Category Archives: Cevat Benar

İhanetin Diğer Adı: Filistin

Filistin

İşgal edilen ülkelerin ortak özelliklerinden biri işgalcilerin yerli işbirlikçiler bulması ve ihanete ortak olacak devletler bulmasıdır. Bugün bilfiil işgal edilen ülkelerin ortak özelliği bu ülkelerde işgali destekleyen güçlerin var olmasıdır. Irak ve Afganistan ve şimdi de Filistin… İsrail Ortadoğu’daki varlığını bölgede bulmakta zorlanmadığı ihanetlere borçludur.

Filistinlilere kimler ihanet etmedi ki;

Bölgede etkinliği yüksek olan Ürdün, Mısır ve Suudi Arabistan başta olmak üzere İsrail’in varoluşuna ciddi bir tepki koymayan ve Filistinli direnişçilere destek olmak şöyle dursun, onların İsrail egemenliğinde yok oluşuna seyirci olan, yardım etmek şöyle dursun yapılan yardımların yerine ulaşmasına engel olan, yaralıların tahliyesine izin vermeyen ve var olan direnişi sona erdirmek için İsrail ile işbirliği yapanlar,

Filistin’in kendi içinde çıkan direniş örgütlerinden olup, İsrail’in masa başı oyunlarının oyuncağı olup silahlarını diğer direniş örgütlerine çeviren, kendi kardeşinin ölümünden iktidar hayalleri görüp işgale ortak olup kendi halkını yok oluşuna destek olanlar,

Türkiye başta olmak üzere İsrail’in kuruluşunda onları ilk tanıyan ülke olmakla övünen, onlarla stratejik ortaklık ve anlaşmalar imzalayıp, İsrail uçaklarının Konya semalarında tatbikat yaparak Filistinlilere atılacak bombaların tatbikatına olanak sağlayan ve yaptıkları modernizasyon anlaşmaları ile İsrail’e milyonlarca dolar gelir sağlayan ülkeler,

Her ulusun bağımsız ve toprak bütünlüğüne saygıyı öngören, insan haklarının ihlallerine tepki gösteren başta batı ülkeleri olmak üzere Filistinlilere yapılanları böyle bir sınıflandırma ve hak içerisinde görmeyerek yapılan zulümleri bir terörist (!) gruba yönelik operasyon sınıflandırması içerisinde görerek insanlığın ölümüne göz yumanlar,

Dünyanın sorunlarına çözüm bulmak amacı ile kurulan bölgesel veya uluslar arası örgütlerin (İslam Konferansı Örgütü, Arap Birliği, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği vb. gibi) egemenlerin söz dairesi dışına çıkmadan, bir adım atmak iradesini göstermeden toplanıp-dağılarak ancak İsrail’e yaptıkları destekleri artıranlar,

Başkasına yapılan bir saldırıyı kendine yapılmış saldırı olarak görmeyerek ırk, bölge ve din farklılığı gözeterek zulümlere sessiz kalan, her türlü iletişim aracı ile artık bütün insanların komşu olma konumuna geldiği dünyada var olanlara göz yuman ve sessiz kalan insanlık alemi,

Kendi medeniyet coğrafyasında bir alternatif üretmeyen, yüzyıldır yapılan zulmü sona erdirecek bir projeksiyona ve şuura sahip olmayan, yaptıkları maddi yardımlar ötesinde bir çözüm getiremeyen ve seyirci olarak sadece bakıp olayların bitmesi ile birlikte olay karşısındaki sorumluluğunu unutup kendi vicdanlarını rahatlatan Müslümanlar,

Filistinliler bu ihanet çemberi içinde varlık savaşı veriyorlar. Son verecek silahları olan bedenleri ile direniş veriyorlar. Bugün bitmeyecek, yarında devam edecek olan. İşgal edilen insanlık coğrafyasında direnecek son bir irade, şuur, el var olana kadar. İhanet içindeki vicdanlar kendilerini haklı gösterecek onlarca delil sunabilirler. Ama hiçbir delil kendi vicdanları dahil hiç kimseyi ikna etmeye yetmeyecektir.

Ve ihanete uğrayanlar ve unutulanlar,
ihanet edenleri ve unutanları asla unutmayacak ve affetmeyecektir!

Cevat Benar


Bu Dünya; Dostum…

orchidée

Bu dünya; dostum
Bu dünya neler gördü neler,
Kendi kendini imha etmede bu dünya
Bir yandan var ederken, bir yandan yok etmede
Adaleti, iyiliği, doğruluğu isteyen ve yaşayanlara zindan edilmede,
Ülkeler, şehirler, evler yıkılmada,
Bu dünya var ya, bu dünya dostum…

İnsan kadar karmaşık, insan kadar yüce, insan kadar alçak
Unutturmada insana tarihini, geleceğini, şuurunu,
Egemenlere köle yetiştirmede,
Aklını, kalbini yok etmede,
Çocukların üzerine bombalar yağdırmada,
Malını bölüştürmeden, mülkiyet iddiasında,
Tüm dünya kendine amade olsun istiyor,
Fakirlerin, yetimlerin, mahrumların elindekine göz dikmede,
Kurduğu şehir hapishanelerinde insanların vicdanını eziyor, kanatıyor,
Bir yandan sefahat, eğlence, zenginlik ve refah
Bir yanda yoksulluk, yoksunluk, mahrumiyet, mazlumiyet
Bu dünya, ah bu dünya…

