baskı, İstanbul, 1998, s. 241) . Peygamberimiz (sav)’den sonraki halifeler devrinde de bu hoşgörülü anlayış korunmuştur. Şam fethedildiği zaman, camiye çevrilen bir kilise ikiye bölünmüş, bir yarısında Hıristiyanlar, öbür yarısında Müslümanlar ibadet etmişlerdir (Ali Bulaç, Çağdas¸ Kavramlar ve Düzenler, İz yayıncılık, 16. Baskı, İstanbul, 1998, s. 241) .

Hadislerde tüm halkların barış ve huzur içerisinde yaşadıkları Asr-ı Saadet dönemi gibi, Altınçağ’daki Hz. Mehdi döneminde de aynı hoşgörü anlayışının hakim olacağı bildirilmektedir. Bu bilgilere göre Müslümanlar ile Hiristiyan alemi arasında karşılıklı hoşgörüye dayalı bir kardeşlik, şefkat ve merhamet anlayışı oluşacaktır. Hıristiyanların ve Yahudilerin tüm ibadethaneleri, havralar, kiliseler ve vakıfları koruma altına alınacak, kilise açmak isteyenlere, dini inançları doğrultusunda talepte bulunanlara, ibadetlerini yerine getirmek isteyenlere imkan tanınacaktır. Tüm Hıristiyanların ve Yahudilerin kendileri için kutsal sayılan topraklarında barış, huzur ve güvenlik içinde yaşamaları sağlanacak, her türlü sorun sevgi, saygı ve hoşgörü anlayışıyla kolaylıkla halledilebilecek, tüm halklar birbirleriyle uyum ve dostluk içerisinde yaşamlarını sürdürebileceklerdir.

Altınçağ’da Benzersiz Bir Bolluk ve Bereket Yaşanacaktır

Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde Altınçağ’da yaşanacak nimetlerin eşşizliği çok detaylı olarak anlatılmaktadır. Bu anlatımlara göre Altınçağ, ürünlerde ve mallarda çok büyük bolluk ve bereketin yaşandığı bir dönem olacaktır. Benzeri görülmemiş bir zenginlik yaşanacak, hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı, açlık, sefalet ve darlık yılları tümüyle sona erecektir. İhtiyaç içinde olan kimse kalmayacak, herhangi bir talepte bulunana istediğinden kat kat daha fazlası verilecek, hiçbir şey sayılıp ölçülmeyecektir. Maddi manevi her türlü imkan insanların rahatı, konforu, neşesi ve huzuru için kullanılacak, en ufak bir sıkıntı, yokluk ve açlık yaşanmayacaktır. Peygamberimiz (sav) Hz. Mehdi döneminde gerçekleşecek olan bu bolluk ve zenginliği hadislerinde şöyle haber vermektedir:

Ümmetimden Mehdi çıkacaktır. Allahü Teala Hazretleri, insanları zengin kılmak için onu gönderecektir. O zaman ümmetim nimetlenecek, hayvanlar bolluk içinde ve arzın nebatatı çok fazla olacak, Hz. Mehdi, insanlara eşit şekilde bol bol mal dağıtacaktır (El Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 23) .

… Mal da o gün çok birikmiş olacaktır (Sünen-i İbni Mace, (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 26)-347/ Ramuz el Ahadis, s. 508) .

İnsanlara malı ve eşyayı dağıtırken, saymadan bol bol verecektir (El Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 21) .

O zaman ümmetim, iyisi kötüsü hepsi de mislini görmedikleri nimetlerle nimetlenir (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 16) …

… Mal da o kadar çoğalacaktır ki, hiçbir kimse mal kabul etmeyecektir (Sünen-i Ibn-i Mace, 10/340) .

Tarımda Büyük Gelişmeler Kaydedilecektir

Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde, topraktan da her zamankinden çok daha fazla ürün elde edileceği ve bu alanda da benzersiz bir bolluk ve bereketin görüleceği bildirilmektedir:

İnsanlar bir ölçek buğday ektiklerinde karşılığında yedi yüz ölçek bulacak… Onun zamanında, insan birkaç avuç tohum atacak, 700 avuç hasat edecektir (Kıyamet Alametleri, sf. 164/ El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 24) …

… Yer yemişini (gıda ürünlerini) verecek ve insanlardan hiçbir şey saklamayacak (vermemezlik etmeyecek)tır (Sünen-i İbni Mace, 10-347/ Ramuz el Ahadis, s. 508) …

…O zaman ümmetim nimetlenecek, hayvanlar bolluk içinde ve arzın nebatatı (bitkileri) çok fazla olacak (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 26) …

Yine Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde haber verildiğine göre, Altınçağ’da yeryüzünün su kaynaklarında da büyük bir bolluk söz konusu olacak, bu sulama imkanlarının artmasıyla tüm topraklar görülmemiş bir şekilde bereketlenecektir:

… Çok yağmur yağmasına rağmen bir damlası bile boşa gitmeyecek, toprak bir tek tohum istemeden verimli ve bereketli olacaktır (El Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 21) .

Hz. Huzeyfe’nin anlattığına göre, Resulullah Efendimiz şöyle buyurmuştur:

… Onun zamanında bütün sular tatlılaşacak, nehirler uzayacak, yeryüzü bitkilerini artıracak ve (içindeki) hazinelerini dışa çıkaracaktır (En-Necmu’s-sakıb if Beyanı Enne’l Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib, Tercüme eden: Ömer Dönmez s. 43) .

… Onun devrinde, akan ırmaklar bile suyunu fazlalaştıracaktır (El Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 31) …

… Sema yağmurunu indirecek, yer bereketini çıkaracak, daha önce görülmemiş bir biçimde ümmetim onun zamanında rahata erecektir (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 99 .

Peygamberimiz (sav)’in bu hadislerinde Hz. Mehdi zamanında modern tarıma geçilmesi, yeni üretim tekniklerinin geliştirilmesi, tohum ıslahı çalışmaları ve yağmur sularının yeni barajlar, göletler yapılarak değerlendirilmesi sonucunda oluşacak üretim artışına işaret ediliyor olabilir. Günümüzde teknoloji çok büyük bir hızla gelişmekte, ürünlerin hem kalitesinde hem de üretim miktarında çok fazla artırıma gidilebilmektedir. Daha uzun süre dayanmaları ve daha az su ile büyümeleri de sağlanmaktadır. Yeni geliştirilen teknolojiler sayesinde ürünlerde çeşitlilik elde edilebilmekte ve dört mevsimde de her türlü meyve ve sebze yetiştirilmektedir.

Altınçağ’da da tüm bu gelişmeler daha da artacak, ürünlerde olağanüstü bir kalite artışı olacaktır. Çok daha fazla mahsül veren, tadı, kokusu daha güzel ürünler yetiştirilecektir. Kuran’da bu konuya işaret eden bir ayette şöyle bildirilmektedir:

Mallarını Allah yolunda infak edenlerin örneği yedi başak bitiren, her bir başakta yüz tane bulunan bir tek tanenin örneği gibidir. Allah, dilediğine kat kat arttorır. Allah (ihsanı) bol olandır, bilendir. (Bakara Suresi, 261)

Hadislerin işaretlerine göre Altınçağ’da sulamaya büyük önem verilecek, her yerde geniş göletler, barajlar, geniş su kanalları, suni ırmaklar oluşturulacak, susuz hiçbir yer bırakılmayacaktır. Deniz, yağmur ve sel suları da arıtılarak tarımda kullanılacak, bu şekilde kurak bölgeler çok büyük bolluk ve berekete kavuşacaklardır. Günümüzde henüz çok dar bir alanda hayata geçirilmiş olan teknolojilerle tüm çöller yeşertilecek ve insanlık çok büyük bir ekim alanına kavuşacaktır. Yine hadislerdeki bilgilere göre, tarımda katedilecek tüm bu ilerlemeler sonucunda hayvanların kalitesinde de büyük bir gelişme kaydedilecek, her türlü hayvansal üretim artacaktır:

… Ümmet nimetlenecek, hayvanlar bol bol yiyip içecek, arz nebatını çıkaracak (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 15) …

Yeraltı Zenginlikleri Ortaya Çıkarılacaktır

Hz. Mehdi döneminde yaşanacak bir başka gelişme de, yeryüzündeki tüm yeraltı zenginliklerinin ortaya çıkarılması ve bunların insanlığın refahı ve konforu için kullanılması olacaktır. Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde Altınçağ’ın bu özelliği şöyle haber verilmektedir:
… Hz. Mehdi hazineleri çıkaracak (El Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 33) …

Onun zamanında yeryüzü içindeki hazineleri dışarıya fırlatacaktır (El Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 43) .

