01.27.08

Kâinat ağacının en muhteşem meyvesi

Yazı kategorisi: Mehmet Paksu tagged 12:16 pm yazan: Minik Kelebek

Kâinatı kocaman bir ağaç olarak düşünsek, meyvesi ne olur dersiniz? Böceklerden büyük hayvanlara, bulutlardan ağaçlara, Güneş’ten okyanuslara kadar her şeyiyle kime hizmet ediyorsa kâinat, kimin rahatı için çalışıyorsa, meyvesi de o olacaktır tabii.  Tıpkı koca ağacın bütün zerreleriyle küçücük meyvesi için mesai harcaması gibi. Kâinat kadar harika bir ağacın meyvesi, en az onun kadar muhteşem olacaktır. Bu da insandır.

Cenab-ı Hak, kâinatta insanı öyle bir noktaya yerleştirmiş ki, en büyük tezatlar, en şaşırtıcı mucizeler, en hayret verici hadiseler o noktada cereyan ediyor. İnsanoğlu öyle bir yaratık ki, kâinatın her zerresine muhtaçken, aynı zamanda kâinat sarayının bütün misafirleri üzerinde tasarruf hakkına sahip yüksek bir memur… İnsandan başka hiçbir canlı kâinatın her eşyasını kullanmayı bilmiyor. Kâinatın gerçek sahibi, “insan” adını verdiği aciz ve mükemmel misafirini ağırladığı sarayda, bütün eşyanın adını sadece ona öğretmiş.


İnsan yeryüzünün en kuvvetsiz, en yetersiz ve arzuları en çok olan canlı olmasına rağmen en zengin kabiliyetler ona bahşedilmiştir. Kâinat sarayına kuşbakışı baktığınızda belki nokta kadar bile görünmeyecek insan, yaratılmışların en sanatlısı, en istidatlısı, en güzelidir aynı zamanda. Kur’ân’ın en büyük âyeti olan kâinatın halifesidir. Esmâü’l-Hüsnâ’nın, en güzel isimlerin tecellisidir. Kâinat ülkesinin yeryüzü memleketinde Ezel ve Ebed Padişahı’nın müfettişidir.
 Fakat öyle bir noktada yaratılmıştır ki, önünde iki yol vardır. Yolun biri onu bütün yaratılmışların en talihsizi haline getirebilir. Diğeri ise en mutlu yaratılan olabilir. Kendisine verilen bütün benzersiz özelliklerin yanında insanoğlunun tek görevi, cüzi iradesini kullanıp her hareketinde doğru olan yolu seçebilmektir. Fâtiha’da öğretilen sırat-ı müstakim’i, istikametli yolu, ebedî saadete kadar uzanan yolu…  

Mehmet Paksu

Yorum Yapın