İnsanın yurdu, evi,
Neler gördü ve daha neler görecek,
Anıyor insanlık yaşayanların hatıralarını,
Nice zalimlerin, zulümlerin, savaşların, medeniyetlerin
Bir umut daima insanı diri tutan,
Bir umut, gelecek olan bir adalet rüyasıdır,
Ama umudu bile çok görmede bu dünya
Bunu da söndürmek, yok etmek için seferber ediyor
tüm sözlerini, kelimelerini ve silahlarını…

Ve bu dünya; dostum, üstad Sait Faik’in resmettiği gibi;
“Köpek leşi gibi uyuyor dünya: yok, yok öyle değil…
Köpek leşi, kokusu yönünden iğrenç yoksa ölmüş bir köpekte kırılmış bir çocuk oyuncağının hüznünden başka, tatsız ne vardır?
Koku cihetinden öyle bu dünya.
Pis bir şehir bu.
Alabildiğine pis dünya:
bir gezmemiş kanepe, sümük sürülmemiş, tükürülmemiş, balgam atılmamış hiçbir yeri yok. Yakamızdaki kir, fabrika dumanından değil, pislikten, tozdan, mikroptan.
Bu şehir laubaliliğin, kötülüğün, ikiyüzlülüğün kaynaştığı bir dünya.
İyi insanlar yok mu?
Dolu.
Ama nasıl çekilmişler, nasıl ürkmüşler, nasıl kapanmışlar bir yere?
Neredeler?
Bu dünyada düşünülemez.
Düşünmek iyi değil, sıhhate muzurdur.
Allah’ı bile düşünemezsin.
Düşündün müydü karşına onun namına iğrenç mecmualar,
nefesleri yırtık para kokan şairler,
ölü bekleyen imamlar çıkar.
Avaidini isterler
”. (Mahalle Kahvesi- Sait Faik)

Evet dostum,
Bu dünyada yaşayanlar ve yaşatanlar
Düşman bellenmiş
Ama her şeye rağmen,
Son bir umut, son bir cephe, son bir hendek, son bir söz daha var!

Not: Sait Faik hikâyesinde şehir olarak belirttiği mekânı dünya ile örtüştüğü için bu şekilde paylaşmak istedim.

Cevat Benar


Ey Vicdan; Eğer Var isen Ses Ver!

hattat_

Zaman değişir, çağlar geçer…
Dinler çoğalır, ideolojiler çıkar…
Medeniyetler kurulur, devletler yıkılır…
Liderler ölür, önderler yeni ülkeler kurar…
Bilgiler artar, iletişim kolaylaşır.
Her şey değişir;
Ama
Vicdanın sesi değişmez.
Vicdan ilahi ruhun sesidir.

Doğru, temiz, adil ve tevhide uygun olanın kaynağıdır.
İnsanlar hangi ülke, din ve medeniyet ülküsüne sahip olursa olsunlar
Her an insanı yoklar, uyarır, titretir, silkeler, doğrultur.
İnsanlığa yönelen tehditlerde vicdanın sesi; sınırları, şehirleri, coğrafyaları aşar
Hangi ülke ve kıtada olursa olsun insanların artık birbirinin komşusu olduğu çağlara eriştik.
Hiçbir yer ve insan uzak değil…
İnsanların feryadını, çığlığını, imdadını, sevincini duyuyorsunuz.
Hiçbir coğrafik ve kamusal sınır insanların bu iletişimini koparamıyor…
Ama
Bugün dünyanın bir yerinde olan değil yanı başımızdaki komşumuza yabancı kaldık.
Ülkeler canlı izledikleri bombardımanlarda öle yaşlı, çocuk ve kadınların feryatlarını duymuyor…
Aynı dini paylaşanlar dahi korkularından seslerini çıkaramıyorlar…
Her dem İnsan diye bağıranlar, insana-insanlığa yönelmiş saldırıda sessiz kalıyorlar…
Diplomatik, stratejik, kültürel, ideolojik engeller hangi vicdanı yok edebilir…
Terör-Terörist ithamları bu bombaları nasıl meşru kılabilir?
Gazze’ye yağan bombaları umursamıyorlar,
Ülke liderleri terörist (!) yaftasıyla mahkum etmeye çalışıyor direnişi,
Halkların sesi henüz çıkmıyor,
Ama
Vicdanları onları rahat bırakır mı?
Kaçtıkları sorumluluklar, aldıkları tedbirler onları kurtarabilecek mi?
Kendi evi, sokağı, şehri, ülkesi olduğunda duyarlı olacaksın ama başkası dediğin insanlara yönelik saldırıda sessiz kalacaksın.
Bu nasıl ahlak, bu nasıl irade?
“Kendi için istediğini, başkası içinde istemek” ahlakın temeli değil miydi?
Göz yumduğun, uzak gördüğün işgal ve ilhakların
Seni çok yakında yakalamayacağını nerden biliyorsun?
Başka bir insanı yaralayan, acı çektiren, yok eden;
Seni de yok ediyor demektir.

Ey vicdan,
Varsın biliyorum,
Sahibin senin sesine kulak vermiyor
Sesin sesini bastırmaya çalışıyor
Nefsine, çıkarlarına, korkularına, sevdiklerine seni kurban ediyor
Onları sana tercih ediyor.
Ama sen konuşmaya devam et
Onu ancak sen ikna edebilirsin
İnsanlığı ancak sen kurtarabilirsin
İnsana insanlığını ancak sen hatırlatabilirsin…

Cevat Benar


Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 40 other followers