… Arz, içerisinde gizlediği bütün zenginliklerini, altından ve gümüşten sütunlar halinde dışarı atacak (İmam Şa’rani, Ölüm Kıyamet Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, s. 464) .

Bilim ve Teknolojide Büyük Gelişmeler Kaydedilecektir

Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde bilim ve teknolojideki gelişmelere yönelik işaretler de yer almaktadır. Altınçağ’da tüm toplumlar arasında bilime karşı yoğun bir teşvik ve eğitim programı uygulanacak, teknolojik gelişmeler doruğa ulaşacak, insanlar teknolojinin bütün nimetlerinden alabildiğine faydalanacaklardır. Tıpta, tarımda, iletişimde, sanayi teknolojisinde, ulaşımda çok büyük gelişmeler yaşanacaktır. Tüm bu teknolojik ilerlemeler, insanların hayatlarına çok büyük bir konfor sağlayacaktır. Bu gelişmeler sayesinde çok büyük kolaylıklar yaşanacak, büyük bir hız kazanılacaktır.

Ulaşım teknolojisindeki gelişmeler sonucunda insanların rahatı ve güvenliği en üst seviyede sağlanacak, zaman kaybı ve kaza riski en aza indirilecek, bunun için gereken her türlü önlem alınacaktır. İletişim teknolojisinde de önemli ilerlemeler sağlanacak, dünyanın dört bir yanıyla haberleşme ve bilgi alışverişindeki hız ve kolaylıklar en üst seviyeye ulaşacaktır (en doğrusunu Allah bilir).

Tüm bu teknolojiler elde edilirken, insanların sağlığı ve konforuna zarar verebilecek her türlü sorunun ortadan kaldırılmasına da büyük önem verilecek bu amaçla teknolojinin zararlı yan ürünlerine karşı kesin tedbirler alınacaktır.

Altınçağ’da yaşanacak bu değişimin en önemli özelliği ise, bu tip gelişmelerden tüm dünya halklarının adil bir şekilde faydalanmasını sağlamak olacaktır. Tüm olanaklar bütün dünya insanlarının kullanımına sunulacak, herkese aynı güzellikler, eşit imkanlar oluşturulacaktır.

Tıpta ve İnsan Sağlığında Olağanüstü Gelişmeler Olacaktır

Ahir zamanda teknolojik alanda yaşanan her gelişme, tıp alanında olağanüstü ilerlemelere yol açacaktır. Altınçağ’da yaşanan her türlü bilimsel ve teknolojik gelişme tıbbi çalışmaları hızlandıracak, Allah’ın izniyle hata payını çok düşürecek, insanların pek çok hastalığa yakalanmaları önlenecek, hastalıklara teşhis konmasını kolaylaştıracak ve tedavi imkanlarını artıracaktır.

İnsan hayatına ve sağlığına büyük önem verilecek, insanlar doktor ya da ilaç bulamadıkları ya da geç veya yanlış tedavi yapıldığı için çaresizlik yaşamayacak, her ihtiyacı olana o an yardım edilecektir. Herhangi bir insan ayrımı yapılmadan, fakir zengin, yaşlı genç demeden, herkesin sağlık sorunlarına çok büyük bir özen gösterilecektir. Tüm insanların sağlığı için mevcut olan tüm imkanlar denenecek, her türlü ihtimal değerlendirilecektir.

Gereken her türlü maddi manevi kolaylıklar da sağlanacaktır. Hastahaneler, ilaçlar, tedaviler ücretsiz hale getirilecek, yardıma ve bakıma muhtaç insanların ihtiyaçları kendilerine hiç hissettirilmeden en mükemmel şekilde giderilecektir.

Tüm insanların sağlıklı bir yaşam sürebilmeleri için bilimin ve teknolojik gelişmelerin ışığında beslenme politikaları en mükemmel hale getirilecektir. Yiyeceklerdeki her türlü zararı bertaraf